ABDURRAHMAN GAZİ KÜLLİYESİ

Müellif:
ABDURRAHMAN GAZİ KÜLLİYESİ
Müellif: HAMZA GÜNDOĞDU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.08.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/abdurrahman-gazi-kulliyesi
HAMZA GÜNDOĞDU, "ABDURRAHMAN GAZİ KÜLLİYESİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/abdurrahman-gazi-kulliyesi (14.08.2020).
Kopyalama metni

Abdurrahman Gazi’nin kimliği tam olarak tesbit edilememiştir. Bazı kaynaklarda, Vâkıdî’nin Kitâbü’t-Târîḫ adlı eserine dayandırılarak Abdurrahman Gazi’nin Hz. Ömer’in hilâfetinin (634-644) ilk yıllarında veya Hz. Osman tarafından 641’de Anadolu üzerine gönderilen İyâz b. Ganm kumandasındaki ordu içinde yer alan bir kişi olduğu, Bizans’ın elindeki Erzurum’un bu İslâm ordusunca fethedildiği, fetihten sonra buraya yerleşen müslümanlara ya da İslâmiyet’i yeni kabul edenlere İslâm’ı öğretmek amacıyla görevlendirilen on kişiden (krş. Târîḫu fütûḥi’l-Cezîre, s. 232) biri olduğu üzerinde durulmaktadır. Ancak halk arasında bu kişinin “Gazi” unvanıyla anıldığı, fethe katıldığı ve fethin ardından burada öldüğü kabul edilmekte, Abdurrahman isimli bu şahsa gazilik unvanıyla birlikte şeyhlik unvanı da yakıştırılmaktadır. Mehmed Nusret eserinde İstanbul’da Veliyyüddin Efendi Kütüphanesi’nde rastladığı, İbn Hacer el-Askalânî’ye ait İnbâʾü’l-ġumr bi-ebnâʾi’l-ʿumr adlı kitapta yer alan, “Abdurrahman İbn Süleymân İbşirî -ki kendisinden gāzî diye söz edilir- abdâlın komutanı olup zühd ehli biri idi, 643 yılında Erzurum’da şehit düştü” cümlelerinin Abdurrahman Gazi’yi açıkça gazilikle tanımlayan ifadeler olduğu sonucunu çıkarmıştır. Neşrî’nin Kitâb-ı Cihannümâ’sında da söz konusu kişinin şeyh diye tanıtılması, Erzurum’da mânevî kişiliğiyle şeyh veya gazi unvanlı bu şahsın yaşadığına işaret etmektedir. Külliyenin Erzurum tahrir defterinde 1540 yılında Abdurrahman Gazi Zâviyesi olarak kaydı yer alır. İbrâhim Hakkı Erzurûmî’nin de burada zâviyedarlık yaptığı belirtilmektedir. Abdurrahman Gazi’nin kabrinin bulunduğu yerde türbe, zâviye ve bir caminin yapılmış olduğu bilinmekle birlikte bu yapılar hakkında yeterli bilgi yoktur. Ancak kabir çevresinde zamanla meydana gelen hazîre bu civarda gömülmeyi arzu eden kişilerin olduğunu göstermektedir.

1970’lerde siyah bazalt taşından iki şâhide ile 4,85 m. uzunluğunda mezardan ibaret olan kabrin üzerine 1983’te ortadan bir sivri kemerle ikiye ayrılan yan yana iki kubbeyle örtülü dikdörtgen planlı bir türbe binası inşa edilmiştir. Ortadan bir paravanla ikiye ayrılan türbede her iki kubbeli birim birer kapı ile dışa açılmaktadır. Doğudaki birim kadınlara, batıdaki birim erkeklere ait olmak üzere türbenin ziyaret edilmesi sağlanmıştır. Batıdaki kapı üzerine de türbenin 1211 (1796) yılında Vali Yûsuf Ziyâ Paşa’nın hanımı Ayşe Hatun tarafından yaptırıldığını gösteren mermer kitâbe konulmuştur. Eski türbeye ait bu kitâbe sekiz satır halinde düzenlenmiş olup on altı mısralıdır. 1794’te türbenin yanına inşa edildiği kayıtlarda bildirilen zâviyeden günümüze hiçbir iz kalmamıştır. Yine türbenin yanına Erzincanlı Ahmed İzzet Paşa tarafından yaptırılan küçük mescidin yerine de türbe ile birlikte tek kubbeli, yüksek beden duvarlı bir cami inşa edilmiştir. Kuzeyde sivri kemerli, açıklıklı ve birimlerinin üzeri üç kubbe ile örtülü olan klasik tarzda bir son cemaat yeriyle sağda tek şerefeli minare bulunmaktadır. Türbe ve cami düzgün sarımtırak kesme taştan yapılmış olup caminin önünde seyirlik amaçlı küçük bir avlu vardır. 1987’de cami ile türbe arasına erkekler için, türbenin doğu girişinin önüne ise kadınlar için birer şadırvan eklenmiş, 2013’te caminin güneybatısına bir üçüncü şadırvan inşa edilerek geniş bir ziyaretgâh haline getirilmiştir. Türbe ile caminin içindeki kalem işleri 1996’da yapılmıştır ve klasik süsleme öğelerinden esinlenmiş örnekler içerir. Cami içerisindeki mihrap, minber, kürsü, mahfil gibi elemanlar yeni olup duvarlarda ve minberde kullanılan çiniler günümüz Kütahya atölyelerinde üretilmiştir. Yakın tarihlerde türbe ve caminin yakınına inşa edilen çeşme, park ve adak yerleriyle çevre daha da genişletilmiş, ziyaretgâh ve mesire alanı halinde düzenlenmiştir.


BİBLİYOGRAFYA

, II, 756.

a.mlf., Târîḫu fütûḥi’l-Cezîre ve’l-Ḫâbûr ve Diyârbekr ve’l-ʿIrâḳ (nşr. Abdülazîz Feyyâz Harfûş), Dımaşk 1417/1996, s. 228-232.

, s. 143.

Evliya Çelebi, Seyahatnâme (haz. Yücel Dağlı v.dğr.), İstanbul 2008, II, 111.

Abdürrahim Şerif Beygu, Erzurum: Tarihi, Anıtları ve Kitabeleri, İstanbul 1936, s. 108-115.

İbrahim Hakkı Konyalı, Âbideleri ve Kitâbeleri ile Erzurum Tarihi, İstanbul 1960, s. 361-384.

M. Sadi Çöğenli – Ali Bayram, Erzurum’da Bulunan Meşhur Ziyaretgâhlar ve Kabir Ziyaretinin Adabı, Ankara 1973, s. 3-4.

Hamza Gündoğdu, “Erzurum ve Çevresindeki Tarihi Kalıntılar”, Şehr-i Mübarek Erzurum, Ankara 1988, s. 137-240.

a.mlf. v.dğr., Sanat Tarihi Açısından Erzurum, Erzurum 2011, s. 183.

Mehmet Nusret Som, Tarihçe-i Erzurum (haz. Ahmet Fidan), Erzurum 2005, s. 107-108.

Hüseyin Yurttaş v.dğr., Yolların, Suların ve Sanatın Buluştuğu Şehir Erzurum, Erzurum 2008, s. 160.

Hanifi Hancı, Seyyahların Gözüyle Erzurum, İstanbul 2009, s. 79 vd.

Muzaffer Taşyürek, Erzurum Türbeleri ve Ziyaret Yerleri, Erzurum 2010, s. 17-24.

Bilgehan Pamuk, “İbrahim Hakkı Hazretleri’nin Abdurrahman Gazi Zaviyedarlığı ve Zaviyedarlık Meselesi”, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, V/1, Erzurum 2005, s. 157-168.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul'da basılan EK-1. cildinde, 18-19 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER