AĞA MUHAMMED ŞAH - TDV İslâm Ansiklopedisi

AĞA MUHAMMED ŞAH

Müellif:
AĞA MUHAMMED ŞAH
Müellif: FARUK SÜMER
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1988
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.10.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/aga-muhammed-sah
FARUK SÜMER, "AĞA MUHAMMED ŞAH", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/aga-muhammed-sah (22.10.2020).
Kopyalama metni
15 Şâban 1154 (26 Ekim 1741) tarihinde doğdu. Babası Esterâbâd Kaçarları’nın büyük beylerinden Muhammed Hasan Han’dır. Annesi de yine aynı boyun beylerinden Muhammed Han’ın kız kardeşi idi. Kaçarlar Türkmen asıllı bir boy olup XV. yüzyılın ikinci yarısında Anadolu’nun Bozok bölgesinden (bugünkü Yozgat vilâyeti ile ona komşu bazı yöreler) Gence taraflarına gelmişlerdi. Şah Abbas XVI. yüzyılın sonlarına doğru onlardan önemli bir kolu Esterâbâd bölgesine göçürmüştü. Esterâbâd Kaçarları Aşaka Baş (Aşağı Baş) ve Yuharu Baş (Yukarı Baş) adları ile iki kola ayrılıyorlardı. Her kol altı obadan müteşekkil olup Aşaka Baş’ın büyük beyler çıkaran obası Koyunlu (Ağa Muhammed bu obaya mensuptur), Yuharu Baş’ınki ise Develü idi.

Avşar Hükümdarı Ali Şah (Âdil Şah), bir meseleden dolayı kızmış olduğu Muhammed Hasan Han’ı ele geçiremeyince, henüz yedi sekiz yaşlarında bulunan oğlu Ağa Muhammed’i hadım ettirdi (1748). Avşar hükümdarları iç çekişmeler yüzünden birbirlerini tasfiye edip ortadan çekilince Lur kavminden Kerim Han Zend ile Ağa Muhammed’in babası Muhammed Hasan Han siyasî sahnede göründüler (1750) ve ikisi arasında çetin bir mücadele başladı. Kerim Han, Muhammed Hasan Han’ı Esterâbâd’da muhasara etti ise de ağır bir mağlûbiyete uğradı. Muhammed Hasan Han birbiri arkasından kayda değer başarılar elde etti. Irâk-ı Acem’i ele geçirdiği gibi, Afgan Âzâd Han’ı yenerek Azerbaycan’ı da idaresi altına aldı ve dokuz oğlundan en büyüğü olan on beş yaşındaki Ağa Muhammed’i Azerbaycan valiliğine tayin etti (1757).

Ağa Muhammed, Şîraz’da bulunan Kerim Han Zend’in üzerine yürüyen babasının başarısızlığa uğraması ve ardından Esterâbâd’da yenilerek kendi adamları tarafından öldürülmesi üzerine (1759), rehin olarak Şîraz’a götürüldü. İran’ın büyük bir kısmında Kerim Han’ın hâkimiyeti tanınmakla birlikte Kerim Han İran’da siyasî birliği kurma gayesini taşımadı. Şîraz’da oturdu ve zamanını Şîraz’ı imar etmek ve geceleri eğlenmekle geçirdi. Bu arada Kaçar Muhammed Hasan Han’ın oğullarından Hüseyin Kulı Han’a Damgan valiliğini verdi ve bir rehine sıfatı ile Şîraz’da oturttuğu Ağa Muhammed’e karşı da şefkatle davrandı. Bu durum Kerim Han’ın ölümüne kadar devam etti (1779).

Ağa Muhammed, Kerim Han’ın zevcelerinden olan halası Hatice Begüm Hanım’ın yardımı ile Şîraz’dan kaçtı. Rey bölgesine gelir gelmez babasının haklarını elde etmek için mücadeleye atıldı. Fakat kendisine ilk güçlüğü çıkaranlar kardeşleri Rızâ Kulı Han ile Murtaza Kulı Han oldu. Bunların, ağabeyleri Ağa Muhammed’in Mâzenderan’a girmesini önleme yolundaki gayretleri sonuç vermediği gibi Rızâ Kulı Han da esir alındı (1780). Bununla beraber Ağa Muhammed Han kardeşinin kusurunu bağışladı ve onu serbest bıraktı. Mâzenderan’a hâkim olan Ağa Muhammed Han, Zend Ali Murad Han’ın askerlerini yenerek durumunu kuvvetlendirdi. Rızâ Kulı Han, hayatının bağışlanmasına ve serbest bırakılmasına rağmen ağabeyi Ağa Muhammed’e yeni güçlükler çıkarmaktan geri kalmadı. Fakat Ağa Muhammed’e karşı tutunamayarak Bakü taraflarına gitmek zorunda kaldı. Orada müttefikler bulup Gîlân’ı istilâ etti ise de yenilip Bakü’ye döndü. Sonra Rusya’ya gitti ve orada öldü. Ağa Muhammed 1782 yılı başında Esterâbâd’a geldi; bütün kardeşleri ve akrabaları yanında olduğu halde babası Muhammed Hasan Han’ın mezarını ziyaret etti. Aynı yıl Gîlân ele geçirildiği gibi Zend Ali Murad Han’ın kumandanı Ramazan Han’a karşı da önemli bir zafer kazanıldı. Daha sonra Kazvin ve Zencan yöresi de Ağa Muhammed Şah’ın hâkimiyeti altına girdi. Bu başarılarda muktedir bir ordu kumandanı olarak kardeşi Ca‘fer Kulı Han’ın mühim bir payı vardı. Fars, Irâk-ı Acem ile diğer bazı yerlerin hâkimi Zend Ali Murad Han’ın bir ordusunun Hemedan taraflarında yenilmesi üzerine (Temmuz 1783), Zend hükümdarı bizzat harekete geçerek Tahran’a geldi. Bu arada Esterâbâd’a çekilen Ağa Muhammed Han Yomut Türkmenleri’ni de yardıma çağırarak Ali Murad Han’ın kuvvetlerini mağlûp etti (1784). Ali Murad Han ülkesine dönerken İsfahan yakınlarında öldü. Yerine geçen Ca‘fer Han’ın aynı yıl Ağa Muhammed Han’ın üzerine gönderdiği ordu da Kâşân yöresindeki Nasrâbâd mevkiinde yapılan savaşta mağlûp edildi. Bu başarılardan sonra şahlık mevkiine çok yaklaştığını gören Ağa Muhammed Han, bu savaşlar sırasında ele geçirilmiş olan Tahran’ı devletinin merkezi yaptı. Eskiden büyük bir köy olan, Safevîler ve Kerim Han zamanında biraz imar gören Tahran, ilk defa bir devlet merkezi haline getirilmiş oldu.

Ca‘fer Han’ın Hemedan’da yenilip tekrar Fars’a dönmek zorunda kalmasından sonra Ağa Muhammed Han 11 Cemâziyelevvel 1200 (12 Mart 1786) tarihinde Tahran’da şahlık tahtına oturdu; adına hutbe okundu ve sikke kesildi. Böylece İran’da Kaçar hânedanı saltanatı başlamış oldu. Ağa Muhammed’in yönetimi altında bütün Kaçarlar birleşerek kuvvetli bir dayanışma gösterdiler.

Ağa Muhammed Şah 1786 ve 1788 yıllarını Irâk-ı Acem ile ona komşu yörelerde hâkimiyetini sağlamlaştırmakla geçirdi; kardeşi Rızâ Kulı Han Gîlân’da mağlûp edildiği gibi, Ca‘fer Han da bizzat Ağa Muhammed Şah tarafından Şîraz’a dönmek zorunda bırakıldı. Ca‘fer Han’ın ölümü (1788) üzerine, yerine Sayd Murad Han ve daha sonra da Ca‘fer Han’ın oğlu Lutf Ali Han tahta oturdu (1789). Bu sırada Şîraz’ı kuşatan Ağa Muhammed Şah ile yapılan savaşta Lutf Ali Han yenildi ise de (Eylül 1789) şehir alınamadı ve Ağa Muhammed Şah kuşatmayı kaldırarak Tahran’a döndü. Ağa Muhammed Şah, eşsiz bir kumandan olarak devletin kurulmasında unutulmaz hizmetlerde bulunmuş olan kardeşi Ca‘fer Kulı Han’ı, emirlerini dinlememek ve bilhassa Horasan hanları ile birleşip isyan çıkarmayı düşünmekle itham ederek ortadan kaldırdı (1790). Aynı yıl kendisi Azerbaycan üzerine yürürken yeğeni Feth Ali Han ile Develü Mustafa Han idaresindeki bir kuvveti de Lutf Ali Han’a karşı gönderdi. Azerbaycan’daki hanların en kuvvetlisi ve Tebriz ile bazı komşu yöreleri elinde tutan Sâdık Hân-ı Şikakî’yi yenip kaçmaya mecbur ettikten sonra Azerbaycan eyaletini Dünbülî Hüseyin Han’a verdi. Zend Lutfî Han’a gönderdiği kuvvet de başarılar kazanarak Şîraz’a girdi. Çok geçmeden Ağa Muhammed Şah da Fars’a geldi; şiddetli bir savaştan sonra Lutf Ali Han’ı bozguna uğrattı (Haziran 1791). Bu zafer Zend Devleti’nin yıkılmasına sebep oldu. Şîraz’ın ileri gelenlerinden Hacı İbrâhim Han, Fars beylerbeyiliğine getirildi. Şîraz yöresinde yaşayan ve Zend hânedanının başlıca dayanağı olan 12.000 çadırlık Lur topluluğu Tahran taraflarına göçürülürken bu hânedanın mensupları da Tahran’a nakledildiler. Ağa Muhammed Şah daha sonra Tahran’a döndü (Eylül 1791). Lutf Ali Han üç yıl kadar daha Kaçar hükümdarını uğraştırdıktan sonra ele geçirilip Tahran’da öldürüldü (1794). Aynı yıl Ağa Muhammed Şah Tâlişler ile Şuşa hâkimi ve otuz iki oymağının reisi Cevânşîr İbrâhim Halil Han’ı, Tiflis’teki Gürcü kralını ve Şirvan hâkimini itaat altına almak gayesiyle Azerbaycan’a gitti. Sefer başarılı oldu, hatta Gürcü kralı mağlûp edilerek pek çok esir alındı. Ancak bu vilâyetlerde devlet hâkimiyetini sağlayacak esaslı tedbirler alınamadı.

Ağa Muhammed Şah ertesi yıl Horasan üzerine yürüdü. İran’ın bu geniş eyaleti, Nâdir Şah’ın ölümünden (1747) beri, İran’ın diğer yerlerinden ayrı bir siyasî kadere tâbi olmuştu. Bu yüzden Herat Afganlar’ın idaresine, Merv de Özbekler’in eline geçmişti. Meşhed Nâdir Şah’ın torunlarının elinde olmakla beraber hâkimiyetleri şehir surlarının ötesine gitmiyordu. Ağa Muhammed Şah ise İran’ı, Şah İsmâil devrindeki siyasî hudutlarına ulaştırmak gayesini taşıyordu. Kaçar hükümdarı Meşhed’e varınca Nâdir Şah’ın torunu Şâhruh tarafından karşılandı. Meşhed’i fiilen idare eden Şâhruh’un oğlu Nâdir Sultan ise Herat’a Afganlar’ın yanına kaçmıştı. Şâhruh, yanında bulunan diğer oğulları ve yakınları ile birlikte Mâzenderan’a gönderildi. Ağa Muhammed Şah Herat ve Belh’i Afganlar’dan, Merv’i de Özbekler’den alıp adı geçen yerlere bizzat kendisi tayinler yapmak istiyordu. Fakat Ruslar’ın Kuzey Azerbaycan’a girdiklerini haber alınca süratle o tarafa hareket ederek büyük bir orduyla Erdebil’e girdi. Bu sırada II. Katerina’nın ölümü (1796) dolayısıyla Rus kuvvetleri geri çekildiğinden aralarında çarpışma olmadı. Bunu fırsat bilen Kaçar hükümdarı Karabağ bölgesinde bulunan Halil İbrâhim Han’ın üzerine yürüdü ve Şuşa’yı aldı. Fakat bu sırada şahsî hizmetindeki üç kişi tarafından öldürüldü (21 Zilhicce 1211 / 17 Haziran 1797).

Güçlü bir hükümdar olan Ağa Muhammed Han’ın en büyük başarısı İran’da siyasî birliği kurması, hâkimiyeti altında bulunan yerlerde dirlik düzenlik sağlaması ve âdil bir idare uygulamasıdır. Buna rağmen pek katı yürekli bir hükümdardı; verdiği en hafif ceza burun ve kulak kesilmesi idi ki bazan bunu bizzat kendisi yerine getirirdi. Bu husus, küçük yaşta hadım edilmesinin ruhî hayatında yaptığı menfi tesirle ilgili olmalıdır.

Ağa Muhammed Şah’ın kurmuş olduğu Kaçar Devleti kendisinden sonra 128 yıl devam etmiştir.

BİBLİYOGRAFYA
Mirza Muhammed Sâdık, Târîḫ-i Gîtî-guşâ (nşr. Saîd-i Nefîsî), Tahran 1317; Ebü’l-Hasan b. Muhammed Emîn Gülistâne, Mücmelü’t-tevârîḫ (nşr. Müderris-i Razavî), Tahran 1320 hş.; Mirza Halîl Mar‘aşî, Mecmaʿu’t-tevârîḫ (nşr. Abbas İkbâl), Tahran 1328 hş.; Abdürrezzâk b. Necef Kulı Han, Meʾâs̱ir-i Sulṭâniyye, Tahran 1351, s. 14 vd.; Rızâ Kulı Han Hidâyet, Ravżatü’ṣ-ṣafâ-yı Nâṣırî, Tahran 1338-39, IX, 50 vd.; C. T. Tabâtabâî, Sikkehâ-yı Şâhân-ı İslâmî-i Îrân, Tebriz 1350, II, 289; E. Pakravan, Aga Mohammad Gajar, Tahran 1953; G. Hambly, “Aga Mohammad Khan and the Establishment of the Qajar Dynasty”, RCAJ, L (1963), s. 161-174; Cl. Huart, “Ağa Muhammed Han”, İA, I, 148; a.mlf. – L. Lockhart, “Āg̲h̲ā Muḥammad Shāh”, EI2 (İng.), I, 246-247; J. R. Perry, “Āḡā Moḥammad Khan Qāǰār”, EIr., I, 602-605.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1988 yılında İstanbul'da basılan 1. cildinde, 455-456 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER