ARSLAN HAN

ARSLAN HAN
Müellif: ABDÜLKERİM ÖZAYDIN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1991
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 17.02.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/arslan-han
ABDÜLKERİM ÖZAYDIN, "ARSLAN HAN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/arslan-han (17.02.2020).
Kopyalama metni
Babası Süleyman, Tamgaç Han İbrâhim’in torunudur. Karahanlı Hükümdarı Kadır Han Cebrâil, Sultan Melikşah’ın oğulları arasında çıkan karışıklıklardan faydalanarak Horasan’ı ele geçirmek isteyince Melik Sencer tarafından esir alınarak idam edildi. Sencer bu olaydan sonra Mâverâünnehir’i yeniden teşkilâtlandırmaya başladı ve Muhammed b. Süleyman’ı Arslan Han unvanıyla Semerkant’ta Batı Karahanlı tahtına çıkardı (1102). Arslan Han, Sencer’in tavsiyelerine uyarak halka iyi davrandı ve kan dökülmesine engel oldu. Bir müddet sonra da Karahanlı hânedanından Ömer Han tarafından Semerkant’tan uzaklaştırıldı. Ancak Sencer’in müdahalesiyle Ömer Han mağlûp edildi. 1103 yılında yine Karahanlı hânedanından Sagun (Sağır) Bey unvanıyla tanınan Hasan b. Ali onunla mücadeleye girişti. Arslan Han, Sencer’in yardımıyla onu da bozguna uğratarak bu tehlikeden kurtuldu. Sagun Bey daha sonra af dileyerek Arslan Han ile anlaştı ise de 1109 yılında tekrar asker toplayarak onun üzerine yürüdü. Arslan Han her zamanki gibi Sencer’den yardım istemek zorunda kaldı. Sencer büyük bir orduyla Sagun Bey üzerine yürüdü. Nahşeb’de yapılan savaşta Sagun Bey’i mağlûp eden Selçuklu ordusu çok sayıda esirle Horasan’a döndü.

Birkaç yıl sonra Arslan Han halkın malına el uzattığı, onlara zulüm ve haksızlık ettiği, ülkeyi harabeye çevirdiği ve emirlerini dinlemediği gerekçesiyle Sencer’e şikâyet edildi. Bunun üzerine Sencer Mâverâünnehir’e hareket etti. Bunu duyan Arslan Han korkuya kapıldı ve Sencer’in gözde emîrlerinden Kamaç’a haber gönderip aralarını düzeltmesini istedi. Sencer huzura gelip itaat arzetmesi şartıyla onu affedeceğini bildirdi. Arslan Han ise kendisine bağlı olduğunu, ancak yaptıklarından dolayı huzuruna gelmekten korktuğunu bildirdi. Sonunda Sencer barışa razı oldu, Arslan Han da itaat arzetti (507/1113-14).

Arslan Han 1130 yılından önceki bir tarihte felç geçirince yerine oğlu Nasr Han’ı nâib tayin etti. Nasr Han cesur ve yiğit bir hükümdardı. Fakat şehirde büyük nüfuz ve itibara sahip olan bir Alevî ile şehrin reisi iş birliği yaparak Nasr’ı öldürdüler. Arslan Han bunun üzerine Türkistan’da bulunan diğer oğlu Ahmed’i Semerkant’a çağırdı. Öte yandan oğlunun bunlarla başa çıkamayacağını düşünerek Sencer’den yardım istedi. Ancak Ahmed kendisini karşılamaya gelen Alevî’yi öldürttüğü gibi reisi de hapsettirdi. Âsilerin cezalandırıldığını öğrenen Arslan Han, Sultan Sencer’e haber gönderip durumu bildirdi ve geri dönmesini istedi. Sencer buna çok kızdı ve bulunduğu yerde birkaç gün bekledi. Ava çıktığı bir sırada da gördüğü bir grup süvariyi yakalatıp sorguya çektirdi. Süvariler, kendilerinin Arslan Han tarafından Sencer’i öldürmek üzere görevlendirildiklerini itiraf ettiler. Bunun üzerine Sencer Semerkant’a yürüyüp şehri muhasara etti, Arslan Han da bir kaleye sığınmak zorunda kaldı. Sencer şehri zaptederek yağmalayınca (1130) Arslan Han af ve aman diledi. Hükümdar da onu affederek Belh’e gönderdi. Arslan Han bir müddet sonra bir rivayete göre orada, başka bir rivayete göre ise Merv’de öldü ve burada yaptırmış olduğu türbeye defnedildi.

Dindar bir hükümdar olan Arslan Han ülkede huzur ve sükûnu sağladıktan sonra 12.000 kişilik hassa ordusuyla gayri müslimlere karşı sık sık cihada çıkmış ve bundan dolayı “gazi” unvanını almıştır. Medeniyet ve refahın gelişmesi için de büyük gayret sarfetmiş ve bazı köprüler yanında İskickes’te bir ribât*, Şarğ’da ve Şehristan’da cuma camileri inşa ettirmiştir. Şehristan’daki Cuma Camii Moğol istilâsına, minaresi ise günümüze kadar ayakta kalabilmiştir. Onun zamanında Batı Karahanlılar Selçuklular’a daha fazla bağımlı hale gelmişler ve sikkelerde Sencer’in adına yer vermişlerdir. Sencer’in Arslan Han’dan “nâib ve hudut memurumuz” diye bahsetmesi de bunu göstermektedir.

BİBLİYOGRAFYA
İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, X, 350, 367, 427, 497, 661; XI, 82, 83; , s. 239; Zambaur, Manuel, s. 206; Bosworth, İslâm Devletleri Tarihi, s. 139; a.mlf., “Ilek Khāns”, EI2 (İng.), III, 1114; Reşat Genç, Karahanlı Devlet Teşkilâtı, Ankara 1981, s. 59; Barthold, Türkistan, s. 127, 129, 133, 140, 151, 643; a.mlf., “Arslan Han”, İA, I, 610; M. Altay Köymen, Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarihi, Ankara 1984, II, 158-163; Omelyan Pritsak, “Kara-Hanlılar”, İA, VI, 266-267.
Bu madde ilk olarak 1991 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 3. cildinde, 401 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.