BASMACI HAREKETİ

Müellif:
BASMACI HAREKETİ
Müellif: ABDÜLKADİR DONUK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1992
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 25.02.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/basmaci-hareketi
ABDÜLKADİR DONUK, "BASMACI HAREKETİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/basmaci-hareketi (25.02.2020).
Kopyalama metni

“Baskın yapan, hücum eden” mânasına gelen bu tabir, Çarlık döneminde Ruslar tarafından Türkmenistan, Başkırdistan ve Kırım’da faaliyet gösteren çeteciler için kullanılmıştır. Basmacılar halka dokunmazlar, sadece Rus memurları soyar, hazine mallarını yağmalar ve aldıkları ganimetleri fakirlere dağıtırlardı.

1917 Bolşevik İhtilâli’nden sonra Türkistan’da faaliyet gösteren silâhlı mukavemet kuvvetlerine Basmacı denilmesinin sebebi, bu kuruluşların başına geçenlerin bir kısmının ihtilâlden önceki yıllarda da Basmacılık yapmış olmalarıdır. 1917 ihtilâlinden önce ve sonra Ruslar’a karşı silâhlı mücadelede bulunan Türkistanlılar, kendilerini hiçbir zaman Ruslar’ın “haydut, çeteci” anlamında kullandıkları ve dünyaya böyle göstermek istedikleri tarzda Basmacı olarak tanıtmamışlar, İslâm askerleri, vatan müdafaacıları ve Türkistan âzatlığının askerleri olarak göstermişlerdir.

Basmacı hareketlerinin tek gayesi, “Türkistan Türkistanlılarındır” sloganında ifadesini bulan, Türkistan’ı Ruslar’dan kurtararak istiklâline kavuşturmaktı.

Basmacı Hareketi 1918 yılında Korbaşı Ergaş’ın liderliğinde Hokand şehrinde başladı ve kısa zamanda diğer bölgelere de yayıldı. Hokand’da üç gün içinde Ruslar tarafından 10.000’den fazla Türkistanlı öldürüldü. 1918’de kırktan fazla korbaşının (Türkistanlı lider) önderliğinde yapılan mücadelelerde ayaklanmalar Fergana vadisine yayıldı. Bu bölgede Ruslar’la birlikte hareket eden Ermeniler 180 köyü ateşe verdiler ve yaklaşık 20.000 kişiyi öldürdüler. 18 Ağustos 1919’da Rus orduları Türkistan cephesi kumandanlığına getirilen Frunze’nin belirttiği gibi (bk. Hayit, Sovyetler Birliği’ndeki..., s. 148) Sovyetler’in amacı bütün Türkistan’ı işgal etmekti. Basmacılar ile Kızıl Ordu arasında çok kanlı savaşlar oldu. Fergana vadisinde Mehmed Emin Beg, Şîr Muhammed Beg, Nur Muhammed Beg, Hal Hoca ve Korbaşı Parpi gibi liderlerin emri altındaki mücahidler zaman zaman Sovyet ordusuna kayıplar verdirdiler ve mücadelelerini 1921’e kadar sürdürdüler; hatta bölgenin lideri Mehmed Emin Beg 1919’da geçici bir Fergana hükümeti kurduysa da 7 Mart 1920’de Sovyetler’e teslim olmak zorunda kaldı. Yerine geçen Şîr Muhammed Beg de Sovyetler’e boyun eğmedi, 3 Mayıs 1920’de geçici bir Türkistan hükümeti kurarak komşu devletlerle münasebet kurmaya çalıştı. Bu arada 31 Mayıs’ta kardeşi Nur Muhammed’i Afganistan’a elçi olarak gönderdiyse de Kızıl Ordu Hîve Hanlığı’nı ve Buhara Emirliği’ni işgal etti. Sovyet Rusya’nın buralarda merkeze bağlı halk cumhuriyetleri kurdurmasına rağmen halk millî mücadeleye devam etti.

Basmacı hareketleri Enver Paşa’nın 8 Kasım 1921’de Türkistan’a gelip başa geçmesiyle daha da şiddetlendi. Onun Türkistan’daki millî mücadelelerin başkumandanı olmasından sonra Ruslar önemli kayıplar verdiler ve 19 Nisan 1922’de barış istemek zorunda kaldılar. Fakat Enver Paşa, “Barış antlaşmasının ancak Türkistan topraklarındaki Sovyet askerlerinin çekilmesinden sonra söz konusu olabileceğini belirterek” bu teklifi reddetti. Bu sıralarda Semerkant şehrinde Türkistan Türk Müstakil İslâm Cumhuriyeti kurulmuştu. Yıllardır bütün Türkistan’ı ele geçirmek için savaşan ve Türkistan’dan çekilmek niyetinde olmayan Sovyetler daha şiddetli saldırılara başladılar. 1922’de Sovyetler’in genel bir saldırıya geçmesi üzerine Basmacı liderleri birbirlerinden ayrılmak zorunda kaldılar ve geçici Türkistan hükümeti dağıldı. Şîr Muhammed Beg Afganistan’a geçti, diğer liderlerden Muhyiddin Beg öldürüldü, Canı Beg de teslim oldu. 4 Ağustos 1922’de Belcuvan’a giren bir Sovyet birliğine karşı bizzat yakın muharebeye katılan Enver Paşa on bir Rus’u öldürdü, fakat karşı tarafın makineli tüfek ateşi altında kendisi de şehid oldu.

Enver Paşa’nın ölümüyle Basmacı hareketleri sona ermedi, fakat genellikle Ruslar’ın üstünlüğü ile devam etti. Kızıl Ordu Basmacılar’a karşı savaşını her yerde sürdürdü. Mücahidlere yardım eden Türkler hapishanelere atıldı. Böylece Basmacılığın birinci devri sona erdi. 1924’te başlayan Basmacılığın ikinci devresinde mücahidler silâh buldukça mücadeleye devam ettiler. Bu mücadeleler de 1935’e kadar sürdü ve bu tarihte Ruslar Basmacılık harekâtına kesin olarak son verdiler.

Basmacı harekâtının başarıya ulaşamamasının başlıca sebepleri arasında korbaşı denen Türkistanlı liderlerin kendi aralarında düzenli bir birlik ve merkezî bir kumandanlık kuramamaları, savaşlarda tank, uçak, top ve zehirli gaz gibi silâhlar kullanan Ruslar’a karşı mücahidlerin makineli tüfeklerinin bile olmayışı ve nihayet dışarıdan yardım alamamaları zikredilebilir.

Ruslar Basmacılar’a karşı kazandıkları başarıları tarihlerinin kahramanlık sayfaları olarak kabul ederler. Dışarıya karşı haydutluk olarak tanıttıkları bu hareketlerin birçok Sovyet kumandanı ve aydını tarafından bir millî mücadele olduğu itiraf edilmiştir. Nitekim Sovyet ordularının Türkistan cephesi kumandanı olan Frunze Basmacılığın çetecilik olmadığını, eğer böyle olsaydı onların daha önceden ortadan kaldırılabileceğini ifade ederken Sovyet Rusya komiseri olarak savaşlara katılan Skalov, “Basmacılık Türkistan halkının yabancı hâkimiyeti aleyhindeki millî isyanıdır” demektedir. Türkistan’da Sovyet hâkimiyetini kuran Valeriy Kuybesev ise bu hareketi sadece bir haydutluk kabul etmenin yanlış olacağını, onun siyasî bir inkılâp olduğunu” söyler. Ginzburg ve Vasilevskiy adlı Sovyet komiserleri de, “Basmacılığın gayesi, Türkistan’ı Rusya’dan kurtarmak ve zulümsüz bir Türkistan kurmaktan ibarettir” derler. Sovyet edibi Boris Pilnyak ise, “Basmacılar isim ve şeref sahibidirler” demiştir.

Bununla birlikte Sovyetler Birliği’nde çıkan eserler bu konuda genellikle sübjektiftir. Nitekim Sovyetler Basmacılık meselesiyle ilgili arşiv belgelerinin yayımlanmasına henüz izin vermemiştir. Bu da Sovyet ideolojisinin bugün hâlâ Basmacılığın etkisinden kurtulamadığını gösterir (bk. Hayit, Sovyetler Birliği’ndeki..., s. 154-156).


BİBLİYOGRAFYA

J. Castagne, Les Basmatchis, Paris 1925.

Abdullah Recep Baysun, Türkistan Millî Hareketi, İstanbul 1945.

Zeki Velidî Togan, Bugünkü Türkili (Türkistan) Tarihi, İstanbul 1947, s. 419-474.

a.mlf., Hâtıralar, İstanbul 1969, s. 329-458.

A. Oktay, Türkistan Millî Hareketi ve Mustafa Çokay, İstanbul 1950.

Cemal Kutay, Enver Paşa Lenin’e Karşı, İstanbul 1955.

C. W. Hostler, Turkism and the Soviets, London 1957, s. 65, 154 vd.

Tahir Çağatay, Türkistan Kurtuluş Hareketleriyle İlgili Olaylardan Sahneler, İstanbul 1959.

Ali Bademci, 1917-1934 Türkistan Millî İstiklâl Hareketi ve Enver Paşa, İstanbul 1975, I, 129-506.

Baymirza Hayit, Türkistan, İstanbul 1975, s. 275-305.

a.mlf., Sovyetler Birliği’ndeki Türklüğün ve İslâmın Bazı Meseleleri, İstanbul 1987, s. 145-158.

a.mlf., “Türkistan’da Basmacılık Hareketi Tarihi Hakkında Bazı Mülâhazalar”, Millî Türkistan, sy. 118, İstanbul 1966, s. 13-21.

Fazalur-Rahim Khan Marwat, The Basmachi Movement in Soviet Central Asia, Peshawar 1985.

Mustafa Çokayoğlu, “Hokand Muhtariyeti Hakkında”, Yeni Türkistan, sy. 7, İstanbul 1927, s. 7-11.

a.mlf., “Kerenskiy ve Türkistan Millî Hareketi”, a.e., sy. 9-10 (1930), s. 21-29.

Mustafa Chokaev, “The Basmaji Movement in Turkestan”, Asiatic Review, XXIV, London 1928, s. 279.

Şîr Muhammed Beg, “Türkistan Millî Hareketlerinden Parçalar”, Türkistan Sesi, sy. 313, Ankara 1956, s. 19-25.

İbrahim Yarkın, “Muhtar Türkistan ve Alaş Hükümetleri ile Basmacılık Hareketi Hakkında”, , sy. 23 (1964), s. 36-43.

Ahmet Cebeci, “Türkistan’da Basmacılık (Millî Kurtuluş Hareketi)”, Töre, sy. 51, Ankara 1975, s. 28-45.

M. Broxup, “The Basmachi”, , II/1 (1983), s. 57-81.

G. Fraser, “Basmachi I”, a.e., VI/1 (1987), s. 1-73.

E. B. Özbilen, “Türkistan’da Basmacı Hareketi”, Türkistan Dergisi, sy. 4, İstanbul 1988, s. 13-18.

Selahi R. Sonyel, “Enver Pas̲h̲a, and the Basmaji Movement in Central Asia”, , XXVI/1 (1990), s. 52-64.

Bu madde ilk olarak 1992 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 5. cildinde, 107-108 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.