BENÎ SASRÂ

بنو صصرى
Müellif:
BENÎ SASRÂ
Müellif: CENGİZ KALLEK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1992
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 12.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/beni-sasra
CENGİZ KALLEK, "BENÎ SASRÂ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/beni-sasra (12.11.2019).
Kopyalama metni

Ailenin ismi, klasik kaynaklarda hakkında hiçbir bilgi bulunmayan Sasrâ adındaki atalarından gelmektedir. Sasrâ kelimesi Sasrî, Sasarî, Sasarrî, Sasarrâ, Sasurâ, Sasurrâ gibi değişik şekillerde telaffuz edilmiş, hatta harflerin noktasız yazılması sebebiyle Sa‘râ, Safrâ ve Mısrî olarak yanlış okunmuş, ancak incelemeler sonucunda doğrusunun Sasrâ olduğu anlaşılmıştır. Ailenin menşei hakkında bilgi bulunmamakla birlikte mensuplarının biyografilerinde rastlanan Rebaî, Tağlibî (bazı kaynaklarda yanlış olarak Sa‘lebî) ve Beledî nisbeleri bu hususta bir fikir vermektedir. Beled, Diyârırebîa bölgesinde Musul civarında bir yerleşim merkezidir. Tağlib ise Rebîa kabilesinin bir koludur. Bunlardan hareketle Tağlib’e mensup olup Beled’de yaşayan ailenin V. (XI.) yüzyıldan önceki bir tarihte Şam’a (Dımaşk) göç ettiği söylenebilir. Biyografik bilgilerden, önce şehrin kuzeydoğusundaki Bâbü Tûmâ bölgesinde, daha sonra ise kuzeybatısındaki Cebelikāsiyûn’un yamaçlarında yerleştiği anlaşılan Benî Sasrâ’nın buralarda aile kabristanları da vardır.

Kaynaklarda V. (XI.) yüzyılın ilk yarısından önce ve IX. (XV.) yüzyıldan sonra hiçbir üyesinin biyografisine rastlanmaması, ailenin en meşhur şahsiyetlerinin bu tarihler arasında yaşadığı fikrini vermektedir. Söz konusu dönemin ilim hayatı ve devlet yönetiminde belli bir ağırlığı olduğu anlaşılan Benî Sasrâ’ya mensup kişilerin zaman zaman Kahire’ye davet edilerek mal varlıklarına el konulması, ekonomik güçlerinin iktidarı rahatsız edecek boyutlara ulaştığını düşündürmektedir. Aile fertlerinin tamamı Şâfiî mezhebine mensuptur.

Benî Sasrâ ailesinin tanınmış bazı simaları şunlardır:

1. Ebü’l-Hasan Ali b. Hüseyin b. Ahmed b. Muhammed b. Hüseyin b. Sasrâ (ö. 467/1074). Dımaşklı hadis hâfızı Temmâm er-Râzî başta olmak üzere birçok hadisçiden rivayette bulundu. Kendisinden de Hatîb el-Bağdâdî, kızından torunu İbnü’l-Ekfânî gibi âlimler hadis nakletti. İbn Asâkir onun sika* bir râvi olduğunu söylemektedir. 23 Muharrem 467’de (18 Eylül 1074) Dımaşk’ta öldü (İbn Asâkir, XII, 24; , II, 323; , V, 100; İbnü’l-İmâd, III, 329).

2. Ebü’l-Berekât Mahfûz b. Hasan b. Muhammed (ö. 545/1151). 465 (1072-73) yılında doğdu. Benî Sasrâ ailesi onun soyundan gelenlerle devam etti. Sasrâ’ya dayanan soy şeceresi şöyledir: Mahfûz b. Hasan b. Muhammed b. Hasan b. Ahmed b. Hüseyin b. Sasrâ. Nasr b. Ahmed el-Hemedânî’den hadis dinledi. Kendisinden de torunu Ebü’l-Mevâhib ve İbn Asâkir’in oğlu Kāsım rivayette bulundu. İbn Asâkir de ondan Bâbü Tûmâ’daki evinde bir hadis işittiğini söylemektedir. 18 Zilhicce 545’te (7 Nisan 1151) vefat etti ve Bâbü Tûmâ aile kabristanına defnedildi (İbnü’l-Kalânisî, s. 484; İbn Asâkir, XVI, 285; , XXI, 267; , V, 304).

3. Sâinüddin Ebü’l-Ganâim Hibetullah b. Mahfûz b. Hasan (ö. 563/1168). 511’de (1117) Dımaşk’ta doğdu. Kur’an’ı ezberledi. Dımaşk, Mekke ve Medine’de kıraat âlimi Ebû Muhammed Hibetullah b. Ahmed b. Tâvûs el-Bağdâdî, Yahyâ b. Bıtrîḳ, Cemâlülislâm Ebü’l-Hasan Ali b. Müsellem es-Sülemî gibi âlimlerden hadis, fıkıh ve kıraat okudu. Yirmi yaşında iken kadılık yaptı. Dımaşk, Mekke ve Medine’de hadis rivayetinde bulundu. İbnü’l-İmâd onun sâlih ve sika bir kişi olduğunu söylemektedir. Cemâziyelâhir 563’te (Mart 1168) Dımaşk’ta vefat etti ve Bâbü Tûmâ aile kabristanına defnedildi (Münzirî, III, 241, 533; , XXI, 266; İsnevî, II, 143-144; İbnü’l-İmâd, IV, 210).

4. Bahâeddin Ebü’l-Mevâhib Hasan b. Hibetullah b. Mahfûz (ö. 586/1190). Kur’an ve hadis hâfızı olan Ebü’l-Mevâhib 537’de (1142-43) Dımaşk’ta doğdu. Bağdat, Dımaşk, Halep, Hama, Hemedan, İsfahan, Kudüs, Musul, Tebriz ve Tikrît gibi şehirlerde dedesi Mahfûz, İbnü’l-Kalânisî, İbn Sa‘dûn el-Kurtubî, İbn Şâtîl ve Nasrullah b. Muhammed el-Massîsî başta olmak üzere birçok âlimden hadis dinledi. Uzun süre ilminden faydalandığı hocası İbn Asâkir’den birçok rivayette bulundu. Oğlu Sâlim ve İbnü’d-Dübeysî gibi âlimler de kendisinden hadis nakletti. İbnü’d-Dübeysî onun sika olduğunu söylemektedir. Zehebî’nin on altı cüz hacminde olduğunu söylediği Muʿcemü’ş-şüyûḫ ile Fezâʾilü’s-sahâbe, Fezâʾilü Beyti’l-makdis, ʿAvâlî İbn ʿUyeyne ve Rubâʿiyyâtü’t-tâbiʿîn gibi bazı eserler kaleme almış olup bunların günümüze ulaştığı bilinmemektedir. Dımaşk’ta vefat eden Ebü’l-Mevâhib, Cebelikāsiyûn’daki aile kabristanına (Türbetüssasriyye) defnedildi (İbnü’d-Dübeysî, XV, 169; Münzirî, I, 146-148; İbn Kudâme el-Makdisî, IV, 134-136; , III, 91-92; a.mlf., Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XXI, 264-266; a.mlf., Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, IV, 1358-1360; Safedî, XII, 292-294; Yâfiî, III, 432; Süyûtî, s. 482; İbnü’l-İmâd, IV, 285; , I, 547; II, 130, 196, 509; , I, 279; Kettânî, s. 99, 159; Müneccid, s. 57).

5. Şemseddin Ebü’l-Kāsım Hüseyin b. Hibetullah b. Mahfûz (ö. 626/1228). Bahâeddin Ebü’l-Mevâhib’in kardeşi olup 530’lu (1135) yıllarda Dımaşk’ta doğdu. İbn Ebû Asrûn’dan Şâfiî fıkhı tahsil etti. Bağdat, Dımaşk, Halep ve Mekke’de babası, dedesi Mahfûz b. Sasrâ, anne tarafından dedesi Ebü’l-Mekârim Abdülvâhid b. Hilâl ve Ebü’n-Necîb es-Sühreverdî ile Sıbtu’l-Hayyât’ın da aralarında bulunduğu yüzlerce âlimden hadis dinledi. Hocalarının biyografilerini derlediği on yedi cüz hacminde bir eseri olduğu bilinmektedir. Kendisinden Münzirî, Ziyâeddin el-Makdisî ve İbnü’s-Sâbûnî gibi meşhur âlimler rivayette bulundu. 23 Muharrem 626’da (22 Aralık 1228) Dımaşk’ta vefat etti ve Cebelikāsiyûn’daki aile kabristanına defnedildi (Münzirî, III, 240-241; , III, 197; a.mlf., Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XXII, 282-284; a.mlf., Târîhu’l-İslâm: 621-630, s. 228-230; Safedî, XIII, 80; , VI, 272; İbnü’l-İmâd, V, 118-119).

6. Emînüddin Ebü’l-Ganâim Sâlim b. Hasan b. Hibetullah (ö. 637/1240). Beş yaşında iken babasıyla birlikte ilim yolculuğuna çıktı. Kur’an’ı ezberledi. Devrinin âlimlerinden Şâfiî fıkhı okudu, ayrıca hadis ve edebiyat dersleri aldı. İbn Münkız ve İbn Şâtîl gibi birçok âlimden hadis dinledi. Kendisinden de Ebü’l-Mehâmid İsmâil b. Hâmid el-Kûsî ve Zekiyyüddin Ebû Abdullah Muhammed b. Yûsuf el-Birzâlî gibi âlimler rivayette bulundu. Yetim çocukların gözetimi, miras ve sağlık işleri gibi çeşitli kamu hizmetlerinden sorumlu devlet memurluğu görevinde de bulundu. Altmış yaşında iken 3 Cemâziyelâhir 637’de (1 Ocak 1240) Dımaşk’ta vefat etti ve Cebelikāsiyûn’daki aile kabristanına defnedildi. Aşağıda 7, 8 ve 9. sıralarda biyografileri verilen üç âlim onun oğullarıdır (Münzirî, III, 533; , III, 229-230; a.mlf., Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XXIII, 60-61; a.mlf., Târîhu’l-İslâm: 631-640, s. 306-307; Safedî, XV, 79-80; İbnü’l-İmâd, V, 184).

7. Bahâeddin Ebü’l-Mevâhib Hasan b. Sâlim b. Hasan (ö. 664/1265). Ebü’l-Yümn el-Kindî ve Ömer b. Muhammed b. Taberzed’den hadis dinledi. Kendisinden de kardeşinin oğlu kadı Necmeddin Ahmed b. Muhammed ve Abdülmü’min b. Halef ed-Dimyâtî gibi âlimler rivayette bulundu. Altmış altı yaşında iken 4 Safer 664’te (15 Kasım 1265) Dımaşk’ta vefat etti ve Cebelikāsiyûn’daki aile kabristanına defnedildi (, III, 310-311; Safedî, XII, 25; İbnü’l-İmâd, V, 316).

8. Şerefeddin Ebû Muhammed Abdurrahman b. Sâlim b. Hasan (ö. 664/1266). Ebü’l-Yümn el-Kindî, Ömer b. Muhammed b. Taberzed ve Hanbel b. Abdullah er-Rusâfî’den hadis dinledi. Kendisinden de kardeşinin oğlu kadı Necmeddin Ahmed b. Muhammed rivayette bulundu. Vezirlik ve divan nâzırlığı gibi çeşitli devlet görevlerinde bulundu. Altmış dokuz yaşında iken 11 Şâban 664’te (18 Mayıs 1266) Dımaşk’ta vefat etti ve Cebelikāsiyûn’daki aile kabristanına defnedildi (, III, 311; Safedî, XVIII, 148; Makrizî, I, 554; İbnü’l-İmâd, V, 316).

9. İmâdüddin Ebû Abdullah Muhammed b. Sâlim b. Hasan (ö. 670/1272). 598 (1201-1202) yılında Dımaşk’ta doğdu. Suriye ve Mısır’da babasından ve Ebü’l-Yümn el-Kindî, Ömer b. Muhammed b. Taberzed, Ebü’l-Mecd Muhammed el-Kazvînî gibi âlimlerden hadis dinledi. Kendisinden de oğlu Necmeddin, Abdülmü’min b. Halef ed-Dimyâtî ve daha başkaları hadis rivayet etti. Kadılık yanında çeşitli dinî hizmetlerde de bulundu. Bir devlet ve ilim adamı olarak idareciler ve halk nezdinde önemli bir yeri vardı. 20 Zilkade 670’te (18 Haziran 1272) Dımaşk’ta vefat etti ve Cebelikāsiyûn’daki aile kabristanına defnedildi (, III, 321-322; Safedî, III, 84; Yâfiî, IV, 172; , VII, 237; İbnü’l-İmâd, V, 332-333; Ziriklî, VII, 3).

10. Cemâleddin Ebû İshak İbrâhim b. Abdurrahman b. Sâlim (ö. 693/1294). Ebû Muhammed Abdurrahman’ın oğlu olup aile içinde ilminden ziyade aldığı devlet görevleriyle dikkati çekmektedir. 678’de (1279) nâzırü’d-devâvîn olarak görevlendirildi. Ertesi yıl görevden alınarak servetinin çoğuna el konuldu. 682’de (1283) muhtesipliğe getirildi. Bir müddet sonra önceki görevine iade edildi. 687’de (1288) bazı Dımaşk eşrafı ile birlikte saltanat merkezi Kahire’ye çağrıldı. Hil‘at ile taltif edilerek geri gönderilen Cemâleddin ömrünün sonuna kadar devlet görevinde kaldı. Amcası Muhammed b. Sâlim’in hadis rivayetiyle tanınan kızı Esmâ (ö. 733/1333) ile evlendi. Muhammed (ö. 717/1318) ve Melke (ö. 749/1348) adlı iki çocukları olduğu bilinmektedir. Babası gibi çeşitli devlet görevlerinde bulunan Muhammed hac için gittiği Mekke’de ölmüş ve orada defnedilmiştir. Annesini örnek alan Melke ise hadis ilimleriyle meşgul olmuştur (Ebü’l-Fidâ, IV, 112, 113; , IV, 9798; Safedî, VI, 46; Hüseynî, s. 107; Yâfiî, IV, 290-291; İbn Kesîr, XIV, 86; İbn Hacer, I, 359-360; İbnü’l-İmâd, VI, 105; , I, 63-64).

11. Emînüddin Ebü’l-Ganâim Sâlim b. Muhammed b. Sâlim (ö. 698/1299). 644 (1246) yılında doğdu. 9. sırada biyografisi verilen Ebû Abdullah Muhammed’in oğludur. Reşîd el-Attâr ve Mekkî b. Allân el-Kaysî gibi âlimlerden hadis dinledi. Bir müddet kadılık yaptıktan sonra nâzırü’l-hâs ve vekîlü’l-hâs tayin edildi (691/1292). Amcası İbrâhim’in ölümü üzerine nâzırü’d-devâvîn oldu. 696 (1296-97) yılında Kahire’ye davet edilerek servetinin 60.000 dirhemlik kısmına el konuldu ve son görevinden azledilip tekrar kadılıkla vazifelendirildi. Hazine ve dîvânü’l-kebîr nâzırlığı gibi görevlerde de bulundu. Hayatının sonlarında hacca gitti, dönüşünde her şeyden el çekerek evine kapandı. 18 Zilhicce 698’de (16 Eylül 1299) Dımaşk’ta vefat etti ve Cebelikāsiyûn’daki aile kabristanına defnedildi (Safedî, XV, 90-91; Makrîzî, I, 882).

12. Necmeddin Ebü’l-Abbas Ahmed b. Muhammed b. Sâlim (ö. 723/1323). Zilkade 655’te (Kasım 1257) doğdu. Ebü’l-Ganâim Sâlim’in kardeşi ve ailenin en meşhur şahsiyetidir. Daha küçük yaşta iken Reşîd el-Attâr’ın ders halkasına katıldı. Ayrıca babası, amcaları, anne tarafından dedesi Müslim b. Allân ile İbn Abdüddâim ve İbn Ebü’l-Yüsr gibi âlimlerden hadis dinledi. Meşhur Şâfiî fakihleri Firkâh ve Şemseddin el-İsfahânî’den fıkıh ve usul, Şerefeddin Ahmed b. İbrâhim el-Fezârî’den de nahiv okudu. 180 âlimden icâzet aldı. Bir müddet Dîvân-ı İnşâ kâtipliği yaptı ve bu arada hüsn-i hat çalıştı. Sırasıyla Âdiliyye, Emîniyye ve Gazzâliyye medreselerinde hocalık yaptı. 695’te (1295-96) kazasker olan Necmeddin, Dımaşk’ı ele geçiren Gazan Mahmud Han ile yapılan diplomatik görüşmelere katıldı (699/1299-1300). Daha sonra Dımaşk kādılkudâtlığı görevine tayin edildi (702/1302-1303). Bunun yanı sıra öğretim faaliyetlerine de zaman ayırarak Âdiliyye, Nâsıriyye ve Atabekiyye medreselerinde ders vermeye başladığı gibi mensuplarının isteği üzerine Sümeysâtiyye Hankahı’na da şeyhüşşüyûh oldu (716/1316). İbn Teymiyye’ye karşı başlatılan hareketin içinde de yer alan Necmeddin, iktidar tarafından bu âlime gösterilen teveccühü protesto etmek için görevinden istifa etti, ancak istifası geri çevrildi. Şiirle de ilgilenen bu âlime sağlığında ve ölümünden sonra bazı şairler tarafından methiyeler yazıldı. 16 Rebîülevvel 723’te (25 Mart 1323) Dımaşk’ta vefat etti ve Cebelikāsiyûn’daki aile kabristanına defnedildi (, IV, 40, 51, 66-67; Kütübî, I, 125-127; Yâfiî, IV, 270; Sübkî, IX, 20-22; İbn Kesîr, XIV, 106-107; İbn Kādî Şühbe, II, 249-251; İbn Hacer, I, 263-264; , IX, 258; a.mlf., el-Menhelü’ṣ-ṣâfî, II, 97-99, 384; Nuaymî, I, 132-133; İbnü’l-İmâd, VI, 59; Şevkânî, I, 106-107; Ziriklî, I, 214).

13. Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Necmeddin Ahmed (ö. 801/1398-99 [?]). Hakkında kaynaklarda bilgi bulunmayan bu âlim, 786-799 (1384-1397) yılları arasındaki döneme ait Dımaşk tarihini ihtiva eden ed-Dürretü’l-mudîʾe fi’d-devleti’z-Zâhiriyye adlı eseriyle tanınmaktadır. Bu eserin günümüze kadar gelen tek yazma nüshası (Bodleian Library, Laud Or., MS. nr. 112) üzerindeki “Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Necmeddin Ahmed” şeklindeki kayıttan onun ya 12. sırada biyografisi verilen Necmeddin Ebü’l-Abbas Ahmed b. Muhammed’in ya da yine Mahfûz’un soyundan gelen Necmeddin Ahmed b. Muhammed b. Hasan’ın (ö. 713/1313) torunu olduğu anlaşılmaktadır. ed-Dürretü’l-mudîʾe’yi İngilizce’ye tercüme edip orijinal metniyle birlikte neşreden (Berkeley 1963) W. Brinner’e göre Necmeddin Ebü’l-Abbas Ahmed’in torunu olması ihtimali daha kuvvetlidir. Yine eserin ihtiva ettiği dönemi göz önüne alan Brinner, müellifinin 800 veya 801 yılında vefat etmiş olabileceğini düşünmektedir. Müellifin ed-Dürretü’l-mudîe’de yaptığı atıflardan, günümüze kadar ulaşmayan Dürerü’l-efkâr fî garâibi’l-ahbâr adında bir başka eseri daha bulunduğu anlaşılmaktadır (A Chronicle of Damascus 1289-1397, mütercimin önsözü, I, s. VII-XXVI; İbn Hacer, I, 261-262; Brinner, VII/2, s. 190, 193-194).


BİBLİYOGRAFYA

İbnü’l-Kalânisî, Târîḫu Dımaşḳ (nşr. Süheyl Zekkâr), Dımaşk 1403/1983, s. 484.

, XII, 24; XVI, 285.

İbnü’d-Dübeysî, Ẕeylü Târîḫi Baġdâd (Târîḫu Baġdâd içinde), Beyrut 1405/1985, XV, 169.

, I, 146-148; III, 240-241, 533.

, IV, 112, 113.

İbn Kudâme el-Makdisî, ʿUlemâʾü’l-ḥadîs̱, II, 149-151; IV, 134-136.

, II, 323; III, 91-92, 197, 229-230, 310-311, 321-322, 374; IV, 40, 51, 66-67, 97-98.

a.mlf., Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XXI, 264-267; XXII, 282-284; XXIII, 60-61.

a.mlf., Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, IV, 1358-1361.

a.mlf., Târîḫu’l-İslâm: 621-630 (nşr. Beşşâr Avvâd Ma‘rûf), Bağdad 1397/1977, s. 228-230.

a.mlf., Târîḫu’l-İslâm: sene 631-640 h. (nşr. Beşşâr Avvâd Ma‘rûf), Bağdad 1397/1977, s. 306-307.

a.mlf., el-Müştebeh, I, 115.

, III, 84; VI, 46; XII, 25, 292-294; XIII, 80; XV, 79-80, 90-91; XVIII, 148.

, I, 125-127.

Ebü’l-Mehâsin el-Hüseynî, Ẕeylü Teẕkireti’l-ḥuffâẓ, Haydarâbâd 1376/1956 ⟶ Beyrut, ts. (Dâru İhyâi’t-türâsi’l-Arabî), s. 107.

Yâfiî, Mirʾâtü’l-cinân, Haydarâbâd 1334-39, III, 432; IV, 163, 172, 270, 290-291.

, IX, 20-22.

, II, 143-144.

, XIV, 86, 106-107.

Muhammed b. Muhammed b. Sasrâ, A Chronicle of Damascus 1389-1397 (trc. William M. Brinner), Berkeley 1963, mütercimin önsözü, I, s. VII-XXVI.

, I, 554, 604, 882; II, 242.

, II, 249-251.

, I, 261-262, 263-264, 359-360; IV, 359.

, V, 100, 304, 380; VI, 112, 272, 316; VII, 237; VIII, 36; IX, 258.

a.mlf., el-Menhelü’ṣ-ṣâfî, I, 59, 229; II, 97-99, 384.

, s. 482.

Abdülkādir b. Muhammed en-Nuaymî, ed-Dâris fî târîḫi’l-medâris (nşr. Ca‘fer el-Hasenî), Kahire 1988, I, 132-133.

, III, 329; IV, 210, 285; V, 118-119, 184, 316, 332-333, 418; VI, 59, 105.

, I, 106-107.

, II, 36.

, I, 547; II, 130, 196, 509.

, I, 279.

, I, 214; II, 241; VII, 3.

, III, 301.

a.mlf., Aʿlâmü’n-nisâʾ, I, 63-64.

, s. 99, 159.

, IV, 271.

Selâhaddin el-Müneccid, Muʿcemü’l-müʾerriḫîne’d-Dımaşḳıyyîn, Beyrut 1398/1978, s. 57, 220.

W. M. Brinner, “The Banū Sasrā: A Study in the Transmission of a Scholarly Tradition”, Arabica, VII/2, Leiden 1960, s. 167-195.

, XXVIII (1965), s. 389.

Bu madde ilk olarak 1992 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 5. cildinde, 451-454 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.