DÂRÜSSÜNNE

دار السنة
DÂRÜSSÜNNE
Müellif: AHMED MUHAMMED NÛR SEYF
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1994
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 08.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/darussunne
AHMED MUHAMMED NÛR SEYF, "DÂRÜSSÜNNE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/darussunne (08.12.2019).
Kopyalama metni

Ashâb-ı kirâm ve daha sonraki nesiller Medîne-i Münevvere’ye duydukları sevgiyi ifade etmek üzere âyet ve hadislerden aldıkları bazı kelime ve terkipleri Medine’ye ad olarak vermişlerdir. Semhûdî bu isimlerden doksan dördünü saymaktadır (Vefâʾü’l-vefâʾ, I, 3-19). Bunların içinde “dâr” kelimesiyle yapılan terkipler epeyce fazladır. Kur’ân-ı Kerîm’de sadece “ed-dâr” kelimesiyle Medine’nin kastedildiği görülmektedir (el-Haşr 59/9). Hadislerde ise Dârülhicre, Dârüsselâme, Dârülîmân isimleri geçmektedir (Buhârî, “Menâḳıbü’l-enṣâr”, 46, “İʿtiṣâm”, 16; Münâvî, VI, 264). Bunlardan başka Dârülebrâr, Dârülahyâr, Dârüsselâm, Dârülfeth gibi isimleri de vardır.

Hz. Peygamber’in Mekke’den hicret ederek Medine’ye yerleşmesinden sonra, İslâm’ın esasını teşkil eden hükümlerin büyük çoğunluğunun bu şehirde ortaya konduğunu ve bütün dünyaya buradan yayılmaya başladığını belirtmesi sebebiyle diğer isimler arasında Dârüssünne (sünnet yurdu) ismi daha çok benimsenmiştir. İslâmiyet’in Mekke dönemi dinin öğrenilmesinden çok imanın korunması için verilen mücadele yıllarıdır. Bu devirde dinî hükümleri belirleyen âyetlerin sayısı pek az olduğu için onları açıklayan sünnet de fazla değildir. Din esaslarının bizzat Hz. Peygamber’in tatbikatıyla öğrenilmesi Medine devrinde gerçekleştiği ve başta Hulefâ-yi Râşidîn olmak üzere ileri gelen sahâbe burada yaşadığı için Resûlullah’ın sünnetini yakından görüp öğrenmek isteyen müslümanlar Medine’ye yönelmişlerdir.

Dârüssünne tabirinin ilk defa Abdurrahman b. Avf tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır. Hz. Ömer son haccı sırasında hilâfetiyle ilgili olarak bazılarının ileri geri konuştuğunu duyunca hemen o akşam bir toplantı yapmak istemiştir. Mina’da karşılaştığı Abdurrahman b. Avf ise böyle hassas bir konuyu sıradan kimselerin katılacağı bir mecliste konuşmanın doğru olmayacağını söyleyerek meseleyi görüş ve anlayış sahibi kimselerin bulunduğu “dârü’l-hicre ve’s-sünne” olan Medine’ye bırakmasını teklif etmiş, o da bu tavsiyeyi benimsemiştir (Buhârî, “Menâḳıbü’l-enṣâr”, 46). Hicret yurdu ve sünnet ocağı olması sebebiyle Medine’nin sağlam görüşlü şahsiyetleri barındırdığı kanaatine Abdullah b. Ömer’de de rastlanmaktadır. Abdullah b. Zübeyr ile Abdülmelik b. Mervân kendisini istişare için yanlarına çağırdıkları zaman İbn Ömer onlara, “Gerçekten müşavere etmeyi düşünüyorsanız dârü’l-hicre ve’s-sünneye gelmenizi tavsiye ederim” diye haber göndermiştir. Medineliler’in din ilimlerindeki üstün yerini belirtmek isteyen İmam Şâfiî onların bilmediği bir hadisi zayıf saymak gerektiğini söylemiştir.

Bizzat Hz. Peygamber’in Medine’nin önemini belirtirken körüğün demirin kirini yok ettiği gibi Medine’nin de kötü kimseleri dışarı atacağını, müminlerin Medine’de toplanacağını, orayı meleklerin koruması sebebiyle veba hastalığı ile deccâlin bu beldeye giremeyeceğini, evi ile minberi arasındaki yerin cennet bahçelerinden bir bahçe olduğunu söylemesi (Buhârî, “Feżâʾilü’l-Medîne”, 2, 6, 9, 12), bunlara ilâve olarak Medine’de vefat edip yine oraya gömülmesi gibi sebepler bu şehrin sünnet yurdu olarak müslümanlar nazarındaki değerini daha da arttırmıştır.


BİBLİYOGRAFYA

, I, 155.

Buhârî, “Menâḳıbü’l-enṣâr”, 46, “İʿtiṣâm”, 16, “Feżâʾilü’l-Medîne”, 2, 6, 9, 12.

Kādî İyâz, Tertîbü’l-medârik (nşr. Ahmed Bükeyr Mahmûd), Beyrut 1387/1967, I, 58-60, 62-63.

, I, 319.

, VI, 264-265.

: Mir’ât-ı Medîne, II, 161.

Bu madde ilk olarak 1994 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 9. cildinde, 6-7 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.