EMÎR BUHÂRÎ TEKKESİ

Müellif:
EMÎR BUHÂRÎ TEKKESİ
Müellif: M. BAHA TANMAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1995
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 26.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/emir-buhari-tekkesi--unkapani
M. BAHA TANMAN, "EMÎR BUHÂRÎ TEKKESİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/emir-buhari-tekkesi--unkapani (26.08.2019).
Kopyalama metni

Tekkeye adını veren Nakşibendî şeyhi Emîr Ahmed Buhârî (ö. 994/1586), Buhara’dan İstanbul’a gelerek Unkapanı’nda Üsküplü caddesiyle Yeşil Tulumbalı sokağının kavşağında bulunan bir evde ikamet etmiş, vefatından sonra III. Murad tarafından kabrinin üzerine bir türbe inşa ettirilmiş, ancak türbe zamanla ortadan kalkarak yerine evler yapılmıştır. Tekkenin son şeyhi Ali Fakrî Efendi, Ahmed Buhârî’nin II. Mahmud’un rüyasına girerek kendisini bu durumdan kurtarmasını istediğini, padişahın da ulemâdan ve Nakşibendî şeyhlerinden Mustafa Mısrî Efendi’ye şeyhin mezarını bulmasını irade ettiğini, Mustafa Mısrî Efendi’nin mezarı keşfen bulduğunu, padişahın emriyle evlerin yıkılarak yerine bir türbe ve tekke inşa edildiğini söyler. Tekkeye ilk olarak Mustafa Mısrî Efendi (ö. 1237/1822) şeyh tayin edilmiş, vefatından sonra yerine Kıbrıslı Şeyh Hasan Hilmi Efendi (ö. 1248/1832) geçmiştir. Üsküdarlı Ali Behçet Efendi’nin halifesi ve Hasan Hilmi Efendinin damadı Rıfkı Efendi döneminde 1836 yılında tekke binalarına bazı ilâveler yapılmıştır. Rıfkı Efendi’nin ölümü üzerine (ö. 1271/1855) Beşiktaş’taki Yahyâ Efendi Dergâhı türbedarı Şeyh Mahmud Efendi seccadenişin olmuş, vefatından (1291/1874) sonra yerine oğlu Ali Efendi (ö. 1294/1877) tayin edilmiştir. Tekkenin son şeyhi Ali Fakrî Efendi (ö. 1928), 1877’den tekkelerin kapatıldığı 1925 yılına kadar bu görevi sürdürmüştür. 1906’da onarım gören Ahmed Buhârî Tekkesi, tekkelerin kapatıldığı tarihte bakımlı bir durumdayken Cumhuriyet’ten sonra bakımsızlıktan harap olmuş ve yakın geçmişte tevhidhânesi yanarak ortadan kalkmıştır. Türbe ise nisbeten sağlam ve bakımlıdır. Ardiye ve mesken olarak kullanılan diğer bölümler son derece harap ve sonradan yapılan başka binalarla sarılmış durumdadır.

Üsküplü caddesi üzerinde bulunan cümle kapısı, iki yandan kesme taş örgülü pâyelerle takviye edilmiş, Batı standartlarında tuğlalarla örülü sövelere ve yarım daire bir kemere sahiptir. Kemerin üzerinde 1232 (1817) tarihli manzum bir kitâbe yer almaktadır. Metni Keçecizâde İzzet Molla’ya ait olan bu kitâbe ta‘likle kabartma olarak yazılmıştır. Kapının üst kesiminde, alttakilerle aynı cins tuğlalardan örülmüş üçgen bir alınlık kısmı vardır. Bunun ortasında, beyzî bir mermer levha üzerinde Mustafa Râkım imzalı ve 1232 tarihli II. Mahmud’un tuğrası göze çarpar. Kapının avluya bakan iç yüzünde metni Derviş Rıfkı’ya ait, aynı tarihte konmuş olan diğer bir manzum tarih kitâbesi mevcuttur. Cümle kapısının güneyinde, arsanın köşesinde türbe binasının sekizgen planlı ve dışarı taşkın kitlesi yer almaktadır. Üstü kurşunlubir kubbe ile örtülü olan bu tarafın cepheleri tamamen mermerle kaplı olup yatay silmeler ve köşelerde pilastırla hareketlendirilmiştir. Avlu tarafında, girişin bulunduğu kenar dışında, sekizgenin diğer kenarlarında, kilit taşları konsol biçiminde olan yarım daire kemerli ve demir parmaklıklı birer pencere bulunmaktadır. Türbe ile cümle kapısında, inşa edildikleri dönemde revaçta olan empire (ampir) üslûbunun izleri açıkça görülmektedir. Türbenin batısında yer alan, kâgir bir bodruma sahip dikdörtgen planlı ahşap bir yapı olduğu anlaşılan tevhidhâneden günümüze ancak bazı duvar kalıntıları ulaşabilmiştir. Biri Üsküplü caddesi üzerinde, diğeri arsanın batısında yer alan ikişer katlı ahşap binaların ise harem, selâmlık, derviş hücreleri gibi bölümleri ihtiva ettikleri muhakkaktır. Tevhidhâne ile türbenin çevresinde küçük bir hazîrenin izleri görülmektedir. Çoğu kırılmış olan mezar taşlarından geriye kalanlar içinde, gerek kitâbelerinin hattı gerekse itinalı taş işçiliğiyle dikkati çekenler vardır.


BİBLİYOGRAFYA

, s. 362.

, I, 100.

, s. 15.

, I, 2-3, nr. 3.

Bandırmalızâde, Mecmûa-i Tekâyâ, İstanbul 1307, s. 13.

Tahsin Öz, İstanbul Camileri, Ankara 1962, I, 52.

, s. 66-67.

Thierry Zarcone, “Histoire et croyances des derviches turkestanais et indiens à Istanbul”, Anatolia Moderna, II, Paris 1991, s. 141, 144.

“Emir Buhârî Tekkesi”, , IX, 5087.

“Ahmedü’l-Buhârî Efendi ve Ahmedü’l-Buhârî Tekkesi”, İstanbul Kültür ve Sanat Ansiklopedisi, İstanbul 1982, I, 485-486.

M. Baha Tanman, “Emîr Buharî Tekkesi”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, İstanbul 1994, III, 167-168.

Bu madde ilk olarak 1995 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 11. cildinde, 128-129 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.