GAYN

غين
Müellif:
GAYN
Müellif: SÜLEYMAN ULUDAĞ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1996
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 15.09.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/gayn--tasavvuf
SÜLEYMAN ULUDAĞ, "GAYN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/gayn--tasavvuf (15.09.2019).
Kopyalama metni

Sözlükte “gökyüzünü bütünüyle kaplayan hafif bulut” mânasına gelen gayn kelimesi tasavvufta, “kalp ile Hak veya gayb âlemi arasına çekilen ve müminin Hak’tan ayrı kalmasına sebep olan en hafif ve en saydam perde” anlamında kullanılmaktadır. Hücvîrî bu terim için “İstiğfarla ortadan kalkan bir perde olup iki kısımdır. Gafil olup büyük günah işleyenlerin kalplerini kalın, nebî ve velîlerin kalplerini tül gibi bir perde (gayn) örter” demektedir (Keşfü’l-maḥcûb, s. 506).

Bütün mutasavvıflar, kalpte insanı Hak’tan ve gayb âleminden ayıran bir perdenin bulunduğunu kabul ederler. Onlara göre “hatm, tab‘” (“mühürleme”, bk. el-Bakara 2/7; en-Nahl 16/108) ve “kufl” (“kilitleme”, bk. Muhammed 42/24) kâfir, müşrik ve putperestlerin kalbini kaplayan ve ancak iman etmekle ortadan kalkan kalın bir perdedir. Münafıkların kalbi ise “kasvet” ve “reyn” denilen (bk. el-Bakara 2/74; el-Mutaffifîn 83/14) yoğun bir perde ile kaplıdır. Genellikle müminlerin kalbine ârız olan ve “gayn” denilen perde ise tevbe ve istiğfarla ortadan kalkar (Serrâc, s. 451; Gazzâlî, IV, 13).

Bir mümin zaman zaman gaflete düşerek günah işleyebilir. Bu durum sürekli ise kalbi üzerinde yoğun, geçici ise şeffaf bir perde oluşturur. Kulun rabbinden uzak kalmasına sebep olan bu perdenin tevbe ve istiğfarla ortadan kaldırılması gerekir. Kul böylece Allah’a tekrar yakınlık (kurbiyet) haline döner.

Hz. Peygamber bir hadisinde, “Bazan kalbimi bir perde bürür, bunu ortadan kaldırmak için günde yüz kere (diğer bir rivayette yetmiş kere) istiğfar ederim” demiştir (Müslim, “Ẕikir”, 41; Ebû Dâvûd, “Vitir”, 26). Bu hadise dayanan mutasavvıflar, gayn denilen perdenin peygamber ve velîleri bazan Hak’tan ayrı düşürdüğünü ve onların bunun için Hakk’a istiğfar ettiklerini söylerler. Hata ve günahların oluşturduğu bir kir perdesinin peygamberlerin kalbini örtmesi mümkün değildir. Onların kalplerini bürüyen bu perde, ümmetin ve ailelerinin meseleleriyle meşgul olmalarından dolayı Hak’tan geçici olarak uzak kalmalarıdır. Peygamberlerin kalplerindeki perde, üzerine üflenen aynada oluşan hafif nem ve sis gibi olup kısa bir süre sonra kendiliğinden ortadan kalkar. Bu perde güneşin çıkmasıyla yok olan hafif bulutlara da benzetilmiştir (Serrâc, s. 451). Ebû Saîd el-Harrâz’a göre bu durum sadece nebî ve velîlerde görülür. Başkaları için kusur olmayan bu husus onlar için istiğfar sebebidir.

Hücvîrî’ye göre müminin kalbindeki kalın perde tevbe ile, hafif perde Hakk’a yönelerek ortadan kaldırılır. Tevbe günahları terketmekle, Hakk’a yönelmek ise kendi varlığından geçmekle olur. Günahları terketmek hatadan doğru olana, Hakk’a yönelmek doğru olandan daha doğru olana dönmektir (Keşfü’l-maḥcûb, s. 507).

Sûfîlere göre müminin kalbi bazan hata ve günah kiriyle kirlenir, bazan dünya işleri ve gaflet haliyle paslanır. Tevbe, istiğfar, zikir ve ibadet bu kiri temizlemeye, bu pası silmeye yarar. İbnü’l-Cellâ, babası cilâcı olduğu için değil vaazlarla kalpleri cilâladığı için “cellâ” lakabıyla anıldığını söyler. Kalbini cilâlamaya ve saflaştırmaya herkes muhtaçtır. Kalbi cilâlama ve saflaştırmanın âriflere ve kâmillere özgü olan şekline de gayn denilmiştir.


BİBLİYOGRAFYA

, “ġayn” md.

, “ġayn” md.

Ca‘fer Seccâdî, Ferheng-i Luġāt u Iṣṭılâḥât u Taʿbîrât-i ʿİrfânî, Tahran 1403/1983, s. 354.

, IV, 713.

Müslim, “Ẕikir”, 41.

Ebû Dâvûd, “Vitir”, 26.

, s. 451.

, XXXI, 91.

, s. 506, 507.

, s. 225.

Gazzâlî, İḥyâʾ, Kahire 1967, IV, 13.

, III, 82.

, s. 629.

a.mlf., Meşrebü’l-ervâḥ, s. 187, 352.

Necmeddîn-i Dâye, Mirṣâdü’l-ʿibâd (nşr. M. Emîn Riyâhî), Tahran 1365 hş., s. 326.

, III, 403.

İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü’s-sâlikîn, Kahire 1993, III, 233, 237.

Bu madde ilk olarak 1996 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 13. cildinde, 417 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.