HACI GİRAY II

Müellif:
HACI GİRAY II
Müellif: HALİL İNALCIK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1996
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 10.12.2018
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/haci-giray-ii
HALİL İNALCIK, "HACI GİRAY II", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/haci-giray-ii (10.12.2018).
Kopyalama metni
1648 yılında doğdu. I. Selâmet Giray’ın torunu ve Kalgay Kırım Giray’ın oğludur. Boyunun kısalığından dolayı halk arasında “üzengisi uzun” lakabı ile anılır. Kırım Hanı Murad Giray ile kardeş çocuklarıdır. Babasının vefatından sonra I. Selim Giray Han ile birlikte Avusturya savaşlarına katıldı. Gerek bu savaşlarda gerekse II. Viyana Kuşatması sırasında cesareti ve atılganlığı ile dikkati çekti. II. Viyana bozgununun ardından Budin’e çekilen Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın yenilgiden sorumlu tuttuğu Kırım Hanı Murad Giray’ı azletmesi üzerine hanlık makamına getirildi (8 Şevval 1094/30 Eylül 1683). Selim Giray’ın oğlu Devlet Giray veliaht (kalgay), Azamet Giray ise ikinci veliaht (nûreddin) oldu.

Sadrazamın çadırında hanlık beratı verilerek Kırım hanı yapılan Hacı Giray’ın hanlığı kabul etmesi, diğer sultanlar ve kabile ileri gelenleri tarafından hoş karşılanmadı. Bunlar bir araya gelerek Hacı Giray’ı tanımamaya karar verdiler. Fakat bir süre sonra Kırım kabile aristokrasisi Murad Giray’ı tutmaktan vazgeçerek Hacı Giray’ın etrafında toplandı. Hacı Giray sadrazamın emriyle ordusundan bir kısmını Azamet Giray kumandasında Ösek’te (Essek) bırakarak Kırım’a hareket etti. Yolda, Leh kralı tarafından Kunicky idaresinde gönderilen ve Akkirman dolaylarına kadar ilerlemiş olan Kazaklar’dan ve Boğdanlılar’dan oluşan kuvvetleri yenilgiye uğratarak kumandanını esir aldı (1684 başları). Bu başarısından dolayı kendisine bir hatt-ı şerif ile hediyeler gönderildi. Ayrıca onun Ukrayna’daki Kazak grupları ile başarılı mücadelelerde bulunduğu devrin kaynaklarında belirtilir (Defterdar Sarı Mehmed Paşa, s. 101, 104, 170).

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın idamından sonra (25 Aralık 1683) Hacı Giray mevkiini daha fazla koruyamadı. Hanların ihsanlarına ve özellikle Murad Giray ile Selim Giray’ın devamlı lutuflarına alışmış olan Kırım’ın ileri gelen idareci ve zümreleri Hacı Giray Han’ın bu durumu dikkate almaması yüzünden onun aleyhine döndüler. Halk üzerinde büyük tesiri olan mirzalar ve sultanlar da Hacı Giray’ı paraya düşkün olmakla itham etmeye başladılar. Geliri çok bazı yerleri satın alması ve özellikle eskiden beri Karaçi beylerine ait gelirlere el koyması huzursuzluğu arttırdı. Leh kralının ordusuna karşı kazandığı zaferi müjdelemek üzere İstanbul’a gönderdiği veziri Bahadır Ağa da Hacı Giray’ın aleyhine dönünce bu hoşnutsuzluktan faydalanmak isteyen Selim Giray taraftarları harekete geçtiler.

Murad Giray’dan önce hanlık yapmış olan Selim Giray’ın oğulları kalgay Devlet Giray ile Azamet Giray da babaları Selim Giray lehinde gizli faaliyette bulunmaktan çekinmediler. Hassa kuvvetleriyle kapıkulu ve sekban askerini kendi taraflarına çekmeyi başardılar. Kırım kabile reisleri Akkaya denilen yerde toplanıp isyan edince Devlet Giray ile vezir Bahadır Ağa oraya gittiler. Âsiler Bahçesaray’a saldırarak hanın hazinesini ve mallarını yağmaladılar. Hacı Giray isyanı bastıramayacağını anlayınca saraydan kaçıp Mangub Kalesi’ne çekildi. Âsiler onu burada kuşattılar. Bâbıâli’ye bir mektup yazarak Hacı Giray’dan memnun olmadıklarını ve Selim Giray’ın han olmasını istediklerini bildirdiler.

İstanbul’da yeni sadrazam Kara İbrâhim Paşa, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın bütün taraftarları gibi Hacı Giray’ı da hanlıktan uzaklaştırmak için fırsat kolluyordu. Bundan dolayı âsilerin isteklerini destekleyerek padişaha Hacı Giray’ı azlettirdi (Haziran 1684) ve Selim Giray ikinci defa Kırım hanlığına getirildi. Hacı Giray, Mangub Kalesi’ne gönderilen bir kapıcıbaşı tarafından alınarak Rodos’a götürüldü. Dokuz aylık Kırım hanlığı böylece sona eren Hacı Giray Haziran 1689’da Rodos’ta vefat etti ve buraya defnedildi.

BİBLİYOGRAFYA
Mehmed Giray Tarihi, Wien Nationalbibliothek, H.O. nr. 1080; Defterdar Sarı Mehmed Paşa, Zübde-i Vekāyiât (nşr. Abdülkadir Özcan), Ankara 1995, s. 101, 104, 170, 175; Silâhdar, Târih, II, 98-100; Râşid, Târih, I, 423; Seyyid Mehmed Rızâ, es-Seb‘u’s-seyyâr fî ahbâri’l-mülûki’t-Tâtâr (nşr. Kâzım Bek), Kazan 1248; Abdülgaffar Kırımî, Umdetü’t-tevârîh (nşr. Necib Âsım, TTEM ilâvesi), İstanbul 1343; Halim Giray, Gülbün-i Hânân, İstanbul 1287, s. 123-124; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, III/2, s. 21-22; Halil İnalcık, “Hâcî-Giray II”, İA, V/1, s. 27-28; a.mlf., “Hacı Giray II”, TA, XVIII, 279.
Bu madde ilk olarak 1996 senesinde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 14. cildinde, 475-476 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.