HÂMÂN

هامان
Müellif:
HÂMÂN
Müellif: ŞABAN KUZGUN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/haman
ŞABAN KUZGUN, "HÂMÂN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/haman (22.08.2019).
Kopyalama metni
Hâmân adı Kur’ân-ı Kerîm’de altı âyette Firavun’la birlikte zikredilmektedir (el-Kasas 28/6, 8, 38; el-Ankebût 29/39; Gāfir 40/24, 36). Bu âyetlerden anlaşıldığına göre Allah Hz. Mûsâ’yı âyetler, mûcizeler ve delillerle Firavun, Hâmân ve Kārûn’a göndermiş, fakat onlar Mûsâ’yı “çok yalancı bir sihirbaz” diye suçlayarak tebliğini reddetmişlerdir (el-Ankebût 29/39; Gāfir 40/23-24). Hatta ilâhlık iddiasında bulunan Firavun, Mûsâ’nın kendisini yüce Allah’ı kabule davet etmesi üzerine kavminin ileri gelenlerine, “Sizin için benden başka bir tanrı tanımıyorum” demiş, Hâmân’dan da Mûsâ’nın tanrısına ulaşıp O’nu bulmak için kendisine bir kule yapmasını istemiştir (el-Kasas 28/38; Gāfir 40/36-37). Nihayet Kārûn, Firavun ve Hâmân günahları sebebiyle cezalandırılmıştır (el-Ankebût 29/39). Kur’an’da adı geçen Hâmân, Hz. Mûsâ’nın muhatap olup mücadele ettiği Firavun’un veziri veya onun sarayındaki önemli şahsiyetlerden biri ya da Amon kültünün başrahibi olmalıdır.

Hâmân adı Ahd-i Atîk’in Ester kitabında, İran Kralı Ahaşveroş’un (İbrânîce’de Ahasuerus, Latince’de Assuerus, Grekçe’de Xerxès) veziri olarak geçmektedir. Buna göre Hâmân imparatorluktaki bütün yahudilerin öldürülmesini planlamış, bu konuda kraldan izin almış, fakat yahudi asıllı olan kraliçe Ester’in son andaki müdahalesi üzerine yahudilerin yerine onların düşmanları katledilmiş, vezir Hâmân da oğullarıyla birlikte asılmıştır (Ester, 7/10; 9/7-10).

Kur’ân-ı Kerîm’de bahsedilen Hâmân ile Ahd-i Atîk’teki Hâmân aynı şahıs değildir; çünkü bunlar farklı yerlerde ve farklı asırlarda yaşamıştır. Bazı şarkiyatçılar, Ahd-i Atîk’te anlatılan olayları ve şahısları gerçek kabul ederek Kur’an’ın yanlış bilgi verdiğini ve Pers kralının veziri olan Hâmân’ı Firavun’un veziri olarak göstermekle bu iki olayı ve dönemi birbirine karıştırdığını iddia etmektedirler (EI2 [Fr.], III, 112; Horovitz, s. 149; Jeffery, s. 284; Syed, Journal of the Research Society, XXVI/3, s. 38-42). Halbuki Ester kitabının yazarı ve yazılış tarihi hakkında kesin bilgi bulunmadığı gibi anlatılan olayların gerçekliği de şüphelidir. Ester kitabında anlatılanların milâttan önce V. yüzyılda İran’da vuku bulmuş gerçek olaylar olduğunu kabul edenlerin yanında birçok araştırmacı, bu olayları Babilonya ve Elam ilâhları arasındaki mitolojik mücadelenin bir yansıması olarak düşünmektedir. Bunlara göre Hâmân ismi Elamlılar’ın ilâhı Humman’ı (Hamman) ifade etmektedir. Bazı araştırmacılar da Hâmân’ın Purim bayramıyla ilgili hayali bir kahraman olduğunu söylemektedir (IDB, II, 516). Şuşan (Suse) krallık sarayının ve İran’ın yönetimine dair Ester kitabında verilen bazı bilgilerin doğru olmasına karşılık hayali olayların da yer aldığı ileri sürülmektedir. A. Bentzen bu kitabı “tarihî roman” olarak nitelendirmiştir (NDB, s. 243). Ester kitabında adı Ahaşveroş olarak geçen İran kralının I. Xerxès (m.ö. 486-465) olduğu kabul edilir. Herodotos’un verdiği bilgiye göre kraliçenin adı da Amestris’tir. Bu krallık dönemine ait yıllıklarda Ester kitabında adı geçen kraliçe Vaşti ve Ester’den hiç söz edilmez. Esasen Ester kitabının yahudi kutsal kitabına alınması da uzun tartışmalar sonucunda gerçekleşmiştir (l’Ancien Testament, s. 645). Tarihî gerçekliği tartışmalı olan bir bilgiyi esas alıp Kur’an’daki bilgileri ona göre değerlendirmek yanlıştır. Kur’ân-ı Kerîm’in bahsettiği Hâmân’ın Kitab-ı Mukaddes’te zikredilen Hâmân’la isim benzerliği dışında bir alâkası yoktur.

Kur’an’da adı geçen Hâmân’ın kimliği ve göreviyle ilgili olarak çeşitli görüşler ileri sürülmektedir. Kur’ân-ı Kerîm, Hz. Mûsâ’nın Firavun ve Kārûn’la birlikte Hâmân’a da gönderildiğini ifade ettiğine göre Hâmân önemli bir şahsiyettir. Diğer taraftan Firavun’un ondan bir kule yapmasını istemesi, Hâmân’ın Mısır yönetiminde Firavun’dan sonra gelen ona çok yakın bir kişi olduğunu gösterir. Bundan hareketle Hâmân’ın başvezir olduğu ileri sürülmüşse de (İA, V/1, s. 178) Kur’an’da (Gāfir 40/24) onun vezirliğinden söz edilmemektedir. Kur’ân-ı Kerîm’in bahsettiği “firavun” bir şahıs ismi olmayıp kralın ikâmetgâhının adı ve kralın unvanı olduğu gibi (bk. FİRAVUN), “hâmân”ın da bir şahıs ismi olmaktan çok Amon kültü rahiplerine verilen bir unvan olması muhtemeldir. Amon XI-XII. sülâleler döneminde millî ilâh, XVIII-XX. sülâleler döneminde ise Mısır’ın en önemli ilâhı olmuştur. Bu ilâhın adı Aman, Amen, Amon, Ammon, Amun, Haman, Hammon gibi değişik şekillerde söylenmekte, onu temsil ettiği kabul edilen başrahip de tanrının müşahhaslaştırılmış şekli olarak düşünüldüğünden aynı adla anılıyordu (Syed, Journal of the Research Society, XXVI/3, s. 44). Amon kültünün iyice yerleşip yaygınlaştığı dönemlerde Amon rahipleri de nüfuzlarını arttırmışlardır. Amon’un gücü onu temsil eden başrahibi de güçlü kılmaktaydı. Bir kitâbede ondan ülkenin en önemli malî memuru, hazînedar anlamında “iki tahıl ambarının gözcüsü” olarak bahsedilir. Amon bütün orduların kumandanı idi. Maliyenin yanında tanrılara adanan binaların yapımı da onun kontrolünde bulunuyordu (J. Breasted, s. 520). III. Tutmozis, sahip olduğu zenginliklerin büyük bir kısmını Amon tapınağına bırakmış, bu sebeple Amon rahipleri zenginleşmiş, etkinlikleri daha da artmıştır. Din adamları, zenginliklerine paralel olarak siyasî görevleri de ellerinde tutmaya devam etmişlerdir. Amon başrahibi Menheperrā-Seneb, bütün Mısır ilâhlarının başrahibi olduğu gibi kraliyet hazinesinin ve devlete ait her türlü inşaat işlerinin de idaresini eline almıştır. IV. Tutmozis döneminde Amon başrahibi bütün Mısır tanrılarının ruhban sınıfları üzerindeki itibarını kaybetmişse de II. Ramses devrinde Amon rahipleri dinî görevlerinin yanında siyasî ve içtimaî yetkilerle de donatılmıştır.

Amon’un başrahibinin işlerin yöneticisi, mâbedle ilgili inşaat faaliyetlerinin sorumlusu olması ile, Firavun’un Hâmân’dan bir kule inşa etmesini istemesi arasında bir ilgi bulunmalıdır. Esasen bugün Kur’an’daki yazılış şekliyle Hâmân isminin Eski Mısır’da bir kişi adının tam bir harf çevirisi olduğu anlaşılmıştır ve söz konusu adın hiyeroglif imlâsı bilinmektedir. Bu kişinin “taş ocakları işçilerinin şefi” olup inşaat işlerinden sorumlu en yetkili şahsın bu şekilde adlandırıldığı tesbit edilmiştir (Bucaille, s. 229-231). Şu halde Kur’ân-ı Kerîm’de yer alan Hâmân bir şahıs adı veya Amon rahiplerinin kullandığı bir unvandır ve inşaat işlerinden sorumlu en üst düzeydeki yetkiliyi ifade eder. Mısır tarihinde de bu görevin Amon başrahibine ait olduğu belirtilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), I, 405; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, I, 185; Kurtubî, el-Câmiʿ, XIII, 249-288; İbn Kesîr, el-Bidâye, I, 238-250; W. M. Flinders Petrie, Religions of Ancient Egypt, London 1908, s. 30; J. Horovitz, Koranische Untersuchungen, Berlin 1926, s. 149; A. Moret, Histoire Ancienne, Paris 1929, II, 500; J. Breasted, A History of Egypt, New York 1950, s. 520; A. Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Quran, Cairo 1957, s. 284; NDB, s. 243; M. Newman, “Haman”, IDB, II, 516; L. Marraccio, Arabic Text with Latin Translation of the Quran Together with Refutations, Padua (Italy) 1968, s. 526; Introduction à la Bible: l’Ancien Testamen, Paris 1973, II, 645; Ali Sayı, Firavun, Hâmân ve Kârûn Karşısında Hz. Musa, İstanbul 1992, bk. İndeks; M. Bucaille, Moïse et Pharaon, Paris 1995, s. 229-231; Sher Mohammad Syed, “Hāmān in the Light of the Qurʾān”, HI, VII/4 (1984), s. 83-92; a.mlf., “Historicity of the Hamans Mentioned in the Quran and the Bible”, Journal of the Research Society of Pakistan, XXVI/3, Lahore 1989, s. 35-59; J. Eisenberg, “Hâmân”, İA, V/1, s. 178; B. Porten, “Haman”, EJd., VII, 1222-1223; G. Vajda, “Haman”, EI2 (Fr.), III, 112.
Bu madde ilk olarak 1997 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 15. cildinde, 436-437 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.