HARTUM

الخرطوم
HARTUM
Müellif: HASAN MEKKÎ MUHAMMED AHMED
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.09.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/hartum
HASAN MEKKÎ MUHAMMED AHMED, "HARTUM", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hartum (22.09.2019).
Kopyalama metni
Etiyopya dağlarından doğan Bahrülezrak ile (Mavi Nil) Afrika’nın ekvatoral bölgelerinden gelen Bahrülebyaz’ın (Beyaz Nil) birleşerek asıl Nil nehrini meydana getirdikleri yerde kurulmuştur. Deniz seviyesinden 381 m. yükseklikte ve Kahire’ye 1616 km., Kızıldeniz’deki Port Sudan’a ise 664 km. uzaklıktadır. Adı, Sudan lehçelerinden Eski Nûbe, Dînâ ve Bece’de “kavşak, kavuşma yeri” anlamına gelmektedir. Orta Sudan’daki diğer şehirlere göre daha yeni olmasına ve Şehînâb, Sûbâ, Karrî gibi eski medeniyet merkezlerinin bulunduğu bir bölgede kurulduğu halde uzun yıllar sadece bir köy görünümünde kalmasına rağmen bugün Sudan Cumhuriyeti’ndeki yedi bölge, on yedi müdüriyetin merkezi ve ülkenin başşehridir. Çevresinde yer alan merkezlerden Nübye’deki Sûbâ hıristiyan Alve Devleti’nin başşehri ve aynı zamanda müslümanların Sudan’da devlet kurmadan önce yerleştikleri en önemli şehirdi. Alve Devleti 1504’te yıkıldığı zaman buranın kalıntılarından derlenen malzemeler, Mısır askerleri tarafından kamp kurdukları Hartum’a taşınarak yeni binalar yapıldı. Karrî, Abdellâb Sultanlığı’nın başşehri, Sennâr Sultanlığı’nın kuruluşu sırasında önemli bir yere sahip bulunan Halfâyetü’l-mülûk ise (Halfâye) dinî bir merkezdi.

Hartum hakkındaki ilk yazılı bilgiler, XVIII. yüzyılın sonlarında Muhammed Ved Dayfallah tarafından kaleme alınan Ṭabaḳātü’l-evliyâʾ ve’ṣ-ṣâliḥîn fi’s-Sûdân adlı eserde bulunmaktadır. Bu bilgilerden anlaşıldığına göre şehrin kuruluşu, XVII. yüzyılın sonlarında bazı âlimlerin Tûtî adasından ayrılıp Bahrülebyaz ile Bahrülezrak’ın birleştiği yerde Kur’an ve fıkıh öğretimi için dinî bir cemaat oluşturarak zamanla o kesimin iskânında büyük bir rol oynamalarına kadar uzanmaktadır.

Hartum, Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın 1821’de Sudan’ı ele geçirip Mısır’a ilhak etmesiyle dolaylı biçimde Osmanlı topraklarına katıldı ve valinin buraya yönetici tayin ettiği Çerkez Osman Bey tarafından idare merkezi haline getirildi (1824). Afrika’da askerî iradeyle kurulan bu ilk şehirde önceleri bir ordugâh havası vardı. Daha sonra Osmanlı idaresinin bölgeye yayılmasının ardından eyaletin başşehri oldu ve özellikle vali Hurşid Paşa zamanında (1826-1838) büyük gelişme gösterdi. Hurşid Paşa, resmî binalarla bir cami inşa ettirdiği gibi sazlardan yapılan evlerin yerine tuğladan ev yapma tekniğini de getirdi. 1829 yılında şehirde devlet daireleriyle camiden başka 800 askerin kaldığı bir kışla, bir hastahane ve otuz kadar ev bulunuyordu; nüfusu da 4000 ile 5000 arasındaydı. 1831’de Doğu Afrika’nın en önemli stratejik noktası, 1834’te ise dört eyalete ayrılan Sudan’ın başşehri oldu ve Kavalalı Mehmed Ali Paşa tarafından ziyaret edildi. Mısır yönetiminin valileri buraya Nil nehrinden daha kolay faydalanabilmek için iskeleler, ticarî malların konulduğu depolar ve bir gemi tamirhanesiyle 1850’de tuğladan bir saray inşa ettirdiler. 1860-1870 yılları arasında şehir çok genişledi ve ev sayısı 3000’e ulaştı. 1860’ta telgraf hattı döşendi; 1862’de ticaret odası kuruldu. Saray 1871-1876 yıllarında İngiliz asıllı Mısır Valisi Gordon Paşa tarafından taştan yaptırıldı; 1873’te 270 yataklı bir hastahane daha açıldı. 1873-1876 yılları arasında ikinci ve 1880’de üçüncü cami inşa edildi. O yıllarda şehirde bir Katolik kilisesi, iki tuğla çarşı, Yunanlı tüccarların işlettikleri ve içinde ithal mallarını muhafaza ettikleri depolar ve sadece yerli halkın alışverişe geldiği küçük bir pazar vardı. Mısır tarafından teknik eğitim alanlarında Avrupa’ya gönderilen öğrenciler arasında dört Sudanlı öğrenci bulunuyordu. Nil nehri boyunca konsoloslukların gemileri ve her biri birer topla donatılmış ticaret vapurları gidip geliyordu. Sarayın ve Katolik kilisesinin bahçeleri pompalarla sulanıyordu.

Afrika’nın sömürgecilik döneminde ikili şehirleşmeye verilebilecek en güzel örneklerden biri Hartum’dur. Zira bir tarafta yabancı bir gücün kurduğu Hartum, diğer tarafta yerli halkın ve kendi idarecilerinin oturduğu başka bir şehir Omdurman (Ümmüdürmân) vardı. Hartum’un bir sömürge başşehri olarak Mısır ordusunun eline geçtiği andan itibaren büyümesi, ticaret ve köle kervanlarının buradan geçmesi ve konaklaması sonucunda gerçekleşti. Köle ticareti için uygun hale getirilen şehir ayrıca Mısır Hidivliği’nin sürgün yeriydi.

Halkın çoğunluğu, Nil vadisindekiler hariç göçebe olarak Sahrâ tarafındaki dağınık köylerde yaşıyordu. 1840’ta 20.000 olan nüfus 1843’te 13.000’e kadar düşmüş, 1853’te ise 30.000’i aşmıştı. Kolera salgını 1856 yılında burada çok etkili olduğundan valilik dahi kuzeydeki Şendi’ye (Shendi) taşındı. 1862’de 30.000’e, 1870’te 20.000’e düşen nüfus 1883’te 50.000’i geçiyor ve bunun üçte ikisini kölelikten gelenler oluşturuyordu. 1956’da 93.000 olan Hartum’un nüfusu 1973’te 800.000’e ve 1993’te de (Omdurman’la birlikte) 2,5 milyona ulaşmıştır. XIX. yüzyılda şehir halkı Sudanlı yerlilerin yanında Mısırlı müslümanlar, Kıptîler, daha çok hamallık yapan Nübyeliler, satılmayı bekleyen köleler ve onları pazarlayan Habeşliler, Nilotlar, Dârfûrlular’la Türkler ve diğer Osmanlılar (asker Çerkezler, Arnavutlar, Ermeniler), küçük bir Avrupa toplumu, az sayıda yahudi, Suriyeliler ve Cezayir’in Fransa tarafından işgali üzerine buraya göç eden Cezayirliler’den oluşuyordu. Hırıstiyan nüfusun çoğunluğu Yunanlı idi ve köle ticareti yapmak için gelmişlerdi. Afrika’nın içlerinde bulunan 6000 civarındaki köle tüccarı bura ile bağlantılı çalıştığından vali Gordon Paşa bu ticareti yasaklamak istediyse de başaramadı. Zira XIX. yüzyılın ikinci yarısında Batı Afrika’dan toplanan kölelerin Atlas Okyanusu üzerinden pazarlanması yasaklanınca köle tâcirleri bunları Hartum’da satmaya başladılar. Özellikle bu ticaret sebebiyle 1850’li yıllarda çok sayıda Avrupalı tâcir buraya yerleşti ve şehir milletlerarası köle ticareti trafiğinin en yoğun olduğu merkez haline geldi. Func Devleti zamanında (1504-1821) yılda Mısır’a 1500 köle gönderilirken bu rakam Mısır Hidivliği’nin ilk yıllarında 5000’e yükseldi; burada satılan kölelerin sayısı 1838’de 12.000’e, 1840 ile 1860 arasında da yıllık 40.000 ile 60.000’e ulaştı.

Şehirdeki yabancıları oluşturan seyyahlar, âlimler, askerî hastahanede görevli Mısırlı ve Avrupalı doktorlarla Mısırlı, Yunanlı, Maltalı, İtalyan, Fransız tâcirleri ve maceraperestler, 1840 yılından itibaren fildişi ve köle ticareti üzerindeki devletin tekeli kaldırıldıktan sonra akın etmeye başladılar. İlk defa 1829 yılında Fransa, ardından Avusturya, İngiltere, Almanya, İtalya buraya konsoloslarını gönderirken İran’ı ve Amerika Birleşik Devletleri’ni ise iki Kıptî temsil ediyordu. 1840’lı yıllarda önce Cizvitler, onların ardından Fransiskenler gelerek Sudanlılar’ı hıristiyanlaştırmaya başladılar. Mısırlı valinin yaptırdığı büyük caminin yanına 1856 yılında Katolik kilisesi inşa edildi. Bu kilisenin İtalyan mimarı daha sonra Mehdî’nin yerine geçen Abdullah’ın sarayının da mimarıydı. Ayrıca Mısır Kıptîleri’nin de oturduğu mahallede bir kiliseleri vardı. Misyonerler, okulda önce Avrupalılar’ın çocuklarını ve köle pazarından aldıkları bazı siyah çocukları eğitmeye başladılar. 1878 yılında Hartum Limanı’nda çalışan 200 işçiye bu okulda teknik eğitim verildi.

İngiliz Charles George Gordon 1874’te ilk defa Sudan’ın Ekvator bölgesine vali tayin edildi ve 1876’da görevini bırakmasına rağmen 1877’de Mısır’ın Sudan genel valiliğine getirildi; fakat sağlığının bozulması üzerine 1880’de görevinden ayrılarak İngiltere’ye döndü. 1884’te İmam Muhammed Ahmed el-Mehdî, 50.000 kişilik bir ordu ile Sudan’ın kurtuluş savaşını başlattığında Gordon (Paşa) tekrar genel valiliğe getirildi. Önce Sudan halkının Mehdî’nin etrafında bu kadar fazla toplanabileceğine ve kendi emrindeki Sudan asıllı askerlerin karşı tarafa geçeceğine inanmıyordu. Daha sonra şehri elinde tutamayacağını anladı; ancak burası Mısır için büyük önem taşıdığından ve idaresi altındaki 20.000 Mısır askeriyle 10.000’den fazla Sudanlı hıristiyan ve 30.000 Mısırlı sivil halkın geleceği kendisine bağlı olduğundan bırakmak istemedi ve bizzat savaşa katıldı. Bu kadar kalabalık nüfusu Hartum’dan boşaltabilmek için yüzlerce gemi ve binlerce deve lâzımdı; ayrıca İngiltere ve Mısır da onu orada tutmak istiyordu. Emrinde 7-8000 civarında iki alay düzenli askerle başıbozuklar bulunuyordu. Birinci alaydaki askerlerin tamamı ile subayların çoğu Sudan yerlilerindendi ve ilk silâh bırakanlar bunlar oldu; diğer alaydakiler ise daha çok Mısırlı askerlerdi. Hartum 26 Ocak 1885’te düştü. Gordon Paşa aynı gece öldürüldü. Şehrin düşmesi tam bir katliama dönüştü ve bu durum, sabah güneş doğduğunda Mehdî’nin hayatta kalanlara eman vermesine kadar altı saat sürdü ve toplam 4000 asker kılıçtan geçirildi. Sivil halktan ve kölelerden de birçoğu ya öldü veya yaralandı. Kadınlar câriye muamelesi yapılıp savaşa katılanlara taksim edildi; sağ kalan erkekler ise esir kamplarına konuldu. Hartum’un düşmesinde, gıyaplarında ihanetle suçlanarak en fazla töhmet altında bırakılan askerî yetkililer Miralay Hasan Efendi Benhasavî ile Ferah Paşa idi. Bunlar savaş sonunda esir düştüler ve Mehdî’nin var olduğunu ileri sürdüğü hazinelerin yerini söyleyemeyen Ferah Paşa üç gün sonra idam edilirken Miralay Hasan Efendi tutulduğu esir kampından yirmi ay sonra kaçtı ve Mısır’da çıkarıldığı askerî mahkemede suçsuzluğunu kanıtladı.

Mehdî Hartum’u aldıktan sonra idare merkezini Omdurman’da kurdu; ancak Hartum’a dokunmadı ve eşlerinden birinin buralı olması, etrafındaki reislerin bazılarının da burada ikamet etmesi sebebiyle eski başşehirle ilişkisini kesmedi. Mehdî’nin bir yıl sonra ölmesi üzerine yerine halife olarak bıraktığı Bakkara Arap reisi Abdullah et-Teâyişî, Hartum’daki binaları yıktırarak malzemeleriyle Omdurman’a ilk askerî ve idarî binaları yaptırdı. Halkın çoğunluğunu Sudan’ın değişik bölgelerinden gelenler, geriye kalanı da Mısırlılar, Hintliler, Mekkeliler, Suriyeli Araplar, İtalyanlar ve Yunanlılar oluşturuyordu. Şehrin merkezi aynı zamanda cuma namazına tahsis edildiği için buraya müslüman olmayanların girmesi yasaktı.

2 Eylül 1898’de İngiliz Generali Lord Kitchener kumandasındaki İngiliz-Mısır ortak ordusu Hartum önlerine geldi ve Kereri’de vuku bulan çarpışmada Halife Abdullah’ın mağlûp ve katledilmesi üzerine Mehdî Devleti yıkıldı. İngilizler, ellerindeki yeni makineli tüfeklerle 10.000 Sudanlı’yı öldürdüler ve bu başarıları sayesinde Mısır Hidivliği üzerinde baskı kurarak Sudan’ı birlikte yönetiyorlarmış görünümü altında kendi sömürgeleri haline getirdiler (1899). Hartum yeniden başşehir oldu; tek katlı valilik binasının yerine üç katlı yenisi yapılırken belli bir plan üzerine de idarî binalar ve kışlalar kuruldu.

Sudan’da büyük cami geleneği yoktu; ibadethane olarak ağırlık bölgede çok tanınan dervişlerin açtıkları zâviyelerde veya onların vefatından sonra adlarına yapılan türbelerde (kubâb) idi. Mısır-Osmanlı idaresi Hartum’u köy yapısından şehir haline dönüştürürken büyük camiler inşa etmeye başladı. 1901’de Hidiv Abbas Hilmi tarafından taştan güzel bir cami daha yaptırıldı. İngilizler de 1912’de bir Anglikan katedralini ibadete açtılar; bundan böyle şehirde Rum, Kıptî ve Katolik kiliseleriyle Amerikan misyonerlerinin kilisesi vardı. Bütün sömürgelerde olduğu gibi burada da Avrupalılar’a itaat ve hizmet edecek her meslekten insan yetiştirmek için Lord Kitchener tarafından Gordon Koleji adıyla bir okul açıldı (1903); şehre 1906’da elektrik ve 1909’da su temin eden şebekeler kuruldu. Böylece ikinci defa yabancı nüfuzu altında yeniden şehirleşmeye başlayan Hartum, esasen iki Nil’in birleştiği noktada Sudan’ın birçok bölgesini birbirine bağladığından tabii kavşak durumunu yeniden elde etti.

1 Ocak 1956’da Sudan bağımsızlığını kazanınca Hartum yine başşehir olarak kaldı ve o tarihten itibaren Arap dünyası ile Afrika ülkeleri arasında özellikle İslâm kültürü açısından bir köprü vazifesi görmeye başladı. 29 Ağustos 1967 tarihinde IV. Arap Zirvesi burada toplandı. Yönetim kolaylığı sağlayabilmek için Sudan’ın büyük idarî birimlere bölünmesi üzerine başşehir de yeni bir şekil aldı ve Hartum, Omdurman ve sanayi kesiminin bulunduğu el-Hartûmbahrî (Kuzey Hartum) yerleşim merkezleri birleştirilerek resmî adı Mu‘temediyyetülhartûm olan ve el-Hartûmülkübrâ (Büyük Hartum) veya el-Âsımetülmüsellese (üçlü başşehir) gibi isimlerle de tanınan büyük bir il haline getirildi; yerleşim merkezleri Nil üzerine kurulan köprülerle birbirine bağlandı. Sudan’ın olduğu gibi Hartum’un da nüfusunun % 90’dan fazlasını müslümanlar, geriye kalanın çoğunluğunu hıristiyanlar meydana getirir. İslâm cemaatlerinin en önemlilerini Hâtmiyye, Kādiriyye, Semmâniyye, Ticâniyye ve Burhâniyye gibi tasavvuf tarikatları temsil eder; bunlardan başka İmam Muhammed Ahmed el-Mehdî ve etrafındaki mücahidlerin torunlarının oluşturduğu Ensar Cemaati ve İmam Takıyyüddin İbn Teymiyye ile Şeyh Muhammed b. Abdülvehhâb’ın düşüncelerinden etkilenmiş Selefî cemaati bulunur. Ancak şehirdeki en önemli dinî-siyasî hareket, İhvân-ı Müslimîn ile sıkı bağları olan ve ondan çok etkilendiği görülen Sudan İslâmî Hareketi’dir.

Hartum’un karşılaştığı en önemli problem plansız büyümeyle ilgilidir. Şehir, ülkede gelişen çeşitli çatışmalar ve kuraklık sebebiyle topraklarda görülen çölleşmeler yüzünden göçlere mâruz kalmakta ve devamlı bir gecekondulaşma içerisinde bulunmaktadır. Hartum’a yönelen bu yoğun göç hareketleri ortaya, idarî hizmetlerin sunulması kadar halkın birbiriyle kaynaşması hususunda da çeşitli zorluklar çıkarmaktadır. el-Hartûmülkübrâ’da bulunan yapı ve tesislerin en önemlileri Omdurman’daki İmam Mehdî Kubbesi, Mescid-i Nîleyn; Hartum’daki Cumhuriyet Kasrı, Afrika İslâm Merkezi, Hartum Üniversitesi; el-Hartûmbahrî’deki sanayi kuruluş ve tersaneleridir.

BİBLİYOGRAFYA
Borelli Bey, La chute de Khartoum, 26 Janvier 1885. Procès du colonel Hassan-Benhassaoui, Juin-Juillet 1887, Paris 1893; W. S. Blunt, Gordon at Khartoum, London 1912, s. 13, 16, 113, 116; Dırâr Sâlih Dırâr, Târîḫu’s-Sûdâni’l-ḥadîs̱, Beyrut 1968, s. 59-60; Şevkī Atâullah el-Cemel, Târîḫu Sûdân Vâdî en-Nîl, I-II, Kahire 1969, bk. İndeks; Area Handbook for the Democratic Republic of Sudan, Washington 1978, s. 52, 57-58, 160-161; M. İbrâhim Ebû Selîm, Târîḫu’l-Ḫarṭûm, Beyrut 1979; V. Monteil, L’Islam noir. Une religion à la conquête de l’Afrique, Paris 1980, s. 255-256; Neum Şukayr, Târîḫu’s-Sûdân (nşr. M. İbrâhim Ebû Selîm), Beyrut 1981, s. 200, 212, 435, 492-493, 514, 532, 586-587, 798, 921; P. M. Holt - M. W. Daly, A History of the Sudan, London 1988, s. 33-34, 58, 62, ayrıca bk. İndeks; Talal Asad, The Kababish Arabs, London 1986, s. 218; R. Mantran, Les grandes dates de l’Islam, Paris 1990, s. 109, 182, 253; J. Hughes - M. Unger, L’Afrique du nord et la péninsule arabe. Les pays et les peuples (trc. S. Boulogne), Paris 1991, s. 81-82; C. Fluehr - Lobban v.dğr., Historical Dictionary of the Sudan, London 1992, s. 107-112, 219-221; C. Coquery-Vidrovitch, Histoire des villes d’Afrique noire. Des origines à la colonisation, Paris 1993, s. 45, 184, 220, 239-245, 287-292; Seyyid el-Bişrî, “el-Ḫurṭûmü’l-kübrâ”, Mecelletü’l-buḥûs̱ ve’d-dirâsâti’l-ʿArabiyye, XII, Kahire 1985, s. 5-28; “Soudan”, Jeune Afrique, XXXVI/1843-1844, Paris 1996, s. 84; P. R. Phipps, “Hartum”, İA, V/1, s. 301-303; P. M. Holt, “al-Khurṭūm”, EI2 (İng.), V, 70; M. T. Pedoe, “Khartoum”, EBr., XIII, 327-328.
Bu madde ilk olarak 1997 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 16. cildinde, 251-253 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.