HASANPAŞAZÂDELER

Müellif:
HASANPAŞAZÂDELER
Müellif: YILMAZ KURT
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 08.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/hasanpasazadeler
YILMAZ KURT, "HASANPAŞAZÂDELER", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hasanpasazadeler (08.07.2020).
Kopyalama metni
1753-1831 yılları arasında nüfuz sahibi olarak çeşitli idarî görevlerde bulunmuş, aslen Kars-ı Mar‘aş (Kadirli-Göksun) sancağından gelip Adana’ya yerleşmiş ve ilk zamanlarda Karslızâdeler diye tanınmışlar, aileden Hasan Ağa’nın (Paşa) 1769’da Adana mütesellimi olarak görev yapmasından sonra Hasanpaşazâdeler diye anılmışlardır. Aileye adını veren Hasan Paşa’nın babası Karslı Elhâc Ali Ağa, Ali Ağa’nın babası da Karslı Hacı Hüseyin Efendi’dir. Ali Ağa, 1753’te Ulukışla ile Çakıd Hanı arasındaki yolların ve köprülerinin yapılması işini üstlenip bölgede güçlü bir kişi olarak öne çıktı. Ali Ağa’nın kardeşi Ömer Ağa 1746’da Adana serdengeçti ağası unvanıyla katıldığı seferde şehid düşmüştü. Ali Ağa 1762’de öldüğünde üç çocuğu bulunuyordu: Müderris Hüseyin Efendi, Hasan Ağa ve Fatma Hanım. Hüseyin Efendi ve oğlu İshak Efendi Adana müftülüğü yaptılar. 1769’da Adana mütesellimi olan Hasan Ağa ise 1770’te Çorum sancak beyliğine getirildi ve paşa unvanını aldı.

Hasan Paşa’nın büyük oğlu Abdullah Ağa 1787’de paşa unvanıyla Üzeyir (Dörtyol-İskenderun) sancak beyliği yaptı. Diğer oğlu Ali Bey 1785’te Adana mütesellimi oldu ve 1793’te öldü. Abdullah Paşa’nın oğlu Ahmed Bey de Adana mütesellimi sıfatıyla Mora’ya Anabolu muhafızlığına gönderildi. Hasanpaşazâdeler, III. Selim döneminin güçlü âyanı Çapanoğlu Süleyman Bey sayesinde Adana ve Tarsus’ta büyük nüfuz kazandılar. Ahmed Bey 1804’te Adana’da büyük bir vali konağı yaptırdı. Ayrıca önemli bir âyan ailesi olan Küçükalioğulları’ndan Halil Bey üzerine yürüyen hükümet kuvvetlerine yardımcı oldu. 1805’te hac ve ticaret kafilesinin Karataş İskelesi’nden Maraş tarafına geçirilmesinde görev aldı. 16 Kasım 1811’de ölünce yerine kardeşi Mehmed Bey geçti. Mehmed Bey 1793-1795 yıllarında mukātaa işletmecisi olarak sivrildi. Menemencioğulları’ndan Hamide Hatun ile evlenip bu güçlü aile ile akrabalık bağı kurdu. 1813’te Belenli Mustafa Paşa valilik göreviyle Adana’ya geldiğinde bütün mahallî yetkiler onun elindeydi. Mustafa Paşa, iki üç yıl bu şekilde idare ettikten sonra Menemencioğulları’nın yönetimindeki Tarsus’a yerleşerek burada kuvvet topladı ve Adana’ya kethüdâsını mütesellim olarak gönderdi. Önce Menemencioğulları’nı Milvan Kalesi’nde yenen Mustafa Paşa ardından Mehmed Bey üzerine yöneldi. 1816’da Eğriboz’a sürgünü için ferman çıkan Mehmed Bey, Payas taraflarına kaçtı (Cevdet, X, 194). Arabistan, Mısır ve Hicaz’ı dolaşıp gizlice İstanbul’a ulaştı. Burada Menemencioğlu Ahmed Bey’den destek gördü (Menemencioğulları Tarihi, s. 77). Kozanoğlu isyanında devlet onun bölgedeki gücünden yararlanmak isteyince ona yeniden görev verdi. Sicill-i Osmânî’ye göre (III, 961) Mehmed Bey’in ölüm tarihi 1830’dur.

Hasanpaşazâdeler hânedanı içerisinde kendisinden en çok söz edilen, dolayısıyla en etkin kişi Ahmed Bey’in oğlu Ali Bey’dir. 1826-1832 yılları arasında Adana’da önemli rol oynayan Ali Bey için birkaç defa idam emri çıktı ve sürgüne gönderildi. 1829’da Adana baskını olayında Adana âyanı olan Menemencioğlu Habib Bey’in konağı Ali Bey ile amcası Mehmed Bey tarafından basıldı ve Habib Bey Adana’dan çıkarıldı; bu sırada yirmiden fazla kişi hayatını kaybetti (BA, HH, nr. 452/22379). Aynı yılın ağustosunda Adana valiliğine tayin edilen Esad Muhlis Paşa ise Adana’ya giremedi ve Niğde taraflarından İstanbul’a Hasanpaşazâdeler’den şikâyette bulunduğu arîzalar yolladı. Adana mütesellimliğini elinde tutan Hasanpaşazâde Ali Bey, “Adana eyaletinin vezir idaresine tahammülü yoktur” diyerek Adana’da yönetime el koydu (BA, HH, nr. 462/22638). 1831’de Tarsus mütesellimi Halil Bey’i bölgeden uzaklaştırdı, bu arada verimli madenini de ele geçirmek istiyordu. 1833’te Ali Bey yine Adana mütesellimliği görevini koruyordu, fakat hükümet merkezi onun güçlenmesinden memnun değildi. Buna rağmen Mehmed Paşa vali olarak Adana’ya geldiğinde Ali Bey’e karşı iyi davrandı. Ali Bey, Küçükalioğlu Mısdık Bey’in isyanında Adana mütesellimi sıfatıyla hizmet etti. Bu sırada Bağdat Valisi Dâvud Paşa da isyan halinde bulunduğundan devlet önceliği Bağdat meselesine verince Ali Bey’in üzerindeki baskılar azaldı. Ancak Kavalalı İbrâhim Paşa’nın Adana’yı işgal döneminde (1832-1840) Hacı Ali Bey’in bölgedeki nüfuzu zayıfladı. 1844 tarihli bir belgeye göre, 1831 yılı hesabından dolayı Hacı Ali Bey’in 432.000 kuruşa ulaşan borcu alacaklıları tarafından oğlu İsmâil Hakkı Bey’den talep edilmekteydi (HR.MKT, 5/56). Ailenin idarî etkisi zamanla tamamen kırıldı; fakat güç sahibi bir aile olarak daha sonraki yıllarda da varlığını sürdürdü. Bu aileden gelen ve Tarımer, Ener, Oral, Uygurlar, Ramazanoğlu soyadını taşıyanlar günümüze ulaşmıştır (Ener, s. 283).

BİBLİYOGRAFYA :

Adana Şer‘iyye Sicilleri, nr. 9, s. 15; nr. 28, s. 70; nr. 34, s. 74; nr. 49, s. 28/32, 39, 59; nr. 58, s. 94/246; nr. 62, s. 34/83; nr. 64/137; nr. 132, s. 128/199; BA, MD, nr. 200, s. 99; BA, HH, nr. 109/4342/A; nr. 283/16866; nr. 460/22640-1; nr. 461/22626; nr. 462/22637, 22638-1; nr. 463/22651-1; Râşid, Târih, II, 288-289; Câbî Ömer Efendi, Târih (haz. Mehmet Ali Beyhan), Ankara 2003, II, 896-897; Menemencioğlu Ahmed Bey, Menemencioğulları Tarihi (haz. Yılmaz Kurt), Ankara 1997, s. 26, 77, 89; Cevdet, Târih, X, 194, 243-244; XI, 28; Mehmed Süreyyâ, Sicill-i Osmanî (haz. Nuri Akbayar, s.nşr. Seyit Ali Kahraman), İstanbul 1996, II, 644; III, 961; IV, 1186; Kasım Ener, Tarih Boyunca Adana Ovasına Bir Bakış, İstanbul 1986, s. 283; Mustafa Alkan, Adana’nın Bütüncül Tarihi Çerçevesinde Adana Sancağı Vakıflarının Analizi (doktora tezi, 2004), Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 72; Yılmaz Kurt, “Çukurova’da A’yânlık Mücâdelesi: Hasanpaşazâdeler”, TTK Bildiriler, XV (2010), IV/1, s. 1259-1278.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul'da basılan EK-1. cildinde, 539-540 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER