HAYÂLÎ-i EVVEL

خيالئ اوّل
HAYÂLÎ-i EVVEL
Müellif: SABAHATTİN KÜÇÜK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1998
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/hayali-i-evvel
SABAHATTİN KÜÇÜK, "HAYÂLÎ-i EVVEL", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hayali-i-evvel (24.08.2019).
Kopyalama metni
Asıl adı Abdülvehhâb olup XV. yüzyılın sonlarında Edirne’de doğduğu tahmin edilmektedir. Babası, Fâtih Sultan Mehmed devri müftülerinden ve II. Bayezid devri şeyhülislâmlarından Dimetokalı Molla Abdülkerim Efendi’dir. Hayatı hakkında yeterli bilgi bulunmayan şairden tezkire sahibi Beyânî Hayâlî-i Evvel diye söz etmekte, çeşitli kaynaklarda Hayâlî Çelebi olarak da geçmektedir. Ancak Hayâlî Bey’den ayırt edilmesi için geleneğe uyularak Hayâlî-i Kadîm şeklinde adlandırılması da mümkündür. Hayâlî, zamanın tanınmış müderrislerinden İzârî, Molla Lutfi, Hatibzâde Muhyiddin Efendi ve Kestelî’den ders aldıktan sonra Eyüp’te Kalenderhâne Medresesi’ne müderris oldu. Kınalızâde Hasan Çelebi, onun daha sonra 41 akçe ile Edirne Camialtı Medresesi’ne tayin edildiğini kaydetmektedir. Hayâlî Manisa, Selânik ve Tire’de kadılık görevinde bulundu. Yavuz Sultan Selim’in şehzadeliği zamanında nedimi, padişahlığı döneminde de başdefterdarı oldu (925/1519). Sehî, Heşt Bihişt’te onun Amasya’da vuku bulan olaylar sırasında yeniçeri taifesiyle kavga ettiği için defterdarlıktan azledildiğini söylerse de İsmail Hami Danişmend, söz konusu olayların 1515’te cereyan ettiğini belirterek bu azlin başka bir sebebi olması gerektiğini ileri sürer. Daha sonra İzmir kadılığına tayin edilen Hayâlî bu görevde iken vefat etti ve cenazesi Edirne’ye götürülerek babasının Sitti Sultan Camii yakınlarında yaptırdığı mektebin bahçesinde onun yanına defnedildi. Hayâlî’nin görevine bağlı, hakkı ve adaleti yerine getirmede cesur bir kimse olduğu kaydedilir. Edirneli Mecdî onun aklî ve naklî ilimlere vâkıf olduğunu söyler.

Kaynakların ifadesine göre güzel konuşan, temiz bir dile ve geniş hayal gücüne sahip bir şair olan Hayâlî zeki, kabiliyetli, şakacı bir insandı. Kınalızâde’nin Tezkiretü’ş-şuarâ’sında bu vasıflarla tanıtılan şairin muhayyilesinin genişliği sebebiyle “Hayâlî” mahlasını aldığını, diğer şairlerden bu suretle ayrılmak istediğini Mecdî Hadâiku’ş-Şekāik’te yazmaktadır. Şuarâ tezkirelerinde aynı mahlası taşıyan beş şairden söz edilmektedir. Bu yüzden Hayâlî-i Evvel’in şiirlerinin bir kısmı kendisinden otuz üç yıl sonra ölen Hayâlî Bey’in divanına kaydedilmiştir. Bunda onun mürettep bir divanının bulunmayışı da önemli rol oynamıştır. Nitekim Mecdî, şiirden anlamayan birtakım insanların bu iki şairin gazellerini birbirine karıştırdıklarından şikâyet eder. Âşık Çelebi de meşhur Hayâlî’ye nisbet edilen bazı gazellerin gerçekte Hayâlî-i Evvel’e ait olduğunu belirtir.

Divan şiirinin inceliklerini iyi bilen Hayâlî, güzel hayallerle süslediği beyitlerinde çeşitli mazmunları ve edebî sanatları kullanmada başarılı olmuştur. Gazellerinden onun duyguya ağırlık veren, samimi ve içli bir şair olduğu anlaşılmaktadır. Aruz veznini kullanmadaki başarısıyla da dikkat çeken şairin gazellerine devrin birçok şairi nazîre söylemiştir. Özellikle, “Hayret alır aklımı baksam gözüne kaşına / Sad hezârân âferin ol sûretin nakkāşına” matla‘lı gazeline başta Hayâlî Bey olmak üzere Nev‘îzâde Atâî, Muhibbî (Kanûnî Sultan Süleyman), Refîkî (iki adet), Zâtî (üç adet), Nasîbî, Remzî Efendi, Sun‘î, Fakîrî, Bihiştî Ramazan Efendi, Zihnî ve Üsküdarlı Aşkî gibi şairlerin nazîre söyledikleri Pervâne Bey Mecmuası’nda kayıtlıdır (bk. bibl.).

Mürettep bir divanı bulunmayan Hayâlî-i Evvel’in çeşitli mecmualarda dağınık halde şiirleri mevcuttur. Kaynaklar onun Türkçe bir Leylâ vü Mecnûn’u olduğunu belirtirlerse de böyle bir esere henüz rastlanmamıştır.

BİBLİYOGRAFYA
Pervâne Bey, Câmi‘ü’n-nezâir, TSMK, Bağdat Köşkü, nr. 406, vr. 489b; Sehî, Tezkire (Kut), s. 133-134; Âşık Çelebi, Meşâirü’ş-şuarâ, vr. 269b-270b; Latîfî, Tezkire, s. 149-150; Mecdî, Şekāik Tercümesi, s. 333-334; Beyânî, Tezkire-i Şuarâ, İÜ Ktp., TY, nr. 2568; Kınalızâde, Tezkire, I, 353; Riyâzî, Riyâzü’ş-şuarâ, Nuruosmaniye Ktp., nr. 3724, vr. 67a-b; Gibb, HOP, III, 63; Osman Nûri Peremeci, Edirne Tarihi, İstanbul 1940, s. 187-188; Cemâl Kurnaz, Hayâlî Bey Dîvânı (Tahlili), Ankara 1987, s. 28-29; Halûk İpekten, Tezkirelere Göre Divan Edebiyatı İsimler Sözlüğü, Ankara 1988, s. 196; Rıdvan Canım, Edirne Şâirleri, Ankara 1995, s. 87-88; Sabahattin Küçük, “Hayâl-i Kadîm”, TK, XXII/249 (1984), s. 64-69; “Hayâlî, Abdülvehhâb”, TDEA, IV, 169.
Bu madde ilk olarak 1998 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 17. cildinde, 7-8 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.