HİTAP

الخطاب
Müellif:
HİTAP
Müellif: SÜLEYMAN ULUDAĞ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1998
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/hitap--tasavvuf
SÜLEYMAN ULUDAĞ, "HİTAP", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hitap--tasavvuf (14.11.2019).
Kopyalama metni
Tasavvufta Allah’ın insanlara yönelik sözüne hitâb, hitâb-i ilâhî veya muhâtabe denir. İnsanlar ilk defa ruhlar âleminde iken Allah’ın hitabına mazhar olmuşlar (bk. BEZM-i ELEST), bu sırada Allah insanlara, “Ben sizin rabbiniz değil miyim?” diye hitap etmiş, onlar da, “Evet, sen bizim rabbimizsin” diye cevap vermişlerdir (el-A‘râf 7/172; Tirmizî, “Tefsîr”, 8). Cüneyd-i Bağdâdî, bezm-i elest ve ilâhî hitap görüşlerini bu tür naslar çerçevesinde geliştirmiştir. Ona göre bezm-i elestteki hitabın mânevî hazzı hâlâ semada kendini göstermektedir. Zünnûn el-Mısrî ise semâı ilâhî hitaplarla işaretler şeklinde değerlendirerek semâdan alınan zevki ilâhî kaynağa bağlar (Kuşeyrî, s. 642, 644).

İlk sûfîlerden itibaren velîler ve ârifler Allah’ın hitabını işittiklerini ifade etmişlerdir. Sehl et-Tüsterî, “Otuz senedir Hak ile konuştuğum halde halk kendileriyle konuştuğumu zannediyor” demiştir (Kelâbâzî, s. 205). Sûfîler, bütün âyetleri Allah’ın kendilerine olan hitapları şeklinde anlamışlardır. Ca‘fer es-Sâdık Kur’an’ı dikkatle ve üzerinde iyice yoğunlaşarak okuduğunu ve bu sayede onu Allah’tan dinliyormuş gibi bir şuur haline ulaştığını söyler (Gazzâlî, I, 372).

Tasavvufta insanın gönlüne gelen hitaplara “havâtır” denilmiştir. Bu hitaplar ilâhî, melekî, nefsî ve şeytânî olabilir (bk. HAVÂTIR). Muhyiddin İbnü’l-Arabî bunların hepsinin ilâhî hitaplar olduğunu, amâ*da sûretler halinde belirdiğini, kısa bir müddet sonra geride anlamlar bırakarak sesler gibi yok olduklarını söyler. Ona göre ehlullah, ilâhî hitaplara dayanarak basîret üzere halkı Hakk’a davet eder; başka bir ifadeyle bu davetler ilâhî tarifle yani “ol” (kün) hitabıyla gerçekleşir (el-Fütûḥât, II, 565, 566). İbnü’l-Arabî, Hakk’ın mülk âleminde âriflere hitabına “muhâdese”, misal âlemindeki doğrudan hitabına “fehvâniye” adını verir ve Hz. Mûsâ’nın ağaçtan işittiği nidâyı (el-Kasas 28/30) birinciye örnek olarak gösterir. Sır âleminde âriflere vâki olan hitaba ise “müsâmere” denir. İbnü’l-Arabî’ye göre aslında her mazhardan zuhur eden ses genel anlamda ilâhî bir hitaptır (el-Muʿcemü’ṣ-ṣûfî, s. 401-403).

İbn Kayyim el-Cevziyye Allah’ın kullarına on türlü yol gösterdiğini, bunlardan birinin de işitilir nitelikteki hitapları olduğunu söyler. Ona göre Hakk’ın hitabını ancak peygamberler işitir; fakat nâdiren velîlerin de melek aracılığıyla gelen hitabı işittikleri olur. İmrân b. Husayn’ın kendisinin böyle bir hitaba mazhar olduğuna dair rivayetini zikreden İbn Kayyim, insanın bazan bir hitap olmadığı halde varmış kuruntusuna düşebileceğine de dikkat çekmiştir (Medâricü’s-sâlikîn, I, 54-57).

Nifferî (ö. 354/965), Hakk’ın kendisine vâki olan hitaplarını el-Mevâḳıf ve Muḫâṭabât adını verdiği iki risâlede toplamıştır. Abdülkādir-i Geylânî’ye nisbet edilen Gavs̱iyye risâlesi de (Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 2855) hitaplardan meydana gelir.

BİBLİYOGRAFYA
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “ḫṭb” md.; el-Muʿcemü’ṣ-ṣûfî, s. 400-405; Nifferî, Kitâbü’l-Mevâḳıf, Kahire, ts.; a.mlf., Kitâbü’l-Muḫâṭabât, Kahire, ts.; Kelâbâzî, Taarruf (Uludağ), s. 205; Kuşeyrî, er-Risâle, s. 242, 642, 644; Herevî, Menâzil (Revân), s. 140; Gazzâlî, İḥyâʾ, I, 372; Baklî, Şerḥ-i Şaṭḥiyyât, s. 548, 665; İbnü’l-Arabî, el-Fütûḥât, II, 565, 566; İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü’s-sâlikîn, Kahire 1403/1983, I, 54-57.
Bu madde ilk olarak 1998 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 18. cildinde, 163 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.