MEHMED İSMET EFENDİ - TDV İslâm Ansiklopedisi

MEHMED İSMET EFENDİ

Müellif: İSA UĞURLU
MEHMED İSMET EFENDİ
Müellif: İSA UĞURLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2020
Dijital Yayın Tarihi: 10.02.2026
Erişim Tarihi: 15.09.2026
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ismet-mehmed-efendi
İSA UĞURLU, "MEHMED İSMET EFENDİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ismet-mehmed-efendi (15.09.2026).
Kopyalama metni

Babasının adı İbrâhim, dedesininki Hasan’dır. Doğum tarihi belli olmamakla birlikte, XVII. yüzyılın ikinci yarısında dünyaya geldiği söylenebilir. İstanbul’un Lâleli semtinde doğdu. İstanbul’da doğup büyüdüğü, Müstakimzâde’nin hakkında “şehrî” ifadesini kullanmasından da anlaşılmaktadır (Tuhfe, s. 375). Babası, Sultan IV. Mehmed devri (1648-1687) sadrazamlarından birinin kethüdâsı olduğundan “Kethüdâzâde” lakabıyla tanındı. Aynı zamanda “Hacı Çelebi” ve “Hacı Halife” adlarıyla da anılırdı. Kâtib Çelebi ile özdeşleşen “Hacı Halife”nin ona da yakıştırılması, birçok ilim dalında yetkinliğiyle yaşadığı yüzyılın önde gelen âlimlerinden biri olmasından dolayıdır. İstanbul’da devrin meşhur hattatı Hâfız Osman Efendi’den (ö. 1110/1698) nesih ve sülüs meşkedip hattatlıkta şöhret bulan Mehmed İsmet 1113’te (1702) hacca gitti ve vazifesini eda ettikten sonra bir süre Kudüs’te mücâvir olarak bulundu. Muhammed b. Muhammed el-Bursevî el-Mevlevî ve Câbîzâde Halil Fâiz (ö. 1124/1712) gibi âlimlerden dinî ilimler tahsil etti (Aydüz, “İsmet Mehmed Efendi”, s. 224). Türkçe, Arapça ve Farsça dillerinde manzum ve mensur eserler telif, tercüme ve istinsah etmesi, onun iyi yetişmiş, velûd bir âlim ve hattat olduğunu göstermektedir.

Hangi medreselerde okuduğu ve kimlerden ders aldığı tam olarak bilinmemekle beraber, Sadrazam Nevşehirli Damad İbrâhim Paşa’ya 1138 (1726) yılında sunduğu nevrûziyye türü kasidede geçen “Zemân-ı infisâlüm dahı bâliğ oldı işrîne / Meded-res medrese olmazsa hâl-i bende rüsvâdur” beytinden (Mecmua, Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3249/4, vr. 61b), 1118’de (1706-1707) mülâzemetini alarak mezun olduğu, ancak geçen zaman içinde hâlâ bir medreseye müderris olarak atanamadığı anlaşılmaktadır. Râmiz, Mehmed İsmet’in açılan bir imtihanı kazanarak 1141’de (1728-29) hâriç medresesine atandığını belirtmişse de (Rāmiz ve Ādāb-ı Ẓurafā’sı, s. 227-228) onun müderrislik mülâzemetini 1140 (1727-28) yılında aldığı Şerḥ-i İstiʿâre-i Fârisiyye-i ʿİṣâm adlı eserinin mukaddimesinden anlaşılmaktadır (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3249/2, vr. 27b-28a). Mehmed İsmet’in günümüze ulaşan günlük notları, kendisinin Osmanlı medrese hiyerarşisinin birinci basamağı olan ibtidâ-yı hâric derecesindeki bir medreseye atandığı tarihten yaklaşık üç sene sonra 19 Rebîülâhir 1143’te (1 Kasım 1730) ikinci basamaktaki hareket-i hâric medresesine, 10 Ramazan 1146’da (14 Şubat 1734) dördüncü basamaktaki hareket-i dâhil medresesine ve 25 Şâban 1153’te (15 Kasım 1740) beşinci basamaktaki mûsıle-i Sahn derecesindeki medreseye atandığını göstermektedir. Mehmed İsmet’in bundan sonra hangi tarihlerde ve hangi medreselerde görev yaptığına dair kesin bilgiler bulunmamakla birlikte 1747’deki vefatı sırasında hiyerarşide dokuzuncu basamakta bulunan mûsıle-i Süleymâniyye müderrisliği yaptığı bilinmektedir. Ayrıca vefatından sonra hazırlanan terekesine düşülen (Şerʻiyye Sicilleri Arşivi, Kısmet-i Askeriyye Mahkemesi, nr. 107, vr. 6b-10a) ve Müstakimzâde’nin kaydına göre, ömrünün son yedi yılında Sahn-ı Semân, ibtidâ-yı altmışlı, hareket-i altmışlı ve mûsıle-i Süleymâniyye derecelerine ulaştığı anlaşılmaktadır. Dereceleri anılan bu medreselerin adları bilinmemektedir fakat atandığı son medresenin mûsıle-i Süleymâniyye derecesindeki Ali Paşa-i Atîk Medresesi olduğu Lâlezârî Mehmed Tâhir’in Levâmiʿuʾs-Subûḥî fî Şerḥiʾl-Faṣṣi’n-Nûḥî’nin sonuna eklediği biyografik mâlûmattan anlaşılmaktadır (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 1534, vr. 41a).

2 Zilkade 1160’ta (5 Kasım 1747) vefat eden ve Merkez Efendi Camii hazîresine defnedilen Mehmed İsmet’in 15 Muharrem 1161’de (16 Ocak 1748) kayda geçirilen terekesinden, hanımı Hatice Hatun ile küçük yaştaki kızları Habibe ve Rukiye’ye 1.577.956 akçe değerinde yüklü bir serveti miras bıraktığı belirlenmiştir. Kendisinin günümüze ulaşan günlük notlarından, 1740’taki veba salgını sırasında on yaşındaki kızı Fatma Azize, sekiz yaşındaki oğlu İbrâhim Necib ve beş aylık kızı Ümmügülsüm’ü kaybettiği anlaşılmaktadır.

Mehmed İsmet’in üç dilde şiir yazacak kadar mahir olduğuna dair dönemin tezkirelerinde geçen kayıtlar ve Nevşehirli Damad İbrâhim Paşa’ya sunduğu kaside güçlü bir şair olduğunu göstermektedir. Henüz kendisinin mürettep bir divanına rastlanmamış olsa da zamanında kendi mülkiyetinde bulunan fakat ölümünden sonra elden çıkarıldığı anlaşılan ve önemli bir kısmı bugün Veliyyüddin Efendi Koleksiyonu’nda bulunan birçok yazma eserin özellikle iç kapaklarında Türkçe, Arapça ve Farsça yazdığı şiirler yer almaktadır. Şiirlerinde İsmet mahlasını kullanan şair, Köprülüzâde Esad Bey’e gazel, Nişancı İbrâhim Paşa’ya kaside, Nevşehirli Damad İbrâhim Paşa’ya nevrûziyye ve sulhiyye türünde iki kaside ve Sultan I. Mahmud’a nevrûziyye kasidesi sunmuştur (Uğurlu, The Politics of Sufi Networking, V. Bölüm). Mehmed İsmet, Simâṭ-ı ʿİṣmet adını verdiği mecmuasına (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3191) Molla Câmî, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Sâib-i Tebrîzî, Nâbî, Nev‘î başta gelmek üzere sevdiği şairlerin yüzlerce manzumesinin yanı sıra kendisine ait şiirleri de kaydetmiştir.

Müstakimzâde, Mehmed İsmet’in “müderrisîn-i kirâm”dan iken Nakşibendî tarikatına intisap ettiğini (Tuhfe, s. 376), Ayvansarâyî de “Lâlezar’da pederi hânesinde ta‘lîm-i ulûm üzere iken Şeyh Murad Efendi’ye dahi intisap eylemiş idi” ifadesiyle onun Nakşî-Müceddidî şeyhi Murad Buhârî’ye bağlandığını kaydetmektedir (Mecmûa-i Tevârîh, s. 359). Ayrıca Simâṭ-ı ʿİṣmet’teki kayıtlar da onun Murad Buhârî’nin müridi olduğu bilgisini doğrulamaktadır (vr. 141b, 142b-143a, 177b). Yeni araştırmalar, Mehmed İsmet’in müridlikle kalmayıp 28 Cemâziyelâhir 1125’te (22 Temmuz 1713) o sırada Edirne’de bulunan Şeyh Murad Buhârî’den bizzat hilâfet aldığını ortaya çıkarmıştır (Uğurlu, The Politics of Sufi Networking, IV. Bölüm). Nakşibendîlik dışında Mevlevî, Şâzelî ve Bayramî tarikatlarından da şeyhlik icâzeti aldığı (“câmiu’t-turuk” olduğu), yakın dostu Lâlezârî Mehmed Efendi’nin oğlu olup kendisini iyi tanıyan Lâlezârî Mehmed Tâhir Efendi’nin şahitliğiyle sabittir (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 1534, vr. 41a). Bayramî-Melâmî ve Nakşibendî tarikatlarına bağlılıklarıyla bilinen Lâ‘lîzâde Abdülbâki, Hâşimzâde Mehmed Emin Efendi ve Şeyhülislâm Paşmakçızâde Abdullah Efendi gibi isimlerle samimi ilişkiler geliştirmesi de bu bağlamda değerlendirilmelidir (Uğurlu, The Politics of Sufi Networking, V. Bölüm). Günümüze ulaşan bir icâzetnâmesi, kendisinin Leknevli Kādirî şeyhi Muhammed Sübhân el-Hindî’den 1711’de Kādirî hilâfeti aldığını göstermektedir (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3204, vr. 1b-2a). Mehmed İsmet’in bu icâzetleri teberrüken mi aldığı yoksa şeyhliği fiilen mi icra ettiği ayrıca araştırılması gereken bir husus olmakla birlikte kardeşi Osman Efendi’nin kendisinden “ahz-ı tarîkat eyledi”ği bilindiğine göre (Müstakimzâde, Tuhfe, s. 683) şeyhliği bir tekke sahibi olmadan fiilen icra ettiği sonucuna varılabilir.

Mehmed İsmet’in nücûm ilmindeki üstün bilgi ve becerisine dönemin tezkirelerinde ve literatürde dikkat çekilmiştir. Müstakimzâde bu konuda bir Risâle-i Rubuʿ kaleme aldığına işaret etmiş (a.g.e., s. 376), hicrî 1144-1145 ve 1152-1153 yıllarına dair zâyirçeli ve cetvelli iki adet takvimi ile tedâhül meselesini konu edinen Risâle-i Tedâhül isimli bir risâlesi ise günümüze ulaşmıştır. Yeni araştırmalar Mehmed İsmet’in astronomiye dair başka eserler de telif ettiğini ortaya çıkarmıştır. Mehmed İsmet’in 21 Muharrem 1158 (23 Şubat 1745) tarihli bir günlük notunda, nevrûziyye türünden bir adet kaside ve bazı takvimler sunduğunu (Kandilli Rasathânesi Ktp., nr. T36, vr. 12b) kaydetmiş olmasından hareketle, her yıl takvimler hazırladığı ve bunları Nevruz’dan önce sultanın ve üst düzey devlet adamlarının takdirine sunduğu düşünülebilir. Günümüze ulaşan terekesinde kayıtlı onlarca manzum ve mensur eserin ilm-i nücûma taalluk etmesi gibi astronomik ölçüm ve hesaplamalar için muvakkithânelerde kullanılan araç ve gereçlerden üç usturlap, dört rubu‘ tahtası ve iki muaddelin de terekesinde kayıtlı olması bu bağlamda zikredilmelidir. Yine terekesinde iki adet dürbünün yer alması Mehmed İsmet’in hesaplamalarını gözleme dayandırdığını, yeni nesil aletlerden olan teleskoplar edinerek gökyüzünü incelediğini göstermesi bakımından dikkate değerdir (Uğurlu, The Politics of Sufi Networking, IV. Bölüm).

Eserleri. 1. Feyzü’l-hâdî li-halli müşkilâti’ş-Şâhidî. Mehmed İsmet’in bilinen en erken tarihli eseri olup Mevlevî şeyhi İbrâhim Şâhidî’nin Tuhfe-i Şâhidî adıyla tanınan Farsça-Türkçe manzum sözlüğünün şerhidir. 1112’de (1700-1701) tamamlanmış ve Kıblelizâde Mîr Ahmed’e sunulmuştur (Uğur, s. 5-6; Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3249/5, vr. 62b-111b; Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 3248, Uşşâkī Tekkesi, nr. 52, Kılıç Ali Paşa, nr. 1007).

2. Şerh-i Beyt-i Bostân. Mehmed İsmet Türkçe kaleme aldığı bu eserini esasen Saʻdî-i Şîrâzî’nin Bostân isimli mesnevisindeki naʻtın yirmi beşinci beyti üzerine yazmakla birlikte, anlam bütünlüğünü sağlamak maksadıyla yirmi dördüncü beyti de şerhetmiştir. Şerhin mukaddimesinde, devlet adamlarından birinin oğluyla Sûdî Bosnevî’nin meşhur Bostân şerhini mütalaa ederken, söz konusu zatın ısrarı üzerine Sûdî’ninkine benzer bir şerhi söz konusu beyit için yazmaya giriştiğini açıklamıştır. Şerh, 22 Muharrem 1114’te (18 Haziran 1702) tamamlanmıştır (İÜNEK, nr. NEKTY10315/7, vr. 91b-93a).

3. Muhammediyye’nin 7965 numaralı beytinin şerhi. Müellifin Cemâziyelevvel 1124’te (Haziran-Temmuz 1712) tamamladığı bu Türkçe şerhin iki nüshası mevcut olup (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3191/11, vr. 99b-100a; Edirne Selimiye Ktp., nr. 560, vr. 60a-b) Abdullah Uğur tarafından Latinize edilerek neşredilmiştir (bk. bibl.).

4. Simâṭ-ı ʿİṣmet. Mehmed İsmet’in kendi telifi olan gazel, kaside, kıta, tarih ve müfred türünden şiirlerini, beğendiği şairlerin manzumelerini, yakından tanıdığı insanların vefatlarına düştüğü tarihleri, birkaç risâleyi, okuma notlarını, istinsah ettiği kitapların istinsah ve ferâğ kayıtlarını ve diğer birçok notu içeren bu mecmuadan ilk olarak Sahaflar Şeyhizâde Mehmed Esad Efendi bahsetmiş (Esad Mehmed Efendi ve Bağçe-i Safâ-endûz’u, s. 149), yakın zamana kadar farkedilmeyen bu mecmuanın Veliyyüddin Efendi Koleksiyonu’ndaki 3249 numaralı mecmua olabileceği söylenmiştir (Aydüz, “İsmet Mehmed Efendi”, s. 232). Ancak Esad Efendi’nin bahsettiği mecmuanın Veliyyüddin Efendi Koleksiyonu’ndaki 3191 numaralı Simâṭ-ı ʿİṣmet olduğu, “Yazılup mecmûam oldukda temâm / Bil Simât-ı İsmet itdüm ana nâm” şeklindeki beyitten anlaşılmaktadır (vr. 1a).

5. Şerh-i Beyt-i Sâib. Sâib-i Tebrîzî’ye ait bir gazelin ikinci beyti olup bir sohbet meclisinde Kādirî şeyhi Muhammed Sübhân el-Hindî’nin okuması üzerine Mehmed İsmet’in dikkatini çeken “Reh-zenân-ı Kâʻbe-i dil bî-mürüvvet nîstend / Kârvân râ mî konend âgâh u gāfil mî zenend” üzerine yazılan Farsça şerhtir. Şerh 16 Receb 1125’te (8 Ağustos 1713) tamamlanmıştır (İÜNEK, nr. NEKTY10315/6, vr. 90b-91a).

6. Taʿlîḳa ʿalâ Ḥâşiyeti’l-ʿİṣâm ʿaleʾl-Fevâʾidi’ż-Żiyâʾiyye. Molla Câmî’nin el-Kâfiye üzerine yaptığı el-Fevâʾidü’ż-Żiyâʾiyye isimli şerhine İsâmüddin el-İsferâyînî’nin yazdığı hâşiye üzerine yazılmıştır. Mehmed İsmet, 1 Rebîülâhir 1134’te (19 Ocak 1722) tamamladığı bu eserini Şeyhülislâm Yenişehirli Abdullah Efendi’ye sunmuştur (İÜNEK, nr. NEKTY10315/9, vr. 98b-105a).

7. Şerh-i Gazel-i Sâib. Sâib-i Tebrîzî’nin otuz altı beyitlik bir gazeli üzerine yazılan bu şerh dönemin şeyhülislâmı Yenişehirli Abdullah Efendi’nin başkanlık ettiği ilim ve sohbet meclislerinde okunup tartışılması için onun isteği üzerine Türkçe kaleme alınıp 12 Rebîülâhir 1135’te (20 Ocak 1723) tamamlanmıştır (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3249/6, vr. 112b-124b; İÜNEK, nr. NEKTY10937).

8. Simṭü’d-dürer. Hz. Muhammed, din büyükleri ve meşhur âlimlerin ağzından çıkma hikmetli sözlerin kaydedildiği bu Arapça eser Nevşehirli Damad İbrâhim Paşa için derlenmiş olup 1138’de (1725-26) ona sunulmuş olmalıdır (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3249/3, vr. 51b-58a).

9. Risâle-i Tedâhül. Bedreddin el-Aynî’nin ʿİḳdü’l-cümân fî târîḫi ehli’z-zamân adlı umumi Arapça tarihinin Türkçe’ye tercümesi için 1725’te teşkil edilen tercüme heyeti içinde yer alan Mehmed İsmet, aynı sırada kendisinden sipariş edilen bu risâleyi Cemâziyelâhir 1138’de (Şubat 1726) tamamlamış ve nevrûziyye kasidesiyle birlikte sadrazama sunmuş olmalıdır. Risâle-i Tedâhül esasen, Defterî Seyfullah Çelebi’nin kendi adıyla anılan ve yazımı 21 Aralık 1572’de tamamlanan risâlesine dayanmaktadır. Mehmed İsmet, bir buçuk asır önce yazılan bu risâlenin bir kısmını çıkarıp birkaç bölüm ekleyerek hazırladığı eserini sadrazama sunmuştur. Her iki eserde de ana tema olarak, iltizamla toplanan vergilerin mültezimlere güneş takvimiyle ihale edilmesi, buna karşılık maaş ödemelerinde hicrî takvimin esas alınması ve bu uygulamanın devlet hazinesini her yüz yılda üç yıllık gelirden mahrum bırakması ele alınmaktadır. Ayrıca her iki eserde de, otuz üç yılda bir bütçede meydana gelen bir yıllık gelir kaybını önlemek ve devlet hazinesinin gelir-gider dengesini korumak amacıyla, vergi toplama ve maaş ödeme usullerinin güneş takvimi yerine ay takvimine göre düzenlenmesi önerilmektedir. Dört farklı nüshası bilinen (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3249/7, vr. 125b-133a; İÜNEK, nr. NEKTY10315/4, vr. 59b-66b; Kandilli Rasathânesi Ktp., nr. 118; Süleymaniye Ktp., Âtıf Efendi, nr. 2604, vr. 1b-7a) Risâle-i Tedâhül, Salim Aydüz tarafından açıklayıcı notlarla yayımlanmıştır (bk. bibl.).

10. el-Fevâʾidü’n-naḍıriyye fî ḥalli’n-nûniyyeti’l-Ḫaḍıriyye. İstanbul’un fetihten sonraki ilk kadısı olan Hızır Bey’in Sünnî İslâm akaidi üzerine yazdığı el-Ḳaṣîdetü’n-nûniyye isimli manzum Arapça akaidine Mehmed İsmet’in Arapça yazdığı iki şerhten birincisidir. Müellif eserin mukaddimesinde hocası ve dostu Câbîzâde Halil Fâiz Efendi’nin el-Ḳaṣîdetü’n-nûniyye’yi şerhetmeye başladığını ancak ilk altı beyitten sonrasını tamamlamaya ömrünün yetmediğini, ayrıca mevcut şerhin ciddi bir tenkitten yoksun olduğunu ve bu nedenle kendisinin bu işi üstlendiğini belirtmektedir (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 1233, vr. 37b). Receb 1139’da (Şubat-Mart 1727) tamamlanan bu şerh dönemin defterdarı İzzet Ali Paşa’ya sunulmuştur (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 1233/2, vr. 37b-107a, Hacı Mahmud Efendi, nr. 1402, Lâleli, nr. 2381; Kayseri Râşid Efendi Ktp., nr. 512).

11. er-Rifdü’n-naḍr ʿalâ ʿaḳāʾidi’l-Ḫıḍr. Hızır Bey’in el-Ḳaṣîdetü’n-nûniyye’si üzerine Mehmed İsmet’in yazdığı ikinci Arapça şerhtir. Paşmakçızâde Abdullah Efendi’ye Rumeli kazaskeri iken sunulmak niyetiyle 1142’de (1729-30) tamamlandığı anlaşılan eser (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3249/1, vr. 1b-26b), ancak onun şeyhülislâm olması üzerine 1144’te (1731-32) kendisine takdim edilebilmiştir (Süleymaniye Ktp., Reşid Efendi, nr. 328, vr. 1b-23a, Hacı Mahmud Efendi, nr. 1445). Bu şerh, Muhammed Osman Doğan tarafından neşredilmiştir (er-Rifdü’n-naḍr ʿalâ ʿaḳāʾidi’l-Ḫıḍr, Amman 2021).

12. Taʿlîḳa ʿalâ Şerḥiʾl-ʿAḳāʾidiʾl-ʿAḍudiyye liʾd-Devvânî. Adudüddin el-Îcî’nin el-ʿAḳāʾidi’l-ʿAḍudiyye’sine Devvânî’nin yazdığı meşhur şerh üzerine kaleme alınmıştır. Telif tarihi belli değildir (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 1233/1, vr. 4b-35b; Âtıf Efendi, nr. 2797/13, vr. 118b-134b).

13. Ḥâşiye ʿalâ Şerḥi’l-ʿAḳāʾidi’n-Nesefiyye li’t-Teftâzânî. Teftâzânî’nin meşhur Şerḥu’l-ʿAḳāʾidi’n-Nesefiyye’sine yazdığı hâşiyedir (Süleymaniye Ktp., Âtıf Efendi, nr. 2797/4, vr. 8b-23b).

14. Risâle fî Beyâni Mesâʾili’l-İs̱nâʿaşeriyye. Eş‘arî ve Mâtürîdî ile bunların takipçilerinin ihtilâf ettikleri on iki meseleyi açıklayan kısa bir risâledir. Telif tarihi belirsizdir (Süleymaniye Ktp., Kasidecizâde, nr. 719/21, vr. 254a-b).

15. Şerḥ-i İstiʿâre-i Fârisiyye-i ʿİṣâm. İsâmüddin el-İsferâyînî’nin Ebü’l-Kāsım es-Semerkandî’nin Risâletü’l-İstiʿâre’sine yazdığı şerhin şerhidir. Mehmed İsmet’in hâmisi İzzet Ali Paşa’nın desteğiyle mülâzemetini almasından sonra onun adını yaşatmak için 1140 Ramazanının başlarında (Nisan 1728) Farsça kaleme alıp kendisine sunduğu bu ilk eser Şerḥu Risâleti’l-Ḥaḳīḳat ve’l-Mecâz ismiyle de bilinmektedir (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 2824/1, vr. 1b-26a; nr. 3249/2, vr. 27b-50b).

16. Ḥâşiye ʿalâ Ḥâşiyeti’z-Zîbârî ʿalâ ʿİṣâm. İsâmüddin el-İsferâyînî’nin, Ebü’l-Kāsım es-Semerkandî’nin Risâletü’l-İstiʿâre’sine yazdığı şerhe Hasan b. Muhammed ez-Zîbârî’nin yazdığı hâşiyenin hâşiyesidir. Müellif, bu eseri İzzet Ali Paşa’nın himmetiyle kaleme aldığını ifade etmiş (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 1797/1, vr. 1a), ancak paşanın sefer için gittiği Revan’da vefat etmesi sebebiyle ona sunamamıştır (Veliyyüddin Efendi, nr. 1797/1, vr. 1b-29b; Köprülü Ktp., Mehmed Âsım Bey, nr. 519).

17. Ḥâşiye ʿalâ Şerḥi’l-Vażʿiyye li’l-ʿİṣâm. İzzet Ali Paşa’nın himmetiyle yazılan ikinci hâşiye olup Adudüddin el-Îcî’nin er-Risâletü’l-Vażʿiyye’sine İsâmüddin el-İsferâyînî’nin yazdığı şerh üzerine kaleme alınmıştır (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 1797/2, vr. 30b-126b; Çorum Hasan Paşa Ktp., nr. 4895/3, vr. 25b-89a).

18. Ḥâşiye ʿalâ Ḥâşiyeti’l-Lârî ʿalâ Şerḥi’l-Hidâye li-Ḳāḍî Mîr. İzzet Ali Paşa’nın himmetiyle kaleme alınan üçüncü hâşiyedir. Esîrüddin el-Ebherî’nin Hidâyetüʾl-ḥikme adlı eserine Kādî Mîr Meybüdî’nin yazdığı şerhe Muslihuddîn-i Lârî’nin yazdığı hâşiyenin hâşiyesidir (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 1797/3, vr. 127a-188b; nr. 2159, 2864/2, vr. 46b-93b).

19. Ḥâşiye ʿalâ Ḥâşiyeti ʿAzmîzâde ʿalâ İbn Melek. Ebü’l-Berekât en-Nesefî’nin fıkıh usulüne dair Menârü’l-envâr’ına İbn Melek’in yazdığı şerhe Azmîzâde Mustafa Hâletî’nin yazdığı hâşiyenin hâşiyesi olup 1153’te (1740-41) tamamlanmıştır (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 947; Süleymaniye Ktp., Lâleli, nr. 598/2, vr. 59b-155b).

20. Zübde-i Kavâid-i Fenn-i Muammâ. Mehmed İsmet’in mütalaa ettiği muamma risâlelerinden faydalı gördüğü kısımları kısaltarak alıp meydana getirdiği eseridir. Telif tarihi belirsizdir (İÜNEK, nr. NEKTY10315/8, vr. 93b-98a).

Tercümeleri. 1. ʿİḳdü’l-cümân fî târîḫi ehli’z-zamân. Bedreddin el-Aynî’nin bu umumi tarihini tercüme etmek için 1725’te Sadrazam Damad İbrâhim Paşa’nın teşvikiyle teşkil edilen yirmi beş kişilik tercüme heyetinde “mülâzım” unvanıyla yer alan Mehmed İsmet’e de birkaç cüzün tercümesinin sipariş edildiği bilinmekle birlikte bunların hangi cüzler olduğu şimdilik bilinmemektedir (Aydüz, “İsmet Mehmed Efendi”, s. 233).

2. Terceme-i Tibyânü’l-hikem. Aristo’ya atfedilen apokrif bir metinden bazı meselelerin Arapça’dan çevirisini ihtiva eden bu tercüme 1138’de (1725-26) Kethüdâ Mehmed Paşa için yapılmıştır. Hayvanlar, bitkiler ve sular üzerine birçok hikmetli söz ve aforizma içeren tercümenin Corpus Aristotelicum’dan yapıldığı muhtemeldir (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3249/8, vr. 134b-141b).

3. Terceme-i ed-Dürerü’s-seniyye fî fezâili’d-devleti’l-Osmâniyye. Mısır-Kahire müderrislerinden Seyyid Muhammed b. Ahmed el-Hanefî el-Hamevî’nin 1099’da (1687-88) tamamladığı ed-Dürerü’s-seniyye fî feżâʾili’d-devleti’l-ʿOs̱mâniyye isimli risâlenin tercümesidir. Eserin mukaddimesindeki ifadelerden İzzet Ali Paşa’nın defterdarken Mehmed İsmet’e risâlenin tercümesini sipariş ettiği anlaşılmaktadır. 1139’da (1726-27) yapıldığı söylenen tercümenin (Babinger, s. 361) eldeki nüshası 13 Zilhicce 1148’de (25 Nisan 1736) tamamlanmış görünmektedir (İÜNEK, nr. NEKTY10315/5, vr. 70b-88b).

Takvimleri. Takvimler. Mehmed İsmet hakkında yapılan ilk çalışmalarda onun iki adet cetvelli Takvîm-i Sâl hazırladığı ifade edilmiştir (Osmanlı Astronomi Literatürü Tarihi, I, 426-427; Aydüz, “İsmet Mehmed Efendi”, s. 230). “Rakam takvimi” olarak da bilinen sâl takvimlerinin müneccimbaşı ve maiyetindeki kâtipler tarafından her yılın nevruzundan önce hazırlanıp sultana ve devlet adamlarına sunulduğu bilindiğine göre (Aydüz, “Osmanlı Devleti’nde Müneccimbaşılık ve Müneccimbaşılar”, s. 75-77; “Müneccimbaşı Takvimleri ve Tarihi Kaynak Olarak Değerleri”, s. 132-134), söz konusu eserlerin Mehmed İsmet tarafından hazırlandığına dair kesin delillere ihtiyaç vardır. Ancak bu takvimlerin üzerine yazılan günlük notların Mehmed İsmet’e ait olduğu kesindir. Mehmed İsmet’in en az yedi adet Takvîm-i Sâl’e günlük notlar düştüğü tesbit edilmiştir. İlki 1730-1731, sonuncusu 1744-1745 senesi için hazırlanan bu takvimler, Mehmed İsmet’in söz konusu zaman aralığında her sene için bir takvim yaptığını veya edindiğini ve bunların üzerine günlük notlar düştüğünü fakat sadece yedi tanesinin günümüze ulaşabildiğini kanıtlamaktadır (takvimlerin demirbaş numaraları için bk. Kandilli Rasathânesi Ktp., nr. T25, T26, T28, T30, T33, T36, T418).


BİBLİYOGRAFYA

Şerʻiyye Sicilleri Arşivi, Kısmet-i Askeriyye Mahkemesi, nr. 107, vr. 6b-10a.

Muhammed Sübhân el-Hindî, Levâmiʿu’s-Subûḥî fî Şerḥiʾl-Faṣṣiʾn-Nûḥî, Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3204, vr. 1b-2a.

Mehmed İsmet Efendi, Simâṭ-ı ʿİṣmet, Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3191, vr. 141b, 142b-143a, 177b.

a.mlf., Mecmua, Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3249/4, vr. 59b-61b.

Rāmiz ve Ādāb-ı Ẓurafā’sı: İnceleme-Tenkidli Metin-İndeks-Sözlük (haz. Sadık Erdem), Ankara 1994, s. 227-228.

Ayvansarâyî, Mecmûa-i Tevârih (haz. Fahri Ç. Derin – Vahid Çubuk), İstanbul 1985, s. 359.

Franz Babinger, Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserleri (trc. Coşkun Üçok), Ankara 1992, s. 361.

Müstakimzâde, Mecelletü’n-niṣâb, Ankara 2000, vr. 320a.

a.mlf., , s. 375-376, 683.

Mehmed Tevfîk, Mecmûatü’t-terâcim, İÜNEK, nr. NEKTY00192, vr. 98a.

Salim Aydüz, Osmanlı Devleti’nde Müneccimbaşılık ve Müneccimbaşılar (yüksek lisans tezi, 1993), İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 79-94.

a.mlf., “Müneccimbaşı Takvimleri ve Tarihi Kaynak Olarak Değerleri”, Cogito, sy. 22 (2000), s. 132-144.

a.mlf., “Osmanlı Devleti’nde Müneccimbaşılık Müessesesi”, , LXX/257 (2006), s. 167-264.

a.mlf., “İsmet Mehmed Efendi (ö. 1747) ve Tedâhül-i Seneye Dair Risâlesi”, Kutadgubilig, sy. 15 (2009), s. 223-264.

a.mlf., “İslam Medeniyetinde Takvimler”, Yedikıta, sy. 60 (2013), s. 52-59.

Mehmed Süreyyâ, Sicill-i Osmânî (haz. Nuri Akbayar), İstanbul 1996, III, 840.

Osmanlı Astronomi Literatürü Tarihi (haz. Ekmeleddin İhsanoğlu v.dğr.), İstanbul 1997, I, 426-427.

Esad Mehmed Efendi ve Bağçe-i Safâ-endûz’u (haz. Rıza Oğraş), Ankara 2018, s. 149.

Harun Küçük, Science Without Leisure: Practical Naturalism in Istanbul, 1660-1732, Pittsburgh 2020, s. 135-140.

İsa Uğurlu, The Politics of Sufi Networking: Naqshbandis in the Ottoman Istanbul, 1650-1800 (doktora tezi, 2024), Sabancı Üniversitesi.

a.mlf., “18. Yüzyılda Şahsi Bir Kütüphanenin İnşası ve Dağılışı: Mehmed İsmet Efendi Kütüphanesi Örneği”, , XIV/2 (2024), s. 529-552.

Abdullah Uğur, “Muhammediye’nin Bir Beyti Üzerine Mehmed İsmet’in Şerhi”, Edebali İslamiyat Dergisi, IV/2 (2020), s. 1-13.

Yunus Kaplan, “İsmet, Mehmed İsmet Efendi”, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/ismet-mehmed-ismet-efendi (erişim 18.07.2023).

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul’da basılan EK-1. cildinde, 664-666 numaralı sayfalarda yer almıştır. Maddenin İSA UĞURLU tarafından kaleme alınan yeni dijital versiyonu 10.02.2026 tarihinde yayımlanmıştır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER