KÜÇÜK EFENDİ KÜLLİYESİ - TDV İslâm Ansiklopedisi

KÜÇÜK EFENDİ KÜLLİYESİ

Müellif:
KÜÇÜK EFENDİ KÜLLİYESİ
Müellif: HÜLYA KOÇ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2002
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 16.04.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kucuk-efendi-kulliyesi
HÜLYA KOÇ, "KÜÇÜK EFENDİ KÜLLİYESİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kucuk-efendi-kulliyesi (16.04.2021).
Kopyalama metni
Yedikule’ye yakın bir bölgede Hacıevhad sokağı üzerinde bulunan külliye, Türk barok mimarisinin günümüze ulaşan sayılı örneklerinden biri olup oval planlı bir cami, kütüphane, çeşme, şadırvan, tekke odaları, çilehâne, su haznesi, kuyular ve hazîrelerden meydana gelmiştir. Külliyenin ilk kurucusu, Nakşibendî tarikatına bağlı olan Ayasofya vâizi Feyzullah Şükrü Efendi’dir. Bugünkü yapı ise muhtemelen, Feyzullah Şükrü Efendi’nin oğlu olan ve Küçük Efendi olarak da anılan Şeyh Mehmed Abdürreşid Efendi tarafından yeniden yaptırılmıştır. Külliyenin Türk barok mimarisinin son yıllarında, 1241 (1826) tarihini veren çeşme ile aynı yılda yapıldığı kabul edilmektedir. Çeşme ile kütüphanenin taş duvar işçiliğinin benzer olması ve cami, kütüphane, çeşme topluluğunun bir bütün teşkil etmesi, yapıların bu tarihte aynı mimar tarafından inşa edilmiş olabileceğini düşündürür. Feyzullah Şükrü Efendi’nin adı bu çeşme kitâbesinde geçmektedir. 1957’de bir yangın geçiren külliye, bu yangında iç mimarisi ve özellikle ahşap kısımları harap olmasına rağmen mimari değer ve öneminden fazla bir şey kaybetmemiş, onarılarak günümüze kadar gelmiştir.

Külliyenin ana yapısı olan oval planlı cami semâhâne olarak da kullanılıyordu. Genellikle dış süslemede kendini gösteren barok özellikler bu yapıda plan bakımından da etkili olmuş ve barok mimarisine has klasik cami tipinden uzaklaşılarak oval bir plan tipi benimsenmiştir. Yapıda enlemesine tertiplenen oval iç hacmi, on ahşap direk üstüne oturan oval bir ahşap kubbe örtmektedir. Cami bol sayıda yuvarlak kemerli pencerelerle aydınlatılmıştır. Caminin iç kısmında kubbeyi taşıyan ahşap direklerle dış duvar arasında yer alan galerinin üzeri hünkâr mahfili şeklinde düzenlenmiştir. Hünkâr mahfili 1957 yangınında yanmış, yerine bugün görülen kadınlar mahfili inşa edilmiştir. Üzerinde kadınlar mahfili yer alan bu galeri kıble tarafında devam etmeyerek mihrap ekseninde kesilir ve iki ucu iki minberle son bulur. Yangından sonraki onarımda bir de minber yapılmıştır. Aynı yangında yok olan iki kürsünün yerine bir kürsü konulmuştur. Çifte minber ve kürsüden başka camide üç mihrap vardır. Orta mihrabın bir çıkıntı içinde yer alması Türk barok camilerinde görülen bir özelliktir. Ana mihraptan küçük bir açıklıkla geçilen kare planlı çilehâne odasında Küçük Efendi’nin çile doldurduğu ileri sürülmektedir. Diğer iki mihrabın arkasında da çile doldurulan küçük hücreler bulunmaktaydı.

Camiye kuzeybatıdan bitişen kütüphane dikdörtgen planlı bir yapı olup üzeri ahşap çatı ile örtülüdür. Kütüphane duvarları bir sıra taş, iki sıra tuğla olmak üzere düzgün bir taş işçiliği gösterir. Avlu duvarları da aynı şekilde örülerek yapılmıştır. Eskiden oldukça zengin bir kütüphane olduğu bilinen yapıya camiden bir kapı ile geçilmektedir. Cami ile kütüphane binasının birleştiği köşede minare yer alır. Böylece iki yapı birbirine bağlanmıştır. Kütüphane ile çeşme duvarı arasında bulunan hazîrede Küçük Efendi’nin de mezarı mevcuttur. Külliyenin diğer hazîresi caminin doğusundadır.

Cami avlusuna asıl giriş kuzeyde Hacıevhad sokağı üzerindeki kapıdan sağlanır. Güneydoğuda da bir kapı vardır. Girişin solunda, yani caminin kuzeydoğusunda tekke odaları, avlunun ortasında şadırvan yer alır. Mermerden yapılan süslemesiz kübik görünüşlü şadırvan bugün kullanılmamaktadır. Arka avlunun köşesinde caminin güney doğrultusunda kare planlı su haznesi, buna bitişik olarak yerin altında merdivenle inilen çilehâne bulunmaktadır. Yine arka avluda bir kuyu, caminin batısında ise soğuk hava deposu vardır.

Kuzeybatı yönünde Hacıevhad sokağı üzerinde uzanan avlu duvarı bir cephe meydana getirmekte ve bunun doğusunda Sultan II. Mahmud Çeşmesi yer almaktadır. Barokampir üslûba uygun olarak yapılan çeşme ile ana bina arasında görünür bir bağ yoktur. Fakat çeşmenin kütüphane ekseni üzerinde bulunması ve çeşmenin kapıları ile kütüphane merdivenleri arasındaki irtibat çeşmeyi külliyenin bölünmez bir parçası yapar. Dalgalı bir duvar şeklinde inşa edilen çift girişli, çift pencereli çeşme ortadaki çelengi, akant yaprakları, dalgalı silmeleri ve girlantları ile barok üslûbunun karakteristik özelliklerini verir. Çeşmede en üstte on satırlık ta‘lik bir kitâbe, iki yanda da çelenkle kavranmış birer tuğra yer alır. Ortada eksen üzerindeki ana çeşme ile iki yandaki çeşmeler cami içindeki üç mihraplı düzeni hatırlatır. Bunun dışında avluda camiye girişin solunda on basamakla inilen bir çukur içinde yer alan Hatice Hanım Çeşmesi oldukça sade ve süslemesiz bir eser olup 1251 (1835) tarihini verir

BİBLİYOGRAFYA
Halil Edhem [Eldem], Nos Mosquées de Stamboul (trc. E. Mamboury), İstanbul 1932, s. 128-129; İ. Hilmi Tanışık, İstanbul Çeşmeleri, İstanbul 1943, I, 250; Tahsin Öz, İstanbul Camileri, Ankara 1965, I, 94; Oktay Aslanapa, Osmanlı Devri Mimarisi, İstanbul 1987, s. 435-437; Aptullah Kuran, “Türk Barok Mimarisinde Batı Anlamında Bir Teşebbüs, Küçük Efendi Manzumesi”, TTK Belleten, XXVII (1963), s. 467-470; M. Baha Tanman, “Küçük Efendi Külliyesi”, DBİst.A, V, 150-152.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2002 yılında Ankara’da basılan 26. cildinde, 523-524 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER