KÛTVÂL - TDV İslâm Ansiklopedisi

KÛTVÂL

كوتوال
Müellif:
KÛTVÂL
Müellif: CEVAT İZGİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2002
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kutval
CEVAT İZGİ, "KÛTVÂL", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kutval (24.09.2020).
Kopyalama metni
Hintçe kôtvâlâ birleşik isminden gelmekte olup kôt “kale”, vâlâ “bekçi, muhafız, kumandan” demektir (etimolojik tartışmalar için bk. Doerfer, III, 618-621). Kelime Ortaçağ boyunca müslüman Hindistan, Orta Asya ve İran’da kullanılmış, zamanla batıya doğru geçerek İran körfezi ve Irak bölgelerinde de yaygınlık kazanmıştır. İlhanlılar, Timurlular ve Safevîler’de “bir şehir veya kasabanın mahallî idarecisi” anlamında kullanıldığı görülür.

Bâbürlüler’de bazı yerlere asayişi sağlamak ve isyanları bastırmak üzere tayin edilen valilere “fevcdâr”, kalelerin kontrolü altında bulunan uzak bölgelere kale kumandanı olarak gönderilenlere de “kıl‘adâr, kal‘adâr” deniliyordu. Büyük iktâlarda iktâ sahibi bir vali yetkisine sahipti. Şehirlerde ise hâkim, polis müdürü, belediye başkanı ve ahlâk zâbıtasının yetki ve sorumluluklarını bir arada uhdesinde taşıyan kûtvâller valilik yapardı. Kûtvâllerin emrinde düzenli bir polis kuvveti bulunmuyordu; yalnız onlardan rütbeleri gereği tuttukları askerleri bu iş için kullanmaları bekleniyordu; ancak kuvvetleri yeterli görülmediği takdirde kendilerine yardım gönderilirdi. Bâbür hâtıralarında, Kâbil’de iken cesareti dolayısıyla kûtvâl olarak orada bırakılmış bir dostundan bahsetmektedir (Vekāyi‘, s. 219).

Kûtvâl terimi, özellikle Bâbürlüler’in hâkimiyeti altındaki müslüman Hindistan’ında bu imparatorluk çöktükten sonra da yaklaşık bir yüzyıl daha İngilizler zamanında kullanıldı. Fakat daha evvel de halk düzeninden sorumlu memur olarak Delhi Sultanlığı topraklarında, Tuğluklular öncesi devir boyunca Güney ve Doğu Hindistan’da hüküm süren taşra sultanlıklarında mevcuttu. Vasco da Gama’dan sonra Portekizliler’in Hindistan’a yaptıkları seferleri anlatan kaynaklarda Portekizliler’in “catual” ile savaştıklarından bahsedilmektedir.

Ebü’l-Fazl el-Allâmî’nin eserinde (bk. bibl.) kûtvâlin görevleri arasında şunlar sayılmaktadır: Câni ve haydutları takip etmek, asayiş ve nizamı sağlamak, evlerin ve çarşıların kaydını tutmak, şehirde bir istihbarat sistemi oluşturmak (halkın gelirini ve yaşama tarzını araştıran bu sistem elde ettiği sonuçları hükümet merkezine bildirir), gerektiğinde gece sokağa çıkma yasağı uygulamak, ağırlık ölçülerini, çarşı pazarlarda hile yapılıp yapılmadığını kontrol etmek, standart paraları tasdik edip sahte paraları yeniden basılmak üzere toplamak, halka su sağlamak, vasiyet bırakmadan ölenlerin mallarıyla ilgilenilmesi için tahsisat ayırmak, ölü yıkayıcılara ve çöpçüler gibi kirli işlerde çalışanlara yer sağlamak ...

Kûtvâlin görevlerinin çoğu muhtesibinkiyle benzerlik göstermektedir. Ancak kûtvâl, muhtesibin görevlerinden başka Emevî ve Abbâsî dönemlerindeki sâhibü’ş-şurtanın sorumluluklarını da yüklenmiştir. Her ne kadar kûtvâlin yetki ve sorumlulukları muhtesibinkine benziyorsa da aslında birçok bakımdan Nagaraka ve Mauryan devirlerindeki şehir polisininkinin bir aksidir, Ebü’l-Fazl’ın açıklamaları da bunu göstermektedir. Ebü’l-Fazl, kûtvâlin diğer vazifelerini de Ekber Şah’ın Dîn-i İlâhî merasimlerini anlatırken açıklamıştır (ʿAʾīn-i Akbarî, II, 43-45; ayrıca bk. Mirzâ Muhammed Hasan, I, 163). Evrengzîb devrinde Hindistan’a giden Fransız seyyahı F. Bernier, seyahat raporunda “cotoual” ya da “grand prévôt de la campagne” diye bahsettiği kûtvâlin ahlâk denetimi, istihbarat ve belediye faaliyetleriyle ilgili gördüğü bazı işlerini anlatmaktadır. Kûtvâl terimi bugün de Hindistan’ın kuzeybatı taraflarında büyük şehir ve kışlalardaki polis şefleri için kullanılmaktadır.

BİBLİYOGRAFYA
Doerfer, TMEN, III, 618-621; Gerdîzî, Zeynü’l-aḫbâr (nşr. Abdülhay Habîbî), Tahran 1347 hş., s. 181; Bâbür, Vekāyi‘ (Arat), s. 219, 629-630; Ebü’l-Fazl el-Allâmî, Āʾīn-i Akbarī (trc. H. S. Jarrett), Calcutta 1949, II, 43-45; J. Sarkar, The Mughal Administration, Patna 1920-25, I, 47-49; S. M. Edwards - H. L. O. Garrett, Mughal Rule in India, London 1930, s. 185-187, 190-191; Mirzâ Muhammed Hasan, Mirʾât-ı Aḥmedî (nşr. Syed Nawab Ali), Baroda 1947-48, I, 163; I. H. Qureshi, The Administration of the Sultanate of Delhi, Karachi 1958, s. 173-174; R. C. Majumdar, The Delhi Sultanate, Bombay 1967, bk. İndeks; F. Bernier, Travels in the Mogul Empire, A.D. 1656-1668 (trc. A. Constable), Delhi 1972, s. 188, 369; W. H. Moreland, “Hind-Türk İmparatorluğu”, İA, V/1, s. 499; Besim Darkot, “Kût-ül-Amâre”, a.e., VI, 1060; C. E. Bosworth, “Kotwāl”, EI2 (İng.), V, 279-280.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2002 yılında Ankara'da basılan 26. cildinde, 503-504 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER