LEMTÛNE

لمتونة
Müellif:
LEMTÛNE
Müellif: MEHMET ÖZDEMİR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 15.08.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/lemtune
MEHMET ÖZDEMİR, "LEMTÛNE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/lemtune (15.08.2020).
Kopyalama metni
Çoğunluğu göçebe hayatı yaşayan Berberî Sanhâce topluluğuna mensup büyük bir kabile olan Lemtûne’nin (Lümtûne) ana yurdu Batı Sahrâ’dır. Kabilenin genellikle Berberî olduğu kabul edilmekle beraber bazı müslüman nesep âlimleri kökenlerinin Himyerîler’e dayandığını ve Yemen’den Afrika’ya geldiklerini ileri sürmüşlerdir.

Erkekleri, gözleri hariç yüzlerini lisâm ile (peçe / örtü) örttüklerinden dolayı Lemtûne kabilesi kaynaklarda Mülessimûn (Mülessemûn: “yüzleri peçeli”) olarak da anılır. Çöldeki aşırı sıcaklar ve kum fırtınalarına karşı korunma ihtiyacının erkekler için böyle bir kıyafet tarzını ortaya çıkarmış olması kuvvetle muhtemeldir. Lemtûneliler arasında, ağız bölgesinin örtülmesi gereken yer sayılması sebebiyle örtüldüğü veya başlangıçta düğünlere has olan bu kıyafetin zamanla yaygınlaştığı ya da Lemtûneli erkeklerin düşmanı aldatmak amacıyla savaşlarda kadın kıyafetine girerek yüzlerini örttükleri şeklinde daha başka açıklamalar da yapılmaktadır. Erkeklerin aksine Lemtûneli kadınların yüzleri örtülü değildir.

Göçebe olarak yaşadıkları için sürekli yer değiştiren kabile mensupları önce Eyzel dağının güneyine doğru yayıldılar, buradan, bugünkü Moritanya’nın doğusundaki toprakları ele geçirdikten sonra güneyde Sudan sınırlarına kadar uzandılar. V. (XI.) yüzyıl ortalarına doğru, daha önce diğer bazı Berberî kabilelerinin nüfuzu altında bulunan Moritanya’nın Adrar bölgesini istilâ ettiler. Bu bölgede yaptıkları Azukki Kalesi, Sicilmâse ile Gana’yı, dolayısıyla Sudan’ı birbirine bağlıyordu. Mağrib’in en işlek ticaret yolunu kontrol eden bu güzergâha hâkimiyetleri sayesinde önemli bir gelir kaynağına kavuştular. Aynı yüzyılın ikinci yarısında, günümüzde Fas’ın güneybatısındaki Nül el-Aksâ ve Tazugağt’ın kırsal kesimleri de Lemtûne’nin kontrolü altına girdi.

Başlangıçta kabile hayatına göçebelik hâkimdi, buna bağlı olarak hayvancılık yegâne geçim kaynağını teşkil etmekteydi. Ebû Ubeyd el-Bekrî (ö. 487/1094) bu kabilenin ziraat ve zanaata tamamen yabancı olduğunu, hatta ekmek yapmayı bilmediklerini, yılda bir defa müslüman tâcirlerin uğraması sayesinde ekmek yeme imkânına kavuştuklarını, esas itibariyle et ve sütle beslendiklerini belirtir (el-Muġrib, s. 164). Kabilenin bir bölümü, ancak milâdî VIII. yüzyıldan itibaren devlet kurma seviyesine çıkarak yerleşik hayata geçmiştir.

Lemtûne kabilesinin İslâm diniyle tanışmasını, Ukbe b. Nâfi‘in 60-64 (680-684) yıllarında Kuzey Afrika’da gerçekleştirdiği fetih hareketine kadar götürmek mümkündür. Daha sonra Emevîler’in Kuzey Afrika valilerinden İbnü’l-Habhâb’ın gönderdiği bir ordu Lemtûne’nin de yaşadığı Batı Sahrâ’ya girdi. Ukbe b. Nâfi‘in torunlarından Abdurrahman b. Habîb 127’de (745) bir defa daha Batı Sahrâ’ya ulaştı ve burada İslâm dinini yaymak için gayret gösterdi. Mağrib-i Aksâ’da kurulan İdrîsîler’in de bölgede İslâmiyet’in yayılmasına katkı sağladığı bilinmektedir. III. (IX.) yüzyılda Lemtûne’nin ve Sanhâce’ye mensup diğer kabilelerin İslâm dinine girişleri tamamlanmıştı. Bununla birlikte bu kabilelerin İslâmlaşmasının büyük ölçüde yüzeysel kaldığı anlaşılmaktadır. Nitekim V. (XI.) yüzyılın ilk yarısında, aralarında Lemtûne’nin de bulunduğu Sanhâce kabilelerine İslâmiyet’i öğretmek üzere bölgeye giden ve daha sonra Murâbıtlar Devleti’nin kuruluşuna öncülük eden fakih Abdullah b. Yâsîn el-Cüzûlî, kabile liderleri dahil olmak üzere halkın İslâm hakkında fazla bir şey bilmediği gerçeğiyle karşılaşmıştı. Hatta bazı kabile kollarında putperestlik döneminin inanç ve ibadetleri hâlâ varlığını korumaktaydı. Abdullah b. Yâsîn, Senegal nehrinin Atlas Okyanusu’na döküldüğü yerde bir ribâta yerleşerek burada çoğunluğu Lemtûneli olan çok sayıda talebe yetiştirdi ve onları İslâm dinini öğretmeleri için kabilelerine gönderdi.

Lemtûneliler’in II. (VIII.) yüzyıldan önceki siyasî faaliyetleri hakkında bilgi yoktur. Endülüs’te I. Abdurrahman’ın iş başında bulunduğu dönemde (756-788), Batı Sahrâ’da Lemtûneliler’in öncülüğünde Sanhâce’ye bağlı diğer kabilelerin de içinde yer aldığı bir devlet kurulmuştu. Kaynaklarda bu devletin başına geçmiş Lemtûneli bazı hükümdarların isimleri verilmektedir. Bunlardan ilki Talekâkin’dir. Hükümdarlık süresi belli olmayan bu kişinin yerine Tilûtân (Tayvalûtân) b. Tiklân b. Talekâkin geçti. Bu müslüman hükümdarın zamanında güneyde zencilerle meskûn Bilâdüssûdan topraklarına seferler düzenlendi; bu seferlerle o sırada Batı Sudan’ın en güçlü devleti olan Gana Krallığı zayıflatıldı, böylece Nijer kıyılarına kadar Batı Sahrâ’nın tamamı hâkimiyet altına alındı. Ayrıca bölgedeki yirmi kadar mahallî hânedan bu devlete bağlandı. Tilûtân’dan sonra sırasıyla Yalattan ve Temîm hükümdar oldu. Temîm’in 300’de (912-13) ölümünden 420 (1029) yılına kadar iç karışıklıklarla dolu bir dönem yaşandı. IX. yüzyıl ortalarında aynı coğrafyada Evdegaşt (Awdaghost) Krallığı’nın ortaya çıkması Lemtûne’nin liderlik ettiği kabileler federasyonunun çözülmesine yol açtı. X. yüzyıl sonlarında Gana Krallığı’nın yeniden güçlenerek Evdegaşt Krallığı’nı çökertmesi bu krallığın Lemtûne üzerindeki baskı ve kontrolünü ortadan kaldırdı. Abdullah (Ubeydullah) isimli reislerinin önderliğinde yeniden toparlanan Lemtûneliler, V. (XI.) yüzyılda Muhammed Tareşna adlı bir yöneticinin idaresinde Cüdâle ve Messûfe gibi kabileleri de içine alan bir kabileler federasyonu oluşturdular. Muhammed Tareşna’dan sonra yönetim Lemtûne’den Cüdâle’ye geçti. Cüdâle’den yönetimi önce Yahyâ b. İbrâhim, ardından oğlu İbrâhim b. Yahyâ aldı. Yaptığı hac yolculuğu dönüşünde Sanhâce kabileleri arasında İslâm dinini öğretmesi amacıyla bölgeye getirilen fakih Abdullah b. Yâsîn burada en büyük desteği Lemtûneliler’den gördü. Abdullah, bölgede dinî ve siyasî olayları yönlendirecek kadar gücü artınca Sanhâceli kabilelerin önderlerini toplayarak onları emirliğin Lemtûne’ye verilmesine razı etti ve Yahyâ b. Ömer el-Lemtûnî’yi emirliğe getirdi. Böylece Lemtûne’nin öncülüğünde Murâbıtlar Devleti’nin temeli atılmış oldu. Murâbıtlar zamanla Batı Sahrâ, Mağrib ve Endülüs’ü sınırları içine alarak büyük bir devlet kurdular. Ordunun en gözde birlikleri Lemtûneliler’den meydana getirildi. Batı Sahrâ’da göçebe durumundaki Lemtûneliler’in bir bölümü Mağrib ve Endülüs’te yerleşik hayata geçirildi. Murâbıtlar Devleti’nin yönetici kadrosu büyük ölçüde Lemtûneliler’den oluştuğu için kaynaklarda bu devlet genellikle ed-Devletü’l-Lemtûniyye (Devletü’l-Lemtûniyyîn) şeklinde anılmaktadır. 541’de (1147) Mağrib’de Murâbıtlar Devleti’nin Muvahhidler tarafından yıkılması sonucu Lemtûne kabilesinin önce Batı Sahrâ’da, ardından Mağrib tarihinde belli aralıklarla elde etmiş olduğu siyasî üstünlük son buldu. Günümüzde Moritanya’da Lemtûne adıyla varlığını sürdüren kabileler vardır.

BİBLİYOGRAFYA
İbnü’s-Sagīr, Aḫbârü’l-eʾimmeti’r-Rüstemiyyîn (nşr. Muhammed Nâsır – İbrâhim Behhâz), Beyrut 1406/1986, s. 25, 63, 107, 111; İbn Havkal, Ṣûretü’l-arż, II, 100-102; Bekrî, el-Muġrib, s. 163-170; İbn İzârî, el-Beyânü’l-muġrib, IV, 8 vd.; İbn Fazlullah el-Ömerî, Mesâlikü’l-ebṣâr (trc. Gaudefroy-Demombynes), Paris 1927, s. 43, 60, 141; İbn Ebû Zer‘, el-Enîsü’l-muṭrib, Rabat 1972, s. 122-184; İbnü’l-Hatîb, el-İḥâṭa, I, bk. Fihrist; II, 110, 111, 116; III, 300; IV, 347 vd.; el-Ḥulelü’l-mevşiyye fî ẕikri’l-aḫbâri’l-Merrâküşiyye (nşr. Süheyl Zekkâr – Abdülkādir Zimâme), Rabat 1979, bk. Fihrist; İbn Haldûn, el-ʿİber, VI, 180-188; Selâvî, el-İstiḳṣâ, II, 3-78; A. Bel, La religion musulmane en Berbérie, Paris 1938, I, 211-231; Hasan Ahmed Mahmûd, Ḳıyâmü devleti’l-Murâbıṭîn, Kahire 1956, s. 45 vd.; J. S. Trimingham, A History of Islam in West Africa, Oxford 1962, s. 20 vd.; J. M. Abu’n-Nasr, A History of the Maghrib in the Islamic Period, Cambridge 1987, s. 77-91; Hüseyin Mûnis, Târîḫu’l-Maġrib, Beyrut 1992, s. 9, 89, 426; G. S. Colin, “Lemtûne”, İA, VII, 31; T. Lewicki, “Lamtūna”, EI2 (İng.), V, 652-654; Chantal de la Veronne, “Ṣanhād̲j̲a”, a.e., IX, 18; M. Canard, “Lamtūna”, Encyclopaedia of the World Muslims (ed. N. K. Singh – A. M. Khan), II, 827-830.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2003 yılında Ankara'da basılan 27. cildinde, 137-138 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER