MALABAR

Müellif:
MALABAR
Müellif: AZMİ ÖZCAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/malabar
AZMİ ÖZCAN, "MALABAR", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/malabar (19.10.2019).
Kopyalama metni
Kuzeyde D’eli dağından güneyde Komorin Burnu’na kadar uzanan ve doğuda Batı Gatlar’la sınırlanan yaklaşık 550 kilometrelik bir kıyı şeridi kaynaklarda Malabar adıyla anılmaktadır. İngilizler’in XVII. yüzyılın sonlarında bölgeye hâkim olmasından itibaren Malabar daha çok bugünkü Kerala eyaletinin kuzey kısımları için kullanılmaya başlanmıştır. Bölgeye Malabar adıyla ilk defa Arap ve Fars denizcilerinin atıfta bulunduğu, kelimenin Dravid dilinde “dağ” anlamına gelen malai ile Farsça “ülke” anlamındaki bar veya Arapça berr kelimesinin birleştirilmesiyle ortaya çıkmış olabileceği ileri sürülmektedir. Bölgenin yerli halkın dilindeki adı ise Malayalam ve Keralam’dır. İslâm kaynaklarında Malabar (Melîbâr) isminin ilk defa muhtemelen İdrîsî’nin Nüzhetü’l-Müştâḳ’ı ile Yâkūt’un Muʿcemü’l-büldân’ında kullanıldığı kaydedilmektedir. Coğrafî yakınlığı dolayısıyla Araplar’ın İslâm öncesinde yoğun ticarî ilişkilerinin bulunduğu bölgeye müslümanlar hicretin hemen ardından gelmeye başladılar. Hindistan’da kendilerine has bir kültürel kimlik taşıyan Mappilla (Mopla) müslüman topluluğunun nüvesini oluşturan bu ilk yerleşimden sonra İslâmiyet yerli halk arasında yayılmaya başladı. Kuzey Hindistan’ın aksine hiçbir siyasî ve askerî gücün desteği ve etkisi olmadan gerçekleşen bu yayılmada en büyük etkenin bölgeye gelen müslümanların hayat tarzları olduğu söylenebilir. XIV. yüzyılın ilk yarısında Malabar topraklarını dolaşan İbn Battûta bölgenin hemen her yerleşim biriminde yerli müslümanların bulunduğunu, bazı şehirlerde birkaç bin civarında Arap ve Fars asıllı kişinin yaşadığını söyler. Muhtemelen bu dönemlerde ihtida ederek Arakkal adıyla bilinen bir hânedanlığı başlatan Kannanur hâkimi Ali Raca, aynı zamanda Malabar sınırlarındaki ilk bağımsız müslüman sultanlığının kurucusudur. XX. yüzyıla kadar devam eden bu hânedanlığın bazı üyeleri XVIII. yüzyılda İngilizler’e karşı Osmanlılar’dan destek aramışlar, ancak Osmanlılar o sırada Rusya ile savaş halinde oldukları için onlara destek verememişlerdir.

XVI. yüzyıldan itibaren Portekizliler’in bölgeye gelmesiyle birlikte Malabar bölgesinin refah ve istikrarı hızla bozuldu. Bu arada Portekiz hâkimiyetiyle yoğunlaşan misyoner faaliyetleri ve hıristiyanlaştırma gayretleri Malabar müslümanlarını zaman zaman güç durumda bıraktı. XVII. yüzyılın ikinci yarısında bölgenin hâkimiyeti Hollandalılar’a geçti. Ardından İngiliz ve Fransızlar da buraya yerleşmeye başladılar. Bu rekabetten galip çıkan İngilizler bölgeyi hâkimiyetleri altına aldılar. İngilizler’e karşı en güçlü direniş, XVIII. yüzyılın ikinci yarısında bir dönem Malabar’a da hâkim olan komşu Meysûr Sultanı Haydar Ali Han ve oğlu Tîpû Sultan tarafından gerçekleştirildi. İngilizler’e karşı direnişlerinde Osmanlılar’dan destek arayan Meysûr sultanının teşebbüsleri, Osmanlılar bu dönemde Rusya ve Fransa’ya karşı İngilizler’in desteğine ihtiyaç duyduğu için sonuçsuz kaldı. 1792’den itibaren Güney Hindistan’a da hâkim olan İngilizler’in uyguladığı politikalar Malabar müslümanlarının siyasî, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda diğer topluluklardan daha geri kalmasına yol açtı. Malabar müslümanları bunun da etkisiyle I. Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan Hindistan Hilâfet Hareketi’ne büyük destek verdiler. Osmanlılar’a karşı ilgi ve sempatinin arttığı bu dönemde İngiliz hâkimiyetine karşı direniş eylemleri düzenlendi. İngilizler, 1921’de Mappilla müslümanlarının başlattığı silâhlı ayaklanmayı 5-10.000 arasında müslümanı öldürerek bastırabildiler. Direnişin ardından Malabar müslümanları uzun süre siyasî faaliyetlerde bulunamadılar. İngilizler 1947’de Hindistan’dan çekilirken bölge yeni kurulan Hindistan Devleti’nin sınırları içinde bırakıldı. Malabar müslümanlarının yaşadığı ümitsizlik binlerce kişinin Pakistan’a göç etmesine sebep oldu.

1956’da Kerala eyaleti oluşturulurken Malabar toprakları Calicut, Palghat ve Kannanur idarî bölgelerine ayrılarak bu eyaletin sınırları içine dahil edildi. 1969’da Mallappuram, 1980’de Wayanad ve 1990’larda Kasargode idarî bölgeleri oluşturuldu. Böylece eski Malabar toprakları altı idarî bölgeye ayrılmış oldu. Malabar’ın en önemli şehri olan Calicut’un adı yakın tarihlerde Kozhikode olarak değiştirildi. Eyaletin en önemli limanı ise Koçin’dir. 2001 rakamlarına göre 31.838.000 olarak tesbit edilen Kerala nüfusunun yüzde 24’ünü müslümanlar oluşturmaktadır. Bölgede Katolikler’den başka Aziz Thomas, Süryânî ve Keldânî hıristiyanları da bulunmaktadır.

BİBLİYOGRAFYA
BA, Nâme Defteri, nr. 9, s. 80-81, 99, 169; S. Muhammad Nainar, Arab Geographers’ Knowledge of Southern India, Madras 1942, s. 19; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, IV/2, s. 156-157; Aziz Ahmad, Studies in Islamic Culture in the Indian Environment, Oxford 1964, s. 129; Ashin Das Gupta, Malabar in Asian Trade 1740-1800, Cambridge 1967; R. E. Miller, Mappila Muslims of Kerala, Madras 1976, s. 18-20, 39-147; F. S. Dale, Islamic Society on the South Asian Frontier: The Mappilas of Malabar 1498-1922, Oxford 1980; Azmi Özcan, Pan-İslamizm: Osmanlı Devleti Hindistan Müslümanları ve İngiltere (1877-1924), Ankara 1997, s. 17-18; S. Sulaiman Nadvi, “The Muslim Colonies in India Before the Muslim Conquests”, IC, VIII (1934), s. 478-487; Y. Friedmann, “Qiṣṣat Shakarwatī Farmāḍ, A Tradition Concerning the Introduction of Islām to Malabar”, IOS, V (1975), s. 233-235; Abdülazîz el-Minkādî, “Târîḫu ẓuhûri’l-İslâm fî sâḥili Melîbâr min ḫilâli maḫṭûṭin: Tuḥfetü’l-mücâhidîn fî baʿżi aḫbâri’l-Burtüġāliyyîn”, el-Ves̱îḳa, IX/17, Bahreyn 1990, s. 160-171; T. H., “Malabar”, İA, VII, 218-219; A. D. W. Forbes, “Malabar”, EI2 (İng.), VI, 206-207.
Bu madde ilk olarak 2003 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 27. cildinde, 465-466 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.