MAMA HATUN

Müellif:
MAMA HATUN
Müellif: DURSUN ALİ ŞEKER
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 12.08.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mama-hatun
DURSUN ALİ ŞEKER, "MAMA HATUN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mama-hatun (12.08.2020).
Kopyalama metni
Malazgirt zaferinden sonra Anadolu’da kurulan Türk beyliklerinden biri olan Saltuklular’dan II. İzzeddin Saltuk’un kızıdır. Uzun süre idareyi elinde bulunduran ağabeyi Nâsırüddin Muhammed’in ardından 587’de (1191) Saltuklu Beyliği’nin başına geçti. Ağabeyi ve yetişkin yeğenleri varken Mama Hatun’un bir kadın olarak başa geçmesi, eski Türk hayatında kadının toplumdaki yerini müslüman olduktan sonra da koruduğunu göstermektedir. Mama Hatun Arap kaynaklarında “Erzurum sâhibesi” olarak gösterilmektedir.

Selâhaddîn-i Eyyûbî Suriye’den kuzeye doğru yayılma politikası takip ediyor, Türkmen beylerini itaat altına almaya çalışıyordu. Bu maksatla yeğeni Meyyâfârikīn hâkimi Takıyyüddin Ömer’e görev verdi. Takıyyüddin, Ahlatşahlar’a ait topraklardaki Hani’yi 587’de (1191) işgal etti ve Ahlatşah Seyfeddin Begtemür’ü yenilgiye uğrattı. Bundan cesaret alarak Ahlat üzerine yürüyüp şehri kuşattıysa da başarılı olamadı. Geri dönüp yine Begtemür’e bağlı Malazgirt’i kuşattı. Malazgirt mancınıkla dövüldüğü sırada Mama Hatun askerinin başında Takıyyüddin Ömer’e yardıma geldi. Çevreden de katılmalar olmasına rağmen kuşatma uzun sürdü. Takıyyüddin Ömer’in 19 Ramazan 587’de (10 Ekim 1191) vefatı üzerine kuşatmaya son verildi.

Hükümdarlığı konusunda ilk yıllarla ilgili bilgi bulunmamakla beraber Mama Hatun’un son dönemlerde yeğenleriyle iktidar mücadelesi içinde olduğu anlaşılmaktadır. Mama Hatun, muhtemelen başına gelecekleri tahmin edip korkuya kapıldığı için 597’de (1201) Eyyûbî Hükümdarı el-Melikü’l-Âdil’e haber göndererek nüfuz ve itibar sahibi bir kimseyle evlenmek istediğini bildirdi ve bu konuda kendisine yardımcı olunmasını rica etti. el-Melikü’l-Âdil, Nablus Eyyûbî Valisi Fârisüddin Meymûn el-Kasrî’ye Mama Hatun ile evlenmesini, ayrıca onun ülkesini de yönetmesini tavsiye eden bir mektup yazdı. Teklifi kabul eden Meymûn el-Kasrî, evlenmek için gerekli hazırlıkları yaparken Mama Hatun’un tahttan uzaklaştırılıp hapsedildiğini, yerine yeğeni Alâeddin Melikşah’ın geçtiğini öğrendi. Mama Hatun’un bundan sonraki hayatına dair bilgi yoktur.

Güçlü, yetenekli ve ihtiraslı bir kadın olan, Erzincan ve Tercan’da hakkında menkıbevî mahiyette hikâyeler anlatılan Mama Hatun (Kara, s. 50-51) siyasî faaliyetleri yanında önemli tarihî eserler de bırakmıştır. Erzincan’ın Tercan (eski adı Mamahatun) ilçesindeki kervansaray, mescid ve hamam bunlardandır. Türbesi de bu ilçededir. Yörenin birinci derecede deprem kuşağında olmasına rağmen bu eserlerin günümüze kadar gelmiş olması inşasına ne kadar itina edildiğini göstermektedir (bk. MAMA HATUN KÜLLİYESİ). 1050’de (1640) Tercan’a gelen Evliya Çelebi buranın Tercanlı Ali Ağa’nın zeâmeti ve müslüman bir köy olduğunu, “azize” diye nitelediği Mama Hatun’un Akkoyunlu (doğrusu Saltuklu) padişahlarından birinin “yıldız gibi temiz” kızı olup türbesinin ziyaret edildiğini, nakışlı ve uzunca mermer sanduka ile türbeye yakın bir cami ve bir hamamın bulunduğunu, yedi yıl sonraki gelişinde ise köyün 100 hâneden 200 hâneye çıktığını, “bir hayır sahibi kadın” diye andığı Mama Hatun’un tahsis ettiği vakfa ait gelir kaynaklarına el konulduğunu, bu yüzden sahipsiz kalan imaretin harabe olmaya yüz tuttuğunu belirtmektedir (Seyahatnâme, II, 202, 374).

BİBLİYOGRAFYA
İmâdüddin el-İsfahânî, el-Fetḥu’l-ḳussî (nşr. C. de Landberg), Leiden 1888, I, 401-405; İbn Vâsıl, Müferricü’l-kürûb, III, 118; Evliya Çelebi, Seyahatnâme, II, 202, 374; Osman Turan, Türk Cihân Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi, İstanbul 1969, I, 126, 127, 128; a.mlf., Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi, İstanbul 1980, s. 17-18; Tahir Erdoğan Şahin, Erzincan Tarihi, Erzincan 1985, I, 267-268; Ali Sevim - Yaşar Yücel, Türkiye Tarihi, Ankara 1990, I, 149, 150; Ruhi Kara, Erzincan Efsaneleri Üzerine Bir Araştırma, Ankara 1993, s. 50, 51; Abdülkerim Özaydın, “Saltuklular”, Siyâsî-Dinî-Kültürel-Sosyal İslâm Tarihi, İstanbul 1994, VIII, 31, 34; Faruk Sümer, “Saltuklular”, Selçuklu Araştırmaları Dergisi, III, Ankara 1971, s. 418-420; G. Leiser, “Saltuḳ Og̲h̲ullari”, EI2 (İng.), VIII, 1001.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2003 yılında Ankara'da basılan 27. cildinde, 548 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER