MÂNİ‘

المانع
Müellif:
MÂNİ‘
Müellif: BEKİR TOPALOĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mani--esma-i-husna
BEKİR TOPALOĞLU, "MÂNİ‘", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mani--esma-i-husna (22.11.2019).
Kopyalama metni
Sözlükte “mahrum etmek, vermemek, engel olmak” mânasındaki men‘ kökünden türemiş bir sıfat olup “kötü şeylere engel olan, bunların gerçekleşmesine müsaade etmeyen” anlamında Allah’ın isimlerinden biridir. Men‘ kavramı Kur’ân-ı Kerîm’de on altı âyette yer almakla birlikte bunların hiçbirinde men‘ eylemi Allah’a nisbet edilmemiştir (M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “mnʿa” md.). “Mûcizeler göndermemize engel olan tek şey öncekilerin bu tür mûcizeleri yalanlamış olmasıdır” meâlindeki âyette geçen men‘ fiilinin (el-İsrâ 17/59) zât-ı ilâhiyyeye izâfe edilmesi “Allah’ın mûcize göndermeyi terketmesi” anlamında bir istiare olarak kabul edilmiştir (Zemahşerî, II, 674). Mâni‘ ismi hem İbn Mâce hem de Tirmizî’nin esmâ-i hüsnâ rivayetinde yer almış (İbn Mâce, “Duʿâʾ”, 10; Tirmizî, “Daʿâvât”, 82), ayrıca men‘ çeşitli hadislerde isim ve fiil sîgalarıyla Allah’a nisbet edilmiştir (Wensinck, el-Muʿcem, “mnʿa” md.). Eserlerinde mâni‘ ismine yer veren hemen hemen bütün müellifler, bunun için Hz. Peygamber’in farz namazlardan sonra tekrarladığı rivayet edilen “lâ ilâhe illallāhü vahdehû ...” cümlesinin devamındaki şu ifadeyi kaynak gösterirler: “Allahım! Kimse senin lutfettiğin şeye engel olamaz, kimse de vermediğin şeyi temin edip veremez. Hiçbir zenginin serveti senin nezdinde ona bir fayda sağlayamaz” (Buhârî, “Eẕân”, 155; Müslim, “Ṣalât”, 94, 205, 306).

Âlimler, genellikle mâni‘ ismini karşıtı olan mu‘tî ile (lutfedip veren) birlikte yorumlamışlar ve belli bir dengeyi sağlamaya yönelik dâr-nâfi‘, kābız-bâsıt vb. isimlerde olduğu gibi birlikte ele alınmasının gereği üzerinde durmuşlardır. Kur’ân-ı Kerîm’de “atâ” ve “i‘tâ” kavramlarının yanında çoğunlukla aynı mânaya gelen “îtâ” kavramı birçok âyette Allah’a nisbet edilmiş (M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “ʿaṭv”, “îtâʾ” md.leri), aynı kavramlar çeşitli hadis rivayetlerinde de zât-ı ilâhiyyeye izâfe edilmiştir (Wensinck, el-Muʿcem, “ʿaṭv”, “îtâʾ” md.leri).

Mâni‘ ismi müelliflerce “yaratıklardan dilediğine dilediği şeyi vermeyen, istediğine de istediğini veren” şeklinde geniş çerçevede açıklanmıştır. Bunun yanında daha belirgin anlamlar da verilmiştir. Allah lâyık olanlardan lutfunu esirgemeyen, olmayanlara da lutufta bulunmayandır (Lisânü’l-ʿArab, “mnʿa” md.). O, dostlarını onların düşmanlarından koruyup kendilerine gelebilecek kötülüklere engel olandır. Allah’ın lutufta bulunmayışı cimrilik değil yerli yerince muamele etmektir. Lutufkârlığı da cömertlik ve merhametinin eseridir (Hattâbî, s. 93-94). Kuşeyrî’ye göre mâni‘ isminin nihaî mânası Cenâb-ı Hakk’ın dostlarından belâyı defetmesi veya dilediği kimselere nimet vermemesidir. Allah’ın, dostlarından belâyı defetmesi güzel bir lutuf, dünya malı vermemesi ise ileri derecede bir iyilik sayılır. Allah dünyayı sevdiğine de sevmediğine de verir, fakat dostu olmayan bir kulun kalbini aykırı davranışlardan korumaz (et-Taḥbîr, s. 89). Gazzâlî de mâni‘ ile hafîz isimleri arasında münasebet kurarak birincisinin maddî ve mânevî alandaki yok edici veya bozucu sebepleri ortadan kaldırmayı amaçladığını, ikincisinin ise yok olmaktan koruduğunu, böylece hıfz kavramının men‘in hedef ve gayesini oluşturduğunu söylemiştir (el-Maḳṣadü’l-esnâ, s. 156). Mâni‘ Allah’ın kâinata yönelik (fiilî) isim ve sıfatları içinde mütalaa edilir. Ayrıca “koruyup gözeten, dengede tutan” anlamındaki hafîz ismiyle paralellik arzederken “karşılık beklemeden bol bol veren” mânasındaki vehhâb ismiyle denge sağlayıcı bir münasebet içinde bulunur.

BİBLİYOGRAFYA
Lisânü’l-ʿArab, “mnʿa” md.; Kāmus Tercümesi, “menʿ” md.; Wensinck, el-Muʿcem, “mnʿa”, “ʿaṭv”, “îtâʾ” md.leri; M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “mnʿa”, “ʿaṭv”, “îtâʾ” md.leri; Buhârî, “Eẕân”, 155; Müslim, “Ṣalât”, 94, 205, 306; İbn Mâce, “Duʿâʾ”, 10; Tirmizî, “Daʿavât” 82; Zeccâc, Tefsîru esmâʾillâhi’l-ḥüsnâ (nşr. Ahmed Yûsuf ed-Dekkāk), Beyrut 1395/1975, s. 63; Hattâbî, Şeʾnü’d-duʿâʾ (nşr. Ahmed Yûsuf ed-Dekkāk), Dımaşk 1404/1984, s. 93-94; Ebû Abdullah el-Halîmî, el-Minhâc fî şuʿabi’l-îmân (nşr. Hilmî M. Fûde), Beyrut 1399/1979, I, 200, 206; Abdülkāhir el-Bağdâdî, el-Esmâʾ ve’ṣ-ṣıfât, Kayseri Râşid Efendi Ktp., nr. 497, vr. 205a-206a; Kuşeyrî, et-Taḥbîr fi’t-teẕkîr (nşr. İbrâhim Besyûnî), Kahire 1968, s. 89; Gazzâlî, el-Maḳṣadü’l-esnâ (Fazluh), s. 156, 174; Zemahşerî, el-Keşşâf (Beyrut), II, 674; Fahreddin er-Râzî, Levâmiʿu’l-beyyinât (nşr. Tâhâ Abdürraûf Sa‘d), Beyrut 1404/1984, s. 244.
Bu madde ilk olarak 2003 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 27. cildinde, 573 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.