MÂRİYE - TDV İslâm Ansiklopedisi

MÂRİYE

مارية
Müellif:
MÂRİYE
Müellif: AYNUR URALER
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.09.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mariye
AYNUR URALER, "MÂRİYE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mariye (21.09.2021).
Kopyalama metni

Babası Mısır’ın Saîd bölgesinden ve Kıbtî denilen yerli halkındandır. Ancak onun aslen İranlı veya Rum olabileceği de kaydedilmiş (Hamîdullah, II, 745), annesinin hıristiyan bir Rum olduğu belirtilmiştir. Hz. Peygamber, hicretin 7. (628) yılında komşu ülkelerin hükümdarlarını İslâmiyet’e davet etmeye başlayınca Bizans’ın İskenderiye valisi ve Mısır mukavkısı olan Cüreyc b. Mînâ’ya da Hâtıb b. Ebû Beltea ile bir mektup gönderdi. Mektubu okuyup ona değer verdiği, hatta benimsemesine rağmen Bizans imparatorundan çekindiği için İslâmiyet’i kabul etmediği ileri sürülen Cüreyc b. Mînâ (Belâzürî, I, 449), Resûl-i Ekrem’e yazdığı cevabî mektupla birlikte câriyelerinden Mâriye ile kız kardeşi Sîrîn’i, bir rivayete göre de bunlarla birlikte başka iki câriyeyi (Taberî, II, 128), Mâriye’nin amcasının oğlu Me’bûr adlı hadım ağasını, ayrıca 1000 miskal altın, kıymetli elbiseler, kumaşlar, güzel kokular, bir merkep, bir katır (bk. DÜLDÜL) vb. hediyeler yolladı.

Hâtıb b. Ebû Beltea’nın Medine’ye dönerken yanındakilere İslâmiyet’i anlattığı, Mâriye ile Sîrîn’in müslüman olduğu, Me’bûr’un ise daha sonra Resûl-i Ekrem hayattayken İslâmiyet’i kabul ettiği veya Mâriye ile Sîrîn’in Medine’de Hz. Peygamber’in tebliği üzerine İslâm’a girdiği zikredilmektedir (İbn Sa‘d, I, 134; Zübeyr b. Bekkâr, s. 56). Resûlullah Mâriye’yi kendine câriye olarak aldı, Sîrîn’i de şair Hassân b. Sâbit’e hediye etti. Mâriye bir müddet Ümmü Süleym bint Milhân’ın (bazı kaynaklara göre Hârise b. Nu‘mân) evinde misafir edildi, ardından Medine’nin Avâlî (Âliye) semtindeki Kuf bölgesinde bulunan bir eve yerleştirildi.

Bazı kötü niyetli kimselerin (Şîa’ya göre Hz. Âişe’nin, bk. Şeyh Müfîd, s. 5) Mâriye ile onun hizmetinde bulunan bir Kıbtî veya Mısır’dan birlikte geldikleri hadım köle hakkında dedikodu çıkarması üzerine Resûlullah bu iddiayı araştırmak için Hz. Ali’yi görevlendirdi; Kıbtî’nin de hadım olduğu ortaya çıkınca dedikodu kapandı. Hz. Hatice dışında hiçbir hanımından çocuğu olmayan Resûl-i Ekrem’in 8 yılının Zilhicce ayında (Nisan 630) Mâriye’den bir erkek çocuğu dünyaya gelince (bk. İBRÂHİM) Mâriye ümmüveled statüsüne geçerek hürriyetine kavuştu.

Güzel bir hanım olduğu belirtilen Mâriye’ye Resûl-i Ekrem’in ilgi göstermesi başta Hz. Âişe olmak üzere diğer eşlerinin kıskanmasına yol açtı. Bir defasında Hafsa, evinde bulunmadığı sırada Resûlullah’ın orada Mâriye ile beraber olduğunu öğrenince çok üzülmüş, Hz. Peygamber de bu konuyu kapatmasını tembih ederek artık Mâriye’yi kendine haram kıldığına dair yemin etmişti. Bunu Peygamber hanımları için bir müjde kabul eden Hafsa durumu Hz. Âişe’ye haber verince Resûl-i Ekrem’e hitaben, eşlerini memnun etmek için Allah’ın helâl kıldığını kendisine haram kılmasını doğru bulmayan âyetler (et-Tahrîm 66/1-2) nâzil olmuştur (Ebû Dâvûd, s. 201-202). Bu âyetlerin, Hz. Peygamber’in diğer eşi Zeyneb bint Cahş’ın evinde bal şerbeti içmesini kıskanan hanımlarına balı kendisine haram kıldığını söylemesi üzerine indiği de kaydedilmiş (Buhârî, “Tefsîr”, 66/1), bu arada her iki olayın da âyetin nüzûl sebebi olabileceği belirtilmiştir (İbn Hacer, Fetḥu’l-bârî, VIII, 525).

Mâriye Medine’de vefat etti, cenaze namazı Hz. Ömer tarafından kıldırıldıktan sonra Cennetü’l-bakī‘a defnedildi. Mâriye dolayısıyla Mısırlılar’ı kendine hısım kabul eden Resûl-i Ekrem, ileride Mısır fethedildiği zaman halkına iyi davranılmasını tavsiye etmiş (Müslim, “Feżâʾilü’ṣ-ṣaḥâbe”, 226, 227) ve bu tavsiyesi yerine getirilmiştir.


BİBLİYOGRAFYA

Buhârî, “Tefsîr”, 66/1.

Müslim, “Feżâʾilü’ṣ-ṣaḥâbe”, 226, 227.

Ebû Dâvûd, el-Merâsîl (nşr. Şuayb el-Arnaût), Beyrut 1408/1988, s. 201-202.

Dârekutnî, es-Sünen, Kahire, ts. (Dârü’l-mehâsin), I, 144; IV, 41-42, 131, 132.

, IV, 41-43, 45.

, I, 134-137; VIII, 212-216.

Zübeyr b. Bekkâr, el-Münteḫab min kitâbi Ezvâci’n-nebî (nşr. Sekîne eş-Şihâbî), Beyrut 1403/1983, s. 55-62.

, I, 448-450.

Taberî, Târîḫ, Beyrut 1407, II, 128, 141, 177, 214, 216.

Şeyh Müfîd, Risâle ḥavle ḫaberi Mâriye (nşr. Mehdî es-Sabâhî, el-Mesâʾilü’ṣ-Ṣâġāniyye içinde), Beyrut 1414/1993.

, IX, 18, 219.

, IV, 410-413.

, I, 249; II, 276; V, 138.

, X, 76, 77; XVI, 97.

, VIII, 111-112.

a.mlf., Fetḥu’l-bârî (Hatîb), VIII, 525.

, I, 340-344, II, 745-746.

M. Ali Mahlûf el-Adevî, Mâriye el-Ḳıbṭıyye, Kahire 1406/1986.

F. Buhl, “Mâriye”, , VII, 340-341.

a.mlf., “Māriya”, , VI, 575.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2003 yılında Ankara’da basılan 28. cildinde, 63-64 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER