MUAN‘AN - TDV İslâm Ansiklopedisi

MUAN‘AN

المعنعن
Müellif:
MUAN‘AN
Müellif: ABDULLAH AYDINLI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2005
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 23.10.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/muanan
ABDULLAH AYDINLI, "MUAN‘AN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/muanan (23.10.2021).
Kopyalama metni
Sözlükte “an harfiyle rivayet etmek” anlamındaki an‘ane fiilinden türetilmiş ism-i mef‘ûl olan muan‘an kelimesi terim olarak “senedinin herhangi bir yerinde ‘an fülân’ (falandan nakledilmiştir) diye rivayet edilen hadis” demektir. Bir hadisi bu şekilde rivayet eden râviye muan‘in denir.

An‘ane, I. (VII.) yüzyıldan itibaren râvilerin birbirinden hadis naklederken kullandıkları bir rivayet şeklidir. Özellikle tahdîs, ihbâr ve semâ gibi edâ sîgalarının henüz yaygınlaşmadığı ilk dönemlerde bir hocadan semâ yoluyla alınan hadislerin naklinde buna sıkça rastlanır (İbn Hacer el-Askalânî, Taġlîḳu’t-taʿlîḳ, II, 9). İmam Şâfiî, kendisinden önceki dönemlerde bu sîganın “semâ” anlamı dışında pek kullanılmadığını, ancak kendi devrinde ortaya çıkan müdellis bazı râvilerin buna farklı anlamlar yüklediğini söyler. Bu tarihlerden sonra “an” sîgasıyla yapılan nakiller etrafında ihtilâf belirmiş, “an”ın semâ anlamı ifade edip etmeyeceği ve içinde bu sîganın yer aldığı senedin muttasıl olup olmayacağı konusunda farklı görüşler ortaya çıkmıştır.

Ahmed b. Hanbel, Ali b. Medînî, Buhârî, Ebû Zür‘a er-Râzî ve Ebû Hâtim er-Râzî başta olmak üzere III. (IX.) yüzyıl muhaddislerinin çoğuna göre “an” ile nakledilen rivayetin semâ yoluyla alınmış kabul edilmesi için senedde tedlîs bulunmamak şartıyla talebe ile hocanın en az bir defa görüşmüş olması gerekir. İmam Müslim ise talebe ile hocanın aynı yüzyılda yaşamış olmasını ve birbiriyle görüşme imkânının bulunmasını yeterli bulmaktadır. Sonradan gelen muhaddislerin çoğu râvinin sika olması, tedlîs yapmaması ve hocasıyla bir defa karşılaşması şartıyla aksi sabit görülmedikçe an‘aneli rivayetin semâ yoluyla alındığı ve senedin muttasıl olduğu görüşünü benimsemiştir. Sadece sahih hadis derlemek için yola çıkan müelliflerin eserlerine an‘aneli rivayetleri almaları da bunu doğrulamaktadır. Bununla birlikte hadisin muttasıl olduğu kesinlik kazanıncaya kadar tâbiînin an‘aneli rivayetini mürsel, tâbiînden sonraki râvinin bu tür rivayetini münkatı‘ kabul edenler de vardır.

“An” sîgasıyla çokça rivayette bulunan müteahhirîn hadisçileri bu sîgaya farklı bir anlam yüklemişlerdir. Süyûtî, kendi dönemindeki Doğulu âlimlerin (Meşârika) bu sîga ile daha çok icâzet yoluyla aldıkları hadisleri rivayet ettiklerini, Batılı âlimlerin (Megāribe) ise onu hem semâda hem icâzette kullandıklarını belirtmiştir (Tedrîbü’r-râvî, s. 134, 136). Bu sîga müşahede edilen veya edilmeyen olayları nakletmekte de kullanılır. Muan‘an hadis sened ve metninin durumuna göre sahih, hasen veya zayıf olabilir.

İbn Rüşeyd, es-Senenü’l-ebyen ve’l-mevridü’l-emʿan fi’l-muḥâkeme beyne’l-İmâmeyn fi’s-senedi’l-muʿanʿan adlı çalışmasında (nşr. Muhammed Habîb b. Hoca, Tunus 1397/1977; nşr. Salâh b. Sâlim el-Mısrâtî, Medine 1417/1996) Buhârî ve Müslim’in, Abdülfettâh Ebû Gudde, Beyânü meẕhebi’l-İmâm Müslim fi’l-ḥadîs̱i’l-muʿanʿan bi-şarṭıhî ve beyâni’l-maʿniyyi bi’n-naḳdi ve’r-red fî kelâmihî adlı risâlesinde (Haleb 1405, Zehebî’nin el-Mûḳıẓa adlı eseriyle birlikte, s. 115-140) Müslim’in muan‘an hadis konusundaki görüşünü tartışmıştır. Hâlid Mansûr Abdullah ed-Düreys de Mevḳıfü’l-İmâmeyn el-Buḫârî ve Müslim min iştirâṭi’l-luḳyâ ve’s-semâʿ fi’s-senedi’l-muʿanʿan beyne’l-müteʿâṣırîn adıyla bir yüksek lisans tezi hazırlamıştır (bk. bibl.).

BİBLİYOGRAFYA
Müslim, “Muḳaddime”, 6; , s. 378-379; Hâkim en-Nîsâbûrî, Maʿrifetü ʿulûmi’l-ḥadîs̱ (nşr. Seyyid Muazzam Hüseyin), Medine-Beyrut 1397/1977, s. 34-35; İbn Abdülber, et-Temhîd (nşr. Mustafa b. Ahmed el-Alevî - M. Abdülkebîr el-Bekrî), Mağrib 1387/1967, I, 12-14; İbnü’s-Salâh, ʿUlûmü’l-ḥadîs̱, s. 61-67; Zehebî, el-Mûḳıẓa (nşr. Abdülfettâh Ebû Gudde), Beyrut 1405, s. 44-46; Irâkī, Fetḥu’l-muġīs̱, s. 73-75; İbn Hacer el-Askalânî, Taġlîḳu’t-taʿlîḳ (nşr. Saîd Abdurrahman Mûsâ el-Kazekī), Beyrut-Dımaşk-Amman 1405/1985, II, 9; a.mlf., en-Nüket ʿalâ kitâbi İbni’ṣ-Ṣalâḥ (nşr. Rebî‘ b. Hâdî Umeyr), Riyad 1408/1988, II, 583-586, 595-599; , s. 132-136; , Mukaddime, I, 151-156; Haldûn el-Ahdeb, Esbâbü iḫtilâfi’l-muḥaddis̱în, Cidde 1405/1985, I, 179-196; Hâlid Mansûr Abdullah ed-Düreys, Mevḳıfü’l-İmâmeyn el-Buḫârî ve Müslim min iştirâṭi’l-luḳyâ ve’s-semâʿ fi’s-senedi’l-muʿanʿan beyne’l-müteʿâṣırîn, Riyad 1417/1997, s. 43-70; G. H. A. Juynboll, “Muʿanʿan”, EI2 (İng.), VII, 260-261.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2005 yılında İstanbul’da basılan 30. cildinde, 326 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER