MÜNZİR b. SÂVÂ - TDV İslâm Ansiklopedisi

MÜNZİR b. SÂVÂ

المنذر بن ساوي
Müellif:
MÜNZİR b. SÂVÂ
Müellif: AHMET ÖNKAL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2006
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 17.09.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/munzir-b-sava
AHMET ÖNKAL, "MÜNZİR b. SÂVÂ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/munzir-b-sava (17.09.2021).
Kopyalama metni
Adnânîler’in Temîm kabilesine mensuptur. İsim zincirinde yer alan Abdî nisbesinden dolayı Abdülkays’tan olduğu ileri sürülürse de bu doğru değildir; anılan nisbe dedelerinden Abdullah b. Dârim’le ilgilidir. Dedelerinden Abdullah b. Zeyd’in taşıdığı Esbezî (Far. esb “at”) nisbesinin Bahreyn’deki Esbez adlı yerden veya bu bölgedeki Esbeziyyûn denilen ata tapan bir topluluktan geldiği rivayet edilir (Belâzürî, s. 113). Münzir b. Sâvâ’nın kaynaklarda “melikü’l-Bahreyn, sâhibü’l-Esbez, hâkimü Hecer” şeklinde nitelendirilmesinden o dönemde Sâsânî hâkimiyetindeki Bahreyn’de yetki ve hüküm sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Mecûsîlik, Yahudilik ve putperestliğin yaygın olduğu Bahreyn’de, Sâsânî İmparatorluğu’nun diğer bazı eyaletleri gibi İranlı valinin yanında etnik unsurlar dikkate alınarak Dârim kabilesi reisi Münzir b. Sâvâ gibi mahallî emîrlerden biri ikinci bir idareci olarak görevlendiriliyordu. Temîm, Abdülkays ve Bekir b. Vâil başta olmak üzere Bahreyn’in özellikle çöl kesiminde yaşayan Arap kabilelerinin denetiminden sorumlu olan Münzir b. Sâvâ, bölgenin ve Muşakkar panayırının idaresinde her ne kadar Sâsânî valisine ve merkezî otoriteye bağlıysa da müstakil hareket edebiliyordu. Onun Hz. Peygamber’den İslâm’a davet mektubu aldığı sırada işten el çektirilmiş durumda olmasına rağmen bölgedeki etkinliğini ve buradaki Araplar’ı temsil etmeyi sürdürdüğü görülmektedir (Hamîdullah, İslâm Peygamberi, I, 140). Bir rivayete göre Resûl-i Ekrem, Kisrâ II. Hüsrev Pervîz’e davet mektubunu da onun vasıtasıyla yollamıştır (Muhammed b. Abdülbâkī ez-Zürkānî, III, 408-409).

Hz. Peygamber, Hudeybiye’den döndükten sonra önemli devlet ve bölge yöneticilerine İslâm’a davet mektupları gönderdiğinde bir mektup da Münzir b. Sâvâ’ya yolladı. Münzir’in İslâm’a girmesini tavsiye eden bu ilk mektubun gidiş tarihi ihtilâflıdır ve bunun sebebi Münzir’e birden fazla mektup yollanması olmalıdır. Resûlullah ona evvelâ İslâm’a davet maksadıyla, ardından idareci sıfatıyla birden fazla mektup göndermiştir. Muhammed Hamîdullah bunların sayısını sekiz olarak veriyorsa da (İslâm Peygamberi, I, 411) içlerinden bir kısmının tek bir mektubun ayrı rivayetlerle nakledilen farklı pasajları olması muhtemeldir.

Resûl-i Ekrem’in mektubunu alan Münzir, Alâ b. Hadramî ile yaptığı uzun görüşmelerden sonra, “Hem dünya hem âhirete elverişli buldum” diyerek İslâm’a girmiş ve bunu bir mektupla Resûlullah’a bildirmiştir. Ardından gönderdiği diğer bir mektupla halkı İslâm’a çağırdığını ve bir kısmına kabul ettirdiğini haber vererek eski dinlerinde kalanlara ne yapacağını sorduğu (İbn Sa‘d, I, 263), Hz. Peygamber’in de onlardan cizye almasını istediği bilinmektedir (Belâzürî, s. 116-117; Taberî, III, 29). Daha sonra Resûlullah Münzir’den İslâm öncesindeki görevini sürdürmesini istemiş (Hamîdullah, el-Ves̱âʾiḳu’s-siyâsiyye, s. 146) ve o tarihten itibaren kendisinden İslâm tarihi kaynaklarında “âmilü’l-Bahreyn” unvanıyla bahsedilmiştir. İslâm’ın Bahreyn bölgesinde yayılmasına büyük katkısı olan Münzir b. Sâvâ, Hz. Peygamber’in irtihalinden çok kısa bir süre sonra ve henüz ridde olayları patlak vermeden önce vefat etti. Onun bir heyetle birlikte Medine’ye gelerek Resûl-i Ekrem’le görüştüğüne, dolayısıyla sahâbî olduğuna dair rivayet (İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ġābe, V, 302-303), Eşec el-Abdî diye tanınan Bahreynli Münzir b. Âiz b. Hâris ile karıştırılması sebebiyle doğru değildir.

BİBLİYOGRAFYA
İbn Hişâm, es-Sîre, Kahire, ts. (Dârü’l-fikr), IV, 1430, 1463; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, I, 263, 276; IV, 360; İbn Habîb, el-Muḥabber, s. 77, 265; Belâzürî, Fütûh (Fayda), s. 113, 116-117, 121; Ya‘kūbî, Târîḫ, I, 270; II, 78, 82, 122; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), II, 645; III, 29, 137, 301; IV, 79-81; Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân, I, 171-172, 347-349; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, II, 210, 215, 230, 298, 352, 368; a.mlf., Üsdü’l-ġābe (Bennâ), V, 267, 302-303; İbn Hacer, el-İṣâbe, III, 459-460; Muhammed b. Abdülbâkī ez-Zürkānî, Şerḥu’l-Mevâhib, Kahire 1854, III, 408-409; Hamîdullah, İslâm Peygamberi, I, 140, 411; a.mlf., el-Ves̱âʾiḳu’s-siyâsiyye, Beyrut 1403/1983, s. 144-148, 151-153; a.mlf., Hz. Peygamber’in Altı Orijinal Diplomatik Mektubu (trc. Mehmet Yazgan), İstanbul 1990, s. 83-101; Âbidin Sönmez, Rasûlullah’ın İslâm’a Dâvet Mektupları, İstanbul 1984, s. 158-171; Abdülhay el-Kettânî, et-Terâtîbü’l-idâriyye (Özel), II, 260, 269, 275; III, 72; M. J. Kister, “al-Mund̲h̲ir b. Sāwā”, EI2 (İng.), VII, 570-572.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2006 yılında İstanbul’da basılan 32. cildinde, 34-35 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER