MÜSENNÂ b. HÂRİSE - TDV İslâm Ansiklopedisi

MÜSENNÂ b. HÂRİSE

المثنّى بن حارثة
Müellif:
MÜSENNÂ b. HÂRİSE
Müellif: İSRAFİL BALCI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2006
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.09.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/musenna-b-harise
İSRAFİL BALCI, "MÜSENNÂ b. HÂRİSE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/musenna-b-harise (19.09.2021).
Kopyalama metni
Bazı kaynaklarda, 9 (630) veya 10. (631) yılda Medine’ye gelen ve Hz. Peygamber ile görüşerek müslüman olan Şeybânoğulları heyeti içinde yer aldığı (İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ġābe, V, 90; İbn Hacer, III, 361-362), İslâm’ı kabul ettikten sonra Bahreyn bölgesinde mürtedlere karşı savaştığı rivayet edilir. Sâsânîler’e bağlı merzübân ve dihkanların, Güney Arabistan’dan göç ederek Sevâd bölgesine yerleşen Arap kabilelerine karşı baskıları artınca Müsennâ b. Hârise Medâin’e giderek Sâsânî imparatoruna şikâyette bulundu (Dîneverî, s. 111). Bir sonuç alamayınca Bekir b. Vâil kabilesinin diğer kolları Temîm ve Abdülkays gibi aşiretlere önderlik edip Übülle ile Hîre arasındaki bölgede Sâsânîler’e karşı direnişe geçti. Özellikle Hîre bölgesinden Sâsânî topraklarının iç kesimlerine akınlar düzenleyerek onlara büyük sıkıntılar yaşattı. Sâsânî Hükümdarı Kubâd, saldırıları durdurmak amacıyla Bekrîler’in müttefiki olan Kinde kabilesinin reisi Hâris’ten yardım istedi. Bu dönemde Hz. Ebû Bekir’den yardım talep etmek üzere Medine’ye gelen Müsennâ, halifeye kendisinin Benî Şeybân’ın reisi olarak tanınması halinde sınırları korumak için İranlılar’la savaşacağını söyledi. Sâsânî ordularını Medine’den çok uzakta durdurmayı planlayan Hz. Ebû Bekir bu teklifi kabul ederek onu emîr tayin etti. Bazı rivayetlere göre Müsennâ İslâmiyet’i bu ziyaret sırasında kabul etmiştir. Müsennâ daha sonra Haffân’a dönüp bölgede İslâmiyet’in yayılması için çalıştı. Bir süre sonra kardeşi Mes‘ûd’u Hz. Ebû Bekir’e gönderip İranlılar’ın kendisinden korktuğunu ve yardım ulaştığı takdirde diğer Arap kabilelerinin kısa sürede kendisine katılacağını bildirdi.

Hz. Ebû Bekir, irtidad olaylarını bastırdıktan sonra o sırada Yemâme’de bulunan Hâlid b. Velîd’i Müsennâ’ya destek için Irak’a gönderdi. Müsennâ’ya da bir mektup yazıp ona itaat etmesini söyledi. Hâlid önce Bahreyn’e, oradan Basra yakınlarındaki Nibâc’a giderek Müsennâ ile buluştu. Müsennâ’nın amcasının oğlu Süveyd b. Kutbe bu sırada Übülle’de İranlılar’a karşı mücadele ediyordu. Hâlid, Müsennâ ile birlikte Süveyd’e yardım etmek için Übülle’ye ulaştı ve şehri denetim altına alıp Hîre’ye doğru hareket etti. Sevâd bölgesinin iç kesimlerine akınlar yapan Müsennâ Übülle, Hureybe, Nehrülmer’e (Nehrülmürre), Zendeverd ve Hürmüzcerd gibi yerleşim merkezlerini ele geçirdi. Nehrüddem denilen yerde İranlı kumandan Câbân’ı mağlûp ettikten sonra Ülleys’e hâkim oldu ve halkıyla yıllık 1000 dinar ödemeleri, ayrıca müslümanlara rehberlik etmeleri şartıyla anlaşma yaptı (3 Receb 12 / 13 Eylül 633). Ardından Hâlid ile birlikte Hîre’ye gitti ve şehrin alınmasında önemli katkılar sağladı. Bu olaydan sonra yine Hâlid ile birlikte Enbâr’ı ele geçirdi.

Yermük Savaşı öncesi Suriye’deki kumandanların yardım talebi üzerine Hz. Ebû Bekir’in emriyle Suriye’ye giden Hâlid, Irak’tan ayrılırken bölgedeki orduların kumandanlığını Müsennâ’ya bıraktı (13/634). Hâlid b. Velîd’in ayrılmasıyla ordunun gücü azaldığı için Müsennâ, Hz. Ebû Bekir ile görüşmek ve destek almak amacıyla tekrar Medine’ye gitti. Ölüm döşeğinde olan halife, Hz. Ömer’e vasiyette bulunarak Müsennâ’ya destek olmasını istedi. Hz. Ömer halkı Müsennâ ile birlikte İran’a karşı savaşmaya çağırdı. Sâsânîler’e karşı önemli başarılar kazandığını hatırlatarak halkı cesaretlendirici konuşmalar yapan Müsennâ, ordunun toplanması uzayınca Medine’den ayrılıp Kûfe yakınlarındaki karargâh merkezi Haffan’a döndü. Bir süre sonra Hz. Ömer Müsennâ’yı azledip Ebû Ubeyd es-Sekafî’yi Irak orduları kumandanlığına tayin etti.

Ebû Ubeyd tarafından ordunun sağ kanat kumandanlığına getirilen Müsennâ, İran ordusuyla Nemârık’ta yapılan savaşta büyük yararlıklar gösterdi. Nemârık bozgunundan kurtulan İranlı askerleri takip ederek yüklü miktarda ganimet elde etti. Ebû Ubeyd bu başarıdan sonra Müsennâ’yı Bârûsmâ’ya gönderdi. Sorumlu olduğu bölgede başarılı faaliyetlerini sürdüren Müsennâ, kendisiyle anlaşmak isteyen İranlı mahallî idarecileri Ebû Ubeyd’in yanına götürüp onlarla anlaşma yapılmasını sağladı.

Ebû Ubeyd, Müsennâ’nın bütün uyarılarına rağmen Köprü savaşında (13/634) stratejik bir hata yapınca orduyu büyük bir felâkete sürükledi. Kendisiyle birlikte altı kumandanı şehid düştü. Yedinci sırada kumandanlığı devralan Müsennâ yaralı olmasına rağmen dağılan orduyu toparlayarak emniyetli bir yere çekti ve müslüman askerleri yok olmaktan kurtardı. Savaşın ardından Hz. Ömer’e bir mektup göndererek olup bitenleri anlattı ve yardım istedi. Ardından bölgedeki Arap kabileleriyle iş birliği yaptı, onlardan destek sağlamaya çalıştı ve bunda önemli ölçüde başarılı oldu. Köprü bozgunundan sonra Hz. Ömer’in gönderdiği Cerîr b. Abdullah el-Becelî kumandasındaki yardımcı kuvvetlerle birlikte harekete geçen Müsennâ, Sâsânîler’e karşı Büveyb savaşının kazanılmasında büyük rol oynadı. Savaşın ardından Müsennâ ile Cerîr arasında anlaşmazlık çıktı. Bunun üzerine halife Sa‘d b. Ebû Vakkās’ı başkumandan olarak tayin etti; Müsennâ ve Cerîr’e mektup gönderip ona itaat etmelerini istedi. Sa‘d b. Ebû Vakkās Irak’a geldiği zaman Köprü savaşında aldığı yara yüzünden Müsennâ b. Hârise’nin hastalığı oldukça ağırlaşmıştı. Taberî Müsennâ’nın 14 (635) (Târîḫ, III, 570), Belâzürî ise 15 (636) (Fütûḥ, s. 255-256) yılında öldüğünü söyler.

Müsennâ, Sâsânîler’e karşı verdiği mücadelede orduyu sevk ve idaredeki mahareti, bölgedeki Arap aşiretlerini İran’a karşı örgütlemedeki becerisi, kabileler arası dengeleri gözetmedeki ustalığı, kararlı ve tutarlı kişiliği, kendisi hakkında verilen kararlara uymadaki samimiyetiyle dikkat çekmektedir. Müsennâ’nın askerlere her konuda adaletle davrandığı, sevinç ve üzüntüsünü onlarla paylaştığı rivayet edilir. Kazandığı başarılarla herkesin güvenini kazanmış, bilhassa Hz. Ömer döneminde önemli başarılarına rağmen ikinci planda kalmış, ancak bunu bir problem haline getirmemiş ve ordunun her kademesinde kendisine verilen görevi hakkıyla yerine getirmiştir. Müsennâ’nın hanımı Selmâ bint Hafs’ın onunla birlikte bazı savaşlara katıldığı kaydedilmektedir. Sa‘d b. Ebû Vakkās, Müsennâ’nın ölümünden sonra Selmâ ile evlenmiştir. Muannâ ve Mes‘ûd adında iki kardeşinden Muannâ, Müsennâ ile beraber bütün savaşlarına katılmış, Mes‘ûd ise Büveyb savaşında şehid olmuştur (14/635).

BİBLİYOGRAFYA
Vâkıdî, Kitâbü’r-Ridde (nşr. Muhammed Hamîdullah), Paris 1409/1989, s. 84, 126, 127, 128, 130, 133, 134; Belâzürî, Fütûḥ (Rıdvân), s. 118, 242, 244, 247, 248, 250-256, 258, 335; , s. 111, 113, 119; Ya‘kūbî, Târîḫ, II, 131, 133, 138, 142; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), III, 570; ayrıca bk. İndeks; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, II, 432-433, 434, 435, 436, 438, 440-449, 452; a.mlf., Üsdü’l-ġābe (Bennâ), V, 89-90; İbn Hacer, el-İṣâbe, III, 361-362; L. Caetani, İslâm Tarihi (trc. Hüseyin Cahid), İstanbul 1927, X, 288-289, 291-292, 305-306, 308, 312, 334-339; Abd al-Husain Zarrinkub, “The Arab Conquest of Iran and Aftermath”, CHIr., IV, 5-6, 8, 9, 10; M. Ebü’l-Fazl İbrâhim – Ali M. el-Bicâvî, Eyyâmü’l-ʿArab fi’l-İslâm, Kahire 1394/1974, s. 186; Muhammed Hamîdullah, el-Ves̱âʾiḳu’s-siyâsiyye, Beyrut 1405/1985, s. 371, 373, 376, 378; Mustafa Fayda, Allah’ın Kılıcı Halid Bin Velid, İstanbul 1990, bk. İndeks; Muhammed Ferec, el-Müs̱ennâ b. Ḥâris̱e eş-Şeybânî: Fâris̱ü Benî Şeybân, Kahire, ts. (el-Müessesetü’l-Mısriyyetü’l-âmme); a.mlf., Şaḫṣiyyât ʿaskeriyye İslâmiyye, Kahire, ts. (Dârü’l-fikri’l-Arabî), s. 192-235; M. Receb Beyyûmî, “Min Revâʾiʿi’l-Müs̱ennâ b. Ḥâris̱e”, ME, XXXV/1 (1963), s. 44-51; M. Ali Abd, “el-Müs̱ennâ b. Ḥâris̱e eş-Şeybânî”, el-ʿArab, XIX, Riyad 1984, s. 61-67; İsrafil Balcı, “İran Sömürgesine Karşı Arap Aşiretleri Direnişinin Önderi: Müsennâ b. Hârise ve Siyasî Faaliyetleri”, EKEV Akademi Dergisi, VIII/19, Erzurum 2004, s. 177-194.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2006 yılında İstanbul’da basılan 32. cildinde, 89-90 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER