MUSTALİḲ (Benî Mustaliḳ)

بنو المصطلق
Müellif:
MUSTALİḲ (Benî Mustaliḳ)
Müellif: AHMET ÖNKAL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2006
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 01.06.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mustalik-beni-mustalik
AHMET ÖNKAL, "MUSTALİḲ (Benî Mustaliḳ)", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mustalik-beni-mustalik (01.06.2020).
Kopyalama metni
Mustalikoğulları (Benü’l-Mustaliḳ / Be’l-Mustaliḳ) Huzâa’nın bir koludur ve şeceresi Mustaliḳ (Cezîme) b. Sa‘d b. Amr b. Lühay (Rebîa) b. Hârise (Huzâa) şeklinde olup Kalkaşendî’nin Mustaliḳ’in asıl ismi Cezîme’yi Huzeyme şeklinde yazması (Nihâyetü’l-ereb, s. 76) doğru değildir. Kaynaklarda “Mustaliḳ” lakabının Cezîme’ye sesinin güzelliği ve tizliği dolayısıyla verildiği belirtilir ve onun Huzâa kabilesi arasında şarkı söyleyen ilk kişi olduğu nakledilir.

Mustalikoğulları, Huzâa’nın başlangıçta Mekke civarında birlikte yaşadığı Cürhüm’e karşı Amr b. Lühay önderliğinde açtığı savaşı kazanarak Mekke ve Kâbe’nin idaresini ele geçirmesinden sonra Kureyş reisi Kusay b. Kilâb’a yenik düşüp şehri terketmesi sırasında diğer bazı kollarla birlikte kuzeye doğru gittiler ve Mekke-Medine yolu üzerindeki Kudeyd bölgesine yerleştiler. Medine’ye yaklaşık 96 mil mesafede bulunan Fur‘ bölgesi onlara aitti; ayrıca Mekke ile Medine arasında önemli bir liman şehri olan Râbiğ civarında ve Usfân ile Râhatüferva’da oturuyorlardı. Mustaliḳ’e ait en önemli su kaynakları Şühde ile Müreysî‘ idi. Ticarî faaliyetlerini daha çok Ukâz panayırında gerçekleştiren kabile Hübel’e ve onun yanı sıra İsâf ve Nâile adlı putlara tapıyordu.

Câhiliye döneminde yapılan bir savaşta Mustalikoğulları Hüzeyl kabilesini mağlûp etmiş ve reislerini öldürmüştü. Buna karşılık Müdlicoğulları ile müttefikti ve Huzâa’nın diğer bir kolu olan Hayâ ile birlikte Ehâbîş arasında yer alıyordu. Bu ittifak çerçevesinde, Abdülmuttalib’in Mekke idaresi sırasında şehre hücum eden Benî Bekir b. Abdümenât’a karşı Zâtünekîf’teki savunma savaşına katılmış ve kazanılmasında önemli rol oynamıştı. Aynı şekilde hicretten sonra müslümanlarla müşrikler arasında çatışma çıktığı zaman Huzâa’nın birçok kolu, önceden Hâşimoğulları ile yaptığı bir dostluk anlaşması sebebiyle Hz. Peygamber’e yakın davranırken Mustaliḳ yine Kureyş’in tarafını tutmuştu.

Kureyş, bütün müttefiklerini harekete geçirerek Hendek Gazvesi için hazırlıklara giriştiğinde Benî Mustaliḳ reisi Hâris b. Ebû Dırâr, Müreysî‘ suyu başında karargâh kurup müslümanlara karşı çevredeki kabileleri de kışkırtarak asker toplamaya başladı. Bu faaliyeti haber alan Hz. Peygamber, 2 Şâban 5 (27 Aralık 626) tarihinde otuzu süvari olmak üzere 700 kişilik bir orduyla Müreysî‘ Gazvesi’ne çıktı. Onun büyük bir kuvvetle yaklaştığını öğrenen bazı kabileler düşman saflarından ayrılıp gittiler. İslâm ordusu Müreysî‘ suyuna vardığında müşriklerin müslüman olmayı reddetmesi üzerine savaş başladı ve müslümanların zaferiyle sonuçlandı. On müşrik öldürüldü, geri kalanlar (600 veya 700) kişi esir alındı ve arasında 2000 deve ile 5000 koyunun da bulunduğu bol miktarda ganimet ele geçirildi. Bu sefer esnasında müslümanların düşman sanılarak yanlışlıkla öldürülen Hişâm b. Subâbe el-Kelbî’den başka kayıpları olmadı. Hz. Peygamber zaferden sonra Ebû Neml et-Tâî’yi müjde vermesi için Medine’ye gönderdi ve kendisi de 1 Ramazan 5 (24 Ocak 627) tarihinde Medine’ye döndü. Benî Mustaliḳ (Müreysî‘) Gazvesi’nin Hendek Gazvesi’nden sonra vuku bulmuş olabileceği de ileri sürülmektedir (Sarıçam, s. 162-163).

Resûl-i Ekrem esirler arasında bulunan kabile reisi Hâris’in kızı Cüveyriye ile evlendi. Bu evlilik dolayısıyla ashabın esirleri karşılıksız serbest bırakması sonucunda başta Hâris b. Ebû Dırâr olmak üzere kabilenin hemen tamamı İslâm’a girdi. Bu savaşa Abdullah b. Übey b. Selûl gibi çok sayıda münafık da katılmış, müslümanlar arasına fitne sokmak için bazı küçük anlaşmazlıkları tahrik etmiş, bu arada seferden dönerken Hz. Âişe’ye de iftirada bulunmuşlardı (bk. İFK HADİSESİ). Mustalikoğulları, İslâm’a girmelerinin ardından bölgede birçok mescid inşa ettiler ve zekâtlarını muntazaman ödediler. Hz. Peygamber, 8 (629) veya 9 (630) yılında zekât tahsili için Velîd b. Ukbe b. Ebû Muayt’ı Benî Mustaliḳ’e göndermişti. Velîd kabileye yaklaştığı sırada silâhlı bir grubun üzerine doğru geldiğini görünce telâşa kapılarak hemen Medine’ye dönüp Resûl-i Ekrem’e Mustalikoğulları’nın zekât vermeyi reddettiklerini ve kendisini öldürmek istediklerini söyledi. Hz. Peygamber durumu incelemek için Hâlid b. Velîd kumandasında askerî bir birlik görevlendirdi. Hâlid bölgeye yaklaştığında kabile arasına casuslar yolladı. Bunlar, namaz vakitlerinde kabile mensuplarının ezan okuyup namaz kıldıklarını söyleyince Hâlid, Velîd b. Ukbe’nin verdiği haberin asılsız olduğunu anladı. Diğer bir rivayete göre ise Mustalikoğulları, Resûl-i Ekrem’in kendilerine karşı askerî bir birlik hazırladığını öğrendiklerinde Medine’ye Hâris b. Ebû Dırâr başkanlığında bir heyet göndermişler. Heyet Resûlullah’a durumu açıklarken, “Ey iman edenler! Eğer fâsıkın biri size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden insanları incitir de sonra yaptığınıza pişman olursunuz” meâlindeki âyet (el-Hucurât 49/6) nâzil olmuştur. Kaynaklarda daha sonraki dönemleri hakkında herhangi bir bilgi verilmeyen Mustaliḳ’i mensubu olduğu Huzâa ile birlikte mütalaa etmek gerekir.

BİBLİYOGRAFYA
Fîrûzâbâdî, el-Ḳāmûsü’l-muḥîṭ, “ṣlḳ” md.; Buhârî, “ʿItḳ”, 13, “Meġāzî”, 32; İbn İshak, es-Sîre, s. 245; Vâkıdî, el-Meġāzî, I, 404-413; III, 980-981; İbn Hişâm, es-Sîre2, I-II, 373; III-IV, 289-290, 294-296; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, II, 63-64; VIII, 116-118; İbn Habîb, el-Münemmaḳ, s. 115, 172, 195, 229; İbn Kuteybe, el-Maʿârif (Ukkâşe), s. 108, 139, 319, 616; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), II, 593-594, 604-610; İbn Düreyd, el-İştiḳāḳ, s. 297, 476; İbn Hazm, Cemhere, s. 239, 467-468; Kalkaşendî, Nihâyetü’l-ereb, Beyrut 1405/1984, s. 76; W. Montgomery Watt, Mahomet à Médine (trc. S. M. Guillemin - F. Vaudou), Paris 1959, s. 102, 104-105; Cevâd Ali, el-Mufaṣṣal, IV, 30-32, 35, 266, 441, 478; VII, 377; Hamîdullah, İslâm Peygamberi, I, 263-264, 303, 488, 491-492, 704; Kehhâle, Muʿcemü ḳabâʾili’l-ʿArab, Beyrut 1402/1982, III, 1104-1105; İbrahim Sarıçam, Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı, Ankara 2001, s. 162-165; Elşad Mahmudov, Sebep ve Sonuçları Açısından Hz. Peygamberin Savaşları (doktora tezi, 2005), MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 263-267; Abdülvehhâb M. Ali el-Advânî, “el-Ġazavâtü’n-nebeviyye senevâtühe’l-hicriyye ve şühûruhe’l-ḳameriyye”, el-Mevrid, IX/4, Bağdad 1401/1980, s. 542; F. Krenkow, “Huzâ’a”, İA, V/1, s. 622-624; Mehîn Fehîmî, “Benî Muṣṭaliḳ”, Dânişnâme i Cihân-ı İslâm, Tahran 1377/1999, IV, 480-481.

Ahmet Önkal
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2006 yılında İstanbul'da basılan 31. cildinde, 360-361 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER