RÛHÎ ÇELEBİ

Müellif:
RÛHÎ ÇELEBİ
Müellif: YUSUF KÜÇÜKDAĞ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2008
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ruhi-celebi
YUSUF KÜÇÜKDAĞ, "RÛHÎ ÇELEBİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ruhi-celebi (14.10.2019).
Kopyalama metni
Fahreddin er-Râzî’nin soyundan geldiği belirtilir. Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi’nin beş oğlundan biri olup Muhyiddin Mehmed Şah’ın küçüğüdür. Kaynaklarda Mevlânâ Fâzıl, Fâzıl Çelebi ve Rûhî olarak da geçmektedir. Asıl adı Fâzıl, mahlası Rûhî olmalıdır. Rûhî Çelebi tahsilini kısa sürede tamamladıktan sonra müderris olarak görevlendirildi. Bu arada hac farîzasını yerine getirdi. Çok genç yaşta Sultan II. Bayezid’in ve Osmanlı devlet adamlarının dikkatini çekti. 909-917 (1503-1511) yıllarına ait in‘âmat kayıtlarında “müşâherehorân” içinde zikredilen şairler arasında adı geçen Rûhî’nin Rûhî Çelebi ile aynı kişi olup olmadığı konusunda bir açıklık yoktur (Erünsal, sy. 10-11 [1981], s. 306-336). Onun bir süre müderrislik yaptıktan sonra Dîvân-ı Hümâyun’da kâtip sıfatıyla çalışmaya başladığı belirtilmektedir. Tarihinde müşahedelerine dayanan ayrıntılı bilgiler, Rûhî Çelebi’nin “küçük kıyamet” diye nitelendirilen 915 (1509) İstanbul depreminden hemen sonra II. Bayezid ile Edirne’ye gittiğini göstermektedir. Latîfî’ye göre Rodos adasının fethi sırasında (928/1522) İstanbul’da vefat etti ve Zeyrek Yokuşu’nda babasının kabrinin bulunduğu Zenbilli Ali Efendi Muallimhânesi’nin bitişiğindeki aile kabristanına defnedildi. Dönemin ileri gelen şairlerinden sayılan Rûhî Çelebi’nin şiirlerinde kullandığı dil çağdaşlarınınkine nisbetle oldukça sadedir.

Tevârîh-i Âl-i Osmân adlı bir tarihin Rûhî mahlaslı bir kişiye ait olduğu bilinmektedir. J. H. Mordtmann, Âlî Mustafa Efendi ve Müneccimbaşı Ahmed Dede’nin nakillerine dayanarak bu eserin Rûhî-i Edirnevî’ye atfedilen tarih olduğu kanaatine varmıştır. Bursalı Mehmed Tâhir ise “Târîh-i Âl-i Osmân”ı yazanın Zenbilli’nin oğlu Rûhî Fâzıl Çelebi olduğuna işaret etmektedir. II. Bayezid’e yakınlığı ve Dîvân-ı Hümâyun’da kâtip olduğu, bu sebeple padişahla birlikte İstanbul ve Edirne’de bulunması gerektiği göz önüne alınırsa bu eserin Rûhî Çelebi tarafından yazıldığı söylenebilir. Nitekim eserin II. Bayezid’in arzusu üzerine telif edildiği kitapta verilen bilgilerden anlaşılmaktadır. Tevârîh-i Âl-i Osmân, Osmanlı Devleti’nin başlangıcından 917 (1511) yılında Yavuz Sultan Selim’in babasına baş kaldırmasına kadar vuku bulan olayları içermektedir. II. Bayezid döneminden önceki hadiseler diğer Osmanlı kroniklerinin birçoğunda görüldüğü gibi daha evvel yazılmış eserlerden derlenmiştir. Rûhî Çelebi’nin sade bir dille yazdığı tarih “mebâdî” ve “metâlib” başlıkları altında iki kısımdan meydana gelmektedir. Çeşitli konulara dair olan birinci kısım iki bölüme, ikinci kısım sekiz bölüme ayrılmış olup her bölüm bir padişahın devrine aittir. Rûhî’nin eserinden başta Lutfi Paşa, Âlî Mustafa Efendi ve Müneccimbaşı Ahmed Dede olmak üzere birçok Osmanlı tarihçisi yararlanmıştır. Eserin bilinen beş nüshası Berlin Staatsbibliothek’te (Tübingen MS, Or., 4, nr. 821), Oxford Bodleian Kütüphanesi’nde, Cezayir Bibliothèque-Musée’de, Edirne Selimiye Bâdi Efendi Kütüphanesi’nde ve M. Fuad Köprülü’nün kitapları arasında bulunmaktadır. Ancak son araştırmalarda Edirne’deki yazmanın Rûhî’ye ait bir eser değil anonim bir kitap olduğu anlaşılmıştır (TTK Belgeler, s. 359). Oxford Bodleian Kütüphanesi’ndeki nüshanın da ona aidiyeti konusunda şüpheler vardır. Bu nüsha Yaşar Yücel ve Halil Erdoğan Cengiz tarafından yayımlanmıştır (bk. bibl.).

BİBLİYOGRAFYA
Rûhî Târîhi (TTK Belgeler, XIV/18 [1992] içinde, tıpkıbasımı ile birlikte nşr. Yaşar Yücel – Halil Erdoğan Cengiz), s. 359-472; Abdülkādir Efendi, Münşeât Mecmuası, Millet Ktp., Ali Emîrî, Edebiyat, nr. 487, vr. 125b; Sehî, Tezkire, s. 127; Latîfî, Tezkiretü’ş-şu‘arâ ve tabsıratü’n-nuzamâ (haz. Rıdvan Canım), Ankara 2000, s. 281-282; Mecdî, Şekāik Tercümesi, s. 308; Kınalızâde, Tezkire, I, 424; Müstakimzâde, Mecelletü’n-nisâb, Süleymaniye Ktp., Hâlet Efendi, nr. 628, vr. 242a; Sicill-i Osmânî, II, 421; Osmanlı Müellifleri, III, 54; Gökbilgin, Edirne ve Paşa Livâsı, s. 479; V. L. Ménage, “Edirne’li Rûhî’ye Atfedilen Osmanlı Tarihinden İki Parça”, İsmail Hakkı Uzunçarşılı’ya Armağan, Ankara 1976, s. 311-333; Babinger (Üçok), s. 48-49; a.mlf. - [Christine Woodhead], “Rūḥī”, EI2 (İng.), VIII, 594; Halil İnalcık, Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar, Ankara 1987, I, 61; Yusuf Küçükdağ, II. Bâyezid, Yavuz ve Kanûnî Devirlerinde Cemâlî Ailesi, İstanbul 1995, s. 127-132; J. H. Mordtmann, “Rūhī Edrenewī”, MOG, II (1925), s. 129-136; İsmail Erünsal, “Türk Edebiyatı Tarihi’nin Arşiv Kaynakları I: II. Bâyezid Devrine Ait Bir İn’âmât Defteri”, TED, sy. 10-11 (1981), s. 306-336; M. K. Özergin, “Rûhî”, İA, IX, 764-765.
Bu madde ilk olarak 2008 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 35. cildinde, 206-207 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.