SEKÛNÎ - TDV İslâm Ansiklopedisi

SEKÛNÎ

السكوني
Müellif: ÖMER TÜRKER
SEKÛNÎ
Müellif: ÖMER TÜRKER
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2009
Dijital Yayın Tarihi: 20.10.2025
Erişim Tarihi: 16.07.2026
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/sekuni
ÖMER TÜRKER, "SEKÛNÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sekuni (16.07.2026).
Kopyalama metni

Endülüs’ün Leble (günümüzde İspanya’nın Huelva bölgesine bağlı Niebla) şehrinde doğdu (Telvân, s. 53). Doğum tarihi hakkında bilgi yoktur. Seksen yıl yaşadığına dair rivayetleri esas alan Abdüllatîf Telvân 637 (1239) yılında doğmuş olabileceğini söylerken Saʻd Gurâb bu tarihi yaklaşık 630 (1232) olarak tahmin eder. Sekûn b. Eşres b. Kinde’nin soyundan geldiği ve Yemen asıllı Kinde kabilesine mensup olduğu, dedesi Ebü’l-Hattâb Ahmed’in Endülüs’te öldüğü (652/1254), babasının İşbîliye’nin düşüşünden sonra Hafsîler’in Tunus’taki başkentine gittiği gibi soyu ve ailesi hakkında bazı bilgilere rastlamak mümkün olsa da Endülüs âlimlerine dair tabakat literatüründe hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bazı kaynaklarda Sekûnî’nin 674 (1275) yılında gittiği Tunus’un Mehdiye şehrinde Ebû Ya‘kūb Yûsuf b. Ali İbnü’s-Semmât el-Bekrî’ye (ö. 690/1291), ayrıca Tunus kadısı Ebü’l-Abbas Ahmed b. Muhammed İbnü’l-Gammâz el-Belensî’ye (ö. 693/1293) talebelik yaptığı kaydedilmekle birlikte Endülüs yılları gibi Kuzey Afrika’daki hayatı hakkında da belirsizlikler vardır. Bu iki isim dışında kimlerden ders aldığı ve nasıl bir eğitim sürecinden geçtiği bilinmemektedir. Ailesinde kâtip, kadı ve müftîlerin bulunduğuna ve babasından farklı ilimlere dair ders aldığına ilişkin nakillerden ilk eğitimini aile çevresinde aldığı anlaşılmaktadır (bk. Mahfûz, III, 47). Nerede öldüğü bilinmeyen Sekûnî’nin vefat tarihi hakkında kaynaklarda 707 (1307), 716 (1316), 717 (1317), 818 (1415) şeklinde farklı tarihler verilir. Daha eski kaynaklarda verilen ve yaygın olarak kabul edilen görüş ise onun 717’de (1317) vefat etmiş olduğudur (bk. Cum‘a Şeyha, s. 67-68).

Sekûnî, Eş‘arî kelâmının müteahhirîn dönemi kabul edilen Gazzâlî (ö. 505/1111) sonrası dönemde yaşamakla birlikte mütekaddimîn dönemi kelâm anlayışını benimseyen bir Eş‘arî kelâmcısıdır. En önemli kaynakları Bâkıllânî’nin (ö. 403/1013) Hidâyetü’l-müsterşidîn ve İmâmü’l-Haremeyn el-Cüveynî’nin (ö. 478/1085) el-İrşâd ilâ ḳavâṭıʿi’l-edille adlı eserleridir. Mütekaddimîn kelâmcılarında olduğu gibi metafizik bilgiyi aklî anlamların sürekliliğine dayandırır. Bilgi, tanım, illet ve istidlâl teorisinde Bâkıllânî ve Cüveynî’yi izler. Müteahhirîn dönemde Meşşâî felsefeden kelâm ilmine taşınan mantığı gereksiz görür, dolayısıyla nefsî sıfatları ve halleri kuşatmaması sebebiyle yetersizliğini ileri sürerek kategorileri de reddeder. Ancak özellikle İbn Sînâcı varlık anlayışının temelini oluşturan ve Fahreddin er-Râzî (ö. 606/1210) tarafından kelâm ilmine uyarlanan mümkin-zorunlu (vâcib) ayırımını bütün kelâmın omurgası olarak kullanır. Bu konudaki temel kaynağı da Râzî’nin Nihâyetü’l-ʿuḳūl adlı eseridir. Bu bakımdan Sekûnî mümkin, zorunlu ve imkânsız kavramlarını diğer kelâmcılara nazaran daha ayrıntılı olarak inceler. Özellikle bu kavramları aklî, şer‘î ve âdî olarak üçe ayırıp bütün kelâmî meseleleri bu bağlamda izah eder. İbn Sînâcı mahiyet ve tümeller teorisini kabul etmeyen Sekûnî, bu teoriyle açıklanan meseleleri “kendi olmaklığı bakımından şey” veya “mâkullüğünde şey” ifadelerinde dile getirilen “bir şeyin kendindelik durumunu” dikkate alarak inceler. Bu nedenle varlık teorisine dair umûr-i âmme meselelerinde mütekaddimîn kelâmcılarınca ileri sürülen görüşleri Râzî’nin kavramsal çerçevesini kullanarak savunur. Allah’ın sıfatları konusunda Basra Muʻtezilesi’nden Ebû Hâşim el-Cübbâî (ö. 321/933) tarafından geliştirilen ve Bâkıllânî ile Cüveynî gibi Eş‘arî kelâmcılarınca da benimsenen ancak Gazzâlî’den sonra etkinliğini yitiren haller (ahvâl) görüşünü benimser. Kur’an’da Allah hakkında teşbih bildiren âyetlerin te’vilinde Cüveynî’yi, aklın tanımında ve ilâhî sıfatların açıklanmasında özellikle Bâkıllânî’yi esas alır. Her ne kadar Sekûnî önceki kelâmcılar gibi ruhun yaratılmış bir cevher olduğunu düşünse de ona göre tek başına bu cevher, acı ve hazları idrak edemeyeceğinden onun ruh olabilmesi için idraki mümkün kılan hayatla nitelenmiş olması şarttır. Dolayısıyla ruh, hayatla nitelenmiş olması şartıyla cevherdir (bk. et-Temyîz, I, 31-35, 38-40, 47-48, 100-103, 114-115, 140, 184).

Eserleri. Sekûnî’nin gerek günümüze ulaşan gerekse kaynaklarda zikredilmekle birlikte günümüze ulaşmayan eserlerinin neredeyse tamamı kelâm ilmine dairdir.

1. ʿUyûnü’l-münâẓarât. Müellif bu eserinde melekler ve İblîs arasında gerçekleşen tartışmadan itibaren başta Hz. Nûh, Mûsâ, Îsâ ve Hz. Muhammed olmak üzere peygamberlerin davetleri esnasında muhatapları ile yaptıkları tartışmaları, ardından sahâbe, tâbiîn, fakihler ve kelâmcılar arasında meydana gelen 160 münazarayı toplamış, bunlar vasıtasıyla tevhid ve ilâhî sıfatlar konusunda doğru inancı öğretmeyi amaçlamıştır. Sa‘d Gurâb tarafından 1970 yılında doktora tezi olarak neşre hazırlanan eser daha sonra yayımlanmıştır (Tunus 1976).

2. et-Temyîz limâ evdeʿahü’z-Zemaḫşerî mine’l-iʿtizâl fî tefsîri’l-Kitâbi’l-ʿazîz. Zemahşerî’nin (ö. 538/1144) el-Keşşâf adlı meşhur tefsir kitabındaki Muʻtezilî fikirleri açığa çıkarıp eleştirmeyi amaçlayan bu eser Sekûnî’nin babası tarafından yazılmaya başlanmış ve Sekûnî tarafından tamamlanmıştır (bk. et-Temyîz, I, 184). Kitabın başına yazdığı uzun mukaddime müstakil bir kelâm kitabı niteliğindedir ve onun bu ilimdeki yerini ortaya koymaktadır. Sekûnî kitapta incelediği meseleleri bu mukaddimeye gönderme yaparak tartışmak suretiyle tekrardan kaçınmayı amaçlamıştır (bk. a.g.e., I, 15). Seyyid Yûsuf Ahmed tarafından neşredilen (I-III, Beyrut 1426/2005) et-Temyîz’in mukaddimesi Zehrâ el-Hûtârî tarafından yüksek lisans tezi olarak tahkik edilmiş (Rabat 1995), Mustafa Özbakır da yüksek lisans tezi olarak eserin belli bir yönünü incelemiştir (bk. bibl.).

3. el-Muḳteḍab mine’t-Temyîz limâ evdeʿahü’z-Zemaḫşerî mine’l-iʿtizâl fî tefsîri’l-Kitâbi’l-ʿazîz. Sekûnî’nin et-Temyîz’in önemli kısımlarını bire bir alıntılayarak özetlediği eserin İstanbul kütüphanelerinde birçok yazma nüshası bulunmaktadır (meselâ bk. Süleymaniye Ktp., Lâleli, nr. 351; Kılıç Ali Paşa, nr. 178; Kadızâde Mehmed, nr. 68).

4. el-Vesîle ile’l-ḥüsnâ bi-şerḥi esmâʾillâhi’l-ḥüsnâ. Müellifin ilâhî isimleri, bunlarla ilişkili meseleleri ve Allah hakkında kullanılması doğru olan ve olmayan isimleri incelediğini belirttiği (et-Temyîz, I, 109) bu eserin günümüze ulaşıp ulaşmadığı bilinmemektedir.

5. Laḥnü’l-ʿavâm fîmâ yeteʿallaḳu bi-ʿilmi’l-kelâm. İnsanların özellikle de halkın dilinde Allah, peygamberler ve din hakkında kullanılan ama kelâm ilmi bakımından imkânsız olan veya imkânsız bir anlamı vehmettiren vasıflar, nisbetler ve izâfetleri inceleyen (bk. a.g.e., I, 109) bu eserde müellif esmâ-i hüsnâdan el-Vesîle’de ele almadıkları üzerinde durur. Laḥnü’l-ʿâmme ve’l-ḫâṣṣa fi’l-muʿteḳadât adıyla Abdülkādir Zimâme (Kahire 1971), Laḥnü’l-ʿavâm fîmâ yeteʿallaḳu bi-ʿilmi’l-kelâm adıyla Sa‘d Gurâb (Tunus 1975) ve yine aynı adla Ebü’l-Hasan Ahmed b. Seyyid b. Tihâmî (Kahire 2019) tarafından yapılmış üç tahkikli neşri bulunan eser ayrıca Sekûnî’nin Lahnü’l-Âmme ve’l-Hâssa Adlı Eserinin Edisyon Kritiği başlığıyla Seyhan Özsoy tarafından yüksek lisans tezi olarak yeniden tahkik edilmiştir (2014, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü).

6. el-Menhecü’l-müşriḳ fi’l-iʿtirâż ʿalâ kes̱îr min kelâmi ehli’l-manṭıḳ. Müellif et-Temyîz’de (I, 30) bu adla, el-Muḳteḍab mine’t-Temyîz’de (vr. 3a) ise el-Menhecü’l-müşriḳ fi’l-iʿtirâż ʿalâ kes̱îr min ehli’l-manṭıḳ adıyla atıfta bulunduğu bu eserinde Bâkıllânî’nin el-Vefâ adlı kitabındaki yöntemini izleyerek Meşşâî mantığın tanım ve istidlâl teorilerini eleştirir.

Sekûnî’nin eserlerinde atıf yaptığı ancak günümüze ulaşıp ulaşmadığı bilinmeyen diğer eserleri şunlardır: Ḳavâʿidü’l-ʿaḳāʾid fî uṣûli’d-dîn, el-Muʿtemed fi’l-muʿteḳad, İḫtiṣâru Kitâbi’l-Burhân li’l-Cüveynî.

Şu iki eser ise bazı kaynaklarda ve kütüphane kataloglarında Sekûnî’ye nisbet edilmekle birlikte (bk. Ziriklî, V, 223; Mahfûz, III, 48-49; Cum‘a Şeyha, s. 73) aslında babasına aittir (Telvân, s. 121-126): Şerḥu Urcûzeti Ebi’l-Ḥaccâc eḍ-Ḍarîr (et-Tenbîh ve’l-irşâd fi’l-iʿtiḳād; üzerine şerh yapılan risâle de künye ve isim benzerliği sebebiyle yanlışlıkla Ebü’l-Haccâc el-Aksarî’ye nisbet edilmiştir) ve Kitâbü’l-Erbaʿîn mesʾeleten fî uṣûli’d-dîn ʿalâ meẕhebi Ehli’s-sünne.


BİBLİYOGRAFYA

Sekûnî, et-Temyîz limâ evdeʿahü’z-Zemaḫşerî mine’l-iʿtizâl fî tefsiri’l-Kitâbi’l-ʿazîz (nşr. Seyyid Yûsuf Ahmed), Beyrut 1426/2005, I, 15, 30-35, 38-40, 47-48, 100-103, 109, 114-115, 121, 140, 184.

a.mlf., el-Muḳteḍab mine’t-Temyîz, Süleymaniye Ktp., Kılıç Ali Paşa, nr. 178, vr. 3a.

Ticânî, Riḥletü’t-Ticânî, Tunus 1377/1958 (tıpkıbasım, Frankfurt am Main 1994), s. 380-381.

Vâdîâşî, Bernâmec (nşr. Muhammed Mahfûz), Beyrut 1400/1980, s. 194.

Ahmed Bâbâ et-Tinbüktî, Neylü’l-ibtihâc, Trablus 1408/1989, s. 301.

Vezîr es-Serrâc, el-Ḥulelü’s-sündüsiyye fi’l-aḫbâri’t-Tûnisiyye (nşr. M. Habîb el-Hîle), Beyrut 1985, I, 487-488.

, I, 485; II, 1482.

, II, 135, 401.

, V, 223-224.

, I, 401.

, III, 47-51.

Hasan Hüsnî Abdülvehhâb, ʿÖmr fi’l-muṣannefât ve’l-müʾellifîne’t-Tûnisiyyîn (nşr. Muhammed el-Arûsî el-Matvî – Beşîr el-Bekkûş), Beyrut 1990, I, 399-403.

Abdülvehhâb ed-Dahlî, el-İshâmü’t-Tûnisî fî taḥḳīḳi’t-türâs̱i’l-maḫṭûṭ, Kartâc 1990, s. 48, 72-73, 100-101.

, II, 692.

, III, 187-188.

Abdullah Muhammed Habeşî, Câmiʿuʾş-şürûḥ ve’l-ḥavâşî, Ebûzabî 1425/2004, III, 1882.

Mustafa Özbakır, Sekûnî’nin Temyîz’inde İ‘tizâl Eleştirisi: Fâtiha ve Bakara Sûreleri Örneğinde Bir İnceleme (yüksek lisans tezi, 2019), İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, tür.yer.

Abdüllatîf Telvân, Ebû ʿAlî es-Sekûnî ve ârâʾühü’l-kelâmiyye, Dımaşk-Beyrut 1440/2019, tür.yer.

Cum‘a Şeyha, “ʿUyûnü’l-münâẓarât li-Ebî ʿAlî ʿÖmer es-Sekûnî”, el-Mecelletü’s̱-S̱eḳāfiyye, IV/5, Tunus 1979, s. 67-69, 73.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2009 yılında İstanbul’da basılan 36. cildinde, 336 numaralı sayfada yer almıştır. Maddenin ÖMER TÜRKER tarafından kaleme alınan yeni dijital versiyonu 20.10.2025 tarihinde yayımlanmıştır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER