ŞEYH VASFÎ

Müellif:
ŞEYH VASFÎ
Müellif: MUSTAFA ÖZSARI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2010
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 27.05.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/seyh-vasfi
MUSTAFA ÖZSARI, "ŞEYH VASFÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/seyh-vasfi (27.05.2020).
Kopyalama metni
Ali Vasfî, İstanbul Fatih’te Draman’da doğdu. Babası Nakşibendiyye’ye bağlı Kefevî Dergâhı şeyhlerinden Mehmed Râşid Efendi’dir. İlk bilgilerini babasından ve Fâtih Camii’nde Hoca Mustafa Efendi’den aldı. Gelibolulu Hoca Tâhir Efendi’den Mes̱nevî ile Molla Câmî ve Hâfız divanlarını okudu. Tahsilini tamamlayarak 1866’da vefat eden babasının yerine Kefevî Dergâhı şeyhliğine getirildi. Bir yandan dergâh mensuplarına tarikat usul ve âdâbını öğretirken bir yandan da Fâtih Merkez Rüşdiyesi’nde kavâid-i Osmâniyye, Mekteb-i Kudât’ta kitâbet-i resmiyye, Mekteb-i Nüvvâb’da kitâbet ve inşâ dersleri verdi. Ayrıca Meclis-i Meşâyih üyeliğinde bulundu. Âniden vefat eden Şeyh Vasfî’nin ölümüne Şair Eşref tarafından tarih düşürülmüştür. Mezarı Draman Camii hazîresinde babasının kabri yanındadır.

Daha çok eski tarzda yazdığı şiirleriyle tanınan Şeyh Vasfî, Recâizâde Mahmud Ekrem’le Muallim Nâci arasındaki tartışmada Nâci’nin yanında yer almış, yeni edebiyat anlayışına karşı eski edebiyatı savunmuştur. Kendisi bir “asrî edebiyyât-ı atîka” cereyanı oluşturma gayretindeydi. 1895 yılında Mekteb mecmuasında yayımlanan “Muhâdarât” başlıklı makalesi (nr. 7, 19 Cemâziyelevvel 1313, s. 98-105) Ahmed Midhat Efendi ile Mustafa Hâzım ve Müstecâbîzâde İsmet arasında cereyan eden bir tartışmanın doğmasına sebep olmuştur. Manzumeleriyle bir kısım makaleleri Tercümân-ı Ahvâl ve Saâdet gazeteleriyle Maârif, Mekteb, Hazîne-i Fünûn, İmdâdü’l-midâd, Güneş ve Mürüvvet dergilerinde yayımlanmıştır. Şiirlerinde daha çok aşk, tabiat ve bazı tasavvufî konular işlenmiştir. Muallim Nâci’ye büyük hayranlık duyan Şeyh Vasfî onun “Mes‘ûd-i Harâbâtî” mahlasıyla kaleme aldığı manzumelere nazîreler yazmış, bazı manzumelerinde “Berkî” mahlasını kullanmıştır. Bir kısım edebiyat tarihçileri şiirlerini devrine göre sade, üslûbunu selis ve açık, nesrini temiz ve düzgün bulmuşlardır. Şeyh Vasfî, Muallim Nâci ile birlikte neşrettikleri Şöyle Böyle adlı eserin önsözünde Osmanlı şiiri hakkındaki görüşlerine genişçe yer vermiştir. Arap edebiyatını ve İran şiirini bilmeyenlerin iyi bir şair olamayacağını söyleyen Şeyh Vasfî’nin bazı manzumeleri Müstecâbîzâde İsmet Bey, Cenab Şahabeddin ve Hüseyin Sîret tarafından beğenilmiş ve taklit edilmiştir. Tanzimat’tan sonraki yıllarda daha çok Batılı şair ve yazarlardan yapılan tercümelere karşılık Şeyh Vasfî, Evhadüddîn-i Enverî, Ferîdüddin Attâr ve Molla Câmî gibi Fars edebiyatının önde gelen şairlerinden çeviriler yapmıştır. Yazdığı sarf ve nahiv kitapları uzun süre mekteplerde okutulmuştur.

Eserleri. Cezebât (İstanbul 1302, bütün manzumeleri bu kitapta bir araya getirilmiştir); Şöyle Böyle (İstanbul 1302, Muallim Nâci’nin Mes‘ûd-i Harâbâtî takma adıyla karşılıklı mektupları); Hikemât-ı İslâmiyye (İstanbul 1304, Sa‘dî-yi Şîrâzî’den tercüme edilmiş manzum ve mensur hikâyeler); Reyâhîn (İstanbul 1305, Mes̱nevî ile Bostân’dan tercüme edilmiş hikâyeler); Feyz-âbâd (İstanbul 1308, büyük İslâm ediplerinin hayat hikâyeleriyle bazı manzum eserlerinden tercümeler); Bârika (İstanbul 1308, Yavuz Sultan Selim’in Farsça şiirlerinin bir kısmının tercümesi); Münşeât-ı Şeyh Vasfî (İstanbul 1316); Muhâdarât (İstanbul 1318, Ahmed Midhat Efendi ve diğerleriyle yaptığı tartışmalara ait yazı dizisinin genişletilmiş şekli). Şeyh Vasfî’nin Neşâtî’nin Hilye-i Enbiyâ adlı eserinin ilk neşrine (İstanbul 1312) yazdığı bir önsöz bulunmaktadır. Ayrıca çeşitli okullarda verdiği kitâbet, inşâ ve lisân-ı Osmânî dersleriyle ilgili notlarını Levâmi‘ (İstanbul 1307), Bedâyi‘ (İstanbul 1310), Sevâti‘ (İstanbul 1311), Metâli‘ (İstanbul 1314), Nahv-i Osmânî (İstanbul 1314; 4. bs. 1316) ve Küçük Sarf-ı Osmânî (İstanbul 1326) adlarıyla yayımlamıştır.

BİBLİYOGRAFYA
Osmanlı Müellifleri, II, 273-274; Ali Kemal, Ömrüm (haz. M. Kayahan Özgül), Ankara 2004, s. 30-33, 48, 100; İsmail Hikmet [Ertaylan], Türk Edebiyatı Tarihi, Bakü 1925, II, 587-591; İbrahim Alâeddin Gövsa, Meşhur Adamlar: Hayatları-Eserleri, İstanbul 1933-36, s. 1495; İbnülemin, Son Asır Türk Şairleri, s. 1906-1910; Kenan Akyüz, Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri, Ankara 1979, s. 84; Erdoğan Erbay, Eskiler ve Yeniler: Tanzimat ve Servet-i Fünun Neslinin Divan Edebiyatına Bakışı, Erzurum 1997, s. 60-82; Şerife Çağın, Bir Hiciv Ustası Şair Eşref, İstanbul 2007, s. 260; “Vasfî Ali Efendi”, TDEA, VIII, 513-514.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2010 yılında İstanbul'da basılan 39. cildinde, 71-72 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER