https://islamansiklopedisi.org.tr/tophane
Türkçe “top” ve Farsça “hâne/ev” kelimelerinden oluşan tophâne, top dökümünün yapıldığı, barut, fişek, tüfek, kılıç gibi her türlü silâh ve cephanelerin muhafaza edildiği merkezleri ifade eder. Osmanlılar’da top yapımı ile ilgili dökümhanelerin ilk defa ne zaman kurulduğu hakkında kesin bir bilgi yoktur. Genel olarak II. Murad ve Fâtih Sultan Mehmed dönemlerinde Edirne’de sabit bir tophânenin oluşturulduğu belirtilir.
Literatüre göre Avrupa’da top dökümü XIV. yüzyılın ilk yarısında başlamıştır. XIV. yüzyılın ortalarında ateşli silâhlar Balkanlar ve Macaristan’a ulaşmıştır. Osmanlılar’ın ateşli silâhlarla tanışmaları ve ordularında top kullanmaları bu zaman dilimine rastlar. Papa XI. Gregoire’nin 1373 yılında yayımladığı emirnâmede Türkler’e savaş aletleri yapım malzemeleriyle silâh satışını yasaklaması, ateşli silâhların ganimet yoluyla elde edilmesinin yanında satın alım yoluyla da tedarik edildiğini göstermektedir. Yıldırım Bayezid’in İstanbul kuşatmasında (1394) ve Niğbolu Savaşı’nda (1396), II. Murad’ın 1422’de İstanbul muhasarasında top kullandığı bilinmektedir. Bununla beraber Topçu Ocağı’nın teşekkül tarihi kesin olarak bilinmemektedir. XV. yüzyılın başında varlığı kanıtlanmış olan Topçu Ocağı’nın yeniçeriliğin teşkilinden kısa bir süre sonra I. Murad zamanında (1362-1389) kurulduğu ve XIV. yüzyılın ikinci yarısından itibaren top imal edildiği yönündeki bilgiler kesinlik kazanmış değildir.
Top imalâtı II. Murad devrinde (1421-1444, 1446-1451) Balkanlar’da ele geçirilen imalâthanelerde başlamış olmalıdır. Sarp yerlerdeki kalelerin zaptı için seyyar olarak top dökümü yapıldığı bilinmektedir. 1438 yılında Germe Hisarı önünde, 1440 yılında Semendire’de, 1448 yılında da Akçahisar Kalesi (Kruya) önünde top dökülmüştür. Osmanlılar kısa sürede ateşli silâhları ordularında etkin olarak kullanarak XV. yüzyılın ortalarında Avrupalı rakipleri karşısında açık bir üstünlüğe kavuşmuşlardır. Sınırların genişlemesiyle XVI. asrın başlarından itibaren özellikle sınır eyaletlerinde tophâneler inşa edilerek seyyar top dökümü terkedilmiştir. Avlonya, Semendire, Novoberda, İşkodra, Belgrad, Budin, Erzurum, Kahire, Basra, Birecik ve Van’da top dökümü yapıldığı bilinmektedir. Şayka, balyemez, bacaluşka, kanon gibi büyük; kolunburna, darpzen, şâhî gibi orta dereceli ve saçma, eynek, prangı, misket, şakaloz gibi küçük toplar üretilmiştir.
Osmanlılar demirden yapılan küçük topların dışındaki diğer topları genellikle bakır-kalay alaşımı olan tunçtan imal etmekteydiler. Ülke bakır madenleri yönünden zengindi. Küre, Gümüşhane, Ergani-Keban, Craiova, Majdanek, Fojnica ve Kreševo’da bakır madenleri bulunmaktaydı. Küçük topların yapımı ve top gülleri için gerekli olan demir Bilecik, Kiğı, Keban, Samakov, Banaluka’da bulunan madenlerden temin edilmekteydi. Top yapımı için gerekli olan kalay ise yerli olarak üretilemediğinden başta İngiltere olmak üzere Avrupalı devletlerden sağlanmaktaydı. Gerekli olan kurşun madeni de XVII. yüzyılın sonlarına kadar iç kaynaklardan karşılanmış olup sonraki dönemde giderek dış kaynaklara bağımlı hale gelmişti. Top kullanımı için gerekli olan barut ise birçok eyalette üretilmekteydi. Kahire, Bağdat, Halep, Erzurum, İstanbul, Budin ve Temeşvar’da üretim yapan büyük baruthâneler bulunmaktaydı (ayrıca bk. BARUTHÂNE; TOP).
Tophâne-i Âmire. Osmanlılar’ın en önemli top döküm merkezi İstanbul’un fethinden kısa bir süre sonra Galata yakınında faaliyete geçen Tophâne-i Âmire olmuştur. Bundan önce Edirne’de de top dökümüyle ilgili sabit bir tophâne mevcuttu. Fetihten önce Tophane semtinin bulunduğu alan Ceneviz surlarının dışında kırlık ve bahçelik bir yerdi. Fethin akabinde buraya top dökümhanesi, topçu ve kumbaracı (humbaracı) kışlaları yapıldı. Kanûnî Sultan Süleyman (1520-1566) bütün yapıları yıktırarak daha büyük tesisler inşa ettirdi. 1719 yılında çıkan bir yangınla Tophâne binaları yandı. 1733’te Tophâne binası kârgîr olarak inşa edildi. 1745 yılında deniz tarafı doldurularak meydan genişletildi. Kıyıda genellikle Tophâne yapımı büyük toplar sergilenmekteydi. Padişah saraydan ayrılıp denize açıldığı zaman ve limana giren gemiler Topkapı Sarayı’nı selâmladıkları sırada buradan top atışı yapılmaktaydı.
Tophâne-i Âmire teşrifattaki yeri cebecibaşından sonra gelen topçubaşıya bağlı bir kurumdu. Topçubaşı ordunun ihtiyaç duyduğu topları tam ve zamanında temin etmek durumundaydı. Tophâne-i Âmire’de top döküm işi dökücübaşının idaresinde olup yanında tamirci, burgucu, yamacı, kefçegîr, çırakçı, dökümcü, haddâd, neccâr ve başka sanatkârlar çalışmaktaydı. Ocak kethüdâsı, çavuşu, bölükbaşı, dökücü halifleri ve ocak kâtibi gibi görevliler bulunmaktaydı. Bölükbaşılar topçu ve topçu ustası olmak üzere iki sınıfa ayrılmışlardı. Her bölük ve cemaatte bölükbaşılardan sonra odabaşılarla vekilharçlar gelmekteydi. Topçubaşından sonra dökücü ustası kendi kısmının âmiriydi. Top dökümü merasimle yapılır, sadrazam ve önemli devlet adamları Tophâne’ye gelip hazır bulunurlardı. Topçubaşının en önemli yardımcıları “nâzır” ve “emin” idi. Gelir ve giderleri takip etmek, malzeme temin etmek gibi işler eminin görevleri arasındaydı. Eminin defterleri kâtip tarafından tutulmaktaydı. Topların üretimi ve kullanımı için Topçu Ocağı’na ve Tophâne-i Âmire’ye Acemi Ocağı’ndan insan gücü sağlanmaktaydı. Eyaletlerde top döküleceği zaman İstanbul’daki Tophâne-i Âmire’den malzeme ve dökücüler gönderiliyordu. Topların zarar görmemesi için kullanıcılarının topların vezinlerini bilmeleri gerekiyordu. Bundan dolayı kalelerde görevlendirilen topçu neferatı Tophâne’de imtihan edildikten sonra yeteneklilere dirlik verilmekteydi.
Osmanlı Devleti’nin topçulukta altın çağı XV. yüzyılın ortalarından XVI. yüzyılın sonlarına değin bir buçuk asır kadar sürdü. Rus ve Avusturya cephelerinde yaşanan askerî başarısızlıklar Avrupa tarzında eğitimli ve düzenli bir ordu, donanma, fennî topçuluk, askerî teknik sınıflar ve askerî mühendisliğe duyulan ihtiyacı açık bir şekilde gösterdi. 1731’de Türkiye’ye iltica eden Fransız asilzadelerinden müslüman olduktan sonra Ahmed ismini alan Claude-Aleksandre Comte de Bonneval (Humbaracı Ahmed Paşa) tarafından Humbaracı Ocağı ıslah edildi (bk. HUMBARACI). 1771-1776 yılları arasında François Baron de Tott Topçu Ocağı’nı düzenlemeye çalışmıştı. Haliç’te Hasköy’de yeni tezgâhlarla hareketli hafif sahra topları üretildi. 1774 yılında Sürat Topçuları Ocağı teşkil edildi. Fransa’dan topçu çavuşu Aubert getirtildi. Kâğıthane’de 600 kişiye topçuluk eğitimi verildi. Ancak III. Mustafa’nın ölümüyle (10 Ocak 1774) sürat topçuluğu kaldırıldı. Aubert ülkesine döndü. I. Abdülhamid döneminde (1774-1789) Halil Hamîd Paşa’nın sadrazam olmasıyla sürat topçuluğu yeniden başladı.
II. Mahmud’un 1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nı kaldırmasıyla Tophâne ve Topçu Ocağı’nı da ilgilendiren yeni bir dönem başladı. XIX. yüzyılda Batı Avrupa’da ortaya çıkan teknolojik yeniliklerin aktarılması gereklilik haline gelmişti. 1830’lara kadar Tophâne-i Âmire’nin modernleştirilmesinde Fransa’nın teknik desteğine başvurulmuşken bu tarihten sonra İngiltere, Prusya ve Belçika öne çıkmaya başladı. Avrupa’dan ithal edilen top, tüfek ve barutu yerli olarak üretebilmek için sanayi devriminin merkezi olarak bilinen İngiltere’den makineler sipariş edildi. Tophâne-i Âmire, Woolwich Arsenal örnek alınarak yapılandırıldı. II. Mahmud döneminde (1808-1839) seraskerliğe bağlı bir birim olarak Tophâne-i Âmire Müşirliği kuruldu, lağımcılar, topçular ve humbaracılar buraya bağlandı. Bu dönemde izlenen ithal edilen silâhların yerli olarak üretimi politikası Osmanlı Devleti’nin yıkılışına kadar devam etti.
Sultan Abdülmecid zamanında (1839-1861) buharlı tekniğini (vapur fenni) silâh sanayiinde tatbik edebilmek için makine ve tezgâhların ithalinin yanında bunların kullanımı için İngiltere ve Prusya başta olmak üzere Avrupalı mühendis, usta ve işçiler istihdam edildi. Silâhların yerli olarak üretimi bağlamında atılan önemli adımlardan biri de Zeytinburnu Demir Fabrikası’nın izâbe bölümünün 1846’da tamamlanarak Tophâne-i Âmire’ye teslimi oldu. Artan demir ihtiyacına binaen Samakov ve Pravişte demir madenlerine ek olarak birçok yeni maden işletmeye açıldı. Kaliteli demir elde edebilmek için Samakov madenleri modernleştirilse de ihtiyaç sonraki yıllarda da devam etti. Osmanlı Devleti eskiden beri toplarını tunçtan dökmekteydi. Kırım Harbi (1853-1856) öncesi ve sonrasında İngiltere’den yüzlerce top satın alındı. Şeşhâne topu olarak adlandırılan ve dönemin ileri teknolojisinden sayılan demirden mâmul, kuyruktan dolan yivli topları üretebilmek için 1860 ve 1870’li yıllarda İngiltere’den makineler getirtildi. 1862 yılında Tophâne Fabrikaları’nda bir türlü eksikliği giderilemeyen iş gücü için “İmalât Alayları” oluşturuldu. Tüm imalât mahallerinde askerler istihdam edilerek üretim bir nizama bağlandı.
Hızla değişen silâh teknolojileri ve bu teknolojilerin Osmanlı’ya transferi sonucunda Tophâne-i Âmire Fabrikaları kısa sürede genişlemişti. Sultan Abdülaziz devrinde (1861-1876), Tophâne-i Âmire Müşirliği’ne bağlı İstanbul’daki fabrikalar Tophâne-i Âmire Fabrikaları ve Tüfenghâne-i Âmire Fabrikaları olarak ikiye ayrıldı. Tophâne-i Âmire Fabrikaları’nda top dökümhanesi, top vapuru (buharlı makine), marangoz fabrikası, demirhane, saraç fabrikası, nakkaş fabrikası, sandık ve model fabrikası bulunmaktaydı. Tüfenghâne-i Âmire Fabrikaları grubu ise Zeytinburnu’nda kaynakhane, çarhhâne, çakmakhane, kundakhane, harbihane, açkıhane, eğehane, kapsül fabrikası, kılıç fabrikası, evâni-i nühasiye fabrikası, demir fabrikası, İstanbul Baruthanesi’nde bulunan fişekhâne, erre (bıçkı) fabrikası ve Dolmabahçe’deki gazhâneden oluşmaktaydı. Zeytinburnu’nda bulunan tüfek fabrikası Tophane’ye taşındı. Özellikle Rusya’nın yayılmacı bir politika izlemesi Osmanlı Devleti’nin başta Boğazlar olmak üzere birçok stratejik noktayı toplarla donatmasını gerektirmişti. 1874 yılında Armstrong toplarının üretimi için İngiltere’den makineler alındı. Almanya’dan getirtilen 500 kıta topla birlikte ağır silâh tedarikinde Almanya birinci sıraya yükselmişti. Özellikle Krupp firması ağır silâh sanayiinde tekel konumu kazanmıştı.
Sultan II. Abdülhamid döneminde (1876-1909) fabrikalarda istihdam edilen İngiliz, Alman, Fransız mühendislerle yurt dışına gönderilen mühendis ve uzmanlar teknoloji transferini sağladı. Sayıları 4-5000 civarında olan Sanayi ve İdâdî Alayları ise iş gücünü oluşturmaktaydı. Tophâne Fabrikaları üretim hacmi, çeşidi ve binlerce çalışanıyla devletin en büyük sanayi tesisleri haline gelmişti.
Tophane semtinde top, tüfek, marangoz fabrikaları, Zeytinburnu’nda fişek, mermi, çelik fabrikaları, Karaağaç’ta tapa fabrikası, Bakırköy’de barut fabrikaları, Hendek ve Bayramiç’te hızar fabrikaları, Konya ve Kayseri’de güherçile fabrikaları, Maçka ve Gülhane’de ambarlar, Kâğıthane ve Çobançeşme’de poligonlar Tophâne-i Âmire’ye bağlı olan tesislerdi.
1864-1883 yılları arasında 1.227.666 adet hafif silâh ithal edilmiş ve 397.228 adet tüfek yerli olarak üretilmişti. Aynı yıllar aralığında tamamına yakını Almanya’dan olmak üzere 2557 adet top ve mitralyöz ithal edilmiş, 820 adet top da yerli olarak top fabrikasında imal edilmişti.
Doksanüç Harbi diye bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda, Rus ordusunun İstanbul’a yaklaşmasıyla birlikte Tophâne Fabrikaları’nın Gemlik Körfezi ya da Vezirhan (Bilecik) yakınlarına taşınması gündeme geldi. Ayrıca savaştan sonra hazırlanan lâyihalarda harp sanayii tesislerinin Anadolu’da kurulması teklif edilse de bu gerçekleşmedi.
Seri ateşli topların icadıyla birlikte âdi ateşli toplar değersiz hale geldi. Modern üretimi yakalamak için sık sık kendini güncelleyen top fabrikasında 700’e yakın tezgâh vardı. Top fabrikası, eğehane ve çarhhâne olmak üzere ikiye ayrılmıştı. Top namlularının ısıtılıp su verildiği şubeye tav fırını şubesi, top imalât resimlerinin çizildiği yere resimhane, eski ve yeni topların bulunduğu ambar şubeleri bulunmaktaydı. Top fabrikasında; top namlusuna torna, su verme, mantel geçirme, kama yatağı açma, yiv açma, kama ile nişangâhı takma, namluyu kundağa oturtma gibi işlemler yapılmaktaydı. Demir kundak ve cephane arabaları ise Zeytinburnu fabrikalarında imal edilmekteydi. Kundakların ahşap kısmı ve tekerlekleri Tophâne’de bulunan marangozhanede yapılmaktaydı. Top fabrikasında 6 santimetreden 21 santimetreye kadar her türlü tunç ve çelik toplar, sahil müdafaası için gerekli olan torpido ve torpiller üretilmekteydi. Top ve tüfek fabrikasında bulunan tezgâh ve makineleri çalıştırmak için 120’şer beygir kuvvetinde iki adet buhar makinesi bulunmaktaydı.
Zeytinburnu fabrikasında on üç adet şahmerdan denilen demir ve çeliği dövmeye yarayan büyük çekiç ve yüzlerce tezgâh mevcuttu. Tezgâhları çalıştırmak için yedi adet buhar makinesi vardı. Dökümhane şubesinde demir, çelik ve tunçtan top dökümü yapılmaktaydı. Demirhane şubesinde demir arabalar, toparlaklar (araba), kundaklar ve torpidolar imal edilmekteydi. Çarhhânede ise mermi ve diğer malzemeler torna edilmekteydi. Güllehanede dane, şarapnel, peşrev gibi mermiler üretilmekteydi. 1901 yılında günde 200 adet şarapnel yapılmıştı.
31 Mart Vakʻası’ndan (13 Nisan 1909) sonra Tophâne-i Âmire Nezâreti, İ‘mâlât-ı Harbiyye Müdüriyeti ismini aldı. II. Meşrutiyet döneminin önde gelen isimlerinden Mahmud Şevket Paşa, İʻmâlât-ı Harbiyye Fabrikaları’nı modernleştirmek için çeşitli girişimlerde bulundu. Balkan savaşlarında Osmanlı Devleti’nin elindeki silâh ve cephanenin önemli bir bölümü kaybedildi. Kırılan top ve tüfekler İʻmâlât-ı Harbiyye ustaları tarafından tamir edildi.
Osmanlı Devleti, Almanya ve Avusturya-Macaristan ile müttefik olarak Birinci Dünya Savaşı’na girdi. Osmanlı Devleti, savaşı Almanya’dan alacağı silâh ve mühimmat desteğiyle sürdürmeyi ummaktaydı. 1915 yılının sonlarına kadar kara bağlantısı kurulmadığından beklenilen askerî yardım sağlanamadı. Böylece Osmanlı ordusunun savaşı sürdürebilmesi İʻmâlât-ı Harbiyye Fabrikaları’nın üretimine bağlı kaldı. İʻmâlât-ı Harbiyye Fabrikaları, orduların ihtiyaç duyduğu top, tüfek ve mühimmatı büyük oranda karşılayabilmişti. En büyük zorluk ağır topçu mühimmatının üretilememesi olmuştu. Özellikle Çanakkale deniz savaşlarında çok gerekli olan uzun menzilli 35,5 santimetrelik topların mühimmatının üretilememesi komuta heyetini zor durumda bırakmıştı. Tarafsız olan Amerika Birleşik Devletleri’nden 35,5 santimetrelik toplar için külâhlı zırh ve tahrip danesi satın alınması için girişimlerde bulunulmuşsa da bir sonuç alınamamıştı. Çanakkale deniz savaşlarının kazanılmasında İʻmâlât-ı Harbiyye Fabrikaları’nın ve Türk topçusunun büyük katkısı olmuştu.
Birinci Dünya Savaşı, 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi’yle sonlandı. İtilâf devletleri mütareke hükümlerine aykırı olarak 1918 yılının Kasım ayında Boğazlar ve İstanbul’daki silâh depolarıyla İʻmâlât-ı Harbiyye Fabrikaları’nı işgal etti. 10 Ağustos 1920 tarihli Sevr Antlaşması’nın 174. maddesinde silâh üretimi yasaklandı. 1921 yılından itibaren sivil ihtiyaçlar için fabrikaların ticarî üretim yapmasına karar verildi. Böylece yüzyıllardır Osmanlı ordularına silâh üretimi yapan Tophâne / İʻmâlât-ı Harbiyye Fabrikaları’nda sivil ihtiyaçlar için ziraat aletleri, soba, kazan, merdiven, kaşık ve çatal üretilmeye başlandı.
Millî Mücadele’nin başlamasıyla birlikte gizli gruplar İstanbul’daki depolarda bulunan silâhların yanında fabrika malzemesi ve işçileri de Anadolu’ya kaçırdılar. Eskişehir, Ankara, Erzurum, Konya, Kayseri ve Antep’te silâh tamirhaneleri oluşturuldu. Bu tamirhanelerde kamaları alınan toplarla, mekanizmaları sökülen tüfek ve makineli tüfeklere parçalar üretildi. Millî Mücadele’nin kazanılmasında İʻmâlât-ı Harbiyye mensuplarının önemli bir rolü oldu.
Tophâne-i Âmire / İʻmâlât-ı Harbiyye Fabrikaları’nın yüzyılları aşan üretim tecrübesi Cumhuriyet dönemine aktarılmıştır. Askerî fabrikalar ve günümüzde Türk ordusuna silâh ve mühimmat hazırlayan Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu, Tophâne-i Âmire / İʻmâlât-ı Harbiyye’nin temsilcisi olmuştur.
BİBLİYOGRAFYA
Topçular Kâtibi Abdülkadir (Kadrî) Efendi Târihi (haz. Ziya Yılmazer), Ankara 2003, tür.yer.
Ahmed Muhtar, Osmanlı Topçuları, İstanbul 1315.
Çelik Gülersoy, “Son 400 Yılda Tophane Semti”, TTK Bildiriler, VIII (1983), III, s. 1637-1650.
Jehude L. Wallach, Bir Askeri Yardımın Anatomisi: Türkiye’de Prusya-Alman Askeri Heyetleri: 1835-1919 (trc. Fahri Çeliker), Ankara 1985, tür.yer.
Mustafa Çolak, “Çanakkale Savaşı’nda Yalnız Bırakılan Bir Müttefik: Almanya’nın Osmanlı İmparatorluğu’na Yardım Çabaları”, Türkler (nşr. Hasan Celal Güzel v.dğr.), Ankara 2002, XIII, 377-383.
Gabor Agoston, Barut, Top ve Tüfek: Osmanlı İmparatorluğu’nun Askeri Gücü ve Silah Sanayisi (trc. Tanju Akad), İstanbul 2006.
Salim Aydüz, XV ve XVI. Yüzyılda Tophâne-i Âmire ve Top Döküm Teknolojisi, Ankara 2006.
Gültekin Yıldız, Neferin Adı Yok: Zorunlu Askerliğe Geçiş Sürecinde Osmanlı Devleti’nde Siyaset, Ordu ve Toplum (1826-1839), İstanbul 2009, tür.yer.
Serdal Soyluer, Osmanlı Silah Sanayii’nde Modernleşme Çabaları (1839-1876) (doktora tezi, 2013), İstanbul Üniversitesi, tür.yer.
Fatih Tetik, Sultanın Silahları: II. Abdülhamid Dönemi Savunma Sanayii ve Silah Teknolojisi (1876-1908), İstanbul 2018.
Ersoy Zengin, Tophane-i Amire’den İmalat-ı Harbiye’ye Osmanlı Devleti’nde Harp Sanayii (1861-1923), İstanbul 2020.
Askerî Fabrikaları Maʻmûlât ve Masnûâtı: İʻmâlât-ı Harbiyye Fabrikaları, İstanbul, ts.
Abdurrahim Aydın – Tuncay Zorlu, “Transfer of German Military Know-How and Technology to the Ottoman Military Factories at the beginning of the First World War”, TTK Belleten, LXXIX/285 (2015), s. 739-760.