UFA

Müellif:
UFA
Müellif: İLYAS KEMALOĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 01.06.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ufa
İLYAS KEMALOĞLU, "UFA", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ufa (01.06.2020).
Kopyalama metni
Ural dağlarının batı yamacında Ufa ırmağı ile Belaya (Beyaz ırmak) nehrinin kavşak yeri yakınında bulunur. Rus yıllıklarında şehrin kuruluşuyla ilgili ayrıntılı bilgi mevcuttur. Tarih boyunca Başkırt (Başkurt) Türkleri, Altın Orda ve ardından Kazan Hanlığı’nın idaresinde kalmıştır. Ruslar’ın 1552’de Kazan Hanlığı’nı, 1556’da Astarhan Hanlığı’nı ele geçirmesinin ardından İdil-Ural bölgesi Rus hâkimiyeti altına girince Başkırtlar dahil bölge halkları vergiye bağlandı. Başkırtlar vergiyi kendilerine en yakın şehir olan Kazan’a götürmek zorundaydı. Yine de mesafenin uzaklığından şikâyet eden Başkırtlar, 1573’te Rus Çarı IV. İvan’a başvurarak vergiyi bulundukları yerde ödemeyi teklif ettiler, ayrıca kendilerini saldırılardan koruyacak bir kalenin inşasını istediler. IV. İvan, bölgede Rus hâkimiyetinin güçlenmesi açısından da faydalı olacağı düşüncesiyle kale inşaatına izin verdi, bir yıl sonra da kalenin yapımı tamamlandı. Bu tarih çeşitli kaynaklarda Ufa’nın kuruluş tarihi olarak kabul edilir. Ancak İbn Haldûn, Altın Orda’nın en büyük şehirlerinden birinin Başkırt olduğunu yazmakta, Rus kaynakları da bu şehrin günümüzde Ufa’nın bulunduğu yerde Belaya nehrinin kıyısında yer aldığını belirtmektedir. Yapılan arkeolojik kazılar, Ufa’nın olduğu yerde 1574’ten önce bir yerleşim yerinin varlığına açık biçimde işaret eder. Şehir adını Belaya nehrinin kolu olan Ufa’dan almaktadır. Ufa’nın anlamıyla ilgili farklı görüşler mevcuttur. Başkırt tarihçisi R. G. Kuzeev, Ufa adının Baltık dillerinde kullanılan “ire” (nehir) kelimesinden geldiğini ileri sürerken Ural coğrafyasındaki coğrafî isimleri araştıran Rus bilim adamı A. K. Matveev, kelimenin Farsça’daki “âb”ın (su) değişmiş şekli olduğunu ve nehre bu adı Ortaçağ’da Ural coğrafyasında yaşayan İranî halkların verdiğini söyler.

Ufa şehri kaynaklarda özellikle XVIII. yüzyılın sonlarında geçmeye başlar. Daha önce XVII. yüzyılın ortalarında, koşan bir zerdevanın resmedildiği bir şehir armasına sahip olduğu kaydedilmektedir. 1773-1775 yıllarında Çarlık Rusyası’nda meydana gelen Emelyan Pugachyov (Pugaçöv) idaresindeki köylü ayaklanmaları sırasında şehir olayların önemli merkezlerinden biri haline geldi. Başkırtlar, Salavat Yulaev başkanlığında bu ayaklanmalara katılırken şehir isyancıların ablukası altında kaldı, dış dünya ile irtibatı kesildi ve büyük zarar gördü. Bununla birlikte Ufa bölgenin önemli idarî ve ticarî merkezlerinden biri olma özelliğini sürdürdü. 1708-1728 yılları arasında Kazan vilâyeti içerisinde yer alan Ufa 1728’de Ufa nahiyesinin merkezi oldu, 1744’te de Orenburg vilâyetine dahil edildi. 1802’de ise Ufa vilâyeti oluşturuldu. XIX. yüzyılın ortalarında Ufa’da başta dericilik ve ağaç işletmeciliği olmak üzere farklı sanayi dalları gelişmeye başladı. 1870’te nehir ulaşımının başlaması, yüzyılın sonunda da Kuybyshev (Kuybışev) demiryolunun inşaatı şehrin gelişimine önemli katkıda bulundu. Ufa değişik bölgelere uzanan kara ve demiryollarının kavşak noktasındadır. Ural dağlarını aşan önemli demiryolu hatlarından biri olan Ufa-Çelyabinsk hattı ile Pokhvistnevo ve Orenburg’a giden hatlar da Ufa’dan geçmektedir. Ayrıca Belaya ırmağı üzerindeki nehir ulaşımının başlangıç noktası durumunda olup bu da ulaşım coğrafyası açısından bir başka özelliğidir.

XX. yüzyılın başlarında Kızılordu ile Aleksandr Kolçak başkanlığındaki Beyaz ordunun mücadelesine sahne olan Ufa şehri birkaç defa el değiştirdi. Kızılordu 9 Haziran 1919’da şehirde kesin hâkimiyet sağladı. 1922’de Ufa, yeni oluşturulan Başkırdistan Sovyet Sosyalist Muhtar Cumhuriyeti’nin başşehri yapıldı. Çevresinde petrol yataklarının bulunması, II. Dünya Savaşı esnasında işgal altında kalan Sovyetler Birliği’nin batı bölgelerinden birçok sanayi müessesesinin buraya nakledilmesi ekonomik açıdan gelişmesini hızlandırdı. Şehirde sanayi faaliyetleri olarak makine donanımı, elektrikli aletler, mobilya yapımı, prefabrike ev sanayii, kibrit ve çeşitli gıda sanayii mevcuttur. Günümüzde de Ufa, Rusya Federasyonu’nun en gelişmiş ve zengin şehirlerinden biridir. Rusya Federasyonu Devlet İstatistik Kurumu, Ufa’yı birçok defa Moskova’dan sonra ikinci yüksek yaşam kalitesine sahip şehir olarak ilân etmiştir.

Ufa şehrinin İdil-Ural ve genel olarak Rusya tarihi açısından en önemli özelliklerinden biri de Rusya Müslümanlarının Merkezî Dinî Nezâreti’nin burada bulunmasıdır. II. Katerina’nın 1788 tarihli kararnâmesiyle kurulan dinî nezâret, 1944 yılına kadar Çarlık Rusyası ve ardından bütün Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği müslümanlarının bağlı olduğu bir kurumken 1944’te Sovyetler Birliği lideri Stalin nezâretin sorumluluk alanını sınırlandırdı ve üç nezâret daha oluşturdu. Sovyet sonrasında ise Ufa’daki Rusya Müslümanlarının Merkezî Dinî Nezâreti, İç Rusya ve Sibirya bölgesindeki müslümanların merkezi konumundadır (Rusya’nın batı bölgeleri ve Kafkasya müslümanları ayrı örgütlenmeye sahiptir).

2010 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre Ufa’nın nüfusu 1.072.291’dir. Bu nüfusun % 49’unu Ruslar, % 28’ini Tatarlar, % 17’sini Başkırtlar ve % 6’sını diğer milliyetler oluşturmaktadır. İlk caminin 1830’da inşa edildiği Ufa’da 2013 yılı itibariyle on sekiz cami bulunmaktadır. Bunlardan en büyüğü olan Lâle (Tülpan) Camii mimarisiyle dikkat çekmektedir ve şehre gelen turistlerin ziyaret ettiği yerlerden biridir. Ufa’da on yedi devlet müzesi, otuzdan fazla üniversite bulunmaktadır (2013). Şehrin en büyük kütüphanesi Zeki Velidi Togan adını taşımaktadır (ünlü Türk tarihçisi Togan, XX. yüzyılın başlarında bu şehirdeki Osmaniye Medresesi’nde de okumuştur). Başkırdistan İlimler Akademisi ve akademiye bağlı Tarih, Dil ve Edebiyat Enstitüsü ile Gilim (İlim) Yayınevi başşehir Ufa’nın en önemli ilim ve yayın merkezlerinin başında gelmektedir.

BİBLİYOGRAFYA

R. G. Kuzeev, Proishojdenie Rossiyskogo Naroda. Etniçeskiy Sostav, İstoriya Rasseleniya, Moskova 1974, s. 219; a.mlf., İtil-Ural Türkleri (trc. Arif Acaloğlu), İstanbul 2005, s. 456; İstoriya Ufı: Kratkiy Oçerk, Ufa 1981; Başkortostan. Kratkaya Entsiklopediya, Ufa 1996, tür.yer.; S. İ. Rudenko, Başkurtlar (trc. Roza-İklil Kurban), Konya 2001, s. 36-37; Narodı Başkortostana. İstoriko-Etnografiçeskie Oçerki, Ufa 2002, tür.yer.; F. G. Hisamitdinova, Nazvaniya Başkrskih Naselennıh Punktov XVI-XIX Vekov, Ufa 2005, tür.yer.; a.mlf. – R. Z. Yanguzin, Korennıe Narodı Rossii: Başkirı, Ufa 2007, tür.yer.; İ. V. Nigmatullina, Staraya Ufa, Ufa 2007; A. K. Matveev, Geografiçeskie Nazvaniya Urala: Toponomiçeskiy Slovary, Ekaterinburg 2008, s. 294-296; İlyas Kamalov, “Başlangıçtan Günümüze Başkurtlar”, Tarihten Bugüne Başkurtlar: Tarih, Dil ve Kültür Üzerine İncelemeler (haz. A. Melek Özyetgin v.dğr.), İstanbul 2008, s. 25-38; A. R. Şirgazin – D. B. Kalimullina, Ufa. Pamyatniki İslamskoy Kulturı, Ufa 2008, s. 11-28; “Respublika Başkortostan”, Tatarskaya Entsiklopediya, Kazan 2010, V, 60-61; Tuncer Baykara, “Togan, Ahmet Zeki Velidi”, DİA, XLI, 209.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul'da basılan EK-2. cildinde, 629-630 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER