ABBAS b. ALİ b. EBÛ TÂLİB

عباس بن علي بن أبي طالب
ABBAS b. ALİ b. EBÛ TÂLİB
Müellif: ETHEM RUHİ FIĞLALI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1988
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/abbas-b-ali-b-ebu-talib
ETHEM RUHİ FIĞLALI, "ABBAS b. ALİ b. EBÛ TÂLİB", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/abbas-b-ali-b-ebu-talib (19.10.2019).
Kopyalama metni
Annesi Ümmü’l-Benîn bint Hizâm’dır. Kaynaklarda Abbas’ın Kerbelâ Vak‘ası’ndan önceki hayatı hakkında bilgi yoktur. Sünnî ve Şiî kaynakların hemen hemen ittifakla naklettiklerine göre Abbas b. Ali, Hz. Hüseyin ile birlikte Kerbelâ’da bulunmuş ve orada Ehl-i beyt’e su temin ettiği için “es-Sekkā’” lakabıyla anılmıştır. Hüseyin ve yanındakilerin susuzluğu dayanılmaz hale gelince Abbas b. Ali su bulmakla görevlendirilmiş, o da bir gece bu görevi başarıyla yerine getirmiştir. 9 Muharrem 61 (9 Ekim 680) günü, Hz. Hüseyin adına Kûfeli askerlerle görüşmüşse de netice alamamıştır. Hüseyin, Kûfeliler’in ertesi gün saldıracaklarını tahmin ederek yanındakilerin kendisini bırakıp gitmelerini istemiş, fakat Abbas buna şiddetle karşı çıkarak, “Allah bunu bize hiçbir zaman göstermesin” demiştir. Abbas ertesi gün Kerbelâ fâciası esnasında Hz. Hüseyin’i korurken, kardeşleri Abdullah, Ca‘fer ve Osman’ın arkasından şehid edilmiştir. Başı diğer Kerbelâ şehidlerininkiyle birlikte Şam’a gönderilmiş, cesedi Gādiriye köyünün sakinleri olan Benî Esed tarafından şehid edildiği yere gömülmüştür. Daha sonra Kerbelâ’da Hz. Hüseyin’in türbesinin kuzey tarafında bugünkü türbesi yapılmıştır.

Şiî gelenek, Abbas b. Ali’ye Kerbelâ Vak‘ası’na katılanlar arasında müstesna bir mevki verir; onu menkıbevî bir şahsiyet olarak daima saygı ile anar ve yüceltir. Muharrem âyinleri sırasında gençler ona benzemek için âyine katılanlara su temini hususunda âdeta yarışırlar ve “Yâ Hazret-i Abbas!” nidalarıyla duygularını dile getirirler. Abbas b. Ali, Abbâsîler’in son dönemlerine doğru İran, Azerbaycan ve Hindistan bölgelerinde fütüvvet ve tarikat zümreleri arasında da aynı özelliklerle şöhret bulmuştur.

BİBLİYOGRAFYA
Dîneverî, el-Aḫbârü’ṭ-ṭıvâl (nşr. Abdülmün‘im Âmir), Kahire 1960, s. 254 vd.; Taberî, Târîḫ (nşr. M. J. de Goeje), Leiden 1879-1901, II, 312-313, 317-318, 329, 386; Şeyh Müfîd, el-İrşâd, Kum, ts., s. 230-240; Ebü’l-Kāsım el-Mûsevî, Muʿcemü ricâli’l-ḥadîs̱, Necef 1973, IX, 243; Şeyh Abdünnebî el-Kâzimî, Tekmiletü’r-ricâl (nşr. M. Sâdık), Necef, ts., II, 13; Muhsin el-Emîn, Aʿyânü’ş-Şîʿa (nşr. Hasan el-Emîn), Beyrut 1403/1983, VII, 429-431; J. Calmard, “ʿAbbās b. ʿAlī”, EIr., I, 77-79.
Bu madde ilk olarak 1988 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1. cildinde, 21 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.