ABBAS b. EBÜ’l-FÜTÛH - TDV İslâm Ansiklopedisi
Sitemize erişimde kesintiler yaşanabilmektedir. Sorunun çözümü için çalışmalar devam etmektedir.

ABBAS b. EBÜ’l-FÜTÛH

عباس بن أبي الفتوح
ABBAS b. EBÜ’l-FÜTÛH
Müellif: HAKKI DURSUN YILDIZ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1988
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 28.02.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/abbas-b-ebul-futuh
HAKKI DURSUN YILDIZ, "ABBAS b. EBÜ’l-FÜTÛH", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/abbas-b-ebul-futuh (28.02.2021).
Kopyalama metni

Mağrib’in iç kısmında oturan ve Berberî kabilelerinden biri olan Sanhâce kabilesine mensuptur. Muhtemelen 509 (1115) yılında doğdu. Dünyaya geldiği sırada hapiste bulunan babası Ebü’l-Fütûh, cezası bir müddet sonra sürgüne çevrilerek oğlu ve karısı Bullâra ile birlikte İskenderiye’ye gönderildi. Bullâra, Ebü’l-Fütûh’un ölümünden sonra, İskenderiye ve Buhayre Kumandanı Âdil b. Sellâr ile evlendi. Babası ölünceye kadar terzi çıraklığı yapan Abbas, İbnü’s-Sellâr tarafından ordu kumandanlığına getirildi. Bu sırada Halife Zâfir, İbn Mesâl’i (ابن مصال) vezir tayin edince, İbnü’s-Sellâr isyan ederek Kahire’ye yürüdü; bunun üzerine halife vezirliği kendisine vermek zorunda kaldı (10 Aralık 1150).

Bu karışıklıklar sırasında tarih sahnesine çıkan Abbas, Sudan’a kaçan İbn Mesâl’in takibine memur edildi. Yapılan savaşı kaybeden İbn Mesâl öldürüldü. Üvey babasının vezir olmasından dolayı halifenin sarayında kalma imkânı bulan Abbas ve bilhassa oğlu Nasr, halife ile iyi münasebetler kurdular. Abbas, 1153’te, Suriye’de Fâtımîler’in elindeki son şehir olan Askalân Kalesi kumandanlığına tayin edildi. Bu sırada şehir Kudüs Kralı III. Baudoine tarafından karadan ve denizden kuşatılmıştı. Abbas, Haçlılar’la başa çıkamayacağını anlayınca, Suriye’ye varmadan Bilbîs’ten Mısır’a döndü. Amacı üvey babasını bertaraf edip onun yerine vezir olmaktı. Bunun için oğlu Nasr’ı gizlice Kahire’ye gönderdi; o da halifenin iznini alarak İbnü’s-Sellâr’ı öldürdü (20 Ağustos 1153).

Bu gelişmeler üzerine Kahire’ye dönen Abbas, böylece Fâtımî veziri oldu. Bir müddet sonra baba oğul birbirlerinden şüphelenmeye başlayınca bu makamda fazla kalamadı. Ancak Üsâme b. Münkız’ın gayretiyle aradaki soğukluk giderildi ve bu defa halifenin öldürülmesi kararlaştırıldı. Bir davet sırasında Halife Zâfir, Nasr’ın evinde öldürüldü (16 Nisan 1154). Bu cinayetten halifenin yakın akrabalarını sorumlu tutan Abbas, haksız yere birçok kişiyi öldürttü. Öldürülen halifenin küçük yaştaki oğlunu “el-Fâiz-Binasrillâh” unvanı ile tahta çıkardı. Bütün bu cinayetler sarayı ve halkı harekete geçirdi. Saray erkânı ve bazı kumandanlar Abbas’a cephe aldılar. Dimyat Valisi Evhad b. Temîm, öldürülen halifenin intikamını almak üzere Kahire’ye yürüdü. Saray erkânı da Münyetü Benî Hasîb’de bulunan Talâi‘ b. Rüzzîk’e mektup yazarak acele yardım istedi. Kûs Valisi Nâsıruddevle Yâkūt’un da desteğini sağlayan Talâi‘, süratle Kahire’ye doğru harekete geçti. Ordunun ve kumandanların büyük bir kısmının kendi tarafına geçmesi üzerine Kahire’ye girdi ve halife tarafından vezir tayin edildi (3 Haziran 1154).

Abbas, oğlu Nasr ve Üsâme b. Münkız, kendilerine sadık kalan kuvvetlerle birlikte Eyle yoluyla Suriye’ye kaçtılar. Bunun üzerine Haçlılar’a haber gönderilerek Abbas ile Nasr’ın yakalanıp teslim edilmesi halinde kendilerine para verileceği vaad edildi. Haçlılar, kendi topraklarından geçmekte olan Abbas ve yanındakilere baskın yapıp Abbas’ı ölü, Nasr’ı da sağ olarak ele geçirdiler (23 Rebîülevvel 549 / 7 Haziran 1154).


BİBLİYOGRAFYA

Üsâme b. Münkız, el-İʿtibâr (nşr. H. Derenburg), Paris 1886, s. 5-6, 13-22, 69.

, XI, 142, 184, 188, 193, 255.

Ebû Şâme, Kitâbü’r-Ravżateyn, Kahire 1287-88, I, 97 vd.

, IV, 74 vd.

, II, 30.

, V, 308-317.

F. Wüstenfeld, Geschichte der Fatimiden-Chalifen, Göttingen 1881, s. 314 vd.

S. Lane-Poole, History of Egypt, London 1900, s. 174.

C. H. Becker, “Abbas”, , I, 13-14.

a.mlf. – S. M. Stern, “ʿAbbâs b. Abī’l-Futūḥ”, , I, 9.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1988 yılında İstanbul’da basılan 1. cildinde, 23-24 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER