el-AHLÂKU’l-ADUDİYYE

أخلاق عضدية
Müellif:
el-AHLÂKU’l-ADUDİYYE
Müellif: HÜSAMEDDİN ERDEM
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1989
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ahlak-i-adudiyye
HÜSAMEDDİN ERDEM, "el-AHLÂKU’l-ADUDİYYE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ahlak-i-adudiyye (24.08.2019).
Kopyalama metni
Asıl adı Risâletü’l-ahlâk olan eser, müellifi Abdurrahman b. Ahmed b. Abdülgaffar el-Îcî’nin Adudüddin şeklindeki unvanından dolayı Aḫlâḳ-ı ʿAdudiyye ve el-Aḫlâḳu’l-ʿAdudiyye olarak şöhret bulmuştur. Bazı müellifler (bk. GAL, II, 270; EIr., I, 722), eseri er-Risâletü’ş-şâhiyye fî ʿilmi’l-ahlâk ve Risâletü’l-ahlâk adıyla da zikretmektedir.

Dört bölümden meydana gelen eserin birinci bölümünde nazarî ahlâk konuları yer alır. Nutk (düşünme), gazap ve şehvet gibi nefsin temel fonksiyonlarıyla bunların ifrat ve tefrit şeklindeki aşırılıklarından doğan rezîletler ve itidal noktasında tutulmalarıyla kazanılan faziletler üzerinde durulur; ahlâkın insan karakteriyle olan münasebeti ve değişip değişmeyeceği meselesine de kısaca temas edilir. Eflatun ile Aristo arasındaki görüş ayrılıklarından birini teşkil eden ve birçok İslâm ahlâkçısı tarafından da sık sık gündeme getirilen ahlâkın değişip değişemeyeceği meselesinde Îcî de Fârâbî ve daha birçokları gibi, ahlâkın değişebileceği yönündeki görüşü tercih eder. Ahlâkî faziletlerin kazanılması ve korunmasına ayrılan ikinci bölümde pratik ahlâk konuları işlenmektedir. Daha çok faziletleri elde etmenin ve rezîletlerden korunmanın yolları üzerinde duran müellif, her rezîletin, mukabili olan bir faziletle giderilebileceğini belirtir. Bilgisizliğin bütün ahlâkî hastalıkların kaynağı olduğunu söyleyen Îcî, büyük bir eksiklik olarak nitelendirdiği kara cahilliğin (cehl-i mürekkeb) tedavisi için, insan zihninin müşahhastan mücerret düşünceye yükselmesinde önemli bir yeri olan ve kesin sonuçlar veren matematik disiplininin öğretilmesini teklif eder. Aile ahlâkının, ev yönetiminin konu edildiği “Siyâsetü’l-menzil” başlıklı üçüncü bölümde ise ana baba, çocuklar, hizmetçiler gibi aile fertlerinin maddî ve mânevî hayatlarının düzenlenmesi, aralarında uyum sağlanması, birbirlerine karşı olan hak ve sorumlulukları incelenir. Eserin “Tedbîrü’l-müdün” başlıklı dördüncü bölümünde müellif devlet yönetimi konusunu işlemekte ve insanın yaratılıştan içtimaî bir varlık olduğu şeklindeki klasik görüşü tekrar etmektedir. Bu bölümde, Fârâbî’den beri devam eden “fâzıl” ve “câhil devlet” tarzındaki klasik medîne (ülke) taksimini Îcî’nin de tekrar ettiği görülür. Ona göre, faziletli ülkenin en bâriz vasfı, ahalisi arasında sevgi ve dostluğun hâkim olmasıdır. Sosyal hayatın düzenlenmesi ve ülkenin fazilete ulaşmasında Fârâbî gibi o da yöneticilere çok önemli görevler düştüğü görüşünü benimser; eserini de toplumu yönetenlere düşen vazife ve sorumlulukları sayarak bitirir.

Ahlâk-ı ʿAdudiyye, genel olarak Fârâbî ve İbn Miskeveyh gibi İslâm Meşşâî filozoflarının ahlâk ve siyaset alanındaki görüşlerinin tekrarı mahiyetinde olup önemli bir orijinallik taşımamakla birlikte, bilhassa Osmanlı ve İran ilim ve medrese çevrelerinde hayli ilgi görmüştür. Nitekim çeşitli kütüphanelerde birçok yazma nüshası bulunan risâle, müellifinin diğer eserleri gibi pek çok kişi tarafından şerhedilmiştir. Bu şerhler arasında, müellifin talebesi ve Buhârî şârihi Muhammed b. Yûsuf el-Kirmânî’nin şerhi birinci sırayı alır. Taşköprizâde’nin 1540’ta tamamladığı bilinen şerhi ile Müneccimbaşı Ahmed Dede’ye (ö. 1701) ait şerh de değerlidir. Ahlâk-ı ʿAdudiyye, Sultan Abdülaziz dönemi Meclis-i Maârif âzasından Mehmed Emin İstanbulî tarafından Melzemetü’l-ahlâk adıyla Türkçe’ye çevrilmiştir. Ayrıca risâlenin birinci bölümünü, eski Kayseri müftülerinden Ahmed Remzi Efendi 100 beyit halinde ve Arapça olarak nazmetmiştir. Şeyhülislâm Mûsâ Kâzım Efendi’ye ithaf edilen bu manzume, el-Cevheretü’r-Remziyyetü’l-ferdiyye adıyla basılmıştır (Kayseri 1334).

BİBLİYOGRAFYA
Taşköprizâde, Miftâhu’s-saʿâde, I, 408; Keşfü’z-zunûn, I, 37; Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 167, 527; II, 172; Sicill-i Osmânî, I, 232; Osmanlı Müellifleri, I, 243, 347; III, 143; Bursalı Mehmed Tâhir, Ahlâk Kitaplarımız, İstanbul 1325, s. 16, 37; Brockelmann, GAL, II, 270; Suppl., II, 291; G. Sarton, Introduction, New York 1975, III/1, s. 628; Agâh Sırrı Levend, “Ümmet Çağında Ahlâk Kitaplarımız”, TDAY Belleten 1963, Ankara 1964, s. 93; Fârâbî, “Eflatun ile Aristoteles’in Görüşlerinin Uzlaştırılması” (trc. Mahmut Kaya), Felsefe Arkivi, sy. 24, İstanbul 1984, s. 237-240; Ahmed Ateş, “Îcî”, İA, V/2, s. 923; M. Münir Aktepe, “Taşköpri-zâde”, İA, XII/1, s. 44; F. Rahman, “Aklaq”, EIr., I, 722-723.
Bu madde ilk olarak 1989 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2. cildinde, 14 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.