AHMED el-BEDEVÎ

أحمد البدوي
Müellif:
AHMED el-BEDEVÎ
Müellif: MUSTAFA KARA
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1989
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 17.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ahmed-el-bedevi
MUSTAFA KARA, "AHMED el-BEDEVÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ahmed-el-bedevi (17.11.2019).
Kopyalama metni

Milâdî 692 yılında Arabistan’da çıkan karışıklıklar üzerine Fas’a göç eden bir aileye mensuptur. 596’da (1200) Fas’ta doğdu. Yüzünü Afrika bedevîleri gibi örttüğü için el-Bedevî, cesur ve atılgan bir genç olduğu için de el-Attâb ve Ebü’l-Fityân lakaplarıyla tanındı. Küçük yaşta ailesiyle birlikte hacca gitti. Mekke’de iken babası vefat etti. Gençlik döneminde zâhirî ilimlerle meşgul oldu. Kur’ân-ı Kerîm’i ezberledikten sonra kıraat ilmine ilgi duydu ve Kur’an’ı kırâat-i seb‘a* üzere okumayı öğrendi. Daha sonra fıkıh tahsil etti, özellikle Şâfiî fıkhında derinleşti. 1230 yılına doğru dinî-ruhanî hayatında birtakım değişiklikler oldu. İnsanlardan uzaklaşarak dünya kelâmı etmemeye ve meramını işaretle anlatmaya başladı. Üç defa ardarda gördüğü rüya üzerine, Abdülkādir-i Geylânî ve Ahmed er-Rifâî’nin kabirlerini ziyaret etmek maksadıyla, büyük kardeşi Hasan ile birlikte Irak’a gitti. Bu arada Hallâc-ı Mansûr, Adî b. Müsâfir gibi meşhur sûfîlerin kabirlerini de ziyaret etti. Bu ziyaretler onun ruhanî hayatını geliştirdi. Irak’tan Mısır’a döndükten sonra 634’te (1236-37) Tanta’ya yerleşti. Burada, kendisine kırk yıl hizmet edecek ve ölümünden sonra da yerine geçecek olan Abdülâl b. Fakīh ile karşılaştı. Hayatının geri kalan kısmını Tanta’da geçirdi ve 12 Rebîülevvel 675’te (24 Ağustos 1276) burada vefat etti.

Ahmed el-Bedevî’nin riyâzet hayatının en dikkat çekici tarafı, dama çıkıp (sütûh) saatlerce hareketsiz bir şekilde, gözleri âdeta iki kor parçası haline gelinceye kadar güneşe bakmasıdır. Bedeviyye tarikatının Sütûhiyye olarak da anılmasının bir sebebi de budur. Kaynakların ifadesine göre, on iki yıl süren bu riyâzet döneminde müridlerini nazar* ve teveccüh* ile terbiye etmiştir. Batılı araştırmacılar Bedevî’nin zühd hayatı ile Brahmanizm-Budizm arasında ilişki kurmaya çalışırlar. Birçok sûfî gibi o da zaman zaman düşünce ve davranışlarından dolayı tenkit edilmiştir. Fakat muarızları olan İbn Dakīkul‘îd ve İbnü’l-Lebbân gibi bazı din âlimlerinin daha sonra ona karşı tavırlarını değiştirdikleri görülmektedir.

Kaynaklar, Ahmed el-Bedevî’nin doğum yıldönümünün törenlerle kutlandığını, yılda üç defa onun için mevlid okunduğunu, fakat bazı âlimlerin ve devlet adamlarının baskısı ile zaman zaman bu törenlerin yapılamadığını haber verir. Bunun yanı sıra Melik Baybars’ın da ona aşırı sevgi beslediği rivayet edilmektedir. Sultan Kayıtbay da Bedevî’nin türbe ve makamını tamir ettirip genişletmiştir. Bu yakın ilgi sebebiyle, Bedevî dergâhında halife olan kişi uzun yıllar Memlük sultanlarının merasim alaylarında özel bir yere sahip olmuştur. Tanta’da Sultan Kayıtbay devrinde Ahmed el-Bedevî adına tesis edilen ve Nizâmiyye, Müstansıriyye ve Ezher medreselerinin bir örneği olan Ahmediyye Medresesi’nden Memlükler ve Osmanlılar devrinde birçok âlim yetişmiştir.

Bedevî’nin tarikat silsilesi, Şeyh el-Berrî ve Ebû Nuaym el-İsfahânî yoluyla Ahmed er-Rifâî’ye ulaşıyorsa da onu Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî’nin müridi kabul edenler de vardır. Bundan dolayı Bedeviyye Şâzeliyye’nin bir kolu olarak değerlendirilmiştir. Bazı kaynaklarda Ahmed el-Bedevî ile Ahmed Yesevî birbirine karıştırılmaktadır. Aziz Mahmud Hüdâyî Vâkıât adlı eserinde Ahmed el-Bedevî ile Hacı Bektâş-ı Velî arasında vuku bulan kerametlerden bahseder.

Bedevî’nin Kuzey Afrika ve özellikle Mısır’ın dinî-tasavvufî hayatında derin izleri olduğu gibi tasavvuf tarihi içinde de önemli bir yeri vardır. Tasavvuf ehli onu Abdülkādir-i Geylânî, Ahmed er-Rifâî ve İbrâhim ed-Desûkī ile birlikte “aktâb-ı erbaa”dan biri olarak kabul eder. Bedevî Mısır halkı tarafından aynı zamanda büyük bir kahraman ve kurtarıcı olarak tanınmış, hıristiyanların elinden müslümanları kurtardığına inanıldığı için “mücîbü’l-üsârâ min bilâdi’n-nasârâ” lakabını almıştır. Ayrıca Bedeviyye tarikatı mensuplarının Haçlılar’a karşı verdikleri çetin mücadele de bilinmektedir.

Bedevî hakkında çağdaş yazarlardan İbrâhim Ahmed Nûreddin Ḥayâtü es-Seyyid el-Bedevî (2. bs., Tanta 1369), Muhammed Fehmî Abdüllatîf es-Seyyid el-Bedevî (Kahire 1367/1948) ve Saîd Abdülfettâh Âşûr da es-Seyyid Aḥmed el-Bedevî (Kahire 1967) adlı birer eser kaleme almışlardır. Abdülhakîm Kāsım, Eyyâmü’l-insân adlı romanında Mısır’da hâlâ yaşayan Bedeviyye kültür ve tesirlerinin ruhî ve içtimaî bir tahlilini yapmıştır.

Eserleri. 1. Evrâd. Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Hasan Hüsnü Paşa, nr. 587) bir nüshası vardır. 2. Ṣalavât. Bu risâle Abdurrahman b. Mustafa el-Ayderûsî tarafından Fethu’r-raḥmân adıyla şerhedilmiştir. 3. Veṣâyâ. Bedevî’nin halifesi Abdülâl’e hitaben söylediği nasihatlerden meydana gelir. Allah aşkı, gece ibadeti, zikir, vecd, ahlâk, dervişlik âdâbı, tefekkür, zühd, tövbe ve sabrın hakikati gibi konulara temas edilmiştir. Eserin bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Şehid Ali Paşa, nr. 1397) bulunmaktadır. Bedevî’nin bazı şiirleri aynı kütüphanedeki (Tahir Ağa, nr. 421) bir mecmuada yer almaktadır (ayrıca bk. BEDEVİYYE).



BİBLİYOGRAFYA
İbn Tağrîberdî, en-Nücûmü’z-zâhire, Kahire 1348/1929, VII, 252; Süyûtî, Ḥüsnü’l-muḥâḍara, I, 521-522; Şa‘rânî, eṭ-Ṭabaḳāt, I, 158; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât, V, 345-346; İbnü’l-Mülakkın, Ṭabaḳātü’l-evliyâʾ, s. 422-423; Harîrîzâde, Tibyân, I, 43; Muhammed Veffâk en-Nakşibendî, Terceme-i Menâkıb-ı Seyyid Ahmed Bedevî, Süleymaniye Ktp., H. Hüsnü Paşa, nr. 587; Muhammed Saîd, ed-Dürrü’l-manẓûm, Süleymaniye Ktp., Tahir Ağa, nr. 421; Hüseyin Vassâf, Sefîne, I, 219-223; Şeyh Abdüssamed Zeynüddin, el-Cevâhirü’s-seniyye fi’n-nisbe ve’l-kerâmâti’l-Aḥmediyye, Kahire 1277; Ahmed Hilmi, Hadîkatü’l-evliyâ, İstanbul 1318, s. 4-24; Nebhânî, Kerâmâti’l-evliyâʾ, I, 309-312; Brockelmann, GAL, I, 586-587; Mahmûd Fehmi Abdüllatîf, es-Seyyid el-Bedevî ev devletü’d-Derâvişe, Kahire 1367/1948; İbrâhim Ahmed Nûreddin, Ḥayâtü’s-Seyyid el-Bedevî, Tanta 1369; Saîd Âşûr, es-Seyyid Aḥmed el-Bedevî, şeyḫun ve ṭarîḳatün, Kahire, ts. (Dârü’l-kütübi’l-Arabî); Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, I, 314; Ziriklî, el-Aʿlâm, I, 170; Köprülü, İlk Mutasavvıflar (2. bs. Ankara 1966), s. 108-111; Abdülhalîm Mahmûd, es-Seyyid Aḥmed el-Bedevî, Kahire 1389/1969; Suâd Mâhir Muhammed, Mesâcidü Mıṣr ve evliyaʾüha’ṣ-ṣâliḥûn, Kahire 1976, II, 301-305; Âmir en-Neccâr, eṭ-Ṭuruku’ṣ-ṣûfiyye fî Mıṣr, Kahire 1983, s. 159-192; Mücâhid Tevfik, “Meşîḫatü ʿulemâʾi’l-Câmiʿi’l-Aḥmediyye”, Mecelletü’l-Ezher, LVI/6, Kahire 1983; K. Vollers, “Ahmed Bedevî”, İA, I, 176-180; a.mlf. – E. Littmann, “Aḥmad al-Badawī”, EI2 (Fr.), I, 289-290.
Bu madde ilk olarak 1989 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2. cildinde, 47-48 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.