ÂKĀ HÂN-ı KİRMÂNÎ - TDV İslâm Ansiklopedisi

ÂKĀ HÂN-ı KİRMÂNÎ

آقا خان كرمانى
Müellif:
ÂKĀ HÂN-ı KİRMÂNÎ
Müellif: RIZA KURTULUŞ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.10.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/aka-han-i-kirmani
RIZA KURTULUŞ, "ÂKĀ HÂN-ı KİRMÂNÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/aka-han-i-kirmani (22.10.2021).
Kopyalama metni
1270 (1854) yılında Kirman’ın Meşîz (Berdesîr) beldesinde doğdu. Tarikat ehli olan babası Âkā Abdürrahim Meşîzî çiftçilikle uğraşıyordu. Annesi bölgenin tanınmış fakihlerinden Muzaffer Ali Şah Kirmânî’nin torunudur. Eğitimini Kirman’da tamamlayan Âkā Han tarih, edebiyat, fıkıh, usul, mantık, felsefe, kelâm, hadis gibi konularda ders aldı. Felsefe hocası, Molla Hâdî-i Sebzevârî’nin talebelerinden Hâcî Âkā Sâdık’tır. Molla Sadrâ ve Şeyh Ahmed Ahsâî’nin kitaplarını Seyyid Cevâd Kerbelâî’den okudu. Pehlevîce ve biraz da Fransızca öğrendi. 1881’de Kirman’da maliye memurluğu görevine getirildi. Bu görevi esnasında Kirman Valisi Nâsırüddevle ile aralarında ihtilâf çıkınca İsfahan’a gitmek zorunda kaldı. Orada İsfahan Valisi Ali Mirza Zıllüssultan’ın yanında çalışırken Fransızca’sını geliştirmeye devam etti. Daha sonra birçok defa beraber olduğu Şeyh Ahmed-i Rûhî ile İsfahan’da ders arkadaşlığı sırasında tanıştı. Kirman valisinin verdiği rahatsızlık yüzünden bu arkadaşıyla birlikte Tahran’a giderek valiyi hükümete şikâyet etti. Vali de onun tutuklanıp Kirman’a gönderilmesini istedi. Sadrazam Emînü’s-saltana valinin bu isteğini kabul etmediyse de Âkā Hân-ı Kirmânî’nin şikâyetini geri alması halinde Tahran’da kalabileceğini söyledi. Kirmânî burada tefsir derslerine devam etti, ayrıca Yahyâ Devletâbâdî ve Şeyh Mehdî Şerîf Kâşânî gibi ilim ve düşünce adamlarıyla görüştü. Ancak Tahran’da da rahat bırakılmayacağını anlayınca Şeyh Ahmed-i Rûhî ile önce Meşhed’e, oradan da Reşt ve Tebriz yoluyla İstanbul’a gitti.

Bâbîlik inancı ile daha yakından ilgilenen Âkā Han, kendisiyle aynı düşüncede olan Ahmed-i Rûhî ile birlikte Bâbî lideri Mirza Yahyâ Subhiezel’le görüşmek üzere Kıbrıs’a geçti. Burada Subhiezel’in kızıyla evlendi. Ardından Şam’a gitti ve kısa bir süre sonra tekrar İstanbul’a döndü. İstanbul’da bir süre hastahanede yatmak zorunda kaldığı için sıkıntılı günler geçirdi. Durumu iyileşince dostluk kurduğu İran elçisi Muhsin Han Muînülmülk ile beraber Tahran’a gidip geldi. Elçiyle olan bu ilişkisi, İstanbul’da Farsça yayımlanan Aḫter gazetesinde İran hükümetini eleştiren yazıları çıktıktan sonra bozuldu. Bu arada İstanbul’da bulunan birçok İranlı edebiyatçı, şair ve aydınla tanıştı. Bunlardan biri de bir süre evinde kaldığı Mirza Habîb İsfahânî idi. Aḫter’deki yazıları sayesinde gazete çevresinde toplanan ilim ve basın dünyasıyla ilişkilerini geliştirdi. Ancak Aḫter yönetimiyle anlaşamayınca gazetedeki yazılarına son verdi. Ardından bir süre İstanbul’daki İranlılar mektebinde ders verdi. Adliye Vekili Rızâ Paşa, Müze-i Hümâyun müdürü Halil Ethem (Eldem), şarkiyatçı Clément Imbault Huart, Abdülhamid Han Gaffârî ve Sâdık Han Selmâsî gibi ileri gelenlere Fars dili ve edebiyatı okuttu. On yıl kaldığı İstanbul’da Türkçe öğrendi, Fransızca’sını geliştirdi ve kısmen İngilizce öğrendi. Batı’da ortaya çıkan düşünce akımlarından ve yeni bilimsel gelişmelerden haberdar oldu. Fransız yazarlarının etkisinde kalsa da esas olarak Cemâleddîn-i Efgānî, Mirza Feth Ali Ahundzâde ve Mirza Melkum Han gibi İranlı aydın ve yazarların etkisi daha öne çıkar. 1890’da İran’ın Londra elçisi Melkum Han’la iletişim kurdu, onun Londra’da çıkardığı Ḳānûn adlı gazetede yazıları yayımlandı.

Âkā Han’ın Melkum Han ile ortak önemli siyasî faaliyeti İstanbul’da Havze-i Âdemiyyet (Mecma-ı Âdemiyyet) adlı cemiyeti kurma çalışmaları ile başladı. Âkā Han, Cemâleddîn-i Efgānî ile de çalıştı, onun ittihâd-ı İslâm projesine katıldı. Ancak zamanla yazdığı yazılar ve Bâbîlik taraftarlığı İran hükümetinin tepkisini çekti. Kaçar iktidarı, Efgānî’nin başını çektiği ve Kirmânî’nin de içinde yer aldığı şah karşıtı hareketten haberdar olunca Osmanlı hükümetinden Efgānî ile arkadaşlarının yakalanıp İran’a gönderilmesini istedi. Osmanlı hükümeti başlangıçta bu isteği reddettiyse de 1894-1895 yılındaki bir Ermeni isyanında rolleri olduğu gerekçesiyle Mirza Âkā Han ile arkadaşları Şeyh Ahmed-i Rûhî ve Mirza Hasan Han Habîrülmülk, Ocak 1895’te tutuklanıp Trabzon’a gönderildi. Birkaç ay sonra Nâsırüddin Şah Bâbî olduğu, Efgānî ve arkadaşlarıyla ilişkisi bulunduğu iddia edilen Rızâ Kirmânî adlı bir kişi tarafından öldürülünce İran’a teslim edilen Kirmânî ve iki arkadaşı şahın öldürülmesi olayından suçlu bulunarak Temmuz 1896’da Tebriz’de idam edildi.

Eserleri. 1. Âyîne-yi İskenderî (Târîḫ-i Îrân) (I-II, Tahran 1324-1326/1906-1908). Başlangıçtan İslâmiyet’e kadar gelen İran tarihi hakkındaki bu eserde Kirmânî’nin düşünceleri İranlı tarihî roman yazarları üzerinde büyük etki bırakmıştır. Modern tarihçilik ekolünün en seçkin temsilcilerinden olan Kirmânî eserinde Mezdekî felsefesini anlatmıştır, Sâsânîler’in ortadan kalkmasının sebeplerini tarihî bir tahlille ele almıştır. 2. Kitâb-ı Rıḍvân. Kirmânî, Sa‘dî’nin Gülistân’ını taklit ederek yirmi beş yaşında iken Kirman’da yazmaya başladığı bu eserini 1886’da İstanbul’da tamamlamıştır. Eserin tam bir nüshasına rastlayan Ferîdûn Âdemiyyet kitabı genişçe tanıtmıştır (Endîşehâ-yı Mîrzâ Âḳā Ḫân Kirmânî, s. 50-51). 3. Nâme-i Bâstân. Firdevsî üslûbunda İran’ın İslâm öncesi kısa bir tarihi olup Şâhnâme’ye hâşiye niteliğindedir. Kirmânî’nin 1895’te Trabzon’da hapiste iken tamamladığı esere arkadaşı Şeyh Ahmed Edîb-i Kirmânî, Sâlârnâme adıyla İran’ın İslâmî dönem tarihine dair bir bölüm eklemiş ve eserin tamamı bu ikinci adla neşredilmiştir (Şîraz 1316/1898). Nâzımülislâm Kirmânî ek bölümünü Târîḫ-i Bîdârî-i Îrânîyân adlı eseri içinde de yayımlamıştır (Tahran 1324-1332 hş./1945-1953, I, 177-188). 4. Ḥikmet-i Naẓarî (Heşt Behişt). Kirmânî, Bâbîliği dinî ve felsefî kavramlarla açıkladığı bu eserini Şeyh Ahmed-i Rûhî’nin de yardımıyla İstanbul’da yazmıştır (Efdaluddin Kirmânî’nin mukaddimesiyle birlikte, Tahran 1339 hş.). 5. Haftâd u dû Millet. Bernadin de Saint Pierre’in Café de Surat adlı eserinin Kirmânî’nin kendi düşüncelerinin de katılmasıyla büyük ölçüde çevirisi olup eserde din ve mezhep taassubu eleştirilir (Berlin 1343/1924). 6. Se Mektûb ve Ṣad Ḫıṭâbe. İki ayrı eser olarak XIX. yüzyılda Avrupa tabii bilimlerini ve sosyoantropolojik teorilerini izleyip İran tarihi ve toplumu üzerinde kurgusal biçimde, Hindistan’da yaşayan bir Fars prensinden İran’da yaşadığı varsayılan bir prense gönderilen mektuplar tarzında yazılmıştır (nşr. Behrâm Çûbine, Essen 1379 hş./2000). 7. Terceme-yi ʿAhd-nâme-yi Mâlik Eşter (Tahran 1321 hş.). 8. Dîvân (nşr. Abdülhüseyin Mirzâ Fermânfermâ, Tahran, ts.). Kirmânî’nin Risâle-yi İnşâʾallāh mâşâʾallāh (Şiî ve Sünnî ulemâya eleştiridir), Tekvîn ve teşrîʿ, Kitâb-ı Reyḥân ve Târîḫ-i Şânjmân-i Îrân gibi bazı eserleri henüz basılmamıştır (eserleri hakkında geniş bilgi için bk. Ferîdûn Âdemiyyet, Endîşehâ-yı Mîrzâ Âḳā Ḫân Kirmânî, s. 49-70).

BİBLİYOGRAFYA :

E. G. Browne, The Persian Revolution of 1905-1909, Cambridge 1910, s. 10-12, 93-96, 409-414; Ferîdûn Âdemiyyet, Endîşehâ-yı Mîrzâ Âḳā Ḫân Kirmânî, Tahran 1346 hş.; a.mlf., “Se Mektûb-i Mîrzâ Fetḥ ʿAlî, Se Mektûb ve Ṣad Ḫiṭâbe-i Mîrzâ Âḳā Ḫân”, Yaġmâ, sy. 19, Tahran 1345 hş., s. 362-367, 425-428; Yahyâ Âryanpûr, Ez Ṣabâ tâ Nîmâ, Tahran 1350 hş., I, 250, 378, 390-394; Hamid Algar, Mīrzā Malkum Khān: A Study in the History of Iranian Modernism, Berkeley 1973, s. 212-213, 215-225; Yahyâ Devletâbâdî, Ḥayât-ı Yaḥyâ, Tahran 1362 hş., I, 159-171; Rahîm Reîs Niyâ, Îrân ve ʿOs̱mânî der Âstâne-i Ḳarn-ı Bîstum, Tahran 1382 hş., II, 529-598; Mahmûd Debistânî Kirmânî, “Mîrzâ Âḳā Ḫân Kirmânî”, Yaġmâ, sy. 2 (1328 hş.), s. 255-259; sy. 3 (1329 hş.), s. 82-87; M. Bayat-Philipp, “Mirza Aqa Khan Kirmani: A Nineteenth-Century Persian Nationalist”, MES, X (1974), s. 36-59; a.mlf., “Āqā Khan Kermānī”, EIr., II, 175-177; Muhammed Gülbîn, “Mâcerâ-yı Ḳatl-i Âḳā Ḫân Kirmânî ve Şeyḫ Aḥmed Rûḥî ve Mîrzâ Ḥasan Ḫân Ḫabîrü’l-Mülk”, Yaġmâ, sy. 274 (1350 hş.), s. 232-238; Ali Garevî, “Nigâhî be Müşterekât-ı Fikrî: Seyyid Cemâleddin Esedâbâdî ve Mîrzâ Âḳā Ḫân Kirmânî”, Maʿârif-i İslâmî, sy. 22, Tahran 1354 hş., s. 12-24; Îrec Pârsînejâd, “Mîrzâ Âḳā Ḫân Kirmânî Münteḳid-i Edebî”, Îrânnâme, VIII/4, Bethesda 1369 hş., s. 541-566; Behrâm Çûbîne, “Yek Ṣadmîn-i Sâlgerd-i Şehâdet-i Mîrzâ Âḳā Ḫân Kirmânî ve Şeyḫ Aḥmed-i Rûḥî”, Îrânşinâsî, sy. 2, Bethesda 1375 hş., s. 339-353; M. İbrâhim Bâstânî Pârîzî, “Ferîdûn Âdemiyyet ve Endîşehâ-yı Mîrzâ Âḳā Ḫân Kirmânî”, Buḫârâ, sy. 65, Tahran 1387 hş., s. 560-587; Abdul-Hadi Hairi, “Āḳā K̲h̲an Kirmānī”, EI2 Suppl. (İng.), s. 53-54.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul’da basılan (gözden geçirilmiş 2. basım) EK-1. cildinde, 59-60 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER