AKÇA KOCA - TDV İslâm Ansiklopedisi

AKÇA KOCA

Müellif:
AKÇA KOCA
Müellif: FERİDUN EMECEN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1989
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 01.10.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/akca-koca
FERİDUN EMECEN, "AKÇA KOCA", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/akca-koca (01.10.2020).
Kopyalama metni

Osman Gazi’nin silâh arkadaşlarındandır. Torunu Gebze kadısı Fazlullah’ın Rebîülevvel 838 (Ekim 1434) tarihli vakfiyesine göre babasının adı Abdülmelik b. Abdülfettâh’tır (TSMA, nr. E. 7084). Ailesi muhtemelen Anadolu Selçukluları döneminde uç bölgelere yerleştirilmiş bir Türkmen boyuna mensuptur. Akça Koca’nın da aşiret beyi olduğu ve Ertuğrul Gazi’ye bağlı bulunduğu sanılmaktadır. Osman Gazi tarafından Orhan Gazi’nin emrinde Konuralp, Gazi Rahman ve Köse Mihal gibi meşhur beylerle Sakarya ve İzmit yöresine akınlar yapmakla görevlendirildi. Bu bölgedeki bazı kaleleri ele geçirdi ve Sapanca gölünün batı tarafındaki bir hisarı kendisine karargâh yaparak İzmit bölgesine akınlarda bulundu. 1326’ya doğru Kandıra’yı ve civarını zaptetti; ayrıca Konuralp ve Gazi Abdurrahman ile birlikte Kartal civarındaki Aydos’u, ardından da kuzeyindeki Samandıra hisarını aldı. Bunun üzerine Samandıra bölgesi kendisine mülk* olarak verildi. Buradan, birkaç yıl daha İzmit-Üsküdar arasındaki yerlere akınlarda bulunan Akça Koca, İzmit’in fethinden az önce, 1328’de Kandıra yakınlarındaki bir tepede öldü ve buraya gömüldü. Ölümünden sonra adamları Karamürsel’in yanında toplandı; uç beyliği yaptığı bölge ise önemi dolayısıyla Şehzade Murad’a verildi. Fetihlerde bulunduğu İzmit ve çevresine sonradan onun adına nisbetle Koca-ili denildi. Ayrıca bugün Bolu iline bağlı Akça Koca ilçesi de onun adını taşır. Hacı İlyas adlı bir oğlunun bulunduğu, torunu Fazlullah’ın önce kadı, sonra da vezir olarak Osmanlı siyasetinde önemli rol oynadığı bilinmektedir.

 
BİBLİYOGRAFYA

TSMA, nr. E. 7084.

, s. 25-27, 32-34, 37.

, s. 14-15.

, I, 37-38, 40-44.

, I. Defter, s. 175, 180; II. Defter, s. 3, 5, 8-9, 15-16, 19, 28, 41.

, İstanbul 1279-80, I, 26-27, 35.

, I, 551-552.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1989 yılında İstanbul'da basılan 2. cildinde, 224 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER