ALÂİYE BEYLİĞİ

Müellif:
ALÂİYE BEYLİĞİ
Müellif: ERDOĞAN MERÇİL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1989
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 10.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/alaiye-beyligi
ERDOĞAN MERÇİL, "ALÂİYE BEYLİĞİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/alaiye-beyligi (10.12.2019).
Kopyalama metni
1221 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad tarafından zaptedilen Alâiye, Anadolu Selçukluları’nın son yıllarında Karamanoğlu Mecdüddin Mahmud Bey’in eline geçti (1293). Bu tarihten sonra şehir ve yöresine Karamanoğulları’na bağlı beyler hâkim olmuş, bunlar da Memlük Devleti’nin hâkimiyeti altında hüküm sürmüşlerdir. Beyliğin kurucularının Selçuklu sultanının kızının oğullarından geldiği şeklindeki rivayet ise henüz ispat edilememiştir. Şehrin XIV. yüzyılın ikinci yarısında da Karamanoğulları’nın idaresinde olduğu bilinmektedir. Nitekim Şehâbeddin Ömerî, Alâiye’nin Karamanoğulları’na ait şehirlerden olduğunu ve Karamanoğulları tarafından tayin edilmiş Yûsuf adında bir beyin idaresinde bulunduğunu kaydederken, İbn Battûta, tahminen 1333’te, Alâiye’de Yûsuf b. Karaman adında bir beyin hüküm sürdüğünü ve şehrin Türkmenler’le meskûn bulunduğunu belirtmektedir.

Kıbrıs Kralı Pierre 1361’de Antalya’yı zaptedince Alâiye ile birlikte Manavgat ve Teke beyleri de ona bağlandı. Ancak kısa bir süre sonra bu Türk beyleri Kıbrıs kralına itaatten vazgeçtiler. Antalya’nın geri alınması için şehri kuşattılarsa da başarılı olamadılar. Buna karşılık Kıbrıs kralı Alâiye’yi zapta teşebbüs etti (Mayıs-Haziran 1366), fakat Karamanoğulları’nın yardıma gelmesi üzerine geri çekilmek zorunda kaldı.

Alâiye, Karaman b. Savcı Bey tarafından 1427 yılında 5000 altın karşılığında Memlük Sultanı Barsbay’a satıldı. Böylece Alâiye Beyliği Memlük Devleti’nin hâkimiyeti altında, Karamanoğlu Mahmud Bey’in torunlarından bazı beylerin idaresine geçti. Nitekim bunlardan Lutfi Bey, Memlük sultanının Rodos üzerine gönderdiği donanmaya iki kadırga ile katılmıştır. Ancak hareketin başarısızlıkla sonuçlanması, Lutfi Bey’i Kıbrıs üzerine yapmak istediği seferden vazgeçirdi (1444). Daha sonra Karamanlılar’ın saldırısı karşısında Kıbrıs Kralı II. Jean ile bir dostluk ve ticaret anlaşması yapan (1450) Lutfi Bey, diğer taraftan da Osmanlılar’a yanaşmaya çalıştı. Bu iyi münasebetlere rağmen Kıbrıslılar’ın Alâiye halkından bir kısmına kötü davranması, Lutfi Bey’in bazı Türk beyleriyle ittifak ederek Kıbrıs’a saldırmaya karar vermesine sebep oldu (1453). Fakat Kral II. Jean’ın gerek Rodos’tan yardım alması gerekse Memlük sultanına şikâyette bulunması, onu bu teşebbüsünden vazgeçirdi. Lutfi Bey muhtemelen 1461 yılında ölünce yerine Kılıcarslan geçti. Onun zamanında Alâiye, Fâtih Sultan Mehmed’in emriyle Karaman’a gönderilen Gedik Ahmed Paşa tarafından kuşatıldı; Kılıcarslan da şehri teslime mecbur kaldı (1471). İstanbul’a getirilen Kılıcarslan’a Gümülcine sancağı dirlik* olarak verildi; ancak o burayı beğenmeyerek önce Mısır’a kaçtı, oradan da Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın yanına giderken yolda öldü.

Alâiye daha önceki devirlerde olduğu gibi beylik döneminde de canlı bir ticaret merkezi olma özelliğini korumuştur. Nitekim Mısır, Kıbrıs, Suriye, Rodos ve Cenevizli tüccarların Antalya’dan sonra uğradıkları en büyük pazar yeri durumunda idi. İbn Battûta’ya göre buradan Mısır’a gönderilen kereste, ihracat içinde önemli bir yer tutuyordu. Şehirde ayrıca gemi inşa tezgâhları da bulunuyordu.

BİBLİYOGRAFYA
İbn Battûta, Seyahatnâme, I, 311; İbn Fazlullah el-Ömerî, Mesâlikü’l-ebsâr (nşr. Fr. Taeschner), Leipzig 1929, s. 23, 49; Müneccimbaşı, Câmiu’d-düvel, Nuruosmaniye Ktp., nr. 3172, II, vr. 133a; H. A. Gibbons, Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluşu (trc. Râgıb Hulûsi), İstanbul 1928, s. 261; S. Runciman, A History of the Crusades, London 1965, III, 452; Uzunçarşılı, Anadolu Beylikleri, s. 92, 93-95; a.mlf., Osmanlı Tarihi, II, 90-92; Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye Tarihi, İstanbul 1971, s. 336-337; W. Heyd, Yakın-Doğu Ticaret Tarihi (trc. Enver Ziya Karal), Ankara 1975, I, 610-611, 614; Mükrimin Halil Yınanç, “Alâiye”, İA, I, 286-289; Fr. Taeschner, “Alanya”, EI2 (İng.), I, 354-355.
Bu madde ilk olarak 1989 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2. cildinde, 332-333 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.