ALİ PAŞA, Moldovancı - TDV İslâm Ansiklopedisi

ALİ PAŞA, Moldovancı

ALİ PAŞA, Moldovancı
Müellif: MEHMET YILMAZ AKBULUT
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2020
Dijital Yayın Tarihi: 02.12.2025
Erişim Tarihi: 14.03.2026
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ali-pasa-moldovanci
MEHMET YILMAZ AKBULUT, "ALİ PAŞA, Moldovancı", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ali-pasa-moldovanci (14.03.2026).
Kopyalama metni

Kastamonu, Daday’a bağlı Sorkun köyünde doğdu. Doğum yılı bilinmemektedir. İstanbul’a gelerek Bostancı Ocağı’na girdi. İstanbul’a kimin vesilesiyle geldiği bilinmez, ancak dahil olduğu Bostancı Ocağı’nda Dârüssaâde Ağası Ebülmisk Anber Ağa’nın bahçesinin inşası için görevlendirildiği ve bu görevinden sonra ona intisap ettiği anlaşılmaktadır. Ayrıca bu zamanlarda Ağaköşkü ve Hasbahçe’nin tanzimlerinde de bulundu. III. Mustafa’nın cülûsundan (1757) sonra sarayda önemli görevler almaya başladı. Haydut tenkili ve bazı devlet işleri için İstanbul dışında da farklı yerlerde görevlendirildi.

Sonradan nişancılık rütbesi almış olduğu için nâdiren de olsa Tevkīî sıfatıyla anılırsa da daha çok “Moldovanî, Moldovancı” lakabıyla tanınır. O bu nisbeyi bostancılık görevinde iken Bursa’ya sürülen bazı uygunsuz kadınları câriye diye satması iddiasından almıştır. Çağdaş bazı kaynaklarda ise “Tevfîkî” sıfatıyla da anılır (Göksu, s. 4; Ahmed Vâsıf Efendi, s. 48, 67; Sağlam, s. 550; Çalışkan, tür.yer.). Bu sıfat Ali Paşa’nın mezar taşında da kullanılmıştır (Aktepe, s. 425).

Ali Paşa Safer 1174’te (Eylül 1760) haseki ağalığına getirildi (Mehmed Efendi, II, 962). Bu görev saray ile sadâret dairesi arasında irtibatı kurma işini yürüttüğü için siyasî anlamda önemliydi. Sadrazam Koca Râgıb Paşa’nın kendisinde iki yüzlü davranışlar tesbit etmesi ve onu padişahın yanından uzaklaştırmak istemesi üzerine Receb 1174’te (Mart 1761) Edirne bostancıbaşılığına atandı (a.g.e., II, 994). Ardından padişah karakulağı olarak Filibe’ye gönderildi (Arslan, s. 260). Filibe’ye göçen bir grup ahalinin iskânı ile Filibe nâzırı sıfatıyla ilgilenen Ali Ağa, bu görevi sayesinde tekrar padişahın dikkatini çekebildi (, AE.SMST.III, nr. 325/26137). İki hafta sonra (9 Şâban 1174 / 16 Mart 1761) Filibe’den dönüşünde ikinci defa haseki ağalığı görevine getirildi. Hemen aynı günlerde bostancıbaşı oldu (Hâkim Mehmed Efendi, II, 995). Bu hızlı yükselişinin sebebini Vâsıf Efendi, gecikmiş bir maaş (kıst mevâcibi) ödemesinin Ali Ağa tarafından sorunsuz bir şekilde idare edilmesine bağlar (Mehâsinü’l-âsâr, s. 195). Şubat 1762’de Surre Emini Hasan Ağa’nın yolsuzluktan dolayı katledilmesi görevini ifa etti (Şemʻdânîzâde, II/A, s. 47; Seyyid Hasan Muradî, s. 102). 1 Şevval 1175’te (25 Nisan 1762) padişahın re’sen aldığı kararla Rumeli beylerbeyiliği pâyesiyle üç tuğlu paşalık aldı ve Rumeli valiliğine tayin edildi (III. Mustafa’nın rulo hâlinde menşuru, TSMA, nr. E. 854/2, eski nr. 7912/1). Yanya mutasarrıfı Arnavut Selman Paşa’nın itaatsizlik ve çok miktarda asker toplayıp ahaliye zulmetmesinden dolayı katli için çıkan emri yerine getirdi. Böylece isyana yol açabilecek bu işi başarıyla ifa etmiş oldu (Şemʻdânîzâde, II/A, s. 65). Şevval 1177’de (Nisan 1764) Hersek sancağı mutasarrıflığıyla birlikte Bosna valisi oldu. Bu görevde bir yıl kaldıktan sonra Anadolu tarafına çağrıldı. Diyarbekir valiliğine getirilse de burada ikamet etmeden, Karaman’ı da içine alacak şekilde merkezi Kütahya olan Anadolu valiliğine tayin edildi (6 Şevval 1179 / 18 Mart 1766). 8 Zilkade 1181’e (27 Mart 1768) kadar bu görevde kaldı (Çeşmîzâde, s. 80; XVIII. Yüzyılda Osmanlı Bürokrasisi, s. 151). Ardından Aksaray, Akşehir ve Beyşehir sancaklarının da ilhakıyla Karaman valisi oldu (XVIII. Yüzyılda Osmanlı Bürokrasisi, s. 181, 194, 198, 201). Bir sene sonra (15 Cemâziyelevvel 1182 / 27 Eylül 1768) Maraş ve Adana beylerbeyiliğine atandı (a.g.e., s. 217, 222).

Bu göreviyle Rus harbinin arefesinde Bender seraskeri olarak cepheye sevkedildi. Savaşın ilk aylarında Sadrazam Yağlıkçızâde Mehmed Emin Paşa’nın Rus harbinin uzun sürmeyeceğine inanması ve bu yüzden orduyu iyi idare edememesi Osmanlı birlikleri ve kalelerinde çeşitli problemlere neden olmuştu. İdaredeki karışıklıklardan istifade eden Rus Birinci Ordusu kumandanı General Aleksandr Mihayloviç Golitsın 19 Nisan 1769’da 40.000 kişilik bir ordu ile Hotin Kalesi’nin muhasarasına başladı (Davies, s. 108-109, 120-124). Kalabalık “kapı halkı”yla dikkat çeken Ali Paşa’nın sadâret makamını elinden alacağını vehmeden Mehmed Emin Paşa 13 Haziran 1769’da (8 Safer 1183) Ali Paşa’yı cephenin merkezinden uzaklaştırmak için Bender seraskerliğinden alıp Hotin’den yaklaşık 200 km. güneyde bulunan ve o esnada cephe için önemi olmayan Yaş Kalesi’nin muhafazası ile görevlendirdi. Bu esnada Ali Paşa’ya nişancılık pâyesi verilmişti (Aktepe, s. 409). Sadrazamın Ali Paşa’yı uzaklaştırma çabası yenilenen Rus saldırılarıyla akamete uğradı. Zira Temmuz 1769’da Ali Paşa, Abaza Mehmed Paşa, Canikli Hacı Ali Paşa ve Kırım hanı ile beraber Hotin Kalesi’nin muhafazası için görevlendirilmişti. Moldovancı Ruslar’ın 17 Temmuz’daki ricʻatını temin eden komutanlar arasındaydı. Ali Paşa bu yaz aylarında yanında 12.000 kişilik kuvvetle Hantepesi’ne yerleşmişti. Ruslar’ın Hotin’e yaptıkları ve yirmi yedi gün sürecek ikinci hamlenin durdurulmasında ordusuyla beraber büyük yararlılık göstermişti (Mustafa Kesbî, s. 122, 124).

Bu esnada orduda zahire kıtlığı ve kontrolden çıkan firarlar baş göstermişti. Sadrazam Yağlıkçızâde Mehmed Emin Paşa’nın sıhhati ve aklî dengesi yerinde değildi. Fakat bilhassa Ali Paşa gibi başarı göstermiş diğer paşalara karşı nefsaniyetinden geri adım atmakta gecikti. Öte yandan Ali Paşa da kazandığı zaferlerin etkisiyle sadrazama karşı daha rahat davranır olmuş, kendisinden talep edilen çadır, para ve mühimmatı vermeyip “Mehmed Paşa mürteddir, bizler anın re’yine münkad olmazız” dediği askerler arasında bilinir olmuştu (a.g.e., s. 122, 124). Bu çekişme iyice büyümek üzereyken 12 Ağustos 1769’da Mehmed Emin Paşa görevden alındı ve yerine Moldovancı Ali Paşa sadrazamlığa atandı (III. Mustafa’nın hatt-ı hümâyunu, TSMA, nr. E. 531/31,518/46). 24 Ağustos’ta yeni sadrazamın ilânı için İstanbul’da top şenliği yapıldı (Göksu, s. 4).

Kaynaklar sâbık sadrazam Yağlıkçızâde Mehmed Emin Paşa’nın Ali Paşa’yı kıskandığını zikretse de Ali Paşa sadâret mührünü aldıktan sonra halefinin affedilmesi için de bir arz sunmuştu (TSMA, nr. E. 866/14). Sadrazam ve serasker olarak Hotin’e konuşlanan Ali Paşa’nın ordusuna çeşitli yerlerden yardım kuvvetleri gelirken, Rus tarafından gönderilen elçi ateşkes teklifinde bulundu. Kırım hanının tasdikine rağmen bu teklifi bir hile olarak değerlendiren Ali Paşa ağustos ayının sonunda Hotin’in Turla (Dinyester) nehri tarafına hendekler kazdırmaya başladı. Bu arada Hantepesi’nden getirdiği askerlerle beraber 80.000 kişiye yakın bir ordu tertip etti. 9 Eylül’de orduyla beraber Hotin’i terkedip Hantepesi’ne geri dönene dek Rus birlikleriyle şiddetli çatışmalar yaşandı (Davies, s. 125-128). Muharebelerin hemen başında Turla üzerine kurulan köprünün taşan nehir sularından dolayı kırılıp kullanılmaz hale gelmesi, aşırı yağmurdan hendeklerin çamur dolması, nehir kenarında askerlerin kaçmaya çalışırken boğulması gibi felâketler Şemʻdânîzâde’nin aktarımına göre Ali Paşa’yı ağlatmıştı (Müri’t-tevârîh, II/B, s. 13-15). Ahmed Resmî Efendi, Ali Paşa’nın böylesine geç bir mevsimde Turla nehri üzerine zayıf bir köprü kurdurup ateşkes teklifini reddetmesini, sadrazam olarak kendini göstermek hevesiyle giriştiği bir teşebbüs olarak değerlendirir. Neticede askerin büyük kısmı nehrin Rus tarafında mahpus kalmış ve perişan olmuştur (Hulâsatü’l-İʻtıbâr, s. 105).

17 Eylül 1769’da Hotin Kalesi Ruslar’ın eline geçti. Buna rağmen Rus tarafındaki kayıplar ve Hotin’in alınmasından önceki ve sonraki günlerde Rus ordusunun aldığı zararlardan dolayı Golitsın da görevden alınmıştı (Köse, s. 25-26). Hotin’in alelacele terkedilmesi orada depolanan erzağın kaybedilmesine ve henüz çözülmemiş bu iâşe probleminin daha da kötüleşmesine yol açtı. Ordudan firarlar arttı. Ali Paşa kasım ayında orduyla beraber Babadağı’na ancak yerleşebildi. Kasım 1769’da Ruslar Yaş’ı ve Boğdan’ı da ele geçirdi. Ali Paşa Babadağı’na gelirken yolda kar yağmış, kendi “kapı halkı”ndan yolda ölenler olmuş, ordunun bazı kısımları uygun buldukları yol üzerindeki kalelere sığınmıştı. Bu olaylar üzerine Ali Paşa’nın azli kaçınılmaz oldu (Çalışkan, s. 94). 17 Şâban 1183’te (16 Aralık 1769) Babadağı’na ulaşan Çerkes Mehmed Bey, Moldovancı Ali Paşa’nın sadâret mührünü aldı (Hulâsatü’l-İʻtıbâr, s. 106). Yerine İvazzâde Halil Paşa 13 Şâban 1183’te (12 Aralık 1769) sadrazam oldu. Ali Paşa “tekaüden” Gelibolu’da mecburi ikamete gönderildi (Aktepe, s. 417). Zira dönemin kaynakları Hotin Kalesi’nin kaybının Ali Paşa’nın aldığı hatalı kararlarına bağlar. Azlinden sonra nakitlerinin ve emlâkinin müsaderesi için emir verildi (TSMA, nr. E. 899/61).

Ali Paşa’nın tamamen cephede geçen sadâret dönemi toplamda dört ay kadar sürdü. Bu makamdayken yazdığı telhislerin bir kısmı Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi’nde mahfuzdur. Sadâreti devraldığında muharebelerde başarı sağlanmışsa da zahire tedariki ve kale tahkimatlarında büyük problemler yaşandığı resmî yazışmalarda ifade edilmiştir (TSMA, nr. E. 517/32). Ancak kendi tesbitlerine muarız olarak kışı geçirmeyi beklemeden hücum etmesi sonuçta çeşitli felâketlere yol açmıştır.

Muharrem 1184’e kadar (Mayıs 1770) vezirliği alınmış olarak Gelibolu’da ikamet eden Ali Paşa bu tarihte affedildi ve Çanakkale tarafına yaklaşan Rus donanmasına karşı tertiplenen harekât için görevlendirildi (Aktepe, s. 417). Kethüdasının Seddülbahir’de, kendisinin ise Kal‘a-i Sultaniyye’de (Çanakkale) ikamet etmesi emredildi ve kendilerine İstanbul’dan gelen gemilerin çıkışı haricinde Boğaz’dan hiçbir geminin geçişine müsaade etmemeleri görevi verildi (Çalışkan, s. 128). Ali Paşa buradaki görevi esnasında Boğaz’ı geçmeye çalışan bir Rus harp gemisinin batırılması, Cezayirli Hasan Paşa’nın Limni baskını esnasında adaya çıkartma yapılması gibi vakʻalarda bazı başarılar göstermişti. Bu görevleri esnasında Macar asıllı Fransız subayı François Baron de Tott da Ali Paşa’nın yanında görev yapmıştı.

1772’nin yaz başında Ruslar’la mütareke imzalandıktan sonra Cezayirli Hasan Paşa serasker oldu ve Ali Paşa görevden alındı. Bir süredir vücudunun bir tarafının felçli olduğu ve ilerleyen hastalıklarının iyileşmesi için Tekirdağ’a mecburi ikamete gönderildi. 23 Şevval 1187’de (7 Ocak 1774) burada vefat etti (Göksu, s. 45).

Kişiliği hakkında kaynaklar pek kısıtlı bilgi sunar. Ahmed Resmî Efendi, Ali Paşa’yı “levendnâme bilür bir müşekkel âdem” olarak tavsif eder (Hulâsatü’l-İʻtıbâr, s. 106). Vefat ettiği yer olan Tekirdağ’da medfundur. Mezar taşının baş kısmı kırıktır, sandukanın da bir kısmı kaybolmuştur. Ayvansarâyî’nin kaydettiğine göre Üsküdar, Ayazma yakınlarında bir sahilhânesi ve bunun yanında da bir çeşmesi mevcuttu, fakat bu iki yapı da günümüze ulaşmamıştır.


BİBLİYOGRAFYA

Mehmet Arslan, Osmanlı Sadrazamları: Hadîḳatü’l-Vüzerâ ve Zeylleri, İstanbul 2013, s. 259-260.

Çeşmîzâde Mustafa Reşid, Târih (haz. Bekir Kütükoğlu), İstanbul 1959, tür.yer.

, II/A-B, tür.yer.

Ahmed Resmî Efendi, Hulâsatü’l-İʻtıbâr: A Summary of Admonitions: A Chronicle of the 1768-1774 Russian Ottoman War (trc. Ethan L. Menchinger), İstanbul 2011, s. 105-106.

, s. 83-84.

Hâkim Mehmed Efendi, Hâkim Efendi Tarihi: Osmanlı Tarihi 1166-1180/1752-1766 (haz. Tahir Güngör), İstanbul 2019, ayrıca bk. tür.yer.

Muharrem Saffet Çalışkan, Enverî Sadullâh Efendi ve Tarihinin I. Cildi’nin Metin ve Tahlili (1182-1188 / 1768-1774) (doktora tezi, 2000), Marmara Üniversitesi, tür.yer.

Mustafa Kesbî Efendi, İbretnümâ-yı Devlet: Tahlil ve Tenkitli Metin (haz. Ahmet Öğreten), Ankara 2002, s. 122-125.

Ahmed Vâsıf Efendi, Mehâsinü’l-âsâr ve hakāikü’l-ahbâr (nşr. Mücteba İlgürel), Ankara 2014, s. 48, 67, 195.

Nevzat Sağlam, Ahmed Vâsıf Efendi ve Mehâsinü’l-Âsâr ve Hakā’iku’l-Ahbârı, 1166-1188/1752-1774 (İnceleme ve Metin) (doktora tezi, 2014), Marmara Üniversitesi, tür.yer.

İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, Ankara 1988, IV/1, s. 379-384, 415; IV/2, s. 409-412.

Adnan Baycar, Osmanlı Rus İlişkileri Tarihi: Ahmed Câvid Bey’in Müntehabâtı, İstanbul 2004, tür.yer.

Ersin Kırca, Başbakanlık Osmanlı Arşivi 168 Numaralı Mühimme Defteri (S.1-200) (1183-1185/1769-1771) Transkripsiyon, Değerlendirme (yüksek lisans tezi, 2007), Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, (sadâreti esnasında tutulan hükümler, s. 43-230).

Hilal Yavuz, Tarih-i Sefer-i Rusya’ya Göre 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı (yüksek lisans tezi, 2012), Karadeniz Teknik Üniversitesi, tür.yer.

Fatih Gürcan, John Murray’ın İstanbul Büyükelçiliği (1765-1775) (doktora tezi, 2014), Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, tür.yer.

Brian L. Davies, The Russo-Turkish War, 1768-1774: Catherine II and the Ottoman Empire, London 2016, tür.yer.

Süleyman Göksu, Müellifi Meçhul Bir Rûznâme: Osmanlı-Rus Harbi Esnasında Bir Şahidin Kaleminden İstanbul (1769-1774), İstanbul 2016, s. 4, 5, 7, 45.

Ali Karahan, Cezayirli Gazi Hasan Paşa’nın Hayatı ve Faaliyetleri (1714?-1790) (doktora tezi, 2017), Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, tür.yer.

XVIII. Yüzyılda Osmanlı Bürokrasisi, Merkez ve Taşra Yöneticileri 1756-1792: 16 Numaralı Tahvil Defteri (Çeviri yazı-Görüntü) (haz. Abdullah Sivridağ v.dğr.), İstanbul 2019, tür.yer.

Seyyid Hasan Muradî, Bir Kâtibin Kaleminden İstanbul’un 12 Yılı (1754-1766) (haz. Recep Ahıshalı), İstanbul 2017, s. 102.

Osman Köse, 1774 Küçük Kaynarca Andlaşması, Ankara 2020, tür.yer.

M. Münir Aktepe, “Moldovancı Ali Paşa ve Mezar Kitâbesi”, , Prof. Tayyib Gökbilgin Hatıra Sayısı, sy. 12 (1982), s. 405-426.

Kemal Beydilli, “Mehmed Emin Paşa, Yağlıkçızâde”, , XXVIII, 464-465.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2020 yılında Ankara’da basılan (gözden geçirilmiş 2. basım) EK-1. cildinde, 80-81 numaralı sayfalarda yer almıştır. Maddenin MEHMET YILMAZ AKBULUT tarafından kaleme alınan yeni dijital versiyonu 02.12.2025 tarihinde yayımlanmıştır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER