ALİ PAŞA, Sürmeli

Müellif:
ALİ PAŞA, Sürmeli
Müellif: FERİDUN EMECEN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1989
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 12.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ali-pasa-surmeli
FERİDUN EMECEN, "ALİ PAŞA, Sürmeli", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ali-pasa-surmeli (12.07.2020).
Kopyalama metni

Dimetoka’da doğdu. Sokulluzâdeler’den İbrâhim Han kethüdâsı Osman Ağa’nın yanında yetişti. Resmî görevlerinde süratle yükselerek önce arpa emini*, arkasından da Tersâne-i Âmire emini oldu. 16 Aralık 1688’de başdefterdarlığa getirildi, 13 Ocak 1690’da azledildi. Azlinden sonra defterdar vekilliğinde bulundu; 31 Ağustos 1691’de tekrar başdefterdar oldu. Bu görevi sırasında kendisine vezirlik pâyesi verildi. 1692’de önce Kıbrıs eyaletine tayin olundu, kısa süre sonra da Trablusşam eyaletine nakledildi. Ali Paşa bu valiliği sırasında, o bölgelerde isyan eden Serhanoğulları’nın isyanını bastırmakla görevlendirildi ve bu görevinde başarılı oldu. 12 Mart 1694’te Mustafa Paşa’nın yerine sadrazamlığa getirildi. 22 Nisan 1694’te Edirne’ye giderek II. Ahmed’in huzuruna çıktı ve padişah tarafından ordunun başında sefere çıkmak üzere serdâr-ı ekrem tayin edildi.

Ali Paşa başarısızlıkla sonuçlanan ve oldukça meşakkatli geçen Varadin Seferi’nden döndükten sonra idareyi tek başına ele almak istedi ve bunun ancak padişahın çevresindeki nüfuzlu kimselerin uzaklaştırılmasıyla mümkün olabileceğini anladı. Bunlardan Şeyhülislâm Ebûsaidzâde Feyzullah Efendi, Reîsülküttâb Ebûbekir Efendi ve Rumeli kazaskeri Yahyâ Efendi gibi bazı nüfuz sahibi kimseleri çeşitli isnatlarla uzaklaştırmaya muvaffak oldu. Böylece tesir ve nüfuzu artan Ali Paşa önemli memuriyetlere kendi yakınlarını tayin ettirerek çevresini güçlendirmeye çalıştı. Fakat II. Ahmed’in ölümü ve yerine II. Mustafa’nın geçmesi onun için bir dönüm noktası oldu. II. Mustafa’nın bizzat sefere çıkma isteğine çeşitli bahaneler ileri sürerek engel olmaya çalışması padişahın memnuniyetsizliğine yol açtı. Ayrıca yeni padişahın vaktiyle Ali Paşa tarafından uzaklaştırılan bazı kimseleri eski görevlerine iadesi, bu arada hocası Erzurumlu Seyyid Feyzullah Efendi’yi davet etmesi, Ali Paşa’nın mukadder âkıbetini hazırladı. Feyzullah Efendi’nin şeyhülislâmlığa tayininin kendisi için iyi olmayacağını düşünen Ali Paşa, Sâdık Mehmed Efendi’yi şeyhülislâm tayin ettirdi; ancak bu siyasî manevra Feyzullah Efendi’nin kendisine kin beslemesine yol açtı. Nihayet, Cisr-i Mustafa Paşa mevkiinde yeniçerilerin çıkardıkları isyanda parmağı olduğu, askeri seferden alıkoymaya çalıştığı ve Anadolu’daki bazı servet sahiplerinden zorla para toplattığı gibi isnatlarla, fakat gerçekte Feyzullah Efendi’nin tesiriyle 1 Mayıs 1695’te azledilerek 300 akçe emeklilik maaşı ile Çeşme’ye sürüldü. Ancak daha Çeşme’ye varmadan geri çağrılıp 28 Mayıs’ta Edirne’ye getirtildi ve ertesi sabah idam edildi. Cesedi iki gün kadar teşhir edildikten sonra Tunca kenarındaki Kasım Çelebi Camii hazîresine defnedildi. Mallarının, eşya ve nakit parasının tesbiti sırasında epeyce borcu olduğu ortaya çıkmış, hatta malının borcunu karşılamadığı görülmüştür.

Bir yıl iki ay kadar sadâret makamında bulunan ve öldürüldüğü sırada elli yaşını geçmiş olan Ali Paşa, gözlerine sürme çektiği için Sürmeli lakabı ile şöhret kazanmıştır. Devlet işlerinde kabiliyetli, akıllı ve tedbirli bir kişi idi. Dîvân-ı Hümâyun toplantıları onun sadâreti zamanında iki günden eskisi gibi dört güne çıkarılmıştı (bk. Defterdar Mehmed Paşa, II, 686-687; Râşid, II, 287-288). Birtakım hayratı da bulunan Ali Paşa’nın Kadıköy’de iki, Galata’da da bir çeşmesinin halen mevcut olduğu tesbit edilmiştir.


BİBLİYOGRAFYA

Târîh-i Varadin, TSMK, Revan Köşkü, nr. 1312, vr. 21b-37b.

Defterdar Mehmed Paşa, Zübde-i Vekāyiât (haz. Abdülkadir Özcan, doktora tezi, 1979), İÜ Ed.Fak. Tarih Seminer Kitaplığı, nr. 3276, I, 443-448; II, 565, 577, 586, 591-592, 647-648, 686-687, 699-700, 715-716, 726.

, II, 404, 487, 597, 605, 648, 740, 742-743.

a.mlf., Nusretnâme (haz. İsmet Parmaksızoğlu), İstanbul 1962, I/1, s. 7-8, 28, 30-32.

, s. 121-122.

, II, 69, 247, 250-251, 276, 283-284, 287-288, 298-300, 312-313, 317, 323, 326-327.

, II, 36-38, 288-289, 342.

, III/1, s. 557; III/2, s. 441-442.

R. Ekrem Koçu, “Ali Paşa”, , I, 342-343.

R. Mantran, “ʿAlī Pas̲h̲a Sürmelī”, , I, 398.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1989 yılında İstanbul'da basılan 2. cildinde, 427 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER