AMR b. KÜLSÛM - TDV İslâm Ansiklopedisi

AMR b. KÜLSÛM

عمرو بن كلثوم
Müellif:
AMR b. KÜLSÛM
Müellif: MUHARREM ÇELEBİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1991
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/amr-b-kulsum
MUHARREM ÇELEBİ, "AMR b. KÜLSÛM", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/amr-b-kulsum (19.09.2020).
Kopyalama metni
Irak topraklarında bulunan Tağlib kabilesinin Cüşem koluna mensuptur. Babası Araplar’ın tanınmış süvarilerinden Külsûm b. Mâlik, annesi ise Arap şairlerinden Mühelhil b. Rebîa’nın kızı Leylâ’dır. Kaynakların müştereken kaydettiğine göre daha on beş yaşında iken kabile reisi olan Amr Arap yarımadası, Şam, Irak ve Necid’de dolaştı. Bulunduğu bölgelerde gösterdiği cesaret ve kahramanlıklarla tanındı. Bu sebeple, “Amr b. Külsûm’den daha atılgan” (أفتك من عمرو بن كلثوم) sözü Araplar arasında darbımesel haline geldi. Son derece gururlu olan Amr’ın Hîre Hükümdarı Amr b. Hind’i öldürdüğü de bilinmektedir. Rivayete göre bu olay şöyle cereyan etmiştir: Amr b. Külsûm, Bekr ve Tağlib kabileleri arasındaki bir anlaşmazlığın halli için Hîre Hükümdarı Amr b. Hind’i ziyarete gelmiş, bu münasebetle inşad ettiği bir kasidesinde şair, hükümdara Bekr kabilesine yakınlık göstermekten sakınmasını tavsiye etmiş, hatta bu hususta tehditkâr bir ifade kullanmıştır. Buna kızan Amr b. Hind, kendisine arzedilen meselede Bekr kabilesi lehinde hüküm vermişti. Amr b. Külsûm ve beraberindekiler, bu ziyaretten kızgın ayrılmışlardı. Amr b. Hind bir ara şaire haber göndererek annesi Leylâ’nın kendi annesini ziyaret etmesini istedi. Leylâ ziyarete gitti, fakat hükümdarın maksadı, şairin annesini kendi annesine hizmet ettirmek ve böylece onların gururunu kırmaktı. Leylâ bunu yapmadı. Bu yüzden çıkan münakaşa üzerine hükümdar adamlarını çağırdı. Bunu işiten Amr b. Külsûm koşup geldi ve asılı duran bir kılıçla Amr b. Hind’in kafasını kesti (m. 568 [?]).

Daha sonra muallakat arasına alınacak olan bu kasidenin ilk bölümünü, Amr b. Hind’i ziyarete geldiği zaman onun huzurunda okuduğu söylenmektedir. Kasidenin ikinci kısmını ise şair, Hîre melikini öldürdükten sonra tamamlamıştır. Diğer rivayetler de dikkate alındığında, vâfir bahrindeki bu ünlü kasidenin muhtelif vesilelerle tamamlandığı anlaşılır. Akıcı, sade ve külfetten uzak bir dille yazılmış olan kasidede tabiat tasvirlerinden çok fahr ve hamâset unsurları ağırlıktadır. 150 yıl yaşadığı söylenen Amr’ın muallakası folklorik bir değere de sahiptir: Câhiliye Arapları’nın dinî yaşayışları, gelenekleri, sanatları, raksları, kadınların putların etrafında dönmeleri, savaşa katılmaları, savaş atları, çocukların ağaçtan yapılmış kılıçlar ve toplarla oynamaları gibi konular hakkında önemli bilgiler ihtiva etmektedir. Muallakasının sonlarında yer alan bir beytinde şair, kafile halindeki develeri denizlerdeki gemilere benzetmekte ve Tağlibîler’i denizlerin üstünü gemilerle doldurmuş olmalarıyla övmektedir. Dolayısıyla bu beyitte Câhiliye devri şairlerinde nâdir görülen deniz ve gemi tasvirlerinden biri yer almaktadır (bk. İA, X, 312). Klasik tarzda sevgili anılırken, kabilesiyle birlikte obayı terkedince obadan artakalan izlerin (talel) tasviri ile kasideye başlandığı halde, Amr b. Külsûm kasidesine zafer sevincini kutlamak için şarap içmenin keyfini tasvirle başlamaktadır. Bu muallakanın günümüze ancak 104 ile 116 beyit arasında değişen bir kısmı ulaşmıştır. İbn Keysân tarafından Şerhu Muʿallakati Amr b. Külsûm adıyla yapılan şerhi Kahire’de M. İbrâhim el-Bennâ tarafından neşredilmiştir (1980). Diğer şiirleri başta el-Eġānî olmak üzere çeşitli eserlerde dağınık vaziyette bulunmaktadır. Ayrıca İbnü’s-Sikkît’in tertiplediği divanını F. Krenkow, Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki (Fâtih, nr. 5303) yegâne nüshasını esas alarak el-Meşriḳ mecmuasında yayımlamıştır (1922).

Amr’ın divanı O. Rescher tarafından Almanca’ya (bk. Sezgin, II/2, s. 38), muallakası da diğer muallakalarla birlikte veya müstakil olarak çeşitli Batı dillerine tercüme edilmiştir (bk. a.g.e., II/1, s. 74-75, 77, 81).

BİBLİYOGRAFYA
İbn Kuteybe, eş-Şiʿr ve’ş-şuʿarâʾ, s. 157-160; Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, el-Eġānî, Beyrut 1407/1986, XI, 44-45, 54-63; Merzübânî, Muʿcemü’ş-şuarâʾ (nşr. F. Krenkow), Kahire 1354 ⟶ Beyrut 1402/1982, s. 202-203; Zevzenî, Şerḥu’l-muʿallaḳāt, Beyrut, ts. (Mektebetü dâri’l-beyân), s. 117-135; Hatîb et-Tebrîzî, Şerḥu’l-ḳaṣâʾidi’l-ʿaşr (nşr. M. Muhyiddin Abdülhamîd), Kahire 1384/1964, s. 22-24; Abdülkādir el-Bağdâdî, Ḫizânetü’l-edeb, I, 517-520; Mustafa el-Galâyînî, Ricâlü’l-muʿallaḳāti’l-ʿaşr, Beyrut 1331/1913, s. 188-208; Mehmed Fehmi, Târîh-i Edebiyyât-ı Arabiyye, İstanbul 1332, I, 756-794; Brockelmann, GAL Suppl., I, 51 vd.; GAL (Ar.), I, 103; Sezgin, GAS (Ar.), II/1, s. 74-75, 77, 81; II/2, s. 36-38; C. Zeydân, Âdâb (Dayf), I, 122-124; Tâhâ Hüseyin, Fi’l-Edebi’l-câhilî, Kahire, ts. (Dârü’l-maârif), s. 243-250; Ahmed b. Emîn eş-Şinkītî, Şerḥu’l-muʿallaḳāti’l-ʿaşr ve aḫbâru şuʿarâʾihâ, Beyrut 1405/1985, s. 85-97; Blachère, Târîḫu’l-edeb, s. 283; a.mlf., “ʿAmr b. Kult̲h̲ūm”, EI2 (Fr.), I, 465; Ömer Ferruh, Târîḫu’l-edeb, I, 142-145; K. A. Fariq, “Pre-Islamic Arabic Poetry and Poets”, Studies in Islam, IV/4, New Delhi 1967, s. 197-201; A. Haffner, “Amr”, İA, I, 413-414; H. Kindermann, “Sefîne”, İA, X, 311-312.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1991 yılında İstanbul'da basılan 3. cildinde, 85-86 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER