ARÛBE

العروبة
Müellif:
ARÛBE
Müellif: MUSTAFA FAYDA
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1991
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/arube
MUSTAFA FAYDA, "ARÛBE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/arube (21.10.2019).
Kopyalama metni
Araplar İslâmiyet’ten önce haftanın yedi gününü “evvel, ehven, cubâr, dubâr, mu’nis, arûbe, şiyâr” diye adlandırıyorlardı. İbrânîce’de “gurup” mânasına gelen ereb kelimesi, yahudiler tarafından ereb shabat (cumartesi akşamı) şeklinde cuma günü hakkında kullanılmıştır. Ârâmîce olan ve Süryânîce’de “rahmet” mânasına gelen bu kelime Arapça’ya arûbe şeklinde geçmiştir. Kelimenin harf-i ta‘rifsiz kullanılması daha fasih kabul edilmiştir. Arûbe yerine cum‘a isminin Araplar arasında ne zaman kullanılmaya başlandığı hakkında iki rivayet vardır. Bunlardan birincisine göre, Kureyşliler arûbe günü Hz. Peygamber’in sekizinci ceddi Kâ‘b b. Lüeyy’in etrafında toplanarak onun sohbetini dinlerlerdi. Bu sebeple Kâ‘b arûbe gününe, “toplanma günü” mânasına gelmek üzere cum‘a adını vermiştir. İkinci rivayete göre ise hicretten önce bir araya gelen Medineli müslümanlar, yahudilerin haftada bir toplandıkları özel bir günleri (cumartesi) bulunduğunu, hıristiyanların da böyle bir günleri (pazar) olduğunu söyleyerek arûbe günü toplanıp ibadet etmeyi kararlaştırdılar ve arûbeye de bu günde bir araya geldikleri için cum‘a adını verdiler. Aynı rivayete göre İslâm’da ilk cuma bu şekilde ortaya çıkmış, Cum‘a sûresi bu olaydan daha sonra nâzil olmuştur. Arûbe adı ise bundan sonra hiç kullanılmamıştır.

BİBLİYOGRAFYA
Lisânü’l-ʿArab, “ʿarab” md.; Tâcü’l-ʿarûs, “ʿarab” md.; Ebû Zekeriyyâ el-Ferrâ’, el-Eyyâm ve’l-leyâlî ve’ş-şühûr (nşr. İbrâhim el-Ebyârî), Kahire 1400/1980, s. 37-38; , II, 191; Mahmûd Şükrî el-Âlûsî, Bulûgu’l-ereb, I, 235, 273, 274-275; Elmalılı, Hak Dini, VI, 4975-4980; Cevad Ali, el-Mufassal, VIII, 465-469; Tecrid Tercemesi, III, 3-8; Mahler, “Arûbe”, İA, I, 625; M. Plessner, “Tarih”, İA, XI, 778.
Bu madde ilk olarak 1991 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 3. cildinde, 422 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.