ASHÂBÜ’t-TAHRÎC - TDV İslâm Ansiklopedisi

ASHÂBÜ’t-TAHRÎC

أصحاب التخريج
Müellif:
ASHÂBÜ’t-TAHRÎC
Müellif: M. ESAT KILIÇER
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1991
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 10.05.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ashabut-tahric
M. ESAT KILIÇER, "ASHÂBÜ’t-TAHRÎC", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ashabut-tahric (10.05.2021).
Kopyalama metni

Sözlükte “çıkarmak” anlamına gelen tahrîc, bir fıkıh terimi olarak, hakkında hüküm bulunmayan yeni meselelerin hükmünü, mezhep imamının metot ve görüşlerinden ve mezhepte yerleşik kaidelerden çıkarma ameliyesi için kullanılır.

Şeyhülislâm İbn Kemal ve onu takip eden Hanefî âlimlerin müctehid ve fakihlerle ilgili sınıflandırmalarına göre bu gruba giren âlimler dördüncü tabakayı oluştururlar. İbn Kemal’in tasnifine göre ictihad kudretine sahip olmayan ve mukallid fukahadan sayılan tahrîc ehli bir bakıma müctehide benzer. Ancak müctehid hüküm çıkarırken başta Kur’an ve Sünnet olmak üzere şer‘î delilleri göz önünde bulundurduğu halde tahriç yapan kimse (muharric), mezhep imamının ve mezhep büyüklerinin metot, delil ve görüşlerini esas alır. Yeni olayları onlarla kıyaslar, mezhep müctehidlerinden nakledilip de yoruma açık olan görüşleri mezhebin usul ve kaidelerine vukufu sayesinde açıklığa kavuşturur.

İcra ettikleri fonksiyon bakımından bir tür ictihad yetkisine sahip bulunan ashâbü’t-tahrîc ile bu sınıflandırmada üçüncü tabakayı teşkil eden “mesâilde müctehidler” arasında aslında önemli bir fark yoktur. Gerek İbn Kemal öncesi Hanefî âlimlerince mesâilde müctehidlerle tahrîc ashabının “mezhepte müctehid” tabakası içinde mütalaa edilmesi, gerekse Hanefî fukahadan hangi âlimin mesâilde müctehid, hangisinin tahrîc ehli olduğu hususunda farklı birtakım değerlendirmelerin yapılmış bulunması bunun açık delilidir. Nitekim diğer mezheplerde bu seviyedeki âlimler müctehidler çerçevesinde mütalaa edilmiştir (bk. ASHÂBÜ’l-VÜCÛH; İCTİHAD). Bundan dolayı İbn Kemal’in böyle bir ayırıma gitmesi indî bir tasnif olarak değerlendirilmiş, ardından gelenlerin de onu taklit etmesi sebebiyle bu sınıflandırmanın yaygınlaştığı ileri sürülmüştür (M. Seyyid Bey, I, 258-259).


BİBLİYOGRAFYA

İbn Kemal, Ṭabaḳātü’l-müctehidîn, Süleymaniye Ktp., Hamidiye, nr. 764; Köprülü, nr. 11/330; Ayasofya, nr. 4796, 4820.

, s. 11-12.

Leknevî, en-Nâfiʿu’l-kebîr, Haydarâbâd 1291, s. 3 vd.

a.mlf., el-Fevâʾidü’l-behiyye, s. 6-7.

M. Seyyid Bey, Usûl-i Fıkıh, İstanbul 1333, I, 239 vd.

M. Ebû Zehre, Ebû Ḥanîfe, Kahire 1366/1947, s. 440 vd.

a.mlf., Uṣûlü’l-fıḳh, Kahire 1377/1958, s. 309.

, I, 314.

Osman Keskioğlu, Fıkıh Tarihi ve İslâm Hukuku, Ankara 1969, s. 182-191.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1991 yılında İstanbul’da basılan 3. cildinde, 470 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER