ÂSİYE

آسية
Müellif:
ÂSİYE
Müellif: ÖMER FARUK HARMAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1991
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.07.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/asiye
ÖMER FARUK HARMAN, "ÂSİYE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/asiye (21.07.2019).
Kopyalama metni
Kur’ân-ı Kerîm’de ondan adı verilmeksizin “Firavun’un karısı” diye söz edilmektedir (el-Kasas 28/9; et-Tahrîm 66/11); Hz. Peygamber ise “Firavun’un eşi Âsiye” diyerek adını açıkça belirtmiştir (Buhârî, “Enbiyâʾ”, 32, 46). Batılı kaynaklar bu ismin müfessirler tarafından verildiğini (EI2 [Fr.], I, 731-732), Tevrat’ta geçen (Tekvîn, 41/45) ve Hz. Yûsuf’un eşinin adı olan Asenath’ın bozulmuş şekli olduğunu, Süryânî metinlerinde Yûsuf’un eşi Asyat şeklinde de adlandırıldığından İslâmî kaynaklara Süryânîce’den geçtiğini ileri sürmektedirler (Horovitz, s. 86). Tarih ve tefsir kitaplarında ise Âsiye bint Müzâhim b. Ubeyd b. Reyyân b. Velîd diye zikredilmektedir (Taberî, Târîh, I, 386; Sa‘lebî, s. 128). Amâlika kavminden veya Firavun’un amcasının kızı olduğu rivayeti yanında İsrâiloğulları’ndan olup Hz. Mûsâ’nın kabilesine mensup ve onun halası olduğu da nakledilmektedir (Kurtubî, XVIII, 203; Aynî, XIII, 47).

Kur’ân-ı Kerîm’de Âsiye’den, Hz. Mûsâ’nın dünyaya geldikten sonra Firavun’un sarayına intikalinde oynadığı rol ve onun getirdiği dini kabul etmesi dolayısıyla bahsedilmektedir. Buna göre Mûsâ’nın doğduğu yıl Firavun İsrâiloğulları’nın yeni doğan erkek çocuklarının öldürülmesini emretmiştir (bk. el-Kasas 28/4; Çıkış, 1/16). Ancak Mûsâ’nın annesine de çocuğun başına bir şey gelmesinden korktuğu takdirde onu bir sandık içinde denize bırakması bildirilmiştir (bk. el-Kasas 28/7). Çocuk nehirden alınmış ve Firavun’un eşi, “Bu çocuk bana da sana da göz aydınlığı olsun. Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur yahut onu evlât ediniriz” (el-Kasas 28/9) diyerek küçük Mûsâ’nın öldürülmesine engel olmuş ve sarayda büyümesini sağlamıştır. Tevrat’a göre bu işi yapan Firavun’un kızıdır (Çıkış, 2/5-6). İslâmî kaynaklarda Âsiye’nin iman edişiyle ilgili iki farklı rivayet vardır. Bir rivayete göre, Firavun’un kızının saçlarını tarayan kadın Allah’a iman ettiği ortaya çıkınca fırına atılarak yakılmıştır. Bu kadının ruhunun melekler tarafından semaya çıkarıldığını gören Âsiye de Allah’a iman edip Hz. Mûsâ’nın peygamberliğini tasdik etmiştir (İbnü’l-Esîr, I, 184). Diğer rivayete göre ise Mûsâ ile sihirbazlar arasındaki mücadelede Mûsâ’nın galip geldiğini duyunca, “Mûsâ’nın ve Hârûn’un rabbine iman ettim” diyerek hak dini kabul etmiştir (Taberî, Tefsîr, XXVIII, 110; Aynî, XIII, 47). Âsiye, Allah’a iman ettiği için ellerinden ve ayaklarından kazıklara bağlanmış, güneş altında bırakılarak ona işkence edilmiştir. Üzerine büyük bir kaya parçası atılacağı sırada, “Rabbim! Benim için yanında cennette bir ev yap, beni Firavun’dan ve onun kötülüklerinden kurtar, beni şu zalimler topluluğundan kurtar!” (et-Tahrîm 66/11) diye dua etmiş, bunun üzerine kaya parçası altında ezilmeden önce Allah ruhunu kabzetmiştir (Taberî, Tefsîr, XXVIII, 110; Aynî, XIII, 47).

Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Mûsâ’nın nübüvvetine inanan, bu uğurda işkencelere mâruz kalan Âsiye, Kur’ân-ı Kerîm’de inananlara iman ve kararlılık örneği olarak zikredilmiştir. Hadislerde de Âsiye’den övgüyle söz edilmiş ve Hz. Meryem’le birlikte o da en yüksek kemale ermiş bir kadın olarak gösterilmiştir. (bk. Buhârî, “Enbiyâʾ”, 32, 46; “Feżâʾilü aṣḥâbi’n-nebî”, 30; “Eṭʿime”, 25; Müslim, “Feżâʾilü’ṣ-ṣaḥâbe”, 70; Tirmizî, “Eṭʿime”, 31; İbn Mâce, “Eṭʿime”, 14; Müsned, IV, 394, 409). Bu övgüler dolayısıyla Âsiye’nin peygamber olduğu da ileri sürülmüştür. Zâhiriyye ve Eş‘ariyye onun peygamber olduğunu kabul etmektedirler. Erkek olmayı nübüvvetin şartlarından sayan Mâtürîdiyye ulemâsı ise bu görüşe katılmamıştır (ayrıca bk. NÜBÜVVET).

BİBLİYOGRAFYA
Müsned, IV, 394-409; Buhârî, “Enbiyâʾ”, 32, 46, “Feżâʾilü aṣḥâbi’n-nebî”, 30, “Eṭʿime”, 25; Müslim, “Feżâʾilü’ṣ-ṣaḥâbe”, 70; İbn Mâce, “Eṭʿime”, 14; Tirmizî, “Eṭʿime”, 31; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), I, 386; a.mlf., Tefsîr, XX, 21; XXVIII, 110; Sa‘lebî, ʿArâʾisü’l-mecâlis, Kahire 1301, s. 127-128; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, I, 184-185; Kurtubî, Tefsîr, XVIII, 202-203; İbn Kesîr, el-Bidâye, I, 239; II, 59-62; Aynî, ʿUmdetü’l-kārî, Kahire 1392/1972, XIII, 47-48; Âlûsî, Rûhu’l-meânî, XXVIII, 165; J. Horovitz, Koranische Untersuchungen, Berlin 1926, s. 86; C. C. Castillo, Asiya, mujer del Faraón, en la Tradicion Musulmana”, Quaderni di Studi Arabi, sy. 5-6, Venezia 1987-1988, s. 131-152; Ö. Rıza Doğrul - İ. Hakkı İzmirli, “Âsiye”, İTA, I, 550-551; A. J. Wensinck, “Âsiye”, İA, I, 675-676; a.mlf., “Āsiya”, EI2 (Fr.), I, 731-732; İhsân İlâhî Rânâ, “Âsiye”, UDMİ, I, 122-123.
Bu madde ilk olarak 1991 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 3. cildinde, 487 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.