ATPAZARÎ TEKKESİ

Müellif:
ATPAZARÎ TEKKESİ
Müellif: M. BAHA TANMAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1991
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 01.06.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/atpazari-tekkesi
M. BAHA TANMAN, "ATPAZARÎ TEKKESİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/atpazari-tekkesi (01.06.2020).
Kopyalama metni
Fâtih devri ulemâsı ve devlet ricâlinden Manisalı Mehmed Paşa (ö. 1495) tarafından yaptırılan ve kendi adıyla anılan caminin içinde yer alır. İnşa tarihi kesin olarak bilinmeyen bu caminin Fâtih devrinde (1451-1481) yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Ancak vakfiyesi 909 Rebîülevvel (Eylül 1503) tarihlidir. Geceleri şehrin çeşitli yerlerinde nöbet tutan on iki yeniçeri çorbacısı görevlerine dağılmadan önce akşam namazlarını topluca burada kıldıkları için cami Kul Camii adıyla da anılagelmiştir. Atpazarî Tekkesi ise Fazlı-i İlâhî, Atpazarî ve Kutub lakapları ile tanınan Şeyh Osman Efendi’nin (ö. 1691) XVII. yüzyılın ikinci yarısı içinde bu camiye “vaz‘-ı meşîhat” etmesinden sonra kurulmuştur. Başlangıçta Atpazarî Osman Efendi’nin mensup olduğu Celvetiyye tarikatına bağlı iken onun Magosa’ya sürülmesinden sonra Şâbâniyye’ye, 1865’ten itibaren Sünbüliyye’ye, 1885’ten sonra da tekrar Celvetiyye’ye intikal etmiştir. Tekkenin Fatih ve çevresini etkilemiş olan yangınlarda zarar gördüğü ve birtakım tamirler geçirdiği, hatta yeniden inşa edildiği tahmin edilebilir. Her şeye rağmen Manisalı Mehmed Paşa Camii’nin XX. yüzyılın başlarında ayakta olduğu ve Atpazarî Tekkesi’nin de faaliyetini kesintisiz sürdürdüğü anlaşılmaktadır. 1901’de çıkan bir yangında ve 1918 Cibâli-Fatih yangınında büyük ölçüde tahribe uğrayan cami uzun süre dört duvardan ibaret bir harabe halinde kalmış, 1964’te bu duvar bakiyeleri yıktırılarak yalnızca dış ebadı korunmak suretiyle yeniden inşa edilmiştir.

İlk yapısından günümüze hiçbir şey ulaşmadığı için Atpazarî Tekkesi’nin mimari özellikleri bilinmemektedir. Ancak tekkenin, tevhidhâne olarak kullanılan cami ile bunun avlusu etrafında yer alan bir harem dairesi ve derviş hücrelerinden ibaret olduğunu söylemek mümkündür. Zaman içinde çeşitli onarımlar geçirdiği muhakkak olan bu yapıların ilk konumları pek fazla değişmemiş olsa gerektir. Günümüzde tekkeden artakalan yegâne unsurlar cami-tevhidhâne ile güneyinde yer alan küçük hazîredir. Kareye yakın dikdörtgen planlı kâgir duvarlı ve ahşap çatılı olan bu yapı mütevazi bir mescid niteliğindedir. Aslında duvarları moloz taşlar ve tuğlalarla özensiz bir biçimde örülü iken son ihyasında almaşık olarak bir sıra kesme küfeki taş ve iki sıra tuğla ile itinalı şekilde örülmüştür. Her cephesinde ikisi altta, ikisi de üstte olmak üzere dörder pencere vardır. Alttakiler mermerden söveler, demir parmaklıklar ve aynaları küfekiden mâmul tuğladan örülü sivri tahfif kemerleriyle üsttekiler ise çift kat alçı pencerelerle donatılmıştır. Hazîrede Manisalı Mehmed Paşa başta olmak üzere bazı devlet ricâli, ulemâ ve tekke mensuplarının kabirleri bulunmaktadır. Bunlar arasında caminin bânisine ait olanı XV. yüzyıl Osmanlı mezar taşlarının güzel bir örneğini teşkil etmektedir. Hazîrede bulunan Anadolu Kazaskeri Mollacıkzâde İshak Efendi’nin dayısı Ahmed Efendi’ye (ö. 1113/1701-1702), kız kardeşi Hatice Hatun’a (ö. 1144/1731-32) ve kayınvalidesi Rukiye Hatun’a (ö. 1166/1753) ait müşterek bir mezar taşı çok değişik tasarımı ile dikkati çekmektedir. Yekpâre bir mermer kitlesi yan yana bitişik duran üç müstakil mezar taşı görünümü verecek şekilde işlenmiş, ön yüzüne farklı tarihlerde vefat etmiş olan bu üç kişinin kimliklerini belirten kitâbeler, tepelerine de değişik cinste ve yükseklikte serpuşlar yerleştirilmiştir.

Magosa’da sürgünde iken vefat eden ve oraya defnedilen Atpazarî Osman Efendi’nin kabrinin üzerine bir türbe ile yanına Kutub Osman Tekkesi olarak anılan ve günümüzde ayakta olan bir tekke inşa edilmiştir.

BİBLİYOGRAFYA
Evliya Çelebi, Seyahatnâme, I, 212; İsmâil Hakkı Bursevî, Silsile-i Celvetiyye, İstanbul 1291, s. 94; Ayvansarâyî, Hadîkatü’l-cevâmi‘, I, 160-161; Âsitâne Tekkeleri, s. 10; Sicill-i Osmânî, III, 431; Mecmûa-i Cevâmi‘, I, 76-77; Bandırmalızâde, Mecmûa-i Tekâyâ, İstanbul 1307, s. 7; Osmanlı Müellifleri, I, 16; Mehmet Ali Ayni, Türk Azizleri I: İsmâil Hakkı Bursalı, İstanbul 1944, s. 35 vd.; Tahsin Öz, İstanbul Camileri, Ankara 1962, I, 94; Uşşâkīzâde İbrâhim Efendi, Zeyl-i Şekāik (nşr. H. J. Kissling), Wiesbaden 1965, s. 686 vd.; İstanbul Vakıfları Tahrir Defteri 953 (1546), s. 240-242; Ayverdi, Osmanlı Mi‘mârîsi, III, 452-453; Oktay Aslanapa, Kıbrıs’ta Türk Eserleri, İstanbul 1975, s. 25-27; Zâkir Şükrü, Mecmûa-i Tekâyâ (Tayşi), s. 59-60; H. Kâmil Yılmaz, Azîz Mahmûd Hüdâyî ve Celvetiyye Tarîkatı, İstanbul 1982, s. 239-240, 288; “Atpazarı Yangını”, İst.A, III, 1324.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1991 yılında İstanbul'da basılan 4. cildinde, 85 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER