BÂİS

الباعث
Müellif:
BÂİS
Müellif: BEKİR TOPALOĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1991
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 27.05.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/bais
BEKİR TOPALOĞLU, "BÂİS", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/bais (27.05.2019).
Kopyalama metni
Sözlükte “harekete geçirmek, bir tarafa yöneltip göndermek, bir işle görevlendirmek; uykudan uyandırmak, diriltmek” gibi mânalara gelen ba‘s kökünden türemiştir. Esmâ-i hüsnâdan biri olarak daha çok “ölüleri dirilten” anlamında kullanılır ve fiilî sıfatlar grubu içinde yer aldığı kabul edilir. Bâisin bu mânasını muhyî ve câmi‘ isimleri de teyit eder (bk. DİA, II, 484). Râgıb el-İsfahânî, kelimenin kökünde “nesnelerin, cinslerin ve türlerin yoktan var edilmesi” anlamının bulunduğunu kaydetmekte ve kelimenin mânalarına dair verdiği çeşitli örnekler içinde En‘âm sûresinin 65. âyetini bu mânaya ayırdığı anlaşılmaktadır (krş. el-A‘râf 7/167; Lokmân 31/28). Buna göre bâis ile, yaratma ifade eden hâliḳ, vb. isimler arasında bir anlam benzerliği meydana gelmektedir. Abdülkāhir el-Bağdâdî ise bâisin kökünde ölüleri diriltme, peygamber gönderme ve harekete geçirme, yani canlıların faaliyetlerini yaratma mânalarının bulunduğunu kabul eder. Gazzâlî bâis ile hâlik kavramları arasında bir bağlantının mevcut olduğunu kabul etmekle beraber özellikle ba‘s kökünün sadece âhiret hayatındaki ikinci ve son yaratmayı ifade etmediğini, bunun yanında ilk yaratmadan sonraki birçok yaratmanın her biri için de kullanılabileceğini belirtmiştir. Gazzâlî, “...ve biz bilmediğiniz durumlarda da sizi yeniden inşâ ederek yaratırız” (el-Vâkıa 56/61) ifadesiyle ilk ve son yaratılıştan başka yaratılışların da bulunduğuna işaret eden âyete dayanarak bâisin özellikle canlıların geçirdikleri evreleri yöneten ilâhî kudretin ifadesi olduğunu vurgulamıştır. Zaten muhtelif âyetlerde insanın yaratılış merhalelerine temas edilmektedir. Meselâ Gazzâlî’nin de tahlil ettiği, “Ey insanlar! Ba‘s konusunda bir tereddüt içinde bulunuyorsanız...” diye başlayan âyette (el-Hac 22/5), insan yaratılışının toprak - nutfe - alaka - et parçası - rahimde kalma dönemi - çocukluk - erginlik ve ihtiyarlık merhalelerine temas edilmektedir. Gazzâlî bunlara, “ruh - duyuların idraki - temyiz kudreti - akıl” şeklinde sıraladığı insanın psikolojik ve zihnî varlık safhalarının yaratılışını da ilâve etmiş, nihayet “velâyet ve nübüvvet” mertebelerini de ekleyerek Allah’ın bâis ism-i şerifiyle tecelli eden yeniden yaratılış örneklerini zenginleştirmeye çalışmıştır (bk. el-Maḳṣadü’l-esnâ, s. 95). Bâis ölüyü diriltmek veya bir nevi hayat taşıyan canlıyı başka bir yaratışla inşâ etmek anlamına geldiğine göre bir bakıma ölüm kabul edilen bilgisizliği (bk. Fâtır 35/22) izâle edip yerine hayatı simgeleyen bilgiyi koymak da bu ismin bir tecellisi olarak kabul edilmelidir (bk. Gazzâlî, s. 96).

Bâis kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de geçmemekle birlikte aynı kökten türeyen elliyi aşkın çeşitli kelime Allah’a nisbet edilmektedir. Bu kelimelere birbirinden az çok farklılık arzeden sekiz ayrı mâna veriliyorsa da (bk. İbnü’l-Cevzî, s. 204-205) bunların hepsini Abdülkāhir el-Bağdâdî’nin gruplandırdığı yukarıda işaret edilen temel anlamlar içinde mütalaa etmek mümkündür.

Bâis ve bu ismin kökünü oluşturan ba‘s ile ondan türemiş birçok kelime, yukarıda sözü edilen temel mânalara bağlı olarak çeşitli hadislerde de yer almıştır.

BİBLİYOGRAFYA
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “bʿas” md.; Lisânü’l-ʿArab, “bʿas” md.; Fîrûzâbâdî, el-Ḳāmûsü’l-muḥîṭ, “bʿas” md.; Wensinck, el-Muʿcem, “bʿas” md.; M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “bʿas” md.; Mustafavî, et-Taḥḳīḳ, “bʿas” md.; İbn Mâce, “Duʿâʾ”, 10; Tirmizî, “Daʿavât”, 82; Halîmî, el-Minhâc, I, 207; Abdülkāhir el-Bağdâdî, el-Esmâʾ ve’ṣ-ṣıfât, Kayseri Raşit Efendi Ktp., nr. 497, vr. 76b-77a; Gazzâlî, el-Maḳṣadü’l-esnâ, s. 94-96; İbnü’l-Cevzî, Nüzhetü’l-aʿyün, s. 204-205; Fahreddin er-Râzî, Levâmiʿu’l-beyyinât, s. 285-286; Ebü’l-Bekā, el-Külliyyât, Bulak 1281, s. 89; Bekir Topaloğlu, “Allah”, DİA, II, 484.
Bu madde ilk olarak 1991 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 4. cildinde, 525 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.