BÂKĪ

الباقي
Müellif:
BÂKĪ
Müellif: BEKİR TOPALOĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1991
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.05.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/baki--esma-i-husna
BEKİR TOPALOĞLU, "BÂKĪ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/baki--esma-i-husna (21.05.2019).
Kopyalama metni
Sözlükte “sebat ve devam etmek, kesintiye uğramadan geleceğe doğru sürüp gitmek” anlamındaki bekā kökünden türeyen bir sıfattır. Esmâ-i hüsnâdan biri olarak “gelecekte varlığının sona ermesi düşünülemeyen” anlamına gelir ki “Allah’tan başka her şeyin gelip geçici olduğu” mânasını ifade eden fânînin zıddıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de bâkī isminin ihtiva ettiği mâna, aynı kökten türeyen fiil ve ism-i tafdil sîgaları ile Allah’a nisbet edilmiştir (Tâhâ 20/73; er-Rahmân 55/27). Yine Allah’ın isimlerinden olmak üzere Kur’an’da yer alan âhir ve samed kelimeleri de (el-Hadîd 57/3; el-İhlâs 112/2) bâkīnin mânasını destekler niteliktedir. Allah’ın isim ve sıfatları başlangıçsız (ezelî) ve nihayetsiz (ebedî) olma özelliği taşıdığına göre O’nun hay ismi “ezelî ve ebedî bir hayatla diri” anlamına gelir ve bu mânasıyla Allah’ın sonsuzluğunu vurgulamış olur. Nitekim bir âyette Cenâb-ı Hak hay ismiyle anıldıktan sonra ölümden münezzeh (lâyemût) olmakla nitelendirilmiş (el-Furkān 25/58) ve bir bakıma bâkī ismi tefsir edilmiştir. Hadislerde bâkī mânasını içeren ve özellikle Hz. Peygamber’in dua ve münâcâtlarında yer alan ifadeler mevcuttur; ayrıca aynı anlama gelen dâim ismi de Allah’a nisbet edilmiştir (bk. Beyhakī, s. 9-12).

Bâkī, kelâm literatüründe “varlığının sonu olmayan” anlamında Allah’ın isim ve sıfatları içinde zâtî - selbî grubundan kabul edilmiştir. Gazzâlî’nin de belirttiği gibi “kendinden ötürü varlığı zaruri” (vâcibü’l-vücûd bizâtihî) olan Allah’ın, zamanın hem geçmişi hem de geleceği açısından nihayetsiz olması aklen de zorunludur. Çünkü mevcudiyetini kazanıp sürdürebilmesi için başkasına muhtaç olmaktan münezzeh bulunan Allah’ın zâtı değişime mâruz kalmayacağı gibi zamana da bağımlı değildir. Ancak değişim kanunlarına tâbi bulunan insanın zihni, zamanı geçmişe ve geleceğe bağlı olarak idrak eder. Bu sebeple de kelâmcılar yaratıcının sonsuzluğunu geçmiş açısından kadîm ve ezelî, gelecek açısından da bâkī ve ebedî kavramlarıyla ifade etmek istemişlerdir.

Bütün İslâm bilginleri Allah’ın bâkī oluşu noktasında görüş birliği içindedir. Ancak aşırı Şiî gruplarına mensup Beyân b. Sem‘ân, “O’nun vechi (zâtı) müstesna her şey yok olmaya mahkûmdur” (el-Kasas 28/88) meâlindeki âyetin hükmünü Allah’ı da içine alacak şekilde genelleştirmiş ve bu âyetteki vech kelimesine yaratılmışlara mahsus “yüz” mânası vererek Allah’ın yüzü hariç zâtının yok olacağını ileri sürmüştür. Fakat Beyân b. Sem‘ân’ın bu görüşü mutlak mânada ulûhiyyet kavramına, Allah’ın isim ve sıfatlarına ve mantık kurallarına aykırı görülerek reddedilmiştir. Dünya hayatını sona erdiren ölüm, kişinin ölümsüz yaratıcının ölümsüz âlemine geçişini sağlamaktadır. Özellikle Türk dünyasında hemen bütün mezar taşlarında yer alan “Hüve’l-bâkī” (Ölümsüz olan sadece O’dur) cümlesi, Allah’ın üstün kudret ve ebedîliğini ifade ederken kulun aczini dile getirmekte ve dolayısıyla gerçek saadetin O’na teslim olmakla gerçekleşebileceğine işaret etmektedir (Bâkī kavramının Allah’ın sıfatları içindeki yeri ve zâta nisbet edilişiyle ilgili farklı görüşler için bk. BEKĀ).

BİBLİYOGRAFYA
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “bḳy” md.; İbnü’l-Esîr, en-Nihâye, “bḳy” md.; Lisânü’l-ʿArab, “bḳy” md.; M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “bḳy” md.; Mustafavî, et-Taḥḳīḳ, “bekāʾ” md.; Halîmî, el-Minhâc, I, 188; Bağdâdî, Uṣûlü’d-dîn, s. 81, 108-109; a.mlf., el-Esmâʾ ve’ṣ-ṣıfât, Kayseri Raşit Efendi Ktp., nr. 497, vr. 77a, 82a-b; Beyhakī, el-Esmâʾ ve’ṣ-ṣıfât, s. 9-12; Cüveynî, el-İrşâd (M. Yûsuf), s. 78; Gazzâlî, el-Maḳṣadü’l-esnâ, s. 117-118; Fahreddin er-Râzî, Tefsîr, XV, 24; a.mlf., Levâmiʿu’l-beyyinât, s. 350-351; Ebü’l-Bekā, el-Külliyyât, Bulak 1281, s. 96; Bekir Topaloğlu, “Allah”, DİA, II, 484, 488.
Bu madde ilk olarak 1991 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 4. cildinde, 536-537 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.