BALIK - TDV İslâm Ansiklopedisi

BALIK

Müellif:
BALIK
Müellif: ABDÜLKADİR DONUK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1992
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.10.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/balik
ABDÜLKADİR DONUK, "BALIK", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/balik (24.10.2020).
Kopyalama metni

“Kale” ve “saray” mânasını da ihtiva eden kelimeye Türkçe metinlerde “şehir” anlamında ilk defa Orhon yazıtlarında rastlanır. Göktürkler İlteriş Kağan’ın 680 yılında devleti yeniden teşkilâtlandırdığını işitince “balıktakiler dağa çıkmış, dağdakiler de aşağı inmişti.” Tonyukuk Kitâbesi’nde de Çin’e yapılan Türk akınlarından bahsedilirken Çin şehirleri balık sözü ile anılmaktadır. Kitâbede Tonyukuk, bir akın sırasında yirmi üç Çin balığını tahrip ettiğinden ve Çin’in doğusunda bulunan Şantungbalık’tan söz eder. Göktürkler’in kuzey ve doğusunda yaşayan Dokuz Oğuz Türkleri’nin ise Togubalık adlı bir şehirleri vardı.

Aurel Stein tarafından Tunhuang şehrinde bulunan ve V. Thomsen tarafından okunan Göktürk yazısı ile yazılmış bir el yazmasında Turfan şehrine Koçubalık denmektedir. Yine Göktürkçe yazılmış Ongin Yazıtı’nda “kamug balıkka tegdim” (bütün şehirlere yetiştim) cümlesi geçmektedir ki bu şehirlerin Dokuz Oğuz şehirleri olması muhtemeldir.

Uygurlar büyük şehirleri küçük şehirlerden “ulug balık” adıyla ayırıyorlardı. Uygur Hâkanı Moyen-çor (747-759), Orhon ile Selenga’nın birleştiği bölgede Baybalık adlı şehrini Çinli ve Soğdlu ustalara yaptırmıştı. Yine Moyen-çor zamanında Karabalgasun yanında kurulan bir diğer şehir de Ordubalık adını taşıyordu. Uygur Hâkanlığı’nın meşhur başşehrinin adı ise Beşbalık’tı. Yengibalık veya Yangıbalık da Uygurlar’ın bir diğer şehriydi. Fakat daha sonraki Türk şehirlerine de bu ad sık sık verilmiştir. Yine Uygur şehirleri arasında Canbalık adını taşıyan başka bir şehir daha vardı.

Hazar Hâkanlığı’nın başşehri olan İtil şehrinin bir diğer adı Hanbalık’tı. Hatunun oturduğu şehre de Hatunbalık deniliyordu. Bunun yanında Asya’daki Karakorum ve Pekin şehirleri Hanbalık adıyla tanınmışlardı. Ayrıca bazı seyyahlar Pekin şehri için İlibalık deyimini de kullanmışlardır.

Eski Türkler’de balık sözünün diğer bir mânası da “çamur”dur ve balçık kelimesi buradan gelmektedir. Fakat bu anlam yalnız Oğuz Türkleri’nde görülüyordu. Bugün eski Türkler’in yaptıkları şehirlerden herhangi bir iz kalmamış gibidir. Bunun sebebi balık sözü ile açıklanabilir. Kelime aslında “bal” kökü ile bir nevi toprağı ifade etmekteydi ve Türkler’in kurdukları şehirlerdeki binalar da daha çok çamur-toprak (kerpiç) ile yapılmıştı. Bazı Çin kaynaklarında Asya Hunları’nın evlerini “dövülmüş toprak”tan yaptıklarına işaret edilmektedir.

Türkçe balık sözü daha sonra Moğolca’ya da geçmiştir. Moğol kaynakları şehirleri balakat sözü ile anıyorlardı. Moğolca balakat veya balgat kelimeleri balık sözünün çoğul şeklidir.

Balık kelimesi Uygurlar’ın son zamanlarına doğru yerini Soğdca’dan gelen kent ve Farsça şehir kelimelerine bırakarak unutulmuştur.


BİBLİYOGRAFYA

, I, 113, 248, 379.

Ahmed Caferoğlu, Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü, İstanbul 1968, s. 32.

, s. 335 vd.

Oğuz Kağan Destanı (nşr. W. Bang – Reşit Rahmeti Arat), İstanbul 1936.

Hüseyin Namık Orkun, Eski Türk Yazıtları, İstanbul 1936-41, I, 180; II, 66.

D. M. Dunlop, The History of the Jewish Khazars, Princeton 1967, s. 89-115.

, II, 257 vd.

Tuncer Baykara, Türk Şehri İstanbul: XI. Yüzyıla Kadar (doktora tezi, 1971), İÜ Ktp., nr. 7254, tür.yer.

Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, Ankara 1978, I, 175-315.

İbrahim Kafesoğlu, Türk Millî Kültürü, İstanbul 1983, s. 309 vd.

A. V. Gabain, “Kök-Türklerin Tarihine Bir Bakış”, , II/5 (1944), s. 692.

Emel Esin, “Orduğ: Başlangıçtan Selçuklulara Kadar Türk Hakan Şehri”, , VI/10-11 (1968), s. 137-175.

R. Rahmeti Arat, “Balık”, , II, 275.

W. Barthold, “Bālık”, , I, 993.

a.mlf., “Bâlik”, , III, 1005-1006.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1992 yılında İstanbul'da basılan 5. cildinde, 12 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER