BODRUM

Müellif:
BODRUM
Müellif: TUNCER BAYKARA
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1992
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/bodrum
TUNCER BAYKARA, "BODRUM", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/bodrum (14.10.2019).
Kopyalama metni

Bodrum kelimesi, Anadolu’da hipodrom gibi büyük yapı kalıntıları olan antik şehir harabelerine Türkler tarafından verilen genel bir ad olup muhtemelen hipodromun kısaltılmış şeklidir. Anadolu’da XV-XIX. yüzyıllar arasında bu adla anılan antik şehirler İzmir’in batısında Seferihisar yakınlarındaki Theos, İzmir Selçuk’ta Efesos, Isparta’da Ağlasun yakınlarında Sagalassos, Burdur’da şimdiki Gölhisar yakınlarında Kybira, Adana Ceyhan’da Hemite köyü yakınlarında Kastabala’dır. Antik Halikarnassos üzerinde kurulu olan bugünkü Bodrum şehri ise Bodrum ismini günümüze kadar koruyan tek yer olma özelliğine sahiptir.

“Bodrum” kelimesi Pîrî Reis’in eserinde ”بوطروم“; XVIII. yüzyıldan sonra ”بودروم“ veya ”بودرم“ imlâsıyla yazılmıştır. Bu adın XV. yüzyıl başlarında burada bir kale yaptıran Haçlılar tarafından Aziz Peter’e izâfetle verildiği ve zamanla Peteronium-Peterium ve Bodrum şekline dönüştüğü tarzında geçen yüzyıldan beri ileri sürülen görüşler Anadolu’daki diğer örnekler sebebiyle doğru olmamalıdır. Şehrin üzerine kurulu olduğu Halikarnassos yerli Anadolu dillerine ait bir isim olup milâttan önce VII. yüzyıldan itibaren büyük bir gelişme göstermiştir. Ünlü tarihçi Herodotos’un da yetiştiği antik şehir Roma çağında canlı bir yerleşim yeri olmuş, anıtmezar Mausoleum’u ile büyük şöhret kazanmıştı. Ancak Bizanslılar döneminde değişen tarihî coğrafya şartları çerçevesinde gerilemeye başladı. Müslüman denizcilerin Akdeniz’deki faaliyetleri sırasında iyice söndü ve Türkler’in bölgede göründükleri devirde ıssız, terkedilmiş bir yer haline geldi. Türkler bölgeye XI. yüzyılın sonlarında bir ara ulaşmış olmakla birlikte XIII. yüzyıldan sonra kuvvetli bir şekilde burayı etkileri altına aldılar. Kayı boyunun faaliyet sahasını teşkil eden Denizli’nin güneyindeki Türkmenler, XIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Dalaman çayını aşıp ilerlemeye başladılar. Menteşe Bey’in liderliğindeki bu Türkmenler XIII. yüzyıl sonlarında şimdiki Bodrum dolayına ulaşmış ve burayı bir deniz üssü olarak kullanmış olmalıdırlar. Sürekli bir nüfus akışı sonucu Beçin/Milas’ın güneybatısındaki yarımada da (Bodrum yarımadası) iskân edildi ve burada muhtemelen ismini Kayılar’la ilgili bir ad olan Sarı-ulus’tan alan Sarulus, Eseulus veya Saravolos adlı bir idarî birim ortaya çıktı.

XV. yüzyıl başlarında Osmanlılar’ın hayli sıkışık dönemlerinde Timur tarafından yıkılan İzmir Kalesi’ni yeniden inşa etmeye başlayan Rodos şövalyelerine engel olmak isteyen Çelebi Mehmed onlara Menteşe kıyılarında yer gösterdi. Bunun üzerine şövalyeler 1415’ten itibaren, eski harabeler önünde karaya bitişik gibi duran ada üzerinde bir kale inşasına giriştiler. İnşasında harabelerin ve Mausoleum’un taşlarının da kullanıldığı kale Haçlı ileri karakolu rolünü oynamış ve hatta bu sebeple yörede XIV. yüzyılda başlamış olan Türk iskânının zarar görmesine yol açmıştır. Nihayet Bodrum, Kanûnî’nin Rodos Seferi sırasında İstanköy ile birlikte Kaptanıderyâ Palak Mustafa Paşa tarafından 1522’de Osmanlı hâkimiyeti altına alındı. Kaptanpaşa eyaletinin İstanköy sancağına bağlı bir kale olarak XVI. yüzyıl boyunca önemini korudu. Yüzyılın sonlarında burada görev yapan bir dizdar ve kırk bir kale muhafızı bulunuyordu. XVII. yüzyılda bu sayı seksene çıktıysa da XVIII. yüzyıl sonlarında elli ikiye indi.

Kaleyi XVI. yüzyılın başlarında gören Pîrî Reis, etrafındaki adaları ve denizin durumunu tarif ederek Bodrum’un küçük bir kale olduğunu, önünde geniş bir limanının bulunduğunu belirtir. 1671’de Evliya Çelebi de buradan etrafının henüz yerleşmeye açılmadığı bir kale olarak söz eder. Karaova kazasının merkezi olan Kemer ve Mıhdökenbeli yoluyla Bodrum’a ulaşan Evliya Çelebi buranın Karaova kazasının bir nahiyesi olduğunu, kalesinin İstanköy sancağına bağlı bulunduğunu, derin bir hendekle çevrili kale içinde Kanûnî Sultan Süleyman adına kiliseden çevrilmiş ve bir minare eklenmiş caminin yer aldığını yazar. Ayrıca kale dışında varoşunun, han, cami, hamam ve çarşısının bulunmadığını, halkın geçiminin kuru üzüm ve incire dayandığını, kuzeydeki Lonca kapısı dışındaki Lonca Mescidi’nin çeşmesine Memi Paşa’nın su kemerlerinden su geldiğini, 200 gemilik limanının güvenli olduğunu da belirtir. Evliya Çelebi’nin kale içinde 100 hâne olarak gösterdiği Bodrum’un nüfusu zamanla giderek artmaya başladı. Nitekim XVIII. yüzyılın başlarında kale dışında yerleşmeler görüldü ve Bodrum kale dışında bir iskân yeri şeklinde ortaya çıktı. Halkın ihtiyacının giderilmesinde bu yıllarda Bodrum’da görevli Eğribozlu Mustafa Paşa’nın gayretleri olmuş ve paşa 1723’te kale dışında bir de cami yaptırmıştır. Bu yüzyılın ilk yarısında liman kıyısında sonradan adı Tepecik olan bir mahalle daha oluştu ve burada 1740’ta Mustafa Paşa’nın kahyası bir cami daha inşa ettirdi. Böylece Bodrum yavaş yavaş bir kasaba hüviyetine bürünmeye başladı. Suyun sınırlı oluşu su kuyularının açılmasına ve bunların da yerleşmeyi yönlendirmesine sebep oldu. XVIII. yüzyıl sonlarında ve XIX. yüzyıl başlarında Bodrum’da Çarşı, Eski Çeşme, Kelerlik, Türk Kuyusu, Umurca ve Yeniköy adlı mahalleler bulunuyordu. Ayrıca bunlara yine XVIII. yüzyılın son çeyreğinde meydana geldiği bilinen Tersane ile Bizans kilisesi harabeleri üzerinde kurulduğu için Kiliselik adıyla anılan bir mahalle daha ilâve edilebilir.

XVIII. yüzyılda gelişme gösteren Bodrum’un uygun bir limana sahip olması, 1770 Çeşme faciasından sonra muhtemelen 1775’te burada bir tersane tesisine yol açtı. Ayrıca çevrede gemi yapımı için elverişli kereste de bulunuyordu. Gemi inşasına yatkın Rum ustalar ve diğer hizmetliler böyle bir iş imkânı karşısında Bodrum’a gelmeye başladılar ve bunların sayıları da giderek artış gösterdi. Bodrum Tersanesi’nde büyük harp gemileri ve kalyonlar yapılırdı. 1780’lerden itibaren elli yıl zarfında burada on kalyon yapıldı, bunların her birinin boyu 34 m. ile 56 m. arasında değişiyordu. Gemi yapımı için finans kaynağını genellikle Batı Anadolu’daki voyvoda ve mütesellim*lerin devlete vermekle yükümlü oldukları paralar teşkil ediyordu. Burada ilk kalyonu Menteşe mütesellimi Tavaslı Ömer Ağa 1784-1785 yıllarında yaptırmıştı. Ayrıca Sığla mütesellimi Hasan Çavuşzâdeler, Milas âyanı, Karaosmanoğulları, İzmir voyvodaları, Kâtibzâde Mehmed Efendi ile Hüseyin Kâmil Efendi de burada kalyon yaptıranlardandır. Yapımı bilinen son savaş gemisi, 1247 (1831) tarihli Takvîm-i Vekāyi‘de haber verilen 63 zirâlık ve seksen top taşıyan bir kalyondur. Bu tarihlerden sonra Bodrum Tersanesi eski gücünü kaybetmeye başladı ve varlığını küçük ölçüde sürdürdü.

Bodrum Kalesi 1819-1820 kışında esaslı bir tamir gördü ve güçlendirildi. Ancak 1826 sonrasında askerî özelliği değişti ve burada sadece topçular kaldı. 1838-1839’daki büyük değişiklikler Rum nüfusun çoğalmasına yol açtı ve 1870’te burada bir kilise yapıldı. Karaova kazasına bağlı bir nahiye merkezi durumunda olan Bodrum, 1867 idarî ıslahatı sonucu bir kaza merkezi oldu. Bodrum’un merkez olduğu bu kaza Karaova ve Saravolus adlı iki nahiyeden oluşuyordu. XIX. yüzyılda Bodrum’a gelen seyyahlar buranın nüfusu hakkında da bilgi verirler. W. Turner 1815’te burada 2000 Türk ile 110 Rum evi bulunduğunu (toplam yaklaşık 10.000 kişi) belirtir. M. Michaud 1830’larda toplam nüfusun 3000 olduğunu, Wrotchenko ise 400’ü Rum toplam 1200 hâne bulunduğunu yazar. D. Georgiades 1885’te basılan bir eserinde Bodrum’da Rum nüfusunu 500 olarak gösterir. 1308 (1891) tarihli Aydın Vilâyeti Salnâmesi’nde ise 1080 meskende toplam 5524 kişinin yaşadığı kayıtlıdır. V. de buna dayanarak Bodrum’da 3605 Türk, 2264 Rum, 86 yahudi ve 45 yabancı olmak üzere toplam 6000 kişinin bulunduğunu tesbit eder. Nüfus 1905’te 4615’i Türk 7650, 1908’de ise 4265’i Türk 7840 olarak gösterilir.

Bu arada 1878’de topçu neferleri de kaldırılan Bodrum Kalesi 1885’te hapishane vasfını kazanmış ve sürgün yeri olmuş, hatta Cumhuriyet’in ilk yıllarında da bu özelliğini sürdürmüştür. I. Dünya Savaşı sırasında 26 Mayıs 1915’te bir Fransız savaş gemisi tarafından bombardıman edilen Bodrum savaş sonunda 11 Mayıs 1919’da İtalyan işgaline uğradı. Millî Mücadele’nin başarıyla sonuçlanması üzerine İtalyanlar Bodrum’dan çekildiler. Şehir 1923’ten sonra da gelişmesini bir kaza merkezi olarak sürdürdü.

Bodrum’da Osmanlı döneminde yapılmış cami ve mescidler arasında, kale içindeki Sultan Süleyman Camii, kale dışında Kızılhisarlı Mustafa Paşa Camii (1723), Mustafa Paşa’nın kâhyası Hasan Hoca Camii (1740), Bitezli Hacı İsmâil’in Yeniköy Mescidi (1774), Tabak Hacı Ali’nin tersane yakınında yaptırdığı mescid (1780), Adliye Camii (1902) sayılabilir. 1792’lerde Hasan Ağa Kuyusu yakınlarında yapılan bir başka mescidden ayrı olarak Eski Çeşme, Kelerlik, Türk Kuyusu ve Umurca mahalle mescidleri ile iki hamamın varlığı da XIX. yüzyıl başlarından beri bilinmektedir. Eğitim kurumları olarak XX. yüzyılın başlarına kadar faaliyetini sürdüren Mustafa Paşa Medresesi (1746), bu sırada artık faal olmayan Hacı Câfer Bey (Tepecik) Medresesi (1760), XIX. yüzyıl başlarında mevcut kale camii yanındaki mektep (XVI. yüzyıl), Eski Çeşme Mektebi, Hacı Samancı Mektebi, Kelerlik mahalle mektebi, Abdurrahman oğlu Ali’nin Yeniköy mahallesi mektebi, 1876’da açılan bir rüşdiye sayılabilir. Diğer eski Türk yapıları ise Saldırşah Horasânî’ye ait olduğu kabul edilen bir türbe (ilçe merkezinin dışında Gümbet mevkiinde) ile limanın güneybatısında Mustafa Paşa ve oğlu Câfer Paşa’ya ait türbe ve bugün hiçbir iz kalmamış olan Tunuslu Süleyman Kaptan Türbesi’dir. XIX. yüzyılın sonlarında Bodrum’da 100’ü sünger, 100’ü de balık ve ahtapot avıyla meşgul 200 tekne vardı. Eskiden beri kurulan bir pazarı olmamakla birlikte cuma günleri etraftan gelenler sebebiyle alışveriş arttığından o gün pazar kabul edilmişti.

Bodrum, sağlam taş binaları, temiz sokakları ve bahçeler içindeki evleriyle Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türk özelliklerini yeniden kazanmış bir kasaba görünümündeydi. 1927’de 1450 hâne ve 4290 kişi olan nüfusu, arada bazı düşüşler de göstermekle beraber (1940’ta 5825, 1945’te 4963, 1950’de 4701 nüfus), uzun süre hemen hemen pek fazla değişmeden kaldı. 1965’ten sonra ise hızla artmaya başladı. Özellikle turizm ve tatil beldesi özelliğini kazanarak büyük şöhrete sahip oldu. 1980’de 9799, 1985’te 12.949 olan nüfusu 1990’da 20.931’e yükseldi.

Bodrum’un merkez olduğu ilçe merkez bucağından başka Karaova, Turgutreis ve Ortakent bucaklarına ayrılmıştır. Yüzölçümü 649 km2 olan ilçenin sınırları içinde 1990 sayımının sonuçlarına göre 56.821 nüfus yaşamaktaydı. Nüfus yoğunluğu ise 88 idi.


BİBLİYOGRAFYA

, nr. 166.

, nr. 295.

Bodrum Şer‘iyye Sicilleri, İzmir Müzesi, nr. 165-175.

Nezâret-i Maârif-i Umûmiyye Salnâmesi, 3. sene (1318), s. 1100, 1132-1133.

Aydın Vilâyeti Salnâmesi (1307), s. 508, 614-615; (1313), s. 460-464; (1323), s. 358-364; (1326), s. 697-704.

Pîrî Reis, Kitâb-ı Bahriye, Ankara 1935, s. 220, 223, 225, 227, 229.

, IX, 211-214.

C. Beaufort, Karamania, London 1818.

W. Turner, Journal of a tour in the Levant, London 1820, s. 50-60.

M. N. Bouillet, Dictionnaire Universal d’Histoire et de Géographie, Paris 1847, s. 227.

Ch. Texier, Asie mineure, Paris 1862, s. 628-632.

A. G. Findlay, A Sailing Directory for the Mediterrenaen Sea, London 1868, s. 330.

D. Georgiades, Smyrne et l’Asie mineure, Paris 1885, s. 117.

, III, 662-665.

Ahmed Rifat [Yağlıkçızâde], Lugat-ı Târîhiyye ve Coğrâfiyye, İstanbul 1299-1300, II, 147.

, II, 1369-1370.

Ali Cevad, Memâlik-i Osmâniyye’nin Târih ve Coğrâfiya Lugatı, İstanbul 1313-17, I, 204-205.

Ali Rıza, Menteşe Sancağı’nın Ahvâl-i Zirâiyye ve Arziyyesi, İstanbul 1331, s. 50, 89, 101, 110.

Belediyeler, İstanbul 1933, s. 755-756.

Zekai Eroğlu, Muğla Tarihi, İzmir 1939, s. 204-222.

P. Wittek, Menteşe Beyliği (trc. O. Şaik Gökyay), Ankara 1944, s. 97, 107, 164.

Avram Galanti, Bodrum Tarihi, İstanbul 1945.

a.mlf., Bodrum Tarihine Ek, İstanbul 1946.

Belediyeler Yıllığı, Ankara 1949, I, 380-384.

O. N. Bilgin, Bodrum, İstanbul 1965.

K. E. Uykucu, İlçeleriyle Birlikte Muğla Tarihi, İstanbul 1968, s. 151-165.

H. Elbe, Bodrum, İstanbul 1972.

M. Karadaş, Mavi Cennet Bodrum, Denizli 1976.

Tuncer Baykara, “‘Bodrum’ Adına Dair”, , XLV (2)/178 (1981), s. 5-8.

V. J. Parry, “Bodrum”, , I, 1288-1289.

Bu madde ilk olarak 1992 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 6. cildinde, 247-249 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.