BUÇUKTEPE VAK‘ASI

BUÇUKTEPE VAK‘ASI
Müellif: ABDÜLKADİR ÖZCAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1992
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 09.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/bucuktepe-vakasi
ABDÜLKADİR ÖZCAN, "BUÇUKTEPE VAK‘ASI", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/bucuktepe-vakasi (09.12.2019).
Kopyalama metni

II. Murad 1444’te Macarlar’la ve Karamanoğulları ile barış antlaşmaları imzalamış, böylece devleti batıda ve doğuda emniyete aldıktan sonra hayatta kalan tek oğlu Şehzade Mehmed lehine tahttan feragat etmiş ve Manisa’ya çekilmişti. II. Mehmed o sırada henüz on iki yaşlarında idi. Dîvân-ı Hümâyun ise Vezîriâzam Çandarlı Halil Paşa, Rumeli Beylerbeyi Hadım Şehâbeddin Paşa, Zağanos Mehmed Paşa, Saruca Paşa ve Kazasker Molla Hüsrev’den teşekkül ediyordu. Fakat II. Murad’ın bu inzivâ hayatı çok sürmedi. Macarlar Osmanlı tahtına çocuk denecek yaşta birinin geçmesini fırsat bilerek, Karamanoğlu’nun da tahrikiyle, on yıllığına imzalanmış Szegedin Antlaşması’nı (12 Temmuz 1444) bozarak Osmanlı Devleti’ne savaş açtılar (1 Eylül 1444). Macarlar’a başta papalık olmak üzere Eflak ve Sırp prenslikleriyle Alman ve İtalyanlar da katıldı ve böylece Avrupa’da büyük bir Haçlı kuvveti toplandı. Haçlılar’ın Bulgar topraklarını yağmalayarak Varna’ya kadar gelmeleri üzerine Osmanlı vezirleri II. Mehmed’in başkanlığında toplanıp Sultan Murad’ı tekrar iş başına getirmeye karar verdiler. Sultan Murad bir rivayete göre Edirne’de tahta çıkmış, daha doğru olan bir başka rivayete göre ise sadece Osmanlı ordusuna kumanda etmiş, II. Mehmed Varna Savaşı sırasında padişahlığını korumuş ve Halil Paşa ile birlikte Edirne muhafazasında kalmıştır. Haçlı kuvvetlerine karşı kazanılan Varna Zaferi’nden (10 Kasım 1445) sonra Sultan Murad bir süre Edirne’de kalmışsa da tahta geçmediği anlaşılmaktadır. Çünkü bu sırada İslâm ülkelerine gönderilen bazı fetihnâmeler II. Mehmed adına yazılmış, gelen cevapnâmeler de yine onun adına gelmiştir.

O sıralarda Edirne’de II. Murad ile oğlu Sultan Mehmed’i tutan devlet adamları arasında büyük bir anlaşmazlık vardı. Vezîriâzam Çandarlı Halil Paşa ve yeniçeriler Osmanlı tahtında Sultan Murad’ı görmek isterken Şehâbeddin, Zağanos ve Saruca Paşa gibi vezirler II. Mehmed’i tutuyorlardı. Çandarlı’nın barışçı politikasına karşılık rakipleri genç padişahı fetihlere, özellikle İstanbul’un fethine teşvik ediyorlardı. Bu sebeple II. Murad oğluna ve onu teşvik eden vezirlere bir ihtarda bulunmak zorunda bile kalmıştı. Bu arada Halil Paşa II. Murad’ı tekrar Osmanlı tahtına geçirmek için planlar yapıyordu. Hatta vezîriâzamın genç hükümdarı kolayca kandırarak Varna Zaferi’nin ardından nezaketen babasına taht teklifinde bulundurduğundan bile söz edilir. Güya II. Murad bu teklifi nasıl olsa kabul etmeyecek ve yine II. Mehmed Osmanlı tahtında kalacaktı. Bir başka rivayete göre ise II. Murad Varna Seferi’nden veya bir avdan dönerken askerle görüşmüş ve onların kendisini istediklerinden emin olduktan sonra ikinci defa saltanatı kabul etmiştir.

II. Mehmed’in birinci saltanatından çekilmesinin asıl sebebi olan ve tarihlere Buçuktepe Vak‘ası olarak geçen olay da yine bu sırada Edirne’de çıkmıştır. Osmanlı tarihinde görülen bu ilk yeniçeri ayaklanmasının zâhirî sebebi, Osmanlı para birimi olan akçenin ayarının düşürülmesidir. Çünkü bu ilk para ayarlaması askeri ve piyasayı zarara sokmuştu. Kaynakların bildirdiğine göre aylardır maaşlarını alamayan yeniçeriler paranın değerinin düşürülmesinden rahatsız olmuşlar ve isyan çıkarmışlardır. Rumeli Beylerbeyi Hadım Şehâbeddin Paşa’nın evini yağmalamışlar, bu arada Şehâbeddin Paşa II. Mehmed’in sarayına sığınarak canını zor kurtarabilmiştir. Yeniçeriler daha sonra şehrin doğusundaki tepeye çekilmişlerdir. İsyan, yeniçeri maaşlarına yarım (buçuk) akçe zam yapılarak yatıştırılmış ve o zamandan beri bu tepe Buçuktepe adıyla anılmıştır. İsyancılar bu şekilde yatıştırılmışsa da asker artık genç padişahtan yüz çevirip babasının hükümdar olmasını istemiştir.

Öte yandan Buçuktepe Vak‘ası’nın II. Mehmed’i tahttan uzaklaştırmak için Çandarlı Halil Paşa tarafından tertiplenmiş olduğu yolunda kuvvetli deliller vardır. Çünkü bu olayda doğrudan Çandarlı’nın baş rakibi ve genç padişahın birinci adamı Şehâbeddin Paşa hedef alınmış, böylece Sultan II. Mehmed’in tahtı tehlikeye düşmüş ve Edirne’de bir iktidar boşluğu doğmuştur. Bunun üzerine Çandarlı’nın gizlice gönderdiği haberle 1446’da Edirne’ye gelen II. Murad yeniden Osmanlı tahtına çıkmış, Şehzade Mehmed de yanında güvenilir adamları olduğu halde Manisa’ya dönmüştür.

Osmanlı tarihinde Buçuktepe Vak‘ası ile asker ilk defa politikaya alet edilmiş ve bundan böyle yeniçerilerin nüfuzu sürekli artmıştır.

Edirne’de halen aynı adı taşıyan mahallenin biraz dışında kalan Buçuktepe mevkiinde şehir mezarlığı bulunmaktadır.


BİBLİYOGRAFYA

İstanbul’un Fethinden Önce Yazılmış Tarihî Takvimler (nşr. Osman Turan), Ankara 1984, s. 47.

Die altosmanischen anonymen chroniken (nşr. F. Giese), I, Breslau 1922, s. 70, 205.

, s. 58-59.

, II, 647-657.

XVI. Yüzyılda Yazılmış Grekçe Anonim Osmanlı Tarihi (haz. Şerif Baştav), Ankara 1973, s. 134-135.

Hoca Sâdeddin, Tâcü’t-tevârîh, I, 375-387.

, s. 173-179.

Hüseyin, Bedâyiu’l-vekāyi‘ (nşr. A. S. Tveritinovoy), Moskova 1961, I, 373-381.

Dimitri Kantemir, Osmanlı İmparatorluğunun Yükseliş ve Çöküş Tarihi (trc. Özdemir Çobanoğlu), Ankara 1979, I, 99-100.

, II, 224-225.

Cevad Paşa, Târîh-i Askerî-i Osmânî, İstanbul 1299, I, 219-220.

, I, 212-218.

, I, 439-440.

Fr. Babinger, Mahomet II le Conquérant et son Temps (1432-1481), Paris 1954, tür.yer.

Mustafa Akdağ, Türkiye’nin İktisadî ve İçtimaî Tarihi, İstanbul 1979, I, 383-385, 421-422.

S. Shaw – E. K. Shaw, Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye (trc. Mehmet Harmancı), İstanbul 1982-83, I, 84-87.

Halil İnalcık, Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar I, Ankara 1987, s. 69-109.

E. Verner, Büyük Bir Devletin Doğuşu: Osmanlılar, Halk Ayaklanmaları ve Askerî Feodalizm (trc. Yılmaz Öner), İstanbul 1988, II, 100-105.

Ali, “Murâd-ı Sâni Sikkeleri”, , XIV/14 (91) (1926), s. 82.

Bu madde ilk olarak 1992 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 6. cildinde, 343-344 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.